Derviş Deniz

 

2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede?

12 May 2014, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Aslında bu yazının başlığı “2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve Türkiye ekonomisi nerede” olmalıydı. Buna sebep de KKTC ekonomisinin dünyadan izole olmuş haline rağmen Türkiye’deki gelişmelerden direkt olarak etkilenmesidir. Türkiye dünyanın çeşitli merkezlerindeki gelişmelerden payını alırken, KKTC’de Türkiye’deki gelişmelerden payını almaktadır.

2013 yılı içerisinde Türkiye’de etkisini gösteren döviz kurlarındaki artış 2014 yılının başlarında hızlanarak Türk Lirası’nın yabancı para birimleri karşısında değer kaybetmesine neden olmuştur. Bunun neticesinde de KKTC’de bireylerin büyük bir bölümü kur artışları nedeni ile ekonomik açıdan zarara uğramışlardır. Kurumların  2013 yıl sonu finansal tablolarına da bakılacak olursa, KKTC’de faaliyet gösteren ve başta bankalara olmak üzere çeşitli kişi veya kurumlara döviz borcu olan firmaların karlarının kur farkları dolayısı ile geçen yıllara göre daha düşük olduğu görülebilir.

KKTC döviz kurlarındaki artış ve iç piyasadaki durgunluk nedeni ile bayağı sıkıntılı bir dört ay geçirirken, dünya ve Türkiye’nin ne durumda olduğuna bakmakta bir fayda var.

Dünyada ve Türkiye’de 2014 yılının ilk çeyreğinde gerçekleşen ve yıl sonuna kadar  gerçekleşmesi beklenen ekonomik durum ile ilgili olarak  Deloitte firması bir araştırma yaparak rapor hazırlamıştır. Bu raporda belirtilen ve 2014 yılında oluşması beklenen ekonomik durum ile ilgili önemli bulduğum kısımları sizlerle paylaşmak istiyorum.

Deloitte’nin raporunda dünya ve Türkiye ekonomisinin çalkantılı sularda ilerlemeye devam etmesini sağlayan üç önemli riske vurgu yapılmaktadır. Bu riskler sırası ile Ukrayna odaklı jeopolitik riskler, Avrupa’daki düşük enflasyon hatta deflasyon riski, ABD’nin aşırı gevşek para politikasından çıkış planının yürürlüğe konulması ve gelişmekte olan ekonomilerin yeni bir büyüme trendi bulmakta zorlanıyor olmaları, şeklinde görülebilir.

Ukrayna odaklı jeopolitik risklerin yaratacağı olağanüstü durumlar farklı bir tartışma ve incelemenin konusu olduğundan bu raporda pek fazla yer bulmamıştır. Ancak diğer konularda detaylı analizler yapılmaktadır.

Avrupa Birliği içersinde görülen “düşük enflasyon” yani deflasyon riski, ciddi ve korkulması gereken bir risktir. İlk bakışta deflasyon ile mal ve hizmet fiyatlarının artmamış olması hatta gerilemesi olumlu gibi görülse de, düşüş trendi tüketici eğilimlerini etkilemekte ve onlarda mal ve hizmet fiyatlarında düşüş daha da düşeceği beklentisi yaratmakta, bu da tüketim kararlarının ertelenmesine neden olmaktadır. Bunun neticesinde firmalar fiyatları daha da düşürmeye, yatırım planlarını ertelemeye yöneliyor ve zaten zayıf talep sorunu yaşayan bölgede resmin daha da kötüleşmesini sağlıyor. Buna ilave olarak deflasyon ortamında borcun reel yükü artmaktadır. Çünkü nominal borç aynı seviyede iken gelirler büyümemekte hatta düşmektedir (Bu durumun KKTC’de birşeyler çağrıştırması gerektirdiği inancındayım).

ABD’nin 2013 yılında aldığı bir karar ile hazine destekli gevşek para politikasına son vermek için adım adım önlemler alması gelişmekte olan ekonomilerde sıkıntı yaratabilmektedir. ABD’nin gevşek para politikasından çıkma yolunda adımlar atarken, ekonomisinde gerileme veya duraklama yerine ilerleme göstermesi, ABD ekonomisinin birkaç yıl önce beklentilerde yer aldığının aksine büyüme gösterdiğini açıkça ortaya koymaktadır.   ABD ekonomisi 2013 te ve 2014 yılının ilk çeyreğinde olumlu gelişmeler gösterirken gelişmekte olan ekonomiler büyüme yönünde gösterdikleri eski performanslarını gösteremediler. Ancak yine de büyüme hızlarını korumayı başardılar.

Gelişmekte olan ülkeler içerisinde en önemli yeri Çin tutmaktadır. Çin’in 2013 yılında % 7.5 civarında büyüme kaydetmesine rağmen kapalı bir kutu olması riskleri de artırmaktadır. Kapalı kutu olmayı aşmanın yolu yapısal reformlar olsa da bu konuda ne Çin ne de diğer gelişmekte olan ülkeler, arzu edilen seviyede yapısal reform geliştirmemişlerdir. Bu ülkelerin “bol likidite” döneminde yakaladıkları mucizevi büyüme, onların kısa dönemde yapısal reformları tam anlamı ile yapmalarını engellemiştir. Yapısal reformların ertelenmesi ve zamanında yapılmaması orta vadede büyüme potansiyelini etkileyen çok önemli bir faktördür.

Önümüzdeki 3-5 yılda, büyüme hikayesi daha sağlam, daha sürdürülebilir ve global parasal genişlemeden daha bağımsız hareket edebilen gelişmekte olan ülkeler daha iyi performans gösterebilirler. Türkiye gibi  büyümesi cari açıkla çok bağlantılı olan ülkeler biraz zorlanabilir. Ancak bu zorlanmalar siyasi istikrar ile aşılabilir. Bu nedenle gelişmekte olan ülkeler arasında siyasi istikrarı sürdüren, reform çizgisini ve reformları belirli bir çizgiye oturtabilen ülkeler yatırım çekmeye devam edecektir.

Bütün bu gelişmeler içerisinde Türkiye’nin 2013 yılında büyüme açısından beklenenden daha iyi bir performans gösterdiğini söylemek mümkün. Mayıs ayından sonra yaşanan siyasi ve global gelişmeler, özellikle de ABD Merkez Bankası Fed’in parasal gevşeme döneminin sonun geldiğine dair işaretleri göz önünde bulundurulduğunda %4 civarında bir büyüme hatırı sayılı bir büyüme. Ancak büyümenin 2013’ün ikinci yarısında hız kaybettiğini ve talep pozisyonunun arzulandığı gibi olmadığını da eklemek gerekiyor.

Türkiye’nin Gayri Safi Milli Hasılası 2013 yılında %3.5 oranında büyüme kaydederken, cari açığı gayri safi milli hasılanın %6.3 seviyesine yükseldi. Böyle olunca da Türkiye’nin aynı oranda büyümeyi devam ettirmesi daha fazla sermaye girişine bağlı olmaktadır. Sermaye girişi bu ortamda büyüme için şart tutulsa da Türkiye’nin esas hedefi olan yüksek büyümeyi daha az cari açıkla başarması önem taşımaktadır.  Türkiye bir süredir “377 ekonomisi” yaşamaktadır. Bu da %3 büyüme, %7 enflasyon ve %7 cari açık/GSMH demektir. Nitekim son 2 senenin ortalaması bu düzeylerde. Halbuki Türkiye’nin en azından “555 ekonomisinde” olması gerekiyor. Zaten Türkiye’nin orta vadeli programında 2015 ve 2016 yılları için öngördüğü bu.

Burada belirtilenlere bakıldığında durgunluğu veya canlılığı ile dünyanın çeşitli ülkeleri ve Türkiye, ekonomik durumlarının daha iyiye gitmesi yönünde büyük bir çaba içersinde görünmektedirler.

KKTC’nin kronik bütçe açıklarına 2008 yılından başlayarak eksi büyüme de eklenince, ekonomik birimlerin büyük bir kısmında sıkıntı baş göstermiş olması normaldir. Can simidi olarak KKTC Ekonomi Bakanlığı tarafından desteklenen ve Türkiye kaynaklı küçük esnaf kredilerinin esnafa nefes alma şansı vermiş olmasını uzun vadeli bir önlem olarak almamak gerekir. KKTC’de de yapısal reformlar oluşmadıkça ve kamu ağırlıklı ekonomik yapı devam ettikçe sürdürülebilir bir ekonomik yapının yanına bile yanaşmak mümkün olmayacaktır.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi