Av. Hasan Sözmener

 

Anladığımı yazamıyorum

12 May 2014, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Çoğumuzda var olan bir durum. Sağlık durumumuz bozulmuştur ancak, doktora gitmiyoruz. Eşimiz, çocuklarımız, akrabalarımız ve tanıdıklarımız doktora gitmek konusunda bizleri zorlarlar. Biz inatla doktora gitmemek için direniriz. “Acı patlıcanı kırağı çalmaz.”, “Doktor nereden bilecek.”, “Doktor ne anlar”, … gibi laflar eder dururuz. Bunları söylerken de güya hastalıktan korkmuyor gibi davranmaya da özen gösteriyoruz.

Bu lafları, cesurlanır gibi, meydan okur gibi havalara bürünerek söylüyoruz. Ama biz de biliyoruz ki, doktora, kötü bir hastalığımız olduğunu bize söyleyeceği korkusu ile gitmiyoruz, hastalığımızın kötü olduğunu düşündüğümüzden ve kötü olduğunu tahmin ettiğimiz hastalığımızı öğrenmemek için gitmiyoruz. Cesurlanır gibi, meydan okur gibi havalara bürünerek söylemekte olduğumuz o lafları de, aslında içten içe korkarak ve hatta ödümüz koparak söylüyoruz. Aslında bu lafları ederken suratımızdaki o korku halinin farkedilmediğini de zannetmekteyiz.

Önerilmekte olan yeni anayasanın 90. maddesinin (5). fıkrası ile 144. maddesinin (4). fıkrasını okuduğumda, rahatsızlığımız nedeni ile doktora gitmemektekine benzer bir korku kapladı içimi. Hatta daha da beter oldum, korktuğum şeyi bile düşünmekten korktum.

Bu fıkralar aynen aşağıdaki gibidir.

“90. (5) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş uluslararası antlaşmalar yasa hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkemeye başvurulamaz.

Mahkemeler, Anayasa’daki temel hak ve özgürlüklere ilişkin hükümleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına uygun biçimde yorumlarlar.

Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda uluslararası antlaşma hükümleri esas alınır.”

“144. (4) Herkes, Anayasa’da düzenlenmiş temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır. Bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar yasayla düzenlenir.”

Şimdi diyeceksiniz ki, bu fıkralarda korkulacak ne var? Korkulacak ne olduğunu söylemeden aklıma gelen bir olay oldu önce onu anlatayım.

Bilmem kaç kezdir seçilmekte olan bir milletvekili vardı bir zamanlar. Oy oranı çok yüksekti. Kendi seçilirken, yanında başkalarının da seçilmesine neden oluyordu.

Seçim ve Halkoylaması yasasında bir değişiklik gündeme geldi. Bu milletvekili de oy verdi bu değişikliğe. Seçim zamanı geldi ve bu milletvekili aday olmak istedi yine. Kendisine dediler ki, “sen aday olamazsın.” O da sordu “niye?” diye. Kendisine dediler ki, “kanun değişti ve sen, seçilebilmek için aranan vasıflara sahip değilsin.” Sordu “kim değiştirdi bu kanunu?”. Soruya cevap verecek olan güldü ve cevap verdi kendisine, “siz efendim” diye.

Evet, adamın birisi ölmüş. Öteki tarafta hesap vermek için huzura çıkmış. Adamın en büyük suçu ve günahı, “”ha …tir” lafını çok söylemiş olması imiş. Adam, hesaptan önce bir isteğini bildirmiş, Demiş “ben henüz yaşamaya doymamıştım. Ne olur biraz daha ömür veriniz bana da yaşamaya doyduktan sonra canımı alınız” Demiş. Anlaşmışlar. “Ha …tir” demeyeceğine dair söz almışlar ve ona bir miktar daha ömür yazmışlar, ama bu lafı söylediği anda, canını alacakları kaydı ile uzatılmış ömür. Adam geri dünyaya gönderilmiş ve daha ilk andaki bir aksilik üzerine adam verdiği sözü unuttuğundan alışkanlık nedeni ile, kızgın bir ses tonu ile, “ha…tir” demiş. Aniden büyük bir üzüntü içerisinde, verdiği söz aklına gelmiş, biraz düşünmüş ve pişmanlığını ifade etmek isterken yine “ha ….tir” demiş ama, gayet mülayim ve yalvarır bir ses tonu ile söylemiş. Biraz daha düşünmüş, içinden çıkamayacağını anlayınca, ne yapalım, söz verdik ama sözümüzü tutamadık, yapılacak da bir şey yok anlamında bu defa umursamaz bir ses tonu ile “ha …tir” demiş.

Avrupa İnsan Hakları mahkemesinin KKTC’deki mülkiyet haklarına ilişkin birçok kararı olduğunu biliyoruz. Mülkiyet hakkı da bir temel hak ve özgürlüktür. Mahkemelerimizi, bu mahkemenin kararları ile bağlı kıldığımıza ve herkese de, (sadece vatandaşlara değil), anayasa mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanıdığımıza göre, acaba bu işin sonu nerelere varır? İşte bu sorunun cevabında sorun var. Yazamıyorum çünkü korkuyorum.

Yazarın Tüm Yazıları
Halk oylaması 
İlmi olmasın 
Anlaşılmak ve anlatmak 
Ölüm cezası ve koordinasyon ofisi 
Hap bölme (kırma) makinası 
İlk soruşturma 
Keşke bu iş yargıya bırakılmasaydı 
Yasal düzenlemedeki karışıklıklar 
Egemenlik duyarlılığı 
Kantarın topuzu kaçtı 
Cumhurbaşkanı topu Anayasa Mahkemesi’ne attı 
Girne kayasından aşağıya atsalar dahi 
Kızıyoruz ama… 
Yargıda teamül 
Beşinci kitabım 
Söylemiştim boşanmaların artacağını 
Eğri gemi, sefer de eğri 
YÖDAK Başkanı 
Suç kimdedir? 
Rüstem Sefer (21.1.1943-7.4.2016) 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Beraat kararı ne demektir? Ya vicdan? 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Denetimli serbestlik hakkında 
Bekle be annem 
Şartlı tahliye şikayetleri 
Şartlı tahliye nedir? 
Hangi canlı öldürülürse cinayet olur? 
Sınır dışı kararları 
Hisseli mal satışlarındaki tin gözlükler 
Hisseli taşınmaz mallar 
Taşınmaz mallarla ilgili bazı sorunlar 
“Cahil adam, ne zarar verebilir ki?” 
Unutulma hakkı 
Lütfen bulaştırmayalım 
Yüksek ökçeler 
Kalp sağlığı 2  
Kalp sağlığı 2 
Kalp sağlığı 
Mahkeme kararları 
Cinayet suçları 
Amerika’nın Kıbrıs’ı kaptırmaya niyeti yok 
Acamı Deli 
Kiminle iş yaptığınıza dikkat  
Kudret Özersay 
Kudret Özersay 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Yargıç atamaları 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
Tutukluluk 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Bir de sen yaz dediler 
Sabah kahvaltısı  
2015-2016 Adli Yılı başlarken  
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Yargı sallanmadan boşanma sebebi  
Yargı sallanmadan boşanma sebebi 
Nişanlanma ve evlenme 
Boşanmada koçan değişikliği 
Sabit görüntülü radarlar 
Napan be yeğen? 
CÜBBE 
YÖDAK ve İyi İdare Yasası 
1 yıl ve 2 yıl hapis cezası tartışması 
Avukat/hukukçu milletvekilleri ve siyasetçiler 
Belesbite devam 
Belesbit 
Almak ve vermek  
Irza geçmek (Cinsel tecavüz)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı (3)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı  
Polis terfilerinde son durum 
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken 
Faks numarası  
Eleştiri 
Yüksek Mahkeme “acil” dedi 
Beytambal galsın yok ki 
Dönülmez akşamın ufkundayız 
Topluluk malı 
Fırsat yine kaçırıldı 
Avukata müdahale  
İki vahim durum ve dram 
Biline ki padişah seçilmeyecektir  
Dördüncü kitabım 
Tekrar nafaka borçlularına  
Nafaka borçlusuna ve anlayanına  
Yanlışı doğru zannetmek  
Tazminat hakkı  
Yargıdaki tehlikeli rekabet 
Emrullah Bey 
Göç Yasası’na devam 
Sayın yargıçlara duyurulur 
İmam yellenirse  
Ne istediğimizi galiba biz de bilmiyoruz 
Cezaevinden telefon var 
Olmadı müdür bey olmadı 
Hukukumuzda yargıcın konumu (2) 
Hukukumuzda yargıcın konumu (1)  
Kamulaştırmada Tazminat 
Hellada, bullada, uyusun da, büyüsün  
Resmi dil Türkçe 
İcar-satış 
Mahkemelerimizi bir daha deneyelim 
Eskiden de eskiler aranırdı 
Tıs yok gık yok, çıkart da görelim 
GK Komutanından rica ediyorum 
Cinayetle su yüzüne çıkanlar 
Tutuklama polisi zora sokabilir 
Oybirliği ile ret vacip olmuştur 
Genç yargıç adayları mülakatta 
Eğitim, denetim ve ceza 
Saat 21.53 
Polis terfilerinde top mahkemede 
Fermuarınız açık kalmış 
Üçte bir 
Zorunluluk değil, mecburiyet vardır 
Kurbağanın nal hikayesi 
Bizimkiler yine coşabilir 
Bırakınız böyle kalsın  
Serhat Bey çok güzeldi 
Yargı, yargıç ve bina istiyor, bildiriyor ve talep ediyorum 
Sade sen mi Ersin Bey hepimiz da 
Polis terfileri konusunda iktidarı göreve çağırıyorum 
Lo lo lo 
Ah bir de rezillerden korkmasam 
Okul seçeceklere ihbar 
Kadın Eli 
İdam cezası ve hukuk reformu hakkında 
Felaketname olmasın 
İşte, işte söylemeye çalıştığım bu idi 
Allah aşkına çağrıda bulunuyorum 
Bizimkisi anglo 
Bazı trafik suçlarında niçin apar topar mahkemeye 
Ölüm getirmişti