Av. Hasan Sözmener

 

Eskiden de eskiler aranırdı

28 July 2014, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Dikkat ettim, daha ileriki yaştakilerin yanı sıra 20-25 yaşlarındaki gençler de, çocukluklarındaki bayramların, şimdiki bayramlardan daha güzel olduğunu söylüyorlar ve eski bayramlara özlem duyuyorlar. Onları dinledikçe ben eskilere çok daha eskilere, çocukluk yaşlarıma gittim.

Ben 5 yaşlarında iken babamı kaybetmiştik. Annem babam için çok uzun yıllar yas tutmuştu, o nedenle, oturma odasındaki, kapıya yakın duvara özel olarak çakılmış L şeklindeki iki parçadan oluşan ayaklar üzerinde 2 metre kadar yükseklikte durmakta olan, çağla badem yeşili rengindeki radyomuz hiç açılmıyordu. Babam sağ iken bu radyo açılıyordu. Sağdaki beyaz renk irice düğme sağa doğru büküldüğünde, önce tık diye bir ses duyulur sonra radyonun sağ üst kısmına yakın bir yerde, dikey dikdörtgen şeklindeki küçük cam bir bölümde çok tatlı, maviye yakın renkte bir ışık belirir, birkaç dakika ısındıktan sonra, radyodan müzik sesleri gelmeye başlardı. Babam soldaki irice düğmeyi sağa sola bükerek bazı ayarlar yapar ve kendisine göre güzel bir müzik bulunca, düğmeden elini çekerdi. Hatırladığım, radyo açık olduğu müddetçe, evdekiler daha neşeli ve mutlu idiler.
Yaradılışımdan ben radyoya çok düşkün idim. Gerçi hâlâ daha düşkünüm. Anneme yıllarca, radyomuza bir patariya alması için çok yalvardım, ancak bu konuda onu ikna edemedim. Bakkallarda radyolar için patariyalar satılırdı. Patariya dediğim şey de şimdiki piller gibi ufacık bir şey değildi.
On yaşlarıma geldiğim yıllarda yavaş yavaş elde taşınabilen seyyar radyolar satılmaya başlamıştı. Köydeki dayım bu radyolardan bir tane almıştı. Dayımın almış olduğu bu radyoyu dinlemek için günümün büyük bir bölümünü dayımın evinde geçiriyordum. Radyo seyyar olmasına rağmen olduğu yerden pek kaldırılmıyordu. Aynı zamanda dayımın beş on tane keçisi vardı ve bu keçilerin günde iki kez sabah ve akşamüzeri olmak üzere otlatılması gerekiyordu. Nenem gündüzleri dayımın evinde geceleyin de bizim evde kalıyordu. Zaten ben nenemden yüz bulduğum için, günümün çoğunu dayımın evinde geçiriyordum. Nenem, dayımın keçilerini otlatmamı istemişti. Ben de bunu fırsat bilerek, dayımın radyosunun yanıma verilmesi şartı ile keçileri otlatabileceğimi, neneme söyledim. Nenem şartımı kabul etti. Günde iki kez keçileri otlatırken dayımın radyosu yanımda oluyordu ve radyoyu böylelikle dinleyebiliyordum. Radyo tiyatroları, arkası yarınlar vardı, özellikle arkası yarınları hiç kaçırmıyordum.
O zamanlar dinlediğim bir radyo tiyatrosu aklıma geldi. Zaten yukarıda yazdıklarımı da, konuyu bu radyo tiyatrosuna getirebilmek için yazdım.
Bir arife günü, yaşlı kadın, ertesi gün, yani bayramda kendisini ve babalarını bayramlamak için evlerine gelecek olan çocuklarını ve torunlarını ağırlamak için çeşitli tatlılar yapıyor, çeşitli yemekler pişiriyor ve bu arada, kocası ile sohbet ediyor. Yaşlı kadın ve kocası, hangi çocuklarının hangi yemeği, hangi tatlıyı sevdiklerini birbirlerine anlatıyorlar ve sevilen her tatlı ve yemek hazırlanıyor. Hazırlıklar gecenin geç saatlerine kadar devam ediyor. Buna rağmen ne kadın ne de kocası yorgun değillerdir. Hazırlıklar bitince, yatıyorlar ve sabah sabah uyanıyorlar. Yaşlı adam, bayram namazına gidip geliyor ve karısı ile çocuklarını ve torunlarını beklemeye başlıyorlar.
Ne gelen var ne giden, vakit öğleye yaklaşıyor ve kapı vuruluyor. Karı koca büyük bir sevinç içerisinde kapıya koşuyorlar, kapıya gelene kadar da boşuna üzüldüklerini birbirlerine söyleyerek kapıya ulaşıyorlar. Kapıyı koca yani çocukların babası açıyor ama o da ne? Kapıda kimsecikler yoktur. Dışarıda sadece şiddetle esmekte olan bir rüzgar vardır. Anlaşılan o ki, kapıda duyulan çalınma sesini çıkartan rüzgarmış. Üzülerek kapılarını kapatırlar ve ümitle beklemeye devam ederler. Akşama doğru yine kapı sesi duyarlar ve yine kapıya koşarlar, kapıyı bu defa anne açar, bu defa kapının önü boş değildir. Kapının önünde acıktığı ve üşüdüğü her halinden belli olan bir kedicik vardır. Karı koca kediciği içeri alırlar ve pişen yemeklerden onu bir güzel doyururlar. Ne gelen olmuş ne de giden olmuş ve gece olmuştur. Yaşlı karı, koca, çok duygusallaşmıştırlar ve üzülmüştürler. Bu ruh hali içerisinde uykuya dalarlar. Sabaha yakın bir saatte, yaşlı adam duyduğu bir gürültüye uyanır, yaşlı karısına seslenir ve yaşlı karısını da uyandırır. Bir müddet gürültünün sebebini anlayabilmek için sessizce bir şekilde evlerini dinlerler. Oturma odasından tıkırtılar gelmeye devam etmektedir. Yaşlı kadının muhalefetine rağmen, yaşlı adam, eline geçirdiği bir sopa ile oturma odasına dalar ve oturma odasındaki genç adamı tesirsiz hale getirir. Oturma odasındaki genç bir hırsızdır ve hırsızlık gayesi ile eve girmiştir. Hırsız, yaşlı karı, kocadan özürler ve aflar dilemektedir. Yaşlı karı, koca, hırsıza hiç kızmamışlardır. Hırsızlık gayesi ile olsa dahi, bayramda evlerine birisinin gelmiş olmasından son derece mutlu olmuşlardır. Yaşlı karı, koca, hırsızın, bayram süresince evlerinde misafir olarak kalması için ricalarda bulunmuşlar ve hırsız, çok işi olmakla birlikte bu teklifi nazlanarak da olsa, kabul ettiğini yaşlı kadın ve adama bildirdiğinde, evde bayram sevinci yaşanmıştır. Yaşlı çift çok büyük bir mutlulukla ve sevinçle bayram süresince hırsızı ağırladılar, pişen yemekleri ve tatlıları ona, yedirdiler ve pişirdiler. Bayram bitince hırsızla, yaşlı kadın ve adamın çok duygusal bir veda sahnesi vardır ki, bence bu sahneyi dinleyip de ağlamamak mümkün değildir. Bir itiraf şu an bile gözlerimden yaşlar boşalmıştır.
Yani diyeceğim o ki, eskiden de eski bayramlar aranmakta ve eski bayramlar özlenmekte idi. Bunun tiyatrosu bile yapılmıştı. Herkese iyi bayramlar, kapıyı çalan hırsız da olsa soysuz da olsa, bayramlarda kapımızın çalınmasını bekliyoruz işte. Ancak birçoğumuz bayramı fırsat bilerek Karpazlara, yurt dışlarına gidiyoruz. Bilmiyoruz ki, kapısının çalınmasını bekleyen yaşlılarımız vardır.

Yazarın Tüm Yazıları
Halk oylaması 
İlmi olmasın 
Anlaşılmak ve anlatmak 
Ölüm cezası ve koordinasyon ofisi 
Hap bölme (kırma) makinası 
İlk soruşturma 
Keşke bu iş yargıya bırakılmasaydı 
Yasal düzenlemedeki karışıklıklar 
Egemenlik duyarlılığı 
Kantarın topuzu kaçtı 
Cumhurbaşkanı topu Anayasa Mahkemesi’ne attı 
Girne kayasından aşağıya atsalar dahi 
Kızıyoruz ama… 
Yargıda teamül 
Beşinci kitabım 
Söylemiştim boşanmaların artacağını 
Eğri gemi, sefer de eğri 
YÖDAK Başkanı 
Suç kimdedir? 
Rüstem Sefer (21.1.1943-7.4.2016) 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Beraat kararı ne demektir? Ya vicdan? 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Denetimli serbestlik hakkında 
Bekle be annem 
Şartlı tahliye şikayetleri 
Şartlı tahliye nedir? 
Hangi canlı öldürülürse cinayet olur? 
Sınır dışı kararları 
Hisseli mal satışlarındaki tin gözlükler 
Hisseli taşınmaz mallar 
Taşınmaz mallarla ilgili bazı sorunlar 
“Cahil adam, ne zarar verebilir ki?” 
Unutulma hakkı 
Lütfen bulaştırmayalım 
Yüksek ökçeler 
Kalp sağlığı 2  
Kalp sağlığı 2 
Kalp sağlığı 
Mahkeme kararları 
Cinayet suçları 
Amerika’nın Kıbrıs’ı kaptırmaya niyeti yok 
Acamı Deli 
Kiminle iş yaptığınıza dikkat  
Kudret Özersay 
Kudret Özersay 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Yargıç atamaları 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
Tutukluluk 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Bir de sen yaz dediler 
Sabah kahvaltısı  
2015-2016 Adli Yılı başlarken  
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Yargı sallanmadan boşanma sebebi  
Yargı sallanmadan boşanma sebebi 
Nişanlanma ve evlenme 
Boşanmada koçan değişikliği 
Sabit görüntülü radarlar 
Napan be yeğen? 
CÜBBE 
YÖDAK ve İyi İdare Yasası 
1 yıl ve 2 yıl hapis cezası tartışması 
Avukat/hukukçu milletvekilleri ve siyasetçiler 
Belesbite devam 
Belesbit 
Almak ve vermek  
Irza geçmek (Cinsel tecavüz)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı (3)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı  
Polis terfilerinde son durum 
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken 
Faks numarası  
Eleştiri 
Yüksek Mahkeme “acil” dedi 
Beytambal galsın yok ki 
Dönülmez akşamın ufkundayız 
Topluluk malı 
Fırsat yine kaçırıldı 
Avukata müdahale  
İki vahim durum ve dram 
Biline ki padişah seçilmeyecektir  
Dördüncü kitabım 
Tekrar nafaka borçlularına  
Nafaka borçlusuna ve anlayanına  
Yanlışı doğru zannetmek  
Tazminat hakkı  
Yargıdaki tehlikeli rekabet 
Emrullah Bey 
Göç Yasası’na devam 
Sayın yargıçlara duyurulur 
İmam yellenirse  
Ne istediğimizi galiba biz de bilmiyoruz 
Cezaevinden telefon var 
Olmadı müdür bey olmadı 
Hukukumuzda yargıcın konumu (2) 
Hukukumuzda yargıcın konumu (1)  
Kamulaştırmada Tazminat 
Hellada, bullada, uyusun da, büyüsün  
Resmi dil Türkçe 
İcar-satış 
Mahkemelerimizi bir daha deneyelim 
Tıs yok gık yok, çıkart da görelim 
GK Komutanından rica ediyorum 
Cinayetle su yüzüne çıkanlar 
Tutuklama polisi zora sokabilir 
Oybirliği ile ret vacip olmuştur 
Genç yargıç adayları mülakatta 
Eğitim, denetim ve ceza 
Saat 21.53 
Polis terfilerinde top mahkemede 
Fermuarınız açık kalmış 
Anladığımı yazamıyorum 
Üçte bir 
Zorunluluk değil, mecburiyet vardır 
Kurbağanın nal hikayesi 
Bizimkiler yine coşabilir 
Bırakınız böyle kalsın  
Serhat Bey çok güzeldi 
Yargı, yargıç ve bina istiyor, bildiriyor ve talep ediyorum 
Sade sen mi Ersin Bey hepimiz da 
Polis terfileri konusunda iktidarı göreve çağırıyorum 
Lo lo lo 
Ah bir de rezillerden korkmasam 
Okul seçeceklere ihbar 
Kadın Eli 
İdam cezası ve hukuk reformu hakkında 
Felaketname olmasın 
İşte, işte söylemeye çalıştığım bu idi 
Allah aşkına çağrıda bulunuyorum 
Bizimkisi anglo 
Bazı trafik suçlarında niçin apar topar mahkemeye 
Ölüm getirmişti