Dr. İsmail Kemal

 

Kavşaktaki Türkiye

10 August 2014, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Türkiye bugün sandık başında. Cumhurbaşkanını seçiyor. Bu noktada heyecanlı olmak mümkün mü? Kendi payıma heyecanlı değilim. Seçimleri kimin kazanacağı belli. Halkın iradesine saygımız sonsuz. Kazanan aday halkın onayını almış olacak. Demokrasinin temel kurallarından biri seçim kazanmaktır. Ne var ki, demokrasinin sadece seçimlerden ibaret olmadığını söylemekten dilimizde tüy bitti. Aynı şeyleri tekrarlamanın bir anlamı yok. Sadece iki noktayı hatırlatalım. Demokrasilerde “checks and balances” diye bir sistem vardır. İktidarın bir organını başka organları, medya, sivil toplum örgütleri dengeler, denetler. Kuvvetler ayrılığı ilkesi temeldir. Türkiye’de tüm iktidar bir kişinin elinde toplanmış durumda. Onu denetleyecek, sorgulayacak bir organ kalmadı. Siyaset “one man show” haline geldi. Demokrasilerde böyle bir şey olmaz. İkinci nokta basın özgürlüğü ile ilgili. Basın özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmazıdır. Türkiye’de basın, medya özgür mü? Bu sorunun cevabını sanırım herkes biliyor.
Bir madeni paraya hile karıştırılmamışsa yazı veya tura gelme ihtimali eşittir. Hile karıştırılmışsa hep yazı veya hep tura gelir. Türkiye’de her şey iktidar partisi lehine o kadar değiştirilmiş ki, seçim sonuçlarının iktidar aleyhine olması çok zor. Bunu yazarken muhalefetin zayıflıklarını, hatalarını, eksikliklerini saklamak, görmemek gibi bir derdim yok. Bunlar da iyi biliniyor. Ama, iş yaşamından medyaya, sivil toplum örgütlerine, yaşamın neredeyse her alanına el atılmış, kontrol ve etkileme ağları kurulmuştur. Tüm sistem iktidar lehine “doldurulmuştur”. Sağlıklı demokrasilerde böyle bir şey olmaz. Türkiye’yi bilen, izleyen herkes bunu görüyor. Ahmet İnsel’in deyimiyle “otoriter demokrasi”ye doğru bir gidişat var. Seçmenler bugün büyük olasılıkla otoriter demokrasi kurulmasına katkı yapacaklar. Türkiye, Batı demokrasilerinden çok Rusya “demokrasisine” benzeyecek. Ahmet İnsel, Macaristan, Singapur ve Çin’i de bu sınıfa koyuyor.
“Parlak Türkiye” ve ülkeyi yönetenlerin dünyada parladığı dönem geride kaldı. Büyük beklentiler, büyük umutlar dönemi sona erdi. Artık hiç kimse “masum” değil. İktidarda kalma oyunlarında neler yaşandığını bilmemek için çok saf olmak gerek. Çok şey gördük, yaşadık. İktidarın bu mücadeleleri maharetle yürüttüğünü, hep üstte kalmayı başardığını biliyoruz. “Kurtlar sofrasında” üstte kalmayı başarmak, kazanmak elbette önemlidir. Ama esas maharet “kurtlar sofrası” siyasetinden kurumsallaşmış demokrasiye geçişi sağlamaktır. Gerçek reform budur.
Bugün elde edilmesi beklenen seçim başarısının sağlayacağı özgüvenle siyasal sistem üzerindeki denetim büyük olasılıkla daha da artacak. Siyasal alan daha da daralacak. Farklı sesler daha cılızlaşacak. “Halk bizi seçiyor. İstediğimizi yaparız” anlayışı daha da hakim olacak. Her şeyin tek kişiye bağlı olduğu, “checks and balances” olmayan her yerde hata yapılması kaçınılmazdır. Ortadoğu ile ilgili politikalarda bunu görmek mümkün.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra Türkiye’nin önünde duran en önemli sorun Kürt sorunu olacak. Ortadoğu’dan kaynaklanan güvenlik tehditleri de çok önemli ama içte Kürt sorunu konusunda ne yapılacağı belirleyici olacak. (Seçimler nedeniyle de) Kürtler arasında büyük beklentiler yaratıldı. Bu beklentiler ne oranda karşılanacak? Karşılanmazsa, iç barış tehlikeye girecek mi? Irak ve Suriye’deki gelişmeler Türkiye’nin kendi Kürt sorununa çözüm üretmesini daha acil hale getiriyor. Peki, cumhurbaşkanı seçilmesi beklenen ve Kürtlerde umut yaratan Recep Tayyip Erdoğan, bu konuda ne yapacak? Türkiye’yi ve Kürt sorununu çok iyi bilen Prof. Henri J. Barkey, Council on Foreign Relations internet sitesinde yer alan söyleşisinde iki noktaya parmak basıyor. Barkey, Erdoğan’ın ülkede ve bölgede istikrarsızlık yarattığı için bu sorunu çözümlemek istediğini ancak Kürtlerin beklentilerini karşılama konusunda yeterli adım atmayabileceğini ima ediyor. (I am not sure he's sincere when it comes to really accepting the Kurds as complete equals in society.) Tabii, bir de Aleviler konusu var. Bu konuda ne yapılacak? Barkey, Türkiye-İsrail ilişkilerine de değinerek bu ilişkilerin görülebilir gelecekte normalleşmeyeceği değerlendirmesini yapıyor. Bu görüşe tamamen katılıyorum.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin Türkiye halkına hayırlı olmasını ve kazanacak adaya görev süresince başarılar dilerken, kafamızdaki kaygıları, düşünceleri dile getirdik. Türkiye’yi içte ve dışta zor bir dönem bekliyor. Bu zorlukları aşmada toplumsal kutuplaşma değil toplumsal uzlaşı gereklidir. “Dediğim dedik” yaklaşımları ile bunu başarmak mümkün olmayacak. Türkiye’nin yönünü hukuk devletine, kuvvetler ayrılığına, temel hak ve özgürlüklere, çoğulculuğa ve özgürlükçülüğe dayalı bir demokrasi anlayışına döndürmesi mümkün olacak mı? AK Parti içinden bu yönde destek gelmezse çok zor. Anayasal zeminde olmasa bile pratikte Cumhurbaşkanının yöneteceği, daha otoriter bir Türkiye’ye doğru ilerliyoruz.

Yazarın Tüm Yazıları
Burkini ve özgürlükler 
Joe Biden ziyareti    
Halep savaşları 
Türk Akımı gerçekleşecek mi?    
Yine mülteci konusu 
Türkiye ve Rusya 
Din ve siyaset 
Rakamlarla mülteci sorunu 
Sıcaklar, kuraklık 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dünya nereye gidiyor? 
Darbe girişimi ve dış politika 
Çözüm daha çok demokrasi 
Sol nerede? 
Sırada İtalya mı var? 
NATO’nun Varşova sınavı 
Avrupa’nın asileri 
Dış politikada doğru adımlar 
İngiltere’nin işi zor 
Büyük Britanya mı, küçük İngiltere mi? 
Avrupalılar ve dünya 
Brexit: Kötü fikir 
Brexit ötesinde AB şüpheciliği 
Demografi ve Avrupa 
1916 Orta Asya ayaklanması 
Ortadoğu’da gençler ne düşünüyor? 
Avrupa ve aşırı sağ   
Doğu Akdeniz’de su sorunu 
Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da 
Ortadoğu’da sınırlar 
Sykes-Picot 100 yaşında 
Vize muafiyeti olacak mı? 
Rusya, Türkiye: Yapısal sorunlar 
22 Mayıs seçimleri yaklaşırken 
Vizesiz Avrupa  
Dine dayalı devlet 
100 yıl sonra Kut’ül Amare 
Irkçılık 
İslam dünyasının durumu  
Kaliteli Rusya analizi 
Panama belgeleri depremi 
BM Genel Sekreteri kim olacak? 
Terörizm ve nükleer güvenlik 
IŞİD’le mücadelede ilahiyat 
Teröre lanet 
Brüksel’den ne çıktı? 
Büyük pazarlık 
Türkiye-AB anlaşması 
Basın özgürlüğü 
Oscarlar ve Spotlight 
Türkiye-AB zirvesine doğru 
İran nereye? 
Suriye: Obama’nın iflası 
Zor günler 
Suriye açmazları 
Suriye’de ateşkes mi? Chamberlain’in hayaleti 
Su ve elektrik 
Suriye: Köyün minareleri 
AB ve gelecek 
Dördüncü endüstri devrimi 
Temelleri sarsılan AB 
Avrupa’nın kaybolan rüyası 
Ortadoğu’da bir Çinli 
İslam dünyasının durumu 
Avrupa’nın popülizm sorunu 
Suudi Arabistan-İran krizi 
ABD’de kadın başkan 
2016’ya “Merhaba” derken 
Ne olacak bu AB’nin hali? 
Dış politikada gerçekçilik 
Türkiye-İsrail ilişkileri 
Ortadoğu’da mezhep kavgaları 
Tarihi Paris anlaşması 
İslam, Müslümanlar, Batı 
Türkiye ve AB üyeliği 
Stratejik rekabet 
AB-Türkiye zirvesi 
Gerilimi düşürme zamanı 
20 yıl sonra Bosna 
Gözler Paris’te 
İklim değişikliği ve global endişe 
Yaklaşan G20 zirvesi 
Su ve İsrail 
Diğer seçimler: Azerbaycan 
Türkiye: Umut ve kaygı 
Coğrafya ve politika (jeo-politik) 
Rusya’nın artan askeri gücü 
Terörizm başaramaz 
Seçimlere doğru Türkiye 
Putin Suriye’de neyin peşinde? 
Enerji, AB, İran 
Hac faciasının düşündürdükleri 
BM başarılı oldu mu? 
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri 
Yunanistan’a istikrar gelecek mi? 
Corbyn başarabilir mi? 
Suriye satrancında Rusya 
İnsan kaçakçıları 
Savaşların kurbanı çocuklar 
Mısır’ın enerji piyangosu 
Yine suyun önemi 
AB’nin mülteci krizi 
AB’nin mülteci krizi 
Tsipras’ın sınavı 
Türkiye’de karar halkın 
Türkiye’ye üzülmek 
Stratejik bir kaynak: Su 
Başka bir “çılgın proje” 
Çocuklar öldürülmesin! 
Enerjide Türkiye-AB işbirliği 
Türkiye ve uyanan dev 
IŞİD’le savaş 
Yunanistan: Sönen umutlar 
AB’nin geleceği 
İran’la tarihi anlaşma 
Rusya’nın ayıbı 
Evet mi, hayır mı? 
Suriye’ye dikkat 
İran’la anlaşma olacak mı? 
ABD’ye bakış 
Rakamlarla mülteci krizi 
Magna Carta 800 yaşında 
Dünyada silahlı çatışmalar 
Yunanistan’ın geleceği 
Türkiye’de yeni dönem 
Güç paylaşımı, Lübnan 
Güç paylaşımı, Kuzey İrlanda 
Güç paylaşımı, Bosna 
Geçmiş ve gelecek 
ABD’nin Irak fiyaskosu 
Arakan Müslümanlarının trajedisi 
Siyasette deprem 
Zafer günü 
İngiltere nereye? 
Akdeniz’de stratejik dengeler 
ABD’nin Türkiye’ye bakışı 
Vietnam Savaşı’nı hatırlamak 
Akdeniz trajedileri ve AB 
Yunanistan: Karar zamanı 
Seçimler ve sonrası 
Esas konu geleceğimiz 
Milletin makûs talihi 
Siyasette yeni soluk 
Siyasette yeni soluk 
Çoklukta ölüm bile tatlıymış… İnanmayın! 
İran’la satranç 
Toprakları kanlı Yemen 
Bir yıl sonra Kırım 
İnternete bakış 
Çanakkale geçilmez 
Netanyahu sınavda 
Kadın liderler zorda 
Rumlar ne düşünüyor? 
Savaş çığırtkanı Netanyahu 
Rusya ve Putin 
Demokrasi, demokratlık 
Avrupa’nın kaderi Almanya ve Rusya’nın elinde 
Türkiye’nin kadınla sınavı 
Ukrayna anlaşması kalıcı mı? 
Yunanistan’ın kader günleri 
Avrupa’nın Ukrayna sınavı 
Yakarak öldürmek 
Sina’da ne oluyor? 
Ekonomi ve siyaset 
Yunanistan kavşakta 
Dünyada demokrasi geriliyor mu? 
Euro bölgesinin sorunları 
Avrupa ne yapmalı? 
Müslümanlar ne yapmalı? 
Terörizm hepimizin düşmanı 
Risk toplumu 
Robotlar ve işçiler 
2015: Seçimler yılı 
Güzel Türkçemiz 
Enerji jeo-politiğinde LNG 
2015’te Ortadoğu 
Putin zorda 
Yunanistan’a dikkat 
Gelir uçurumu 
Enerji oyununda kritik gelişme 
Nükleer enerji 
Yeni soğuk savaş mı? 
Dünya Bankası’nın iklim raporu 
Yine iklim değişikliği 
İran’la anlaşma mümkün olacak mı? 
ABD ve Çin sürprizi 
Küreselleşmenin neresindeyiz? 
Mescid-i Aksa 
İngiltere AB’den çıkacak mı? 
ABD Kongresi için yarış 
Ukrayna ve Tunus’ta kritik seçimler 
Türkiye’nin G20 dönem başkanlığı 
Petrol fiyatları düşerken 
Eşitsizlik sorunu 
Küreselleşme ve dünya düzeni 
Ebola tehdidi  
Kurbanlar 
Türkiye’nin Ortadoğu sınavı 
Dünya düzensizliği ve BM 
IŞİD hedefte 
Barbarlar kapıdayken 
İskoçya: Kader günü 
İskoçya’dan Katalonya’ya 
İskoçya referandumu 
Kissinger’in “Dünya Düzeni” 
Kritik NATO zirvesi 
Arap dünyasında siyasal İslam 
Türkiye’de yeni dönem (mi?) 
AB ve Akdeniz 
Deneme sırası Norveçlide 
Putin, Aliyev, Sargsyan 
2014’te insani kalkınma 
Türkiye ne düşünüyor? 
Uluslararası guguk 
10 Ağustos ve Kıbrıs 
İsrail kazanabilir mi? 
Yazacak ne kaldı? 
Hepimiz Gazzeliyiz 
Gazze senaryoları 
Filistin trajedisi 
Su sorunu ve uluslararası su hukuku 
Müslümanlar radikalizme karşı 
Türkiye cumhurbaşkanı 
Savaş: 100 yıl önce ve şimdi 
Çin ve Ortadoğu 
Dünyanın mülteci sorunu 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dış politikada gerçekçilik 
Dış güçler 
Bravo Obama 
AB’nin yeni açmazları 
Kapitalizm ve eşitsizlik 
Mısır nereye? 
Öteki Avrupa seçimleri 
Küresel ısınma ve güvenlik 
Avrupa nasıl yolunu kaybetti? 
Washington’dan Biden geliyor 
Batı sonrası düzen 
Türkiye’nin enerji amaçları 
Doğu Akdeniz ve Çin 
Irak’ın geleceği 
Transatlantik ilişkiler, Türkiye 
Orhan Veli 100 yaşında 
Kıbrıs- Güney Afrika 
Ukrayna bıçak sırtında 
Etnik anlaşmazlıklara çözüm 
Türkiye-AB ilişkileri nereye? 
Afganistan’da kritik seçimler 
Türkiye’de “yeni dönem” 
Türkiye seçim sınavında 
Türkiye yanlış yolda 
Yasaklarla nereye kadar? 
Kırım’ın ilhakı ve biraz tarih 
Kırım: Kritik gün 
Ukrayna, Kırım, enerji 
Eşitlik: Uzun ince yol 
Ukrayna dersleri 
Rusya Kırım’a dönüyor mu? 
Venezuela’da ne oluyor? 
Kiev “Meydan muharebesi” 
Kiev alev alev 
Rusya, Mısır, Doğu Akdeniz 
Türkiye, İsrail, Doğu Akdeniz 
Müzakereler başlarken 
Soçi Olimpiyatları başlarken 
Döviz ve durum tespiti 
Fransa-Türkiye ilişkileri 
Ukrayna: Rusya-AB rekabeti 
Gözler Cenevre 2’de 
2014’te savaş çıkar mı? 
Siyasi partilerin geleceği 
Downer başarabilecek mi? 
Cesur yeni dünya 
Avrupa’da aşırı sağa bakış  
Ekonomik beklentiler zayıf 
2014 ve Kıbrıs 
2014 ve Türkiye 
Mandela: Özgürlük meşalesi 
Ortadoğu’da Türkiye algısı 
Eleştirel ve özgür düşünce 
Fikirler, özgürlük ve hukuk