Ali Baturay

 

Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar

01 July 2014, Tuesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

CTP’de uzun zamandan beridir bir sorun, bir iç çatışma olduğu çok aşikârken, partiyi yönetenler ısrarla bunu görmezlikten geldi. Yetkili ağızlar, böyle bir sorun “yokmuş gibi” davrandı.
CTP’de her seçim bir hesaplaşmaya dönüşmüş durumda.
Özellikle Mağusa’da bir önceki genel seçim, bir önceki yerel seçim, geçen genel seçim ve birkaç gün önceki yerel seçim, kişisel kavgalar nedeniyle tam bir hesaplaşma arenasına dönüştürüldü.
Ufak ufak başlayan savaş, her seçimde daha da büyüdü ve en sonunda kendi kendini yiyen bir canavara dönüştü.
Canavarın ne kadar tehlikeli olduğunu görmek için CTP’nin üç büyük belediyeyi kaybetmesi gerekiyordu herhalde. Bu partideki kavgalar, “çözüm bulmak için hazırlanan” ve bir gazeteye de sızdırılan raporda tüm açıklığıyla yer almıştı.
Zaten bir türlü bitmeyen bu hesaplaşmayı bilmek için raporu okumak da gerekmiyordu.
Ülkede herkes bunu biliyor, en sert rövanşın yerel seçimde olacağı söyleniyordu ama partiyi yönetenler, “tamamdır, seçimde adayımıza çalışmasalar bile engel olmayacaklar” diyordu.
“Çalışmasalar da engel olmayacaklar” sözü bile ortadaki sorunu ortaya koyuyor.
Mağusa’da ve Girne’de CTP’liler, CTP’li belediye başkanlarını kaybettireceklerini açıkça söylüyordu.
Her platformda yöneticilere bu durum soruluyordu ama onlar “sorun yoktur” diyordu.
Genel seçimde birbirini kesmek “partinin geneli için” o kadar yakıcı görünmez, çünkü kesilenin yerine yine bir CTP’li gelir ve geneli fazla etkilemez, rahatsız etmezdi.
Hatta hesaplaşmadan dolayı kesilenlerin yerine giren yeni kişilerden bazıları genç olduğu için kamuoyunda “ne güzel gençler girdi, yeni yüzler geldi” gibi ifadelerle beğeni bile topluyordu.
Yani, dışarı yansıması, içteki kaynamayı bir şekilde görünmez kılıyordu.
Tabii yanlış anlaşılmasın; “genel seçimde adam kesmek, hesaplaşma yapmak zararsızdır” demiyorum. Zaten bu hesaplaşmalarda başka partilerle dirsek teması da kaçınılmaz oluyor ki ne göz göre göre adam kesmeyi ne de başka bir partiyle kendi adamını yemek için işbirliği yapmayı normal karşılamak mümkün değil.
Ancak, kendi partilisine belediye başkanlığını kaybettirmek, hele de üç büyük şehirde bunu yapmak çok gürültülü olur, çok acı sonuçlar ortaya koyar.
Belediye başkanlığı seçiminde, öyle genel seçimdeki gibi alta kayanın yerine yine partili gelemeyeceğinden, gidenin yerine başka bir partinin adayı geleceği için kayıp da acısı da büyük olur.
Öyle de oldu, CTP, 9 belediyeden 14’e çıktı ama ne fayda eder ki Lefkoşa, Mağusa ve Girne’yi kaybettikten sonra? Kaç seçimdir aynı didişme sürüyor, partiyi yönetenler kaç dönemdir bu işe son vereceğine kavganın bir yerine dahil oluyorlar.
Yine sonucu bir gazeteye sızan, parti yetkili kurullarında yapılan oylamada “istenmeyenler” olarak gösterilen belediye başkanlarının tümü seçimi kaybetti. Parti yetkili kurullarındaki o oylama sonucu, bugünkü sonucu işaret ediyordu ama o da görmezden gelindi... Kaybeden başkanların mutlaka bazı kişisel hataları da olmuştur ama kaybetmelerinin en büyük nedeni iç kavgadır.
Birbirini sevmeyen bir dolu insan, partiyi sevgisizlik bürümüş.
Sevgisizliğin, tahammülsüzlüğün, düşmanlığın olduğu yerde başarı olamaz.
Kavga dediğin de ne ilkesel ne ideolojik, tamamen kişisel. Yazıklar olsun...
Bir şirket düşünün, orada pozisyonunuzu beğenmiyorsunuz diye o şirketin batması için uğraşacaksınız, hem de onunla beraber batma pahasına.
CTP’de yaşanan budur, hep beraber batmak için büyük çaba sarf ediliyor.
Kavganın tarafı olanlar başka havada, “biz biliriz, tamamadır”  hastalığından başını kaldıramayan parti yöneticileri ile bazı ileri gelenleri başka havada.
Bir grup ise olaylara müdahale edeceğine, eskilere takılmış; “Bu partiyi biz kurduk biz biliriz”, “Bu partide en çok biz emek verdik, biri bize akıl vermesin” deyip durdular...
“En eskiler”, “eskiler”, “ortancalar”, “yeni yetmeler”, “sonradan birleşik kanadından gelenler”,  her biri başka havada, herkes en iyi partili kendisi... Parti kan kaybediyor ama herkeste bir sahte gururdur gidiyor.
Gelinen durum ise ortada...
CTP’liler sorunları halının altına süpürmekten vazgeçmelidir, çünkü artık biriken sıkıntıları oralarda gizlemek mümkün değil.  Bu sonuçların ortaya çıkmasına sebep olan herkes hesap vermelidir.
Ortaya çıkan tablo nedeniyle istifa etmesi gerekenler de, ihraç edilmesi gerekenler de, köşesine çekilip bir daha ortaya çıkmaması gerekenler de var... Onlar kendilerini bilir...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?