Derviş Deniz

 

Ortadoğu’da yaşamak

23 October 2014, Thursday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Birinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği 1918’den başlayarak günümüze kadar geçen yıllar içerisinde Orta Doğu’da yaşayan halkların büyük bir bölümü kendilerini savaş veya kavgaların içerisinde bulmuştur. Birçok tarihçi için de Birinci Dünya Savaşı sonrasında varılan anlaşma sırasında Orta Doğu’da sınırların çizilmesi, gelecekteki yeni savaşlar için bir zemin sağlamıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Orta Doğu’da sınırların çizilmesinde en çok İngiltere ve Fransa etkili olurken, etkili olmalarının esas nedeni de bölgenin ihtiva ettiği ekonomik kaynaklar olmuştur.

Üzerinde yaşadığımız Kıbrıs adası da bir Avrupa ülkesi olarak kabul edilse de coğrafik durumu itibarı ile Orta Doğu’nun içerisinde yer almaktadır. Bu nedenle bölgede yer alan her türlü kargaşanın etkisi doğrudan olmasa da dolaylı olarak bize de yansımaktadır.

Bugünlerde başta ABD olmak üzere batı ülkelerinin bazılarının IŞİD’e karşı yürütülecek bir mücadelede ittifak yapmasının altında bana göre etnik veya siyasi nedenlerden daha çok ekonomik nedenler yatmaktadır. Zaten IŞİD’in son zamanlarda yaptığı ilerlemelerde de görüleceği gibi yürütülen kavganın esasını ekonomik kaynakları ele geçirmek oluşturmaktadır.

Irak ve Suriye’de devam eden kavganın kökeninde ekonomik çıkarlar olduğu tartışılırken, geçen gün Kıbrıs’ta doğal gaz aramalarının Türkiye tarafından tehdit edildiği söylemi ile Güney Kıbrıs yönetiminin ortaya koyduğu itirazın başlama noktasını da ekonomik çıkarlar oluşturmaktadır.Neden başlama noktası ifadesine gelecek olursak, 1963 sonrası Kıbrıs’ta meydana gelen olaylar ve bu olaylarla beraber değişen ekonomik şartlara bakmak gerekmektedir.

Kıbrıs’ta 1963’te etnik nedenlerle başlayan toplumlararası kavgaların yıllar geçtikçe her iki toplum açısından ekonomik çıkarlar kavgasına dönüşmüş olduğunu hepimiz yaşayarak görmüşüzdür. Kıbrıslı Rumların 1963 – 1974 arasında Kıbrıs Cumhuriyeti ve ona bağlı kaynakları tek başlarına kullanıp bundan menfaat sağlamaları onları farklı bir etnik toplumla hiçbir şeyi paylaşamama noktasına getirmiş ve bu açgözlülük onlara 1974’te büyük kayıplar verdirmiştir. Diğer taraftan Kıbrıslı Türklerin de 1974 sonrası sahip oldukları kaynakları paylaşıma tabi tutmadan kendi aralarında kullanmaları da ekonomik bir çıkar yapısı oluşturmuştur. Dikkat edilecek olursa Kıbrıs’taki çözümsüzlüğün esas temeli 1963 ve 1974’teki ana nedeninden kayarak ekonomik çıkarların da etkin olduğu nedenlere bağlı olmaya başlamıştır.

Orta Doğu coğrafyası içerisinde yaşayan Kıbrıslı Türk ve Rumların bu bölgede yaşayan insan topluluklarından farklı  düşünce yapısına sahip olduklarını düşünmekte olmamıza rağmen, tarihi süreçte ortaya çıkan olaylarda takınılan tavırların Orta Doğu’da görülen tavırlardan çok da farklı olmadığını görebiliriz. Halbuki, din, dil, ırk farkı gözetmeden  insan topluklarının ortak mutluluğu için paylaşımı öne alan bir düşünce temelinde kurulan ve bütün zorluklara rağmen bunu başarmaya çalışan AB’nin üyesi olmuş Kıbrıslı Rumların bu içinde bulunduğu topluluğun kültüründen bir şey alması gerekirdi. Ancak Avrupalı olmak ile Orta Doğulu olmak arasındaki seçimde Orta Doğulu olmak yönünde daha meyilli oldukları ortadadır.

Orta Doğu’da sınırların dünyanın etkin güçleri tarafından değiştirilme çabalarına çanak tutan bölge insanın da yaşanan bütün trajedilerde büyük rolü olduğunu da unutmamak gerekir. Büyük güçlerin çıkarları için ortaya çıkarılan durumlardan şahsi ekonomik çıkar sağlamak için kavgaları büyüten bölge insanlarının, siyasi bir istikrarı olmayan ülkede ekonomik kazançlara sahip olmaları uzun vadeli bir kazanım değildir. Siyasi istikrarsızlık bugün elinizde bulunan ekonomik kaynakların bir günde sıfır değere düşmesine de neden olabilir. Bu nedenle Orta Doğuda yaşayan tüm insanların, kısa vadeli ekonomik çıkar yerine, uzun vadeli sürdürülebilir ekonomik çıkarlara sahip olmaları ülkelerinde siyasi istikrara bağlıdır.

Orta Doğu bölgesinde bulunan Kıbrıs adasında siyasi bir çözümün bulunması da uzun vadeli sürdürülebilir bir ekonomik kazanım için  şarttır. Sorunları çözümsüzlüğe bırakıp statükonun devamını savunmak ekonomik istikrarsızlığın temelidir. Çözümsüzlük ortamında elde edilen her ekonomik kazanımın sürdürülebilirliliği daima şüphelidir. Böyle bir ortamda işyerinizin kar etmeye devam edip etmeyeceği, emlak fiyatlarının düşüp düşmeyeceği, ekonomik şartlardan çok siyasi gelişmelere bağlıdır. Bu nedenle her şeyin kökeninde siyasi istikrarın yer alması gerektiğini unutmayalım.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi