Derviş Deniz

 

Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi?

14 April 2014, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

2008 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde baş gösteren ekonomik durgunluk ve bunu takip eden küresel krizler henüz tam anlamı ile aşılmış değildir. Başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerin birçoğunda 2008 sonrasında alınan tedbirler ile ekonomik büyüme yakalanmış olmasına rağmen, küresel kırılganlık hala devam etmektedir.

Ülkeler, bugünkü küreselleşen yapı içerisinde ekonomik durumlarını tek başlarına tayin edememektedirler. Hangi ekonomik veya mali tedbir alınırsa alınsın, her ülke küresel çalkalanmalardan mutlaka etkilenebilmektedir. Bu nedenle bir ülkede kendi para birimine karşı döviz kurlarında artış oluyorsa veya enflasyon yükseliyorsa, bunların sebeplerini iç koşullar kadar küresel hareketlere de bağlamak gerekmektedir.

2008 yılında yaşanan ekonomik krizin en önemli etkisi emlak piyasasında baş gösteren krizle birlikte piyasalarda dönen parada olan azalma idi. Böyle olunca da kriz önce bankacılık sektörünü vurmuş, bunun ardından da diğer sektörler payını almıştır. ABD krizi atlatmak için de bugüne kadar devam ettirdiği piyasalara hazine desteğini yapmak zorunda kalmıştır.

Gelişmiş ülkelerde ekonomilerde düzelmeye gidilmesine rağmen kırılganlık hala mevcuttur. Avrupa Birliği içerisinde büyüme yüzde 2 ile yarım arasında değiştiğinden belirli kesimler hala sıkıntı yaşamaktadır. Bunun neticesinde de Avrupa Birliği içinde çok da kabul görmeyen aşırı görüşlü partilere destek artmaktadır. Nitekim Yunanistan’da aşırı görüşlü partiler oylarını artırmaktadır ve Fransa’da bile aşırı sağ partiye destek artmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli gelişme, aşırı sağ ve sol görüşlü partilerin yükselişe geçmesidir. Aşırı uçların güçlenmesi de ilerde istikrarsızlık demektir.

Gelişmiş ülkeler düşük seviyede büyüme gösterirken, son yıllarda mucizevi büyüme gösteren gelişmekte olan ülkelerde de büyüme hızları yavaşlamıştır. Küresel ekonominin en önemli etkilerinden biri de gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin birbirlerinden etkilenmeleridir. Bu nedenle gelişmiş ülkelerle en çok iş ortaklığı olan Çin bu düşük büyümeden payını almaktadır. Çin birkaç yıl önceki yüksek büyüme oranlarını artık görememekte ve para akışındaki azalma nedeni ile tedbirler uygulamaktadır.

Tüm bu gelişmeler, gelişmekte olan ülkelerde faiz oranlarını yukarıya çekmektedir. Faiz oranları yukarıya çekildikçe de ekonomide dönen nakit azalmaktadır. Türkiye’de geçen yılın sonu ve bu yılın başında baş gösteren döviz kurlarındaki artış, faiz oranlarının yükseltilmesine neden olmuştur. Yüksek faiz oranlarının kredi almak ve alınan krediyi geri ödemek açısından sıkıntı yarattığı bilinmektedir. Bunun da piyasalarda nakit akışının azalmasına neden olduğu da ortadadır.

Türkiye’de faiz oranlarının yükselmesi yıl başındaki ekonomik gelişmelere bağlı olarak elzem gibi görülse de, piyasaların etkilenmesi karşısında hükümet tedbir üretmeye çalışmaktadır. Bu nedenle Türkiye Başbakanı Erdoğan, Türkiye Merkez Bankasının faiz oranlarını düşürmesi dileğini ortaya koymuştur. Bu konuda TC Merkez Bankasının bağımsız bir organ olarak faiz oranlarını bugünkü seviyelerde tutma görüşü mevcut realiteler içerisinde geçerli olduğundan, Türkiye’de hükümetin piyasadaki düşüşlere karşı farklı ekonomik ve mali önlemler almaya çalışacağını söylemek yanlış olmaz.

 

KKTC doğal olarak Türkiye hükümetinin ve ekonomik birimlerinin aldığı kararlara bağlı olarak etkilenmektedir. 2008 küresel krizini çok ağır şartlarda geçiren ülkemizde çok az iyileşme olsa da para akışındaki durgunluğun 2014 yılında arttığını gözlemlemekteyim. Dünya ekonomik kriz geçirirken bundan hemen hemen etkilenmeyen Türkiye’deki büyümeden bir pay almayı beceremeyen ülkemiz maalesef Türkiye’deki çalkantılardan etkilenmektedir. Bu nedenle Türkiye’deki ekonomik hareketlerden etkilensek de kendi içimizde ekonomik anlamda daha istikrarlı bir yapıya ulaşmamız şarttır. Bu yapılmaz ise, Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğü nedeni ile küresel ekonomiden pay alamayan ve sadece içe dönük faaliyet yapabilen bir ülkenin,  dıştan gelecek olumsuzlukları aşmasına imkan yoktur.

 

KKTC’de piyasalarda görülen nakit darlığı dolaylı olarak devlet gelirlerini de etkilemektedir. Bir yandan piyasalardaki sıkıntılar yüzünden zarar eden iş adamları diğer yandan vergi ödememek için yapılan usulsüzlükler dolayısıyla vergi kaçağı, devlet bütçesini zorlamaktadır. Nitekim hükümetin son günlerde geçirdiği KDV ile ilgili Bakanlar Kurulu kararı ve meclisten geçirilen değişiklik yasası, bu sıkıntının varlığını açıklamaktadır.

 

Hükümetin ithalatta alınan KDV’nin ödemesini ithalatçıların iki ay süre ile ertelemesine imkan tanıması, finansman bulmada sıkıntı yaşayan işadamları için olumlu bir harekettir. Diğer taraftan KDV’yi üç yıl üst üste düzenli ödeyen vergi mükelleflerinin üç yıldan sonra ödeyecekleri KDV’den yüzde 5 oranında indirim hakkına sahip olmaları da işadamları için bir teşviktir. Ancak kayıt dışı ekonomiyi dikkate alacak olursak, gerek kurumlar vergisi, gerek gelir vergisi ve gerekse KDV’de önemli değişiklikler yapılması gerekmektedir.

 

KDV’nin ithalatta ödemesinin iki ay ertelenmesinin ithalatçılara finansman imkanı tanınmasının olumlu olduğu görüşünü ortaya koymuş olmama rağmen biraz önce de belirttiğim gibi KDV yasasında yapılacak önemli değişiklikler hem kayıt dışılığı hem de finansmanı çözme açısından daha etkili olacaktır. Bugün Türkiye ve KKTC dışında çok az ülkede KDV her ay beyan edilip ödenmektedir. Gelişmiş ülkelerin hepsinde KDV beyanı üç aylık periyotlarda yapılmakta ve ödeme dördüncü ayda yapılmaktadır. Böyle olunca da KDV’yi devlet adına toplayan işadamı, bu topladığı KDV’yi birkaç ay sonra ödediği için bu ayrıca işadamı için bir finansman kaynağı olmaktadır. Diğer taraftan KDV oranlarında yapılacak indirim de kayıt dışılığı azaltacaktır düşüncesindeyim.

 

KKTC para akışının sıkıntılarını vergisel önlemlerle kontrol altına almak hükümetlerin bütünlüklü mali ve ekonomik politikalarının yerini tutamaz. Eğer kısa dönemde vergisel yöntemler kullanılacaksa, bunun da tüm ekonomik birimlerin ve dolayısı ile devletin faydasına olacak şekilde yapılması en doğru hareket yoludur.

 

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi