Derviş Deniz

 

Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi

06 July 2014, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Çifte vergilendirme tek bir vergi konusu üzerinden birden fazla vergi alınması demektir. Dünyada vergi ile ilgili genel kabul görmüş kural vergi konusu olan bir şeyin sadece bir kez vergilendirilmesidir.

Tek bir vergi konusunun sadece bir defa vergilendirilmesi kuralı maalesef hem ülke içlerinde hem de farklı ülkelerde delinebilmektedir. Aynı ülke içerisinde merkezi hükümetin bir konuda aldığı verginin aynı konu üzerinden yerel idareler yani belediyeler tarafından da alındığı görülmektedir. Buna en güzel örnek de KKTC’de ticari faaliyette bulunan kurumların devlete kazançları üzerinden ve çalıştırdıkları personel için vergi öderken, belediyelere de meslek vergisi altında çalışanların maaşlarının bir kısmını ödemeleridir. Diğer taraftan farklı bir ülkede yatırım yapan bir ülke vatandaşı, bu farklı ülkede kazandığı geliri üzerinden vergi verdikten sonra, bu gelir için yurt dışında elde edilmiş olmasına bakılmaksızın kendi ülkesinde de vergi ödeyebilmektedir.

 

Burada belirttiğim tüm bu çift ve haksız vergi uygulamalarını önleyecek tek enstrüman, ülkeler arasında imzalanan “çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarıdır”. Bugün dünyanın siyasi tanınmışlığa sahip her ülkesi, hem vatandaşlarının aynı gelir üzerinden birden fazla vergilendirilmesine engel olmak, hem de en önemlisi ülkeye daha fazla yatırım çekmek amacı ile çeşitli ülkelerle çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması yapmaktadırlar.

 

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin siyasi anlamda uluslararası bir tanınmışlığı olmaması, bu ülkenin Türkiye dışında hiçbir ülke ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasına girmesine imkan tanımamaktadır. Bu da yurt dışında yatırım yapmak isteyen bir KKTC vatandaşı için çok büyük bir dezavantaj sağladığı gibi, ülkenin çekebileceği kurumsal yabancı yatırımcıyı da böyle bir yatırımı yapmak yönünde teşvik etmemektedir.

 

Halbuki Türkiye’nin bugün itibarı ile 80 ülke ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması vardır. Diğer taraftan Güney Kıbrıs’taki Kıbrıs Cumhuriyeti 49 ülke ile çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması imzalamıştır. Bu iki ülkenin imzaladığı hiçbir çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması bizi kapsamamaktadır.

 

Çifte vergilendirme anlaşmasının var olup olmaması bu ülkede birçok kişi için büyük bir anlam ifade etmez gibi görülse de esasen ekonomik yönden gelişememe, doğru dürüst yatırımcı çekememe ve vatandaşların vergi açısından mağdur olmaları dikkate alındığında, aslında daha refah bir hayat bekleyen biz KKTC vatandaşlarının ne kadar eli kolu bağlanmış olduğu da ortaya çıkmaktadır.

 

Dünyada geçerli olan vergilendirme  vatandaşlık ve ikamet üzerine kurulmaktadır. Bir ülkede belirli bir günden fazla ikamet eden kişiler o ülke açısından o ülkede ikamet eden kişi olarak kabul edilir ve o ülkenin vergi yasalarında belirtilen kurallara tabi olur. Ayrıca, bu kişinin vatandaşı olduğu ülkede de onun ülkesine karşı bir vergi sorumluluğu vardır. Bugün dünyanın hemen hemen her ülkesinde, ülke vatandaşları kazançlarını dünyanın neresinde elde ederlerse etsinler, mutlaka vatandaşı oldukları ülkede tüm kazançları üzerinden vergilendirilirler. Eğer bir ülke vatandaşı yabancı ülkede kazanç elde ederse ve o yabancı ülkede bu kazanç üzerinden vergi öderse, vatandaşı olduğu ülke ile kazanç elde ettiği ülke arasında çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması varsa, kendi ülkesinde ödeyeceği vergiden yabancı ülkede ödediği vergiyi indirme imkanına sahip olur. Halbuki bir yabancı ülke vatandaşı KKTC’de yatırım yapıp bu ülkede vergi öderse bu ödediği vergiyi kendi ülkesinde KKTC’de  kazandığı kazanç üzerinden alınacak vergiden indiremez ve ikinci kez vergi ödemek zorunda kalır. Böyle bir durumda her işi yasal olan kurumsal bir yatırımcının KKTC sınırları içerisinde yatırım yapması ekonomik literatürde çok kötü bir yatırım kararı olur.

 

Bu durumun varlığı KKTC’nin doğru dürüst yatırım yapılmasının önünde çok büyük engeldir. Böyle olunca da etrafta görülen yatırımcıların çok büyük bölümü gelirini kendi ülkelerinden saklayan ve vergi sistemi dışında gittikçe kurşuni hale gelmiş bir paraya sahip insanlar grubundan oluşmaktadır.

 

KKTC’nin siyaseten tanınmamış olmasının arkasına saklanarak “Ne yapalım, kimse bizim ile oturup anlaşmıyor, tanınmamış olmamızdan dolayı bu kadar” denmemesi gerekir. Bu konuda birinci derecede yaklaşılması gereken ülke Türkiye’dir.

 

Türkiye ile KKTC arasında 1987 yılında imzalanan “Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması”nın maddeleri hala imzalandığı gün ile aynıdır. O tarihten bu tarihe dünya ekonomik yapısı doğu blokunun açılması ile liberal ekonomik yapıya doğru değişim göstermesi ve bu doğrultuda vergi mevzuatlarında ve uygulamalarında büyük değişiklikler yapılmasına rağmen, bu anlaşmanın hiçbir tarafının ele alınmaması, yatırım düşündüğünü söyleyen ancak yatırımcı olarak kimi görmek istediği konusunda belirsizlik yaratan hükümetlerin en büyük eksiğidir.

KKTC’nin bu konuda dünyaya açılması “TC ile KKTC arasındaki çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmasının” KKTC lehine revize edilmesine bağlıdır ve bu konuda süratle hareket edilmelidir.

 

KKTC’nin çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları dışında kalması aslında AB’nin gümrük birliği veya serbest doğrudan ticaretinin dışında kalması ile aynı şeydir. Bu konularda ne kadar mağdur olduğumuz ortada. AB ile ilişkilerin geliştirilmesi ve KKTC’nin de AB’nin bir parçası olması ile ilgili önde gelen savunuculardan olmama rağmen AB’nin zaman zaman bize karşı takındığı oyalama metotlarına da tepkiliyim. Bundan dolayı da KKTC  mevzuatının AB ne uyumlaştırılması ile ilgili AB yetkilileri KKTC yetkililerini cesaretlendirirken, bize esasen ekonomik açıdan rahatlama yaratacak kanallardan biri olan AB üyesi ülkelerin Güney Kıbrıs ile yaptığı çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarını KKTC ne yönelik uygulanmasına da imkan sağlaması gerekmektedir. KKTC’nin siyaseten AB ülkeleri tarafından tanınmamış olduğu gerçeğinden hareket ederek, anlaşmaların KKTC yönetimini tanıma  dışında tutarak AB vatandaşlarının çifte vergilendirilmesini önlemek amacı ile AB vatandaşlarına kişisel veya kurumsal bazda KKTC’de ödedikleri vergiyi indirim konusu yapmalarına imkan sağlayacak bir kararı ortaya koymaları gerekir. KKTC yetkilileri bu konuda uluslararası teamülleri dikkate alarak bu isteği bireysel bazda uygulanması temelinde kabul ettirilirse, ülkenin kurumsal yatırımcı çekme imkanı da artacaktır.

 

Dünyada ekonomik açıdan küreselleşme hareketleri beraberinde ülkeler arası sermaye hareketlerini de artırmaktadır. KKTC mevcut statüsü ile bu hareketin içine girmek istiyorsa, öncelikle çok büyük bir etken olan çifte vergilendirme anlaşmasını  pratik olarak önce Türkiye Cumhuriyeti ile revize etmeli  sonra da AB ile de bir statüye oturtmalıdır.

 

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi