Dilek Çetereisi

 

Kimseye yalakalık yapmıyoruz

23 October 2013, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, ilahiyat kolejiyle ilgili düşüncelerinin değişmediğini söyledi

Dilek ÇETEREİSİ

- Meclis saat 10.00’da toplanıyor… 28 Temmuz seçimleriyle yeniden şekillenen Cumhuriyet Meclisi, dün yasama göreviyle toplandı. Yasa gücünde bazı kararnamelerin yürürlükten kaldırılmasını öngören yasa tasarısı ve yılsonuna 3 ay kalmasına rağmen Genel Tarım Sigortası Fonu 2013 Bütçesi gündemi oluşturdu. Geçmişin aksine tam saat 10.00’da toplanan meclisteki bu değişiklik, yıllardır parlamento muhabirliği yapan arkadaşları da şaşırtan başlı başına bir olay olarak karşımıza çıktı. Meclis çalışmalarını izleyen pek çok basın mensubu, “meclis asla gününde toplanamaz” genel kanısını taşıyordu. Meclisteki değişiklik sadece bununla da sınırlı değil. Meclis Başkanı Sibel Siber, daha ilk günden, meclis çalışmalarını izleyen basın mensuplarını da düşünerek, onlara daha rahat bir çalışma ortamı sağlamaya yönelik çalışmalar başlattı. Örneğin basın mensuplarının odası parkeyle döşenerek, buraya koltuklar yerleştirildi. Basın mensuplarının ihtiyaçlarına göre gerekli düzenlemelerin yapılacağı sözünü veren Siber’in, meclis bahçesindeki park sorununa da el atması bekleniyor.

- “Kırlangıçlar gibi dizildiniz”… Mecliste ilk olarak Ersin Tatar (UBP) söz aldı. Yasa gücündeki kararnamelerin yürürlükten kaldırılmasını öngören tasarı görüşülecekti. Tatar’ın söz istediğini gören Ferdi Soyer(CTP-BG), tasarının oybirliği ile, yani muhalefet ve iktidar oylarıyla meclis gündemine geldiğine dikkat çekmek için “Ersin işte anca beraber, ganca beraber, oybirliğidir, tamamdır. Datlı, datlı…” diyerek güne espri yaparak başladı. Yasa gücündeki kararnamelerin UBP döneminde yapıldığını anımsatan Ersin Tatar, bu düzenlemelerin ortadan kaldırılmaması halinde Bakanlar Kurulu’nun meclisin üzerinde olmasını gündeme getireceğini söyledi. Mehmet Çakıcı(TDP) söz aldığında ise daha çok hükümetin ilahiyat kolejiyle ilgili tavrının ne olduğunu sorguladı. Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’nun açılış törenine katılmasını da eleştiren Çakıcı, “Ilımlı İslam modelini gördüğüm bir uygulama için ben olsam asla gitmezdim. Yani TOMA’yı iptal ettik de her şey tamamdır? Muhalefetteyken başka, iktidarda iken başka olmaz. Protokol gereği gittim demeyin, yapmayın bunu. UBP’den farklı ne yaptınız? CTP-BG de DP-UG de baktım, kırlangıçlar gibi dizildiniz” ifadelerini kullandı.

- “Şükür hükümeti”… Tatar, bu söz üzerine “Sen gitmedin?” diye yerinden sorunca Çakıcı da şu karşılığı verdi: “Yok, merak ettin? Sen gittin, kalenin içindeydin. En çok da sen can attın. Bazılarınız hacı, bazılarınız da hoca oldu. AKP’ye yaranmak için Hacce gidenler de oldu. Daha önce siz böyle değildiniz, sonradan oldunuz. Camiye gitmeye karşı değilim ama yalakalık için gitmek başka bir şeydir”. Nazım Çavuşoğlu (UBP) kürsüye geldiğinde ise konu yine aynıydı. “UBP takkiyeci bir parti değildir. Ne yapıyorsa arkasında durmayı bilen bir partidir” diyen Çavuşoğlu, “Nasıl ki ilahiyat kolejinin temellerini atmıştır, açılışta da bulunmuştur. Çakıcı, hükümeti eleştirirken salvo yapıp bizi içeri çekmesin” şeklinde konuştu. Hükümeti “şükür hükümeti” diye tanımlayan Çavuşoğlu, daha önceki hırslı, yapacağı işleri tarih tarih belirleyen bir yapıdan uzaklaşıp daha mülayim bir hale dönüşerek şükreden bir hükümetle karşı karşıya bulunulduğunu iddia etti.

- Arabacıoğlu: Kendimi yabancı hissettim… İlahiyat kolejiyle ilgili hükümete yönelik eleştirilere canı sıkılan Eğitim Bakanı Mustafa Arabacıoğlu, daha fazla sabredemeyerek söz aldı. İlahiyat kolejinin UBP döneminde yapıldığını, arazisinin de 30 yıllığına verildiğini anımsatan Arabacıoğlu, tüm bunları önlerinde bulduklarını söyledi. Sadece okul binasının temel atma törenine katıldıklarını, camiyle ilgili temellerin ise bakanlığın gündeminde olmadığını ilgililere söylediklerini kaydetti. “Bizde hangi okulun bahçesinde cami var diye sorduk” dedi. Açılış törenine katılmamanın okulu tam anlamıyla devretmek anlamına geleceği için orada bulunduklarına işaret eden Bakan Arabacıoğlu’na, CTP-BG’li Biray Hamzaoğulları’ndan laf geldi. Hamzaoğulları, “Anlamakta sıkıntı çekiyoruz” deyince, DP-UG’li Bakan Arabacıoğlu, “Dışta kalarak sorun çözemeyiz” karşılığını verdi. Bu kez Çavuşoğlu, “Nerde sorun var” diye sorunca Arabacıoğlu, “Var. Ben oraya Milli Eğitim Bakanı olarak gitmeme rağmen kendimi yabancı hissettim. Bize bağlı bir okulun açılışında benimle ilgili tek bir fotoğraf yok” şeklinde konuştu.

- “Beleş peynir, fare tuzağında bulunur” …. Bu sırada UBP saflarından sesler yükselmeye başladı. Nazım Çavuşoğlu, “Dur da bakacağım fotoğraflara” diye laf attı. Ancak Arabacıoğlu konuşmasını sürdürerek, “Bu yurtlarda beleş kalınacak. Bir İngiliz atasözü vardır. Beleş peynir, fare tuzağında bulunur diye” ifadesini kullanınca, Çavuşoğlu da “Karar verin, ya güzeldir, ya tuzaktır” diye söze karıştı. Arabacıoğlu, açılışa katıldılar diye eleştirilmelerinin doğru olmadığını ifade ederek, ortada sorun bulunduğunu ve bunları çözmelerinin de görevleri olduğunu söyledi. Söz sırası Zorlu Töre’ye(DP-UG) geldiğinde, ilahiyat kolejiyle ilgili tartışmalara o da katıldı. “İlahiyat Koleji, toplumun ihtiyaçlarından kaynaklanmıştır” diyen Töre, konuşması sırasında seslerin yükselmesine sinirlendi. Arabacıoğlu “Gızmana gerek yok” diye yerinden müdahale etti. Töre ise “Biz kahvede değiliz. Burası halkın meclisidir” dedi. Doğuş Derya(CTP-BG) ise “Biraz da okulların ihtiyacından bahsedin” diye araya girdi. Töre, “Siz camilerin elektrik sorununu çözemiyorsanız, oraya da laf söylemeye hakkınız yok. Ben orada yabancılık da hissetmedim” diyerek, Arabacıoğlu’na gönderme yaptı.

- Soyer, sert çıktı… Ferdi Sabit Soyer(CTP-BG) de söz alarak kürsüye geldi. Tarihten günümüze vakıfların durumunu özetleyen Soyer, “Devletin dini yönlendirmesi olamaz. Vakıflar sosyal birer mekandı. Daha sonra vakıf arazileri, sudan ucuz fiyatlarla yağmalandı. Camilerin geçmişte imamları ve müezzinlerinin aylıklarını bu müesseseler öderdi. Ruhban sınıfı da yoktu. Yanlışlık, devletin ruhban sınıfı yaratmasıdır” ifadelerini kullandı. Başbakan Yorgancıoğlu’nun açılış törenine bir zorunluluktan dolayı katıldığını ifade eden Soyer, şunları kaydetti: “Sayın Beşir Atalay’ın konuşmasını dinledim. İlginç bir konuşma. Kıbrıs Türk halkının değer yargılarına vurgu yaptı. Kimse kusura bakmasın ama Osmanlı’dan çıkıp İngiliz idaresine geçildiğinde Kıbrıs bir tek adadır ki dini yerleri cemaatsız kalmadı. Ama Osmanlı’dan çıkan yerlerde birçok dini yer, cemaatsız kaldı. Hala Sultan’ı Hala Sultan yapan Kıbrıs Türk halkının manevi değerleridir. Alemin en keskin milliyetçiliğini yapanlar, 74 sonrası, yani bizim idaremizin koyduğu yasaklarla Hala Sultan’a gidilmez oldu. Oraya gitmek için lengere oturacaktın ki bambulla çıkar mı çıkmaz mı bakallardı”.

- Yorgancıoğlu: Kimseye yalakalık yapmıyoruz… Sıra Başbakan Özkan Yorgancıoğlu’na gelmişti. Yorgancıoğlu, her zamanki sakin haliyle kürsüye geldi ve öncelikle mantıklı zemini olduğu sürece eleştirileri değerlendirdiğinin altını çizdi. İlahiyat Koleji’yle ilgili eleştirilere üstü kapalı da olsa yanıt veren Yorgancıoğlu, bu konuda geçmişte söyledikleriyle açılış törenindeki konuşmasının çelişmediğine dikkat çekti ve “Biz kimseye yalakalık yapmak için iş yapmayız. Oraya gidilmekle de yalakalık yapılmaz” dedi. Konuyu TOMA’ya getiren Başbakan Yorgancıoğlu, “Şimdi de TOMA’yla ilgili ne kadar tazminat ödeyeceğimiz eleştiriliyor. Bunun bir bedeli vardır. İhaleyi iptal ettik. Bedeli de 370 bin Euro’dur. Bu zararı minimuma indirmek için arkadaşlarımız çalışma yapıyor” diye konuştu. Söze karışan Tatar, “Kendi kaç paradır?” diye sorunca, Yorgancıoğlu “370 bin Euro” yanıtını verdi. Salih İzbul(CTP-BG) “Onayı veren onlar, gene da sorallar” diye söze karıştı.

- Camilerin elektriğini devlet ödemez… Başbakan Özkan Yorgancıoğlu, camilerin borçlarından dolayı elektriklerinin kesilmesiyle ilgili eleştirilere de “Camilerin elektriği hep istismar edilir. Camilerin elektrik paraları şimdiye kadar ya hiç ödenmedi, ya da Vakıflar İdaresi ödedi. Devlet bütçesinde hiç böyle bir ödenek olmadı” sözleriyle yanıt verdi. Bir harcama yapılmışsa mutlaka ödeme yapılması gerektiğini ifade eden Özkan Yorgancıoğlu, camilerin elektrik paraları konusunda Vakıflar, Din İşleri Dairesi ve Elektrik Kurumu’nun görüşmeler yaptığını anımsattı.

- Dinçyürek: Seneye, çiftçilerimizin durumunu Allaha havale etmeyeceğiz… Genel Tarım Sigortası Fonu bütçesi görüşülürken de Hakan Dinçyürek(DP-UG), bilimsel ve çağdaş normlar kapsamında bir konuşma yaptı. Fonun bugüne kadar bilimsellikten ve çağdaşlıktan uzak yöntemlerle bugünlere geldiğine dikkat çeken Dinçyürek, Genel Tarım Sigortası Fonu’nun uluslar arası normlarla ve uluslar arası bir sigorta şirketi mantığıyla çalıştırılmasının esas olduğunun altını çizdi. “Bu bir fon mudur, yoksa sigorta şirketi midir?” diye soran Dinçyürek, nasıl ki sarhoş bir şoför kaza yaptığında kapsam dışı ise nadasa bırakılmayan bir tarlanın da kriter dışı bırakılmasının esas olması gerektiğini kaydetti. “Siz burayı ne fon, ne de sigorta şirketi gibi çalıştırıyorsunuz” diyen Hakan Dinçyürek, fonun riskleri uluslar arası kuruluşlara satması gerektiğini ifade ederek, “Seneye çiftçilerin durumunu Allaha havale etmeyeceğimiz. Sattığımız riskleri uluslar arası şirketlerden alacağız” diye iddialı ifadeler kullandı.

Toplam Yorum sayisi : 1

nevzat aydın

2015-11-22 23:59:44
sayın dilek hanım yazınızı okudum cesaret aldım ben kıbrıs gazisiyim 1974 şu anda gazi olmaktan gurur duyuyorum yanlız kıbrıs gazilerinin derdi ve şeref meselesi haline gelen gazilik madalyası bizler aldatılacak kadar ve bizleri üzecek kadar kıymetlimi bir küçük hediye diyelim şu anda benim yakamda paramla alıp taşıdığım madalyadan ne kadar mutlu olduğumu ve üzüldügümü sizlerin bizlerin sesi olarak bilgilerinizi ve dertlerimizi gerekli yerlere baskı yapacağınızdan eminim teşekkür eder saygılarımı sunarım
Yazarın Tüm Yazıları