Av. Hasan Sözmener

 

Okul seçeceklere ihbar

03 February 2014, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Yanılmıyorsam günlerden perşembe idi. İki ilkokul çocuğu girdi ofisten içeriye. Bir tanesi dedi ki, “Abi, karnemi göstermeye geldik”. Öteki da, anlaşılmaz şekilde mırıldandı. Belli ki o da aynı veya benzer şeyler söyledi. Birden bire çocukluk günlerimi hatırladım. Biz de o yaşlarda iken, karnelerimizi, tüm konu komşuya gösterirdik. Zaten biz göstermeyi unutsak bile konu komşu hatırlatırdı. Hatırlatma sorusu da aşağı yukarı hep aynı idi. “Kaça kadar indin, karneyi getir da bir görelim.”

Çocuklar mahalledenmişler ama, önceden tanışmıyorduk. Tüm notlar Pekiyi. Aferini bastım, çok sevindiler. Büyüyünce ne olmak istediklerini sordum birisi avukat olmak istediğini diğeri ise, öğretmen olmak istediğini söyledi.

Çocuklar aferini ve bahşişlerini alınca sevinerek, gülüşerek gittiler.

Onlar gidince beni aldı bir kara düşünce. Dersleri pekiyi olan bu çocuklar için, etrafımdaki gençler için üzüldüm da üzüldüm.

Bir münhal çıkıyor örneğin sınavla 3-4 tane İngilizce öğretmeni alınacak. Sınava katılan öğretmen adayı sayısı 500-600. Mimar sayısı bini aşmış, avukat sayısı bine yaklaşmış. Binlerce öğretmen, yüzlerce eczacı, …

Sınav neticesinde alınan 4 İngilizce öğretmeninden geriye kalan onca kişi ne iş yapmakta? Bu mimarlar neyin projesini çizmekte, bu avukatların hepsi de geçimin sağlayacak kadar para kazanıyorlar mı? Mezunların yanı sıra binlerce öğrencimiz da birçok okullarda okuyorlar. Bu öğrencilerimizin halini bir düşünen var mı?

Geçmişte, birkaç yerde ağzımı açmıştım ve demiştim ki, “Bu kadar üniversiteli bize çok, buna bir kota mı getirilir, kontenjan mı belirlenir, bir şeyler yapılmalı.” Bu konuda her ağzımı açtığımda verilen cevaplar ayni. “Eğitim, öğrenim herkesin hakkı, buna sınır getirilemez, buna yasak konamaz.” Sanki bunun böyle olduğunu ben bilmiyorum. Hade ben bilmiyorum, Fransız da mı bilmiyor, Alman da mı bilmiyor, İngiliz da mı bilmiyor. Hade bunlar da bilmiyor. Dünya devi ABD’de yaşayan Amerikalılar da mı bilmiyor? Bunların aklı kesmiyor mu, üniversiteler açsınlar, tüm vatandaşlarını üniversitede okutsunlar, tüm vatandaşları, üniversite mezunu olsun. Bunların da aklı keser tabii ki ama, üniversite ve yüksek okul mezunlarının sayısının, nüfusun yüzde yirmi civarında olmasını istiyorlar ve halkı ona göre yönlendiriyorlar. Bu işi, yönlendirerek yapıyorlar, yönlendirme yetmezse, kota da koyuyorlar, kontenjan da belirliyorlar. Bunlar da yetmezse, meslek örgütleri kota koyuyor.

Tabii ki, herkesin eğitim hakkı vardır, tabii ki herkesin öğrenim hakkı vardır. Herkes dilediği alanda dilediği kadar okuyabilir, akademik kariyer yapabilir. Bunu biliyorum ve bütün bunların bir hak olduğunu da biliyorum. Eğitimi ve öğrenimi bir zevk için yapıyorsak, eğlence olsun diye yapıyorsak hiçbir lafım yoktur. Varsın zevk almak için, eğlenmek için, okuyalım. Ama, öyle değil işte, Eğitimi ve öğrenimi yapma amacımız, mezun olduktan sonra eğitim aldığımız, öğrenim gördüğümüz konuda bir meslek yapmak para kazanmak, geçim temin etmektir. Amaç bu olunca da, iş zevkten, eğlenceden çıkıyor. O zaman, devletin yönlendirme yapması, gerekirse, kota koyması, kontenjan belirlemesi gerekiyor.

Aslında var ya, herkes, bu memlekette her branşın dolup taştığını, görüyor ve biliyor. Buna rağmen devletin almadığı tedbirleri, halk da almıyor okuyanlar da almıyor. Bunun en büyük nedeni yine siyasilerdir diye düşünmekteyim. Etrafımda yaşananlardan bu kanaate vardım. Örneğin, açıkta, beş altı yüz tane İngilizce öğretmeninin olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Peki durum bu ise, hâlâ daha İngilizce öğretmeni olmak için yüzlerce öğrenci niye okumaktadır? Düşünce şudur, “açıkta İngilizce öğretmen sayısı isterse bin tane olsun, biz filan partideniz, bizim çocuğu öğretmen almaya söz verdiler.”

Ben onu bunu bilmiyorum, ama avukatlık mesleğinin içerisindeyim ve görüyorum ki, şu anki avukat sayısı dahi, ihtiyacın belki de beş katı üzerindedir. Ve bu durumu okul seçeceklere alenen ihbar ederim.

 

Yazarın Tüm Yazıları
Halk oylaması 
İlmi olmasın 
Anlaşılmak ve anlatmak 
Ölüm cezası ve koordinasyon ofisi 
Hap bölme (kırma) makinası 
İlk soruşturma 
Keşke bu iş yargıya bırakılmasaydı 
Yasal düzenlemedeki karışıklıklar 
Egemenlik duyarlılığı 
Kantarın topuzu kaçtı 
Cumhurbaşkanı topu Anayasa Mahkemesi’ne attı 
Girne kayasından aşağıya atsalar dahi 
Kızıyoruz ama… 
Yargıda teamül 
Beşinci kitabım 
Söylemiştim boşanmaların artacağını 
Eğri gemi, sefer de eğri 
YÖDAK Başkanı 
Suç kimdedir? 
Rüstem Sefer (21.1.1943-7.4.2016) 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Beraat kararı ne demektir? Ya vicdan? 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Denetimli serbestlik hakkında 
Bekle be annem 
Şartlı tahliye şikayetleri 
Şartlı tahliye nedir? 
Hangi canlı öldürülürse cinayet olur? 
Sınır dışı kararları 
Hisseli mal satışlarındaki tin gözlükler 
Hisseli taşınmaz mallar 
Taşınmaz mallarla ilgili bazı sorunlar 
“Cahil adam, ne zarar verebilir ki?” 
Unutulma hakkı 
Lütfen bulaştırmayalım 
Yüksek ökçeler 
Kalp sağlığı 2  
Kalp sağlığı 2 
Kalp sağlığı 
Mahkeme kararları 
Cinayet suçları 
Amerika’nın Kıbrıs’ı kaptırmaya niyeti yok 
Acamı Deli 
Kiminle iş yaptığınıza dikkat  
Kudret Özersay 
Kudret Özersay 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Yargıç atamaları 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
Tutukluluk 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Bir de sen yaz dediler 
Sabah kahvaltısı  
2015-2016 Adli Yılı başlarken  
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Yargı sallanmadan boşanma sebebi  
Yargı sallanmadan boşanma sebebi 
Nişanlanma ve evlenme 
Boşanmada koçan değişikliği 
Sabit görüntülü radarlar 
Napan be yeğen? 
CÜBBE 
YÖDAK ve İyi İdare Yasası 
1 yıl ve 2 yıl hapis cezası tartışması 
Avukat/hukukçu milletvekilleri ve siyasetçiler 
Belesbite devam 
Belesbit 
Almak ve vermek  
Irza geçmek (Cinsel tecavüz)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı (3)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı  
Polis terfilerinde son durum 
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken 
Faks numarası  
Eleştiri 
Yüksek Mahkeme “acil” dedi 
Beytambal galsın yok ki 
Dönülmez akşamın ufkundayız 
Topluluk malı 
Fırsat yine kaçırıldı 
Avukata müdahale  
İki vahim durum ve dram 
Biline ki padişah seçilmeyecektir  
Dördüncü kitabım 
Tekrar nafaka borçlularına  
Nafaka borçlusuna ve anlayanına  
Yanlışı doğru zannetmek  
Tazminat hakkı  
Yargıdaki tehlikeli rekabet 
Emrullah Bey 
Göç Yasası’na devam 
Sayın yargıçlara duyurulur 
İmam yellenirse  
Ne istediğimizi galiba biz de bilmiyoruz 
Cezaevinden telefon var 
Olmadı müdür bey olmadı 
Hukukumuzda yargıcın konumu (2) 
Hukukumuzda yargıcın konumu (1)  
Kamulaştırmada Tazminat 
Hellada, bullada, uyusun da, büyüsün  
Resmi dil Türkçe 
İcar-satış 
Mahkemelerimizi bir daha deneyelim 
Eskiden de eskiler aranırdı 
Tıs yok gık yok, çıkart da görelim 
GK Komutanından rica ediyorum 
Cinayetle su yüzüne çıkanlar 
Tutuklama polisi zora sokabilir 
Oybirliği ile ret vacip olmuştur 
Genç yargıç adayları mülakatta 
Eğitim, denetim ve ceza 
Saat 21.53 
Polis terfilerinde top mahkemede 
Fermuarınız açık kalmış 
Anladığımı yazamıyorum 
Üçte bir 
Zorunluluk değil, mecburiyet vardır 
Kurbağanın nal hikayesi 
Bizimkiler yine coşabilir 
Bırakınız böyle kalsın  
Serhat Bey çok güzeldi 
Yargı, yargıç ve bina istiyor, bildiriyor ve talep ediyorum 
Sade sen mi Ersin Bey hepimiz da 
Polis terfileri konusunda iktidarı göreve çağırıyorum 
Lo lo lo 
Ah bir de rezillerden korkmasam 
Kadın Eli 
İdam cezası ve hukuk reformu hakkında 
Felaketname olmasın 
İşte, işte söylemeye çalıştığım bu idi 
Allah aşkına çağrıda bulunuyorum 
Bizimkisi anglo 
Bazı trafik suçlarında niçin apar topar mahkemeye 
Ölüm getirmişti