Kenan Atakol

 

KKTC’de Enerji ve Çevre

23 October 2013, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Kıbrıs Türkleri bütün geçmişleri boyunca enerji sorunu ile yaşamışlardır. 1878–1960 müstemleke döneminde yol, su, elektrik, sağlık ve eğitim gibi alt yapı konularında olduğu gibi, enerji konusunda da hemen hemen hiçbir şey yapılmamıştır. Müstemleke idaresi Kıbrıslılara ilkel bir yaşam tarzını reva görmüştür. Benim doğup büyüdüğüm homojen bir Türk köyü olan Yayla, Baf köyünü örnek alırsak, 1950’li yıllara gelindiğinde şöyle bir tablo ile karşılaşırız.
Nüfus: 600 civarında.
İlkokul: Tek odalı tek öğretmenli, 6 sınıflı.
Elektrik: Yok.
Telefon: Yok.
Yol: Toprak.
İçme suyu: Yok.
Sağlık: Haftada bir kere köye birkaç saatliğine bir doktor gelip hastaları muayene ediyor.
En yakın hastane: Baf’ta 50 km. uzaklıkta.
Araba: Haftada iki kez köye uğrayan ve sık sık arıza yapan eski bir otobüs.
Baf’ın Yayla köyünün bir resmi olan bu tablo ve daha kötüsü Kıbrıs’taki tüm Türk yerleşim bölgeleri için de geçerli olan bir tablodur. 1960-1963 yılları arasında enerji üretimi konusunda çalışmalar başlatılmıştı. Dikelya (Larnaka) ve Limasol’un Terazi (Zigi) köyünde elektrik santralleri inşası projeleri hazırlanmış ve inşasına geçilmişti. Bu projeler genel olarak Uluslararası Kuruluşlar tarafından finanse edilmişti. Projelerin amacı Kıbrıs’ın tümüne elektrik sağlamaktı. Yani ayırım yapmadan, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum yerleşim bölgelerine elektrik vermekti.
Projelerin uygulama aşamasına gelindiğinde Kıbrıs Türkleri 1963 saldırıları ile karşı karşıya kaldı. 1963–1974 yılları arasında Kıbrıs Türk yerleşim bölgelerine enerji ile ilgili yatırım yapılmadı. Bu dönemde Kıbrıs Rum yerleşim bölgelerinin tümü elektriğe kavuşurken Türk yerleşim bölgeleri karanlıkta kaldı. Dikelya ve Terazi’deki her iki santral ile Larnaka’daki akaryakıt üreten tek rafineri Rumların kontrolünde olduğu için, Türkler 11 yıl büyük enerji sıkıntısı yaşamışlardır.
1974 Kıbrıs Türk Barış Harekâtı tamamlandığında adada 90 kusur elektriksiz yerleşim bölgesi vardı. Bu bölgelerin tümü de Türklerin yaşadığı bölgelerdi. Barış Harekâtı sonrası Kuzey Kıbrıs’ta elektriksiz 33 yerleşim bölgesi vardı.
Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanı olarak atandığım Ekim 1974 tarihinde karşılaştığım en büyük sorun elektrik sorunuydu. Çünkü elektrik enerji demekti enerji de her şey demekti. Bakanlığa atandığımın ertesi günü, 33 yerleşim bölgesi muhtarları peş peşe ofisimin kapısını çalmaya başladılar. Tümü de öncelikle kendi bölgelerine elektrik verilmesini talep ediyorlardı. Talep, haklı bir talepti. Ancak, 33 bölgeye de ayni anda elektrik götürmek olanaksızdı.
Sorun sadece yerleşim bölgelerine elektrik götürmekle halledilemezdi. Elektriği üretecek santraller gerekliydi. Rumların elektriği kesmesi halinde Kuzey Kıbrıs karanlığa bürünecekti. Anavatan Türkiye’nin devreye girmesiyle bu çok ivedi sorun kısa bir sure içerisinde çözümlenmiş oldu. Türkiye Kıbrıs Türklerinin o zamanki ihtiyacını karşılayacak elektriği üreten santralleri jet hızıyla tamamlamıştı. Elektriksiz 33 yerleşim bölgemiz de yine Anavatan’ın yardımları ile , 1976’nın ilk yarısında elektriğe kavuşmuş oldu.
Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı dönemimde ve bilahare görev yapmış olduğum diğer Bakanlıklarda, sürekli olarak iki konuyu dile getirdim. Türkiye’den borularla Kıbrıs’a su getirmek. Denizaltı kablosu ile Türkiye’den Kıbrıs’a elektrik getirmek.
36 yıl sonra her iki konunun da ciddi olarak ele alındığını görmekten büyük mutluluk duymaktayım. Türkiye’den Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine elektrik ve su getirmek kaçınılmazdır. Her iki proje de hayati projelerdir. Bu iki proje gerçekleştiğinde, ekonomiye katkıları ve siyasi implikasyonları tartışılmayacak ölçüde büyük olacaktır.
Gelişmiş Çağdaş Ülkelerde Yenilenebilir Enerji konusunda çalışmalar yapılmaktadır. Rüzgar, Güneş, Dalga belli başlı yenilenebilir enerji kaynakları olarak ele alınmakta ve çalışmalar sürdürülmektedir. Birçok ülke halen rüzgar enerjisinden faydalanmaktadır. Danimarka ve ABD gibi ülkeler rüzgar enerjisini kullanan ülkelerin öncüleri arasındadır. Türkiye’de de Çeşme ve Bozcaada’da kullanılmaktadır.
Rüzgar enerjisi üretimi geniş alan istemektedir. Oldukça iri “rüzgar değirmenleri” kullanılmaktadır. Bu da görüntü kirliliğine neden olmaktadır. Nitekim rüzgar enerjisinden yararlanan ülkelerde bu bir sorun olmaktadır. Yaratılan çevre kirliliği söz konusu ülkelerin insanlarını huzursuz etmektedir.
KKTC’de rüzgardan ne ölçüden yararlanılabileceği bir tartışma konusudur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti küçük bir ülke; ayrıca da rüzgar açısından güçlü bir ülke değildir. Küçük ülkemizde bu devasa değirmenler büyük bir görüntü kirliliği yaratacaktır. Bu devasa değirmenlerin kaplayacakları alanların büyüklüğü, Ülkemizin önemli bir bölümünü kirletecektir. Sürekli esen güçlü rüzgarlarımızın da olmayışı rüzgar enerjisinden yararlanma konusunda büyük soru işaretleri söz konusudur.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile mukayese edildiğinde güneş fakiri diye tanımlayabileceğimiz ülkeler dahi güneş enerjisinden yararlanmakta ve elektrik üretmektedirler. Almanya bunların başında gelen ülkelerden birisidir.
KKTC Güneş Enerjisi açısından son derece güçlü bir Ülke. Ev bazında bu enerjiden yararlanılabilir. Evlerde üretilecek enerji fazlalığı ana elektrik şebekesine verilerek bu şekilde yararlanma yoluna gidilebilir. Ancak, bu enerjiyi de kullanırken görüntü kirliliğine dikkat etmek gerekiyor. Güneş Enerjisinden yararlanarak sıcak su elde etmek için evlerimizin damlarına yerleştirdiğimiz, çirkin ve ilkel güneş ısıtıcıları çok büyük bir görüntü kirliliği yaratmaktadır. Bu ülkemiz için büyük bir ayıptır. Ülkemizde hala 60–70 sene önceki teknoloji kullanılmaktadır. Bu güneş ısıtıcısı ucubeler hem görüntü kirliliği yaratıyor hem de verimli çalışmıyorlar. Mimar Mühendis odaları bu konuda öncülük yapmalıdır. Tasarımlarını bu ilkelliği ortadan kaldıracak şekilde düzenlemelidirler. Devletin siyasi makamları da bir an önce bu konuya el atmalıdır.
Sonuç olarak şu söylenebilir:
Yenilenebilir enerji mutlaka kullanılmalı. Ancak bu enerjiyi kullanırken Ülkemizin doğal güzelliklerini ve çevresini de korumalıyız. Gelişmiş Ülkelerin deneyimleri bu konuda yol gösterici olmalıdır.
Türkiye’den KKTC’ne denizaltı kablosuyla elektrik getirilmesi söz konusu olduğuna göre, enerji ihtiyacımızı Türkiye’de üretip KKTC’ne ithal etmenin en akıllı yol olacağını düşünmekteyim.








Yenilenebilir enerji konusunda öncü ülkeler

İskoçya: İskoçya, rüzgâr, dalga ve akıntılardan yararlanarak yenilenebilir enerji üretimine büyük yatırım yapıyor. Ülke, 2050 yılına kadar Avrupa'nın toplam enerji ihtiyacının yüzde 10'unu tek başına karşılamayı hedefliyor. İskoçya, elektrik ihtiyacını tümüyle yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılayabilecek ilk ülke olma yolunda ilerliyor ve bu konuda uygulanabilir bir eylem planı geliştirdi. 2020 yılı için yenilenebilir enerjinin toplam enerji içindeki payı yüzde 55 olarak öngörülüyor.

Abu Dabi Emirliği: Dünyanın ilk ekolojik kenti Masdar olacak. Otomobilin, çevreyi kirleten yakıtların, hava kirliliği yaratan gazların ve çöplerin olmadığı bir kent düşünün. Bugünün modern yaşamında bir hayal gibi gözüken bu düşünce, Abu Dabi’nin Masdar kentinde gerçek oluyor. Abu Dabi Emirliği, çöl üzerinde geleceğin ekolojik kentini inşa ediyor. Yaklaşık 50 bin kişinin yaşayacağı Masdar Şehri'nin altyapısında ve bu kentte inşa edilecek konutlarda çevre dostu en son teknolojiler kullanılacak. 2016’da tamamlanması planlanan dev projenin maliyeti ise 22 milyar dolar.

İspanya: Güneş enerji parkında, Ispanya özellikle de Olmedilla de Alarcon’daki 160 bin panellik güneş enerjisi tesisi rakipsiz. Bu tesis, güneşli bir günde 60 megawatt elektrik üretebiliyor. Kullanılan paneller düz ve silikondan. Bu sebeple çok ağır ve emsallerinden pahalı. Birkaç yıl içinde, bu tesisin de pabucu dama atılacak. ABD’nin New Mexico eyaletinde açılacak 285 hektarlık ünite, 600 megawatt yani Olmedilla’nın tam 10 katı kapasiteye sahip olacak.

ABD: ABD’nin Teksas eyaletinde 2006’da faaliyete geçen Horse Hollow rüzgar türbinleri parkı dünyanın en büyük rüzgar enerjisi tesisi. Dallas’a 160 km mesafedeki park 19 bin hektar alanı işgal ediyor. Her biri 775 megawat gücündeki 421 türbin yılda 525 gigavatt/saat elektrik üretiyor. 2012’de Orgeon’da açılması planlanan ikinci bir parkta 800 megavatt’lık 303 türbin yer alacak. Avrupa’da ise, 2020’de Isveç’te 4 gigavatt gücünde 1.101 türbinlik bir park açılması planlanıyor. ABD’nin Kaliforniya eyaletinde, San Fransisco’nun 116 km kuzeyindeki 78 km2’lik tesiste kurulu 21 jeotermik santral, gayzerlerden elde edilen volkanik sıcak suyla çalışıyor. Toplam enerji üretimi 1.000 megawatt/saat.

Finlandiya: Finlandiya ağaç kabukları, dallar ve yapraklar, turba gibi organik maddeleri enerjiye dönüştürüyor. Oy Alholmens Kraft, dünyanın en büyük biyomas (organik kökenli artıklardan elde edilen enerji) tesisi. Organik maddeler dev fırınlarda yakılarak 240 megawatt’a ulaşan elekrik elde ediliyor.

Fransa: Fransa’nın Rance halici üzerinde kurulu deniz enerjisi tesisi, kendi alanında bir dünyada tek. 332 metrelik bir baraj içeren tesis, deniz dalgalarından elektrik enerjisi üretiyor. Bu tesis için Rance’ın seçilmiş olmasının sebebi, bölgede meydana gelen çok güçlü gelgit (met cezir) olayı: Denizin iki seviyesi arasındaki fark 8 metreyi buluyor. Rance’ın seçilmesinin ikinci özelliği ise, tesisin akarsu gücünden de yararlanabilmesi. 240 vattlık 24 türbin her iki yönde de çalışıyor ve hem gelgitin hem de barajda tutulan nehir suyunun yarattığı güçle yılda 500 gigavatt/saat elektrik üretiliyor.

Danimarka: Danimarkalılar, Kuzey Denizi’nde kıyıdan 32 km açıkta inşa edilen Horns Rev 2 offshore rüzgar türbini parkı ile Ingilizler’i geride bıraktılar. 2009 Eylül ayında hizmete giren park 800 gigavatt elektrik kapasiteli 91 rügzar türbininden oluşuyor. Bu da 250 bin hanenin elektrik tüketimine eşdeğer bir rakam. Parkta, çalışanlar için, 24 kişilik de bir platform mevcut, adı Poseidon. Bu dev tesisin Danimarka’ya maliyeti 670 milyon dolar.

Almanya: Almanya, 16 binin üzerindeki rüzgar türbini ve toplam 15 bin megavatlık elektrik enerjisi potansiyeli ile doğal enerji kaynağından en çok yararlanan ülkelerde biri. Almanya’nın Bavyera eyaleti ise , güneş enerjisinden elektrik üretiminde dünyanın önde gelen güneş parklarından birine sahip



Enerji tasarrufu için önlemler

Su Isıtma: Çamaşır makinenizi mümkün olduğunca düşük derecelerde (40˚C'yi geçmeyecek şekilde) çalıştırınız.
* Çamaşır ve bulaşık makinelerinizi geç saatlerde (saat 23:00 'ten sonra) kurmaya özen gösteriniz.
* Su ısıtıcısını saat 15:00 ile 17:00 arasında çalıştırmanız halinde tüm gece size yetecek kadar sıcak su bulmanız mümkündür.
* Isıtıcı elementinde sıcaklık ayarı mevcuttur. Tesisatçınız elementin üzerindeki sıcaklık ayar düğmesini 60 ˚C 'ye düşürerek elektrik gideriniz azaltabilir.
Mekan Isıtma: Mekan ısıtmalarında elektrikli soba kullanımı gaz veya gazyağı sobalarına göre ortalama %40 daha pahalıdır.
* Odadan ayrılırken lambalar kapatılmalıdır.
* Dış kapı lambaları halojen lambalarla değiştirilebilir. 50–90 vattlık bir halojen lamba iki kat fazla watt'lı standart bir reflektör lamba yerine takılırsa yine aynı aydınlatma elde edilir.
* Daha fazla ışığa ihtiyaç duyulan bölümlerde çok sayıda düşük güçlü lamba yerine daha yüksek güçlü tek bir lamba kullanmak daha verimli bir aydınlatma sağlar.
Yalıtım ve Hava sızdırmasızlık: Çatılarınızda bulunan sıcak su silindirlerinin yalıtımı güçlendirmekle önemli bir enerji tasarrufunda bulunabilirsiniz. Yeni sıcak su silindiri aldığınızda yalıtımının iyi olmasına dikkat edin. Eski silindirlerin ise üzerine bir kat daha yalıtım ilave edilebilir.
* Sıcak su borularının yalıtılması ile enerji tasarrufu yapabilirsiniz.
* Evinizin duvarları ve en önemlisi çatısı yalıtıldığı takdirde ısıtma giderlerinde %65'e varan tasarruf yapmak mümkündür.
* Kapı ve Pencerelerde iç mekâna hava sızmamasını sağlamak için kasalarının içerisine özel bir film yapıştırmak mümkündür.

Yazarın Tüm Yazıları