Ali Baturay

 

İğrençliğin cazibesi!

02 April 2014, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Lefkoşa’daki bir restoranın çalışanının tavuk etine tecavüzü, bu ülkede aklınıza gelebilecek en hayati haberden bile daha fazla yankı uyandırdı.  Olay, gazetelerde çok büyük, çok geniş ele alındı.

Kolay mı 16 gazetenin 13’ünde manşet olabilmek ya da ön sayfada yer alabilmek?

Vatandaşlarımızdan hemen herkes hemfikirdi, olay çok iğrençti.  Cep telefonlarına ya da internet ortamına sızan görüntüler mide bulandırıcıydı. Peki madem ki öyleydi, neden herkes bu videoyu görmek istiyordu?

İnsan iğrenç olan bir şeyi neden görmek istesin? İğrençlikle cazibe yan yana gelebilir mi? Gelebiliyormuş meğerse, iğrençliğin de cazibesi varmış.

Halkımızın büyük çoğunluğu bu videoyu bir şekilde izledi. Kıbrıs, yine Türkiye basınına böyle tuhaf bir haberle gündem oldu.  Olayın patlak verdiği gün arkadaşlarım arıyordu; “Videoyu görmek istiyoruz, yolla bize” diye.

Muhabirimiz Elmas Tokay, beni inandırmak için kısa bir bölümünü izletti, onu bile izlemeye midem dayanmadı.

Arayan arkadaşlara, “Görmeseniz daha iyi olur” diyordum ama ısrar ediyorlar, illa ki görmek istiyorlardı.

Tabii ki kimseye göndermedim. Ancak insanları gözlemliyorum; herkes bir birine videonun ne kadar iğrenç olduğunu söylüyor.  Kimse görmek istemiyordu ama izlemeyen de kalmadı.

İnsanoğlu böyledir işte; “istemem” dediği şeye ilgi gösteriyor. Yanlış anlamayın, ben “bu olay önemsizdir” demiyorum, mutlaka halkı ilgilendiren bir konudur.  İnsanların yemek yemek için gittiği mekanların geri planında böyle mide bulandırıcı şeylerin olması gerçekten endişe vericidir, korkutucudur.

Ancak ne yazık ki geçmişte mutfağı hijyen olmadığı için kapatılan restoranlar, mekanlar bu kadar ses getirmemişti.

Konunun bu kadar ilgi çekmesi, maalesef videonun cinsel içerik taşımasındandır.

Mutfakta manyak bir adam, tavuk etiyle cinsel ilişkiye giriyor... Porno desen değil, erotizm hiç değil; düpedüz sapıklık.  Bir insanın tavuk etiyle cinsel ilişkiye girmesini izlemek istemek de sağlıklı bir ruh hali değil.

Bunu izlemek, sonra da ballandıra ballandıra anlatmak…

Gerçekten ilginç bir insan davranışı, hem de araştırmalık bir durum.  İnsanları çeken nedir acaba?  Restoranda hijyen kuralların ihlal edilmesi mi yoksa sözde seks görüntüleri mi?

Giyim sanayisinde “moda”, elektronik dünyasında “yeni teknoloji”, insanların merakının, sahip olma duygusunun üzerine oynamaz mı?  Seks de insanların kendisini bildiğinden beri ilgi duyduğu bir alan değil midir?   Filmlere, dizilere, kliplere, dergilere, gazete sayfalarına her fırsatta serpiştirilen erotik fotoğraflar veya görüntüler hep bu ilgiden pay almak için değil midir?

Bir işyerini mağdur edecek videoyu çekerken, tüm ülkenin dikkatlerini buraya çekmek için sekse, hatta sapıklığa başvurmak, o hastalıklı düşünce içinde doğru bir hamle.

Başardı o şahıs gördüğünüz gibi, hatta ülke sınırlarını bile aştı.

Bu iş ya o kişinin kurumdan intikamı ya da başkalarının isteğiyle bir komplodur. İlgi çekmek için, herkesin dikkatini o tarafa yönlendirebilmek için de akıl almayacak bir yöneteme başvurdu.

Niye 13 gazete bu haberi ön sayfasına aldı, haber siteleri videosunu sayfalarına taşıdı sanırsınız. Onlar bilmezler mi bu haberin gazete sattıracağını, haber sitesi okutturup, tıklama rekoru kırdıracağını?

Hatta daha fazla ilgi çeksinler diye, sırf bu iğrenç haberi “daha fazla nasıl ilginç yapabilirim?” diye atılan bazı başlıklarla daha dehşet şeyler ortaya çıkmadı mı?

Gazete yöneticileri bilmezler mi, “ıııyyyy iğrenç” denilen şeyin çok alıcısı olduğunu?  Bilirler tabii ki...

“İntihar haberi koymayın”, “trafik kazası görmek istemeyiz”, “tecavüz haberi olmasın”, “cinsel içerikli haber olmasın”, “kan- dehşet istemeyiz” sözlerinin aslında “istiyoruz” demek olduğunu bilirler.

Bu tür haberleri koyduklarında gazetelerin daha fazla sattığının farkındadırlar.

Bilgiçlik taslamak istemem, akıl vermek de haddime değil ama halkımız artık neyi isteyip neyi istemediğine karar vermeli. “İstemem” dediğine bu kadar sarılmamalı.

Gerçi dört yıl boyunca şikayetçi olduğu partiye ve siyasetçiye, dönüp de seçim zamanı tekrardan oy veren zihniyete bunu anlatmak da kolay değil.

Biz gazeteciler de “ne yapayım, halk bunu istiyor” diye akıl almaz her şeyi önlerine koymamalıyız, çünkü gördüğünüz gibi halkın istediği her zaman en iyisi olmuyor.

Yerelleşmeye, halkın anlayabileceği dili kullanmaya, samimi haberciliğe tabii ki itirazımız olamaz ama yerelleşeceğiz veya halka ineceğiz diye düzeyi de yerlerde süründürmemeliyiz.

Düzeyi düşürmek, komikleştirmek, her şeyi gargaraya getirmek ve gündemden uzaklaşmak dolayısıyla apolitik olmak, apolitik düzene hizmet etmek hepimizin zararınadır.

İğrençliğin ve bayağılığın cazibesine kapılmamalıyız, başkalarının da kapılmasına vesile olmamalıyız.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?