Ali Baturay

 

İstifa ve özür çok kıymetlidir

08 July 2014, Tuesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Polis Genel Müdürlüğü (PGM), Mehmet Bayraktar cinayeti ve bu cinayetin zanlısı Mehmet Vechi’nin intiharıyla ilgili nihayet bir açıklama yaptı.

Bu açıklamada göze çarpan tek yeni şey, Mehmet Vechi’nin intiharı sırasında yanında bulunan iki polise soruşturma başlatılmış olmasıdır.

Bunun dışında yazılanların tümü zaten daha önce biliniyordu.

Tabii bir de sitem var açıklamada, “basında mesnetsiz yorumlar yapıldığından” şikayet edildi.

Polis Genel Müdürlüğü ne bekliyordu yani?

Ta başından beri kimseyi tatmin etmeyen, “başarısız bir soruşturma” intibası yaratan, hatta soruşturma ekibinin değiştirilmesi, Lefkoşa’dan yeni ekip gönderilmesiyle bu görüşün güçlenmesini sağlayan PGM, basının buna yorum yapmamasını mı bekliyordu?

Kusura bakmayın ama ortada onlarca soru işareti olacak, bir de Lefkoşa’ya getirilen cinayet zanlısı polis binasında intihar edecek de insanlar bunu konuşmayacak, gazeteciler de buna yorum yapmayacak mı?

Polisler ve askerlerle ilgili en küçük bir trafik kazasıyla ilgili bile açıklama yapmaktan kaçınan, son derece kapalı, son derece ketum bir teşkilatla ilgili böylesi bir olay hakkında yorum yapılması normal değil midir?

Polis Genel Müdür Vekili daha birkaç gün önce halkın polise güveninin arttığını söylemişti.

Halkın güvendiği polis, sağlam aldığı zanlıyı ailesine ölü teslim ederse gazeteler bunu yazmaz mı, gazeteciler bunun üzerine yorum yapmaz mı acaba?

PGM açıklamasında Mehmet Vechi intihar ederken yanında bulunan iki polisin “hoşgörüsü sonucu” ihmali bulunduğu söyleniyor.

Buna inanırım, muhtemelen de hoşgörüleri sonucu olmuştur.

Ancak unutulmamalıdır ki bazen, bazı mesleklerde “iyi niyet”, “hoşgörü”, “şüphelenmemek”, “tahmin edememek”, “uzağı görememek” öldürücü olabiliyor.

Polislik mesleği de böyle bir meslektir, “hoşgörü” maalesef bir zanlının ölümüne, bir cinayetin de faili meçhul kalmasına neden olmuştur.

Gelin de ayıklayın bakalım bu pirincin taşını.

Mehmet Vechi’nin hekimi olan, bu ülkenin tecrübeli hekimlerinden Erdal Özcenk, size zanlının sağlık durumunun, psikolojinin iyi olmadığını, intihar edebileceğini söylüyor ve siz buna rağmen tedbir almıyorsunuz, doktorun korktuğu başına geliyor ve siz bunun üzerine yorum yapılmamasını mı bekliyorsunuz?

Size bu uyarı yapıldıktan sonra değil iki, etrafında 12 polis memuru olması gereken zanlı göz göre göre intihar etmiştir.

Polis Genel Müdür Vekili, Dr. Özcenk’e söz vermiş, “Mehmet Vechi’nin kılına zarar gelmeyecek” demiş...

Bu kadar sözün ardından Mehmet Vechi, intihar edince kamuoyu veya gazeteciler yorum yapmayacak mı?

Çağdaş bir Avrupa ülkesinde olsak, bunca gelişmeden sonra önce halktan özür dilenirdi.

Polis Genel Müdürlüğü’nün 14 maddelik açıklamasında özür yok.

Tüm ülkenin konuştuğu cinayetin zanlısı polis binasında intihar edip ölüyorsa, tüm topluma bir özür borcunuz olmaz mı?

Özürden sonra da Polis Genel Müdür Vekili’nin ve soruşturmayı yürüten müdürün istifa etmesi gerekmez miydi?

Şimdi Mehmet Vechi’nin yanındaki iki polisi günah keçisi seçerek, soruşturma açmakla temizledik mi her şeyi?

Bunları kötü niyet aradığımdan, polis teşkilatı ile bir derdim olduğundan, art niyetimden söylemiyorum, dünyada usul böyledir.

Çok iyi niyetli olsanız da, altınızdaki personel de çok iyi niyetli ve hoşgörülü olsa da, söz konusu hatanın olmasını hiç istemeseniz de, geçmişiniz dağlar kadar başarıyla dolu olsa da; bunlar, “çok büyük bir hata yaptığınız”, “herkesi şoke edip, vicdanları sızlattığınız” gerçeğini değiştirmez.

Kusura bakmayın ama günler sonra yaptığınız, basına yönelik sitem dolu açıklama hiç de tatmin edici değildir.

Arap saçına dönmüş bir olayın ardından, birçok soru işaretine cevap veremeyen, bir özür bile içermeyen bu açıklamada “gazeteciler” ile “iki polis memurunu” günah keçisi gibi göstermek, bir kez daha vicdanları sızlatacaktır.

İnanın bazen “özür” ve “istifa”, en büyük ödülden, en büyük takdirden, en büyük başarıdan bile daha değerlidir; insanın kişiliğinden hiçbir şey kaybettirmez, aksine ona çok büyük şeyler katar...

Ne olur bu toplumda birileri “istifa” ve “özrün” kıymetini fark etsin artık.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?