Derviş Deniz

 

Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası

23 June 2014, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Tarih sürecine baktığımızda Orta Doğunun milletler, dinler ve mezhepler arasında daima bir kavga nedeni olduğunu görürüz. Bu kavgaların nedenleri esasen dini ve etnik nedenlere dayansa da ekonomik nedenler de daima önemli rol oynamıştır.

Orta Doğu’da dini ve etnik nedenler dolayısı ile ortaya çıkan sorunlar toprakların yüz yıllar itibarı ile farklı din veya etnik gruplar tarafından yönetilmesine neden olmuştur. Ancak her iki sebep de önemli bir etken olsa da en eski çağlardan beri bu bölge ekonomik açıdan da çok büyük önem taşımıştır. Bilhassa ekonomik açıdan gelişmesini uzak doğunun kaynaklarına bağlı olarak yürütmek isteyen eski kıta Avrupa’daki güçler bu nedenle her zaman Orta Doğuda bir yer veya üs kapmak için büyük gayret göstermişler ve bu nedenle de büyük krizlere sebebiyet vermişlerdir.

Orta Doğunun stratejik pozisyonuna on dokuzuncu yüzyıl sonlarında kullanımı gittikçe önem kazanan petrolün da eklenmesi, bu bölgeyi daha fazla arzu edilen bir bölge haline getirmiştir. Birinci Dünya savaşı öncesinde Osmanlı toprakları içerisinde yer alan Orta Doğunun o zamanlar yeni yeni keşfedilen petrolün hangi Avrupa ülkesinin etkisi altına gireceği de Birinci Dünya Savaşı’nın çıkmasının da en önemli sebeplerinden birisidir. Almanların Doğu Demir Yolu Projesi ihalesini Osmanlılardan almayı başarmaları, onların İngiliz ve Fransızlar gibi Birinci Dünya Savaşı öncesinde bölgede pay sahibi olma girişimlerinin bir parçası olmuştur.

“Yirminci yüzyılın başlarında Avrupa’nın sanayi devrimi gerçekleştirmiş ülkeleri Orta Doğu’da pay kapmaya giderken, bu bölgenin sahibi olan Osmanlılar ve bölgede yaşayan Araplar neler yapmaktaydılar” diye de bakmak gerekir. Yirminci yüzyılın başlarından bugüne kadar geçen süre içerisinde büyük devletlerin Orta Doğu’daki emelleri dolayısı ile bölgeye rahat vermedikleri tartışılırken, bu bölgede yaşayan halkların neden bu oyunlara kurban edildikleri ve bütün olaylar gelişirken kendilerinin hiçbir etkisi olup olmadığı da tartışılmalıdır.

Orta Doğu’da yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde yer alan olaylarda Avrupa ülkelerinin bölge insanlarını veya yöneticilerini kandırıp ekonomik açıdan onları sömürdükleri görülmektedir. Bana göre bu sömürüde sömüren kadar bu sömürüye izin verenler de suçludur. Bu nedenle yirminci yüzyılın başlarında güçlü Avrupa devletleri ve daha sonra bunlara ilave olarak Amerika Birleşik Devletleri’nin bölgede aldıkları rolün faturasını sadece bu güçlere çıkarmak bu ülkelerin yönetimlerinin ve halklarının hatalarını görmezden gelmek demektir.

Ülkeler kendi içlerinde güçlü oldukları sürece dış müdahalelere karşı daha dayanıklı olurlar. Zaman içerisinde Orta Doğudaki krallıklar topraklarındaki ekonomik kaynakların getirisini çok büyük oranda ele geçirmelerine rağmen bu kaynakların kullanımı sonucu elde edilen servetlerin dağılmasında hep Batı devletlerinin sunduğu imkanlara yönelmişlerdir. Bugün bile birçok alanda Batı ülkelerinin finansman kararları bu ülkeleri yönetenleri cezb edebilmektedir.

Orta Doğu ülkelerinde son beş yıldır baş gösteren değişim hareketleri ve Arap Baharı denilen süreç orada yaşayan insanların kökeninden gelen geleneklere bağlı olarak Orta Doğu’yu iyiye değil kötüye götürmektedir    Yönetim değişikliği ile bir şeyleri doğru yapmaya gelenlerin aslında daha önce yönetenlerle aynı kültürden geldikleri hep unutulmaktadır. Netice olarak da bir süre ülkelerde esen değişim rüzgarları sonunda eski yönetimin yoluna girmeyi başlamaktadır. İşte bu ortamlar da gelişmiş ülkelerin çeşitli alanlardaki müdahalesine de davet yapmaktadır.

Orta Doğu’da son bir iki yıldır yaşanan kanlı mezhep kavgaları Avrupa’da beş yüz sene önce yaşanan kavgaları andırmaktadır. Bilinmesi gereken şudur ki bu kavgaların bölge insanına ne sosyal, ne de ekonomik açıdan faydası yoktur. Bugün Irak’ta farklı grupların çeşitli yerlerde farklı petrol yataklarını ele geçirmeleri göstermektedir ki, mezhep kavgaları da artık ekonomik çıkar kavgalarına dönüşmektedir. Farklı grup veya mezheplerin belirli kaynakları ele geçirmeleri bazı ülkeleri tedirgin edebilmekte, tedirgin olanlar da bundan dolayı kendilerini daha fazla müdahale hakkına sahip görmektedirler. Bu nedenledir ki daha önce de belirttiğim gibi bölge insanlarının birbirleri ile bütünleşmeleri sağlanamazsa dış müdahaleler aynı şekilde gelmeye devam edecektir.

Orta Doğu’da yaşayan insanlar hangi mezhep veya etnik gruptan geldiğine bakmadan ortak paydada elinde bulundurduğu kaynakları paylaşmasını bilmelidir. Bu birlikteliğin olmaması dış güçlerin daha fazla her şeye burunlarını sokmalarını ve daha fazla pay almalarını sağlar. Dış güçlerin burnunu sokması da bölge insanını büyük güçler rahat ettirmiyor görüşünün yayılmasını sağlasa da, aslında burada yaşayanların kendilerinin buna nasıl imkan sağladıklarını da iyi değerlendirmeleri gerekmektedir.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi