Ali Baturay

 

Yasalar karşısında herkes eşitse

26 September 2014, Friday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Bazı uygar ülkelerde milletvekili, “halkın hizmetçisi”, “halk için çalışan kişi” olarak algılanır ve vekiller de öyle davranırken bizde tam tersi bir durum vardır.
Bizde milletvekili seçilen kişi birden bire “büyük adam”a dönüşüyor.
Kürsü dokunulmazlığını istismar ederek, “sınırsız yetkilerle donatılmış” oluyorlar.
Hele milletvekili bir de bakan olmuşsa, demir adama dönüşüyor.
Tabii hepsi değil, mutlaka istisnalar vardır, onları ayırıyorum ama maalesef kimi milletvekilleri halkın yararına çalışma yapacağına, parti çıkarlarının ve cebini doldurmanın peşine düşüyor; kimisi ise çok pasif, sanki olsa da olur olmasa da...
Bazı milletvekilleri şirket temsilcisi gibi; memleket meselelerinin peşine düşeceğine, bazı şirketlerin, güç odaklarının temsilcisi haline dönüşerek, partisine baskıyla bu kişilere çıkar sağlamaya çalışıyor.
Parti içindeki gücünü kullanarak, bunu birtakım yerlere çıkar sağlamak için kullanıyorlar.
Tabii ki bunun karşılığını da fazlasıyla alıyorlar.
Neredeyse milletvekilliğini ihale takipçiliğine dönüştürenler var.
Ne halse milletvekili ve bakan olunca bazı arkadaşların çekicilikleri de artıyor, hovardalıkları ve çapkınlıkları ile de anılmaya başlıyorlar. Milletvekili ve bakan olmak demek; son dönemlerde aşk ve para demek sanki.
Politikaya ve politikacıya güvenin azalmasında bazı bakanların ve milletvekillerinin rolü büyüktür.
Ülke küçüktür, kimin ne yaptığı bilinmektedir.
Üstelik politikacıların yalana dayalı politikaları artık dayanılacak hali aşmıştır.
Sürekli yalanlar, aldatmacalar üzerine politika yapmak, yapamayacağı sözleri vermek politikacıya karşı güvensizliği daha da derinleştirmektedir.
Halkın temsilcileri, halkın gözü önündeki milletvekillerinin adaletli olması beklenirken, tam tersine onlar kendi lehlerine adaletsizlikler içinde yer almaktadır.
Bundan yaklaşık bir- bir buçuk yıl önce ortaya çıkmıştı, aynı zamanda bakan olan bir partinin başkanının trafik cezalarını sildirdiği.
Geçtiğimiz günlerde bir başka parti başkanı ve üstelik yine bakan olan kişi trafik cezalarını ödemeyip sildirme girişiminde bulunmuş. Bir milletvekili de çocuğunu kazanmadığı koleje aktardığı için gündeme geldi.
Ortaya çıkan bu üç isimden başkalarının da bunları yaptırdığı, hem de çok daha büyük trafik cezalarını ödemeyip sildirdiği söyleniyor.
Mağusa bölgesinden bir milletvekilinin çocuğunu İskele’den Mağusa Türk Maarif Koleji’ne aktardığı söyleniyor ama Güzelyurt bölgesinden de Türk Maarif Koleji’ne yatay geçiş yaptıran milletvekili olduğu konuşuluyor.
Trafik cezalarını sildiren ve çocuklarını başka okullara aktaran vekillere bakıyorsunuz, hiçbirinin de aslında bunu yaptırmaya ihtiyacı yok. Yani o iki parti başkanı birkaç yüz liralık trafik cezasını ödeyemez miydi?
Ya da o milletvekilleri toplumu rahtsız edecek kolejlere yatay geçişi yapacağına, çocuğunun gittiği o okuldan, memnun değilse en azından paralı bir okula gönderemez miydi?
Amaç çocuklarını devlet okullarına gönderip de halka örnek olmaksa, bu yapılanlarla pek olamamış...
Kolejler için Güzelyurt’tan Lefkoşa’ya, İskele’den Mağusa’ya aktarmaya ısrar etmek, daha iyi olana ulaşmak için yetkiyi kullanmak çok daha kötü oldu halkın gözünde.
Bir de diğer yandan bakalım olaya; bir kere vekiller halka hizmet için varsa, örnek de olmalıdırlar...
Milletvekili olup, bakanlık da yapan UBP’nin ve DPUG’nin başkanı olan kişilerin öyle defalarca sürat kameralarına yakalanmaması, defalarca yasak park cezası yememesi gerekir. Bu tavır, “kimseyi takmam” tavrıdır. Bu cezaları silenler, silmeye yeltenenler de en az bu vekiller kadar suçludur ve normal bir ülkede olsak tümünün istifa etmesi gerekirdi.
Bir de “belediyenin yazdığı trafik cezalarından haberim yok” denmesi de milleti aptal yerine koymaktır. Peki arabanın camına defalarca iliştirilen bu ceza kağıtlardan biri bile gözünüze ilişmedi mi, bunun ceza değil de konfeti olduğunu mu sandınız?
Hade siz sizinkileri görmediniz, oğlunuzunkiler neden siliniyor, o da mı görmedi, hem sizin için hem de oğlunuz için de mi kraldan çok kralcı olunuyor? Milleti aptal mı sanıyorsunuz?
Öte yandan, olmaz olsaydı bu kolej sınavları ama mademki vardır ve bunca çaba sarf ediliyor, adil bir sınav yapılıyor, herkes buna saygı gösterecek.
Daha düşük puan alan kişinin daha sonra başka bahanelerle kendinden yüksek puan alanların içine sokulması, neresinden bakarsanız bakın adaletsizliktir.
Üstelik bu adaletsizliği daha bu yaşlardan, bu küçücük çocuklara yaşatıyorsunuz, yani daha hayata atılmadan adaletsizlikle tanışıyorlar.
İstediğiniz kadar iyi niyetli olun, istediğiniz kadar mazeret sunun olmaz, hele de toplumun gözü önündeki vekillerseniz hiç olmaz...
Bu memleketin trafik kuralları, yasaları, kanunları, tüzükleri halka başka, milletvekillerine, bakanlara farklı mı işler? Hani yasalar önünde herkes eşitti? Eşitlik bunun neresinde?
Bir arkadaşımla konuşurken, “Ah Aliciğim, keşke bütün dert trafik cezasını sildirme veya yatay geçişler olsa, bazı vekiller öyle işlere bulaşıyor ki bunlar onun yanında çok masum kalır” dedi.
Biliyorum, elbette çok daha büyük konular var, herkesin bildiği ama bugün için belgeleyemediğimizden dolayı yazamadığımız kokuşmuşluklar var ama adaletsizliğin, kuralsızlığın küçüğü büyüğü olmaz, küçük gibi gördüklerin de çürüme yaratır.

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Müthiş bir tekrar duygusu 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?