Dr. İsmail Kemal

 

ABD ve Çin sürprizi

16 November 2014, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

NASA ve Japon Meteoroloji Örgütü’nün cuma günü açıkladığı verilere göre bu yılın ekim ayı hava sıcaklık kayıtlarının başladığı 1890’dan beri küresel düzeyde en sıcak ekim ayı oldu. Bu yılın nisan, mayıs, haziran, ağustos ve eylül ayları da hava sıcaklığı kayıtlarının başlamasından beri küresel düzeyde en sıcak aylardı. Dünyada hava sıcaklığı en son 4 bin yıl önce bu kadar yükselmiş. Okyanuslardaki ısınma da rekor düzeye ulaştı. Geçen nisan ayında atmosfere karbondioksit salınımı400 ppm (parça/milyon) olmuş. En son bu kadar salınım 800 bin yıl önce gerçekleşmiş. 2014 yılı global en sıcak yıl olacak gibi. 1998 ve 2010 yılları da çok sıcaktı. Bu veriler küresel ısınmanın tehlikeli yeni bir döneme girdiğinin habercisi.

Bilim insanları her yıl sonbaharda önceki yılda atmosfere ne kadar karbondioksit salındığını açıklarlar. En son raporda 2013 yılında global emisyonun yüzde 2.3 oranında arttığı belirtiliyor. Oslo’daki Uluslararası İklim ve Çevre Araştırmaları Merkezi’nden Glen P. Peters durumu şöyle özetliyor: “Artık daha fazla zamanımız yok”. “This Changes Everything: Capitalism vs. the Climate” kitabının yazarı Naomi Klein ise “Ekonomik sistemimizle gezegenimizin sistemi savaş halinde” diyor. Küresel ısınmanın esas nedeni biz insanlarız. İnsanlık olarak gerekli önlemleri almazsak geleceğimiz tehlikede olacak. Hedef olarak belirlenen küresel ısınmayı 2 derece ile sınırlamak için sera gazı emisyonlarını ciddi olarak azaltmamız gerek. Bazı bilim insanları 2 derecelik artışın bile felaketlere yol açacağını belirtiyorlar. Ama, emisyonlar şimdiki gibi devam ederse küresel ısınmayı 2 derece ile sınırlamak hayal olacak. İnsanlık olarak “karbon bütçemizin” yarısından çoğunu harcamış bulunuyoruz. Önümüzdeki 25 yıl içinde ne yapacağımız sonucu belirleyecek.
ABD ve Çin arasında 12 Kasım’da açıklanan ve sera gazı emisyonlarında önemli azaltma öngören anlaşmayı işte bu çerçevede ele almak gerek. Başkan Obama ve Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping tarafından Beijing’te açıklanan bu tarihi anlaşma, küresel ısınma ile mücadele çabalarında önemli bir gelişmedir. Anlaşma, ABD’nin 2025’e kadar sera gazı emisyonlarında ciddi kesinti yapmasını öngörüyor. Çin ise ilk kez bu konuda kendini bağlayan bir hedef açıkladı. 2030’da Çin’in emisyonları en üst noktaya ulaşacak. Sonra azalması gerekiyor. Uluslararası değil ikili bir anlaşma söz konusu olsa da Çin ve ABD dünya sera gazı emisyonunda 1. ve 2. sırada. Bu iki devin anlaşması 1997 Kyoto Protokolü’nün yerini alacak yeni bir uluslararası antlaşmaya varılması umutlarını artırıyor. Gelecek yıl Paris’te yapılacak BM İklim Değişikliği Konferansı’nda uluslararası bir anlaşmaya varılması için çaba harcanıyor. Harvard Üniversitesi’nden Jeffrey Frankel’in yazdığı gibi tek tek ülkelerin atacakları adımlar, açıklayacakları taahhütler genel bir anlaşmaya varılması için karşılıklı güveni artıracak adımlardır. ABD ve Çin böylesi bir güvene önemli katkı koydular. (Jeffrey Frankel, “Emmision reduction by the numbers” başlıklı makalesinde küresel mücadele hedefleri konusunda ülkeleri karşılaştırırken Türkiye’yi “yan çizen, görevden kaçan” ülkeler arasında sayıyor. Utanılacak bir durum.)
Başkan Obama, küresel ısınma ve çevrenin korunması konularında cesaretli adımlar atan bir lider. Çin’le vardığı anlaşmayı Cumhuriyetçilerin ağırlıkta olacağı bir Kongre’ye onaylatması mümkün olacak mı? Bilmiyoruz. Fakat G-20 zirvesi çerçevesinde Avustralya’da yaptığı bir açıklama, küresel ısınma ile mücadele konusundaki kararlılığını gösteriyor. BM, gelişmekte olan ülkelerin gelecek yıl Paris’te uluslararası iklim anlaşmasına katılmalarını teşvik etmek için 2011’de bir fon oluşturmuştu. BM Yeşil İklim Fonu’nun (UN Green Climate Fund) 2014 yılı sonuna kadar en az 10 milyar dolarlık bir fon olması,2020 yılına kadar bu fonun 100 milyar dolara ulaşması hedefleniyor. (Dünya Bankası, küresel ısınmanın dünya ekonomisine yıllık zararının 200 milyar dolar olacağını hesaplıyor.) Meksika, Kore, Almanya, Fransa, Japonya fona katkıda bulunacaklarını açıklayan ülkeler arasında. Şimdiye dek toplam 3 milyar dolar katkı taahhüdü yapıldı. Başkan Obama, Avustralya’da ülkesinin bu fona 3 milyar dolar katkı sağlayacağı haberlerini doğruladı. Küresel ısınmadan en fazla zarar görecek olan ülkeler, küresel ısınmaya en az katkıda bulunan gelişmekte olan ülkelerdir. Uluslararası iklim anlaşmasına katılmaları için zengin ülkelerin onlara bu konuda ekonomik destek sağlamaları bir görevdir.
Gizli diplomasi sonucu ABD ile Çin arasında emisyonları azaltma konusunda varılan sürpriz anlaşma ve Başkan Obama’nın 3 milyar dolar katkı taahhüdü gezegenimizin ve üzerinde yaşayan tüm türlerin geleceği açısından umut yaratan, Paris’te uluslararası bir iklim anlaşmasına varılması umutlarını da artıran gelişmeler. Küresel sorunların çözümünün anahtarı uluslararası işbirliğidir.

Yazarın Tüm Yazıları
Burkini ve özgürlükler 
Joe Biden ziyareti    
Halep savaşları 
Türk Akımı gerçekleşecek mi?    
Yine mülteci konusu 
Türkiye ve Rusya 
Din ve siyaset 
Rakamlarla mülteci sorunu 
Sıcaklar, kuraklık 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dünya nereye gidiyor? 
Darbe girişimi ve dış politika 
Çözüm daha çok demokrasi 
Sol nerede? 
Sırada İtalya mı var? 
NATO’nun Varşova sınavı 
Avrupa’nın asileri 
Dış politikada doğru adımlar 
İngiltere’nin işi zor 
Büyük Britanya mı, küçük İngiltere mi? 
Avrupalılar ve dünya 
Brexit: Kötü fikir 
Brexit ötesinde AB şüpheciliği 
Demografi ve Avrupa 
1916 Orta Asya ayaklanması 
Ortadoğu’da gençler ne düşünüyor? 
Avrupa ve aşırı sağ   
Doğu Akdeniz’de su sorunu 
Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da 
Ortadoğu’da sınırlar 
Sykes-Picot 100 yaşında 
Vize muafiyeti olacak mı? 
Rusya, Türkiye: Yapısal sorunlar 
22 Mayıs seçimleri yaklaşırken 
Vizesiz Avrupa  
Dine dayalı devlet 
100 yıl sonra Kut’ül Amare 
Irkçılık 
İslam dünyasının durumu  
Kaliteli Rusya analizi 
Panama belgeleri depremi 
BM Genel Sekreteri kim olacak? 
Terörizm ve nükleer güvenlik 
IŞİD’le mücadelede ilahiyat 
Teröre lanet 
Brüksel’den ne çıktı? 
Büyük pazarlık 
Türkiye-AB anlaşması 
Basın özgürlüğü 
Oscarlar ve Spotlight 
Türkiye-AB zirvesine doğru 
İran nereye? 
Suriye: Obama’nın iflası 
Zor günler 
Suriye açmazları 
Suriye’de ateşkes mi? Chamberlain’in hayaleti 
Su ve elektrik 
Suriye: Köyün minareleri 
AB ve gelecek 
Dördüncü endüstri devrimi 
Temelleri sarsılan AB 
Avrupa’nın kaybolan rüyası 
Ortadoğu’da bir Çinli 
İslam dünyasının durumu 
Avrupa’nın popülizm sorunu 
Suudi Arabistan-İran krizi 
ABD’de kadın başkan 
2016’ya “Merhaba” derken 
Ne olacak bu AB’nin hali? 
Dış politikada gerçekçilik 
Türkiye-İsrail ilişkileri 
Ortadoğu’da mezhep kavgaları 
Tarihi Paris anlaşması 
İslam, Müslümanlar, Batı 
Türkiye ve AB üyeliği 
Stratejik rekabet 
AB-Türkiye zirvesi 
Gerilimi düşürme zamanı 
20 yıl sonra Bosna 
Gözler Paris’te 
İklim değişikliği ve global endişe 
Yaklaşan G20 zirvesi 
Su ve İsrail 
Diğer seçimler: Azerbaycan 
Türkiye: Umut ve kaygı 
Coğrafya ve politika (jeo-politik) 
Rusya’nın artan askeri gücü 
Terörizm başaramaz 
Seçimlere doğru Türkiye 
Putin Suriye’de neyin peşinde? 
Enerji, AB, İran 
Hac faciasının düşündürdükleri 
BM başarılı oldu mu? 
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri 
Yunanistan’a istikrar gelecek mi? 
Corbyn başarabilir mi? 
Suriye satrancında Rusya 
İnsan kaçakçıları 
Savaşların kurbanı çocuklar 
Mısır’ın enerji piyangosu 
Yine suyun önemi 
AB’nin mülteci krizi 
AB’nin mülteci krizi 
Tsipras’ın sınavı 
Türkiye’de karar halkın 
Türkiye’ye üzülmek 
Stratejik bir kaynak: Su 
Başka bir “çılgın proje” 
Çocuklar öldürülmesin! 
Enerjide Türkiye-AB işbirliği 
Türkiye ve uyanan dev 
IŞİD’le savaş 
Yunanistan: Sönen umutlar 
AB’nin geleceği 
İran’la tarihi anlaşma 
Rusya’nın ayıbı 
Evet mi, hayır mı? 
Suriye’ye dikkat 
İran’la anlaşma olacak mı? 
ABD’ye bakış 
Rakamlarla mülteci krizi 
Magna Carta 800 yaşında 
Dünyada silahlı çatışmalar 
Yunanistan’ın geleceği 
Türkiye’de yeni dönem 
Güç paylaşımı, Lübnan 
Güç paylaşımı, Kuzey İrlanda 
Güç paylaşımı, Bosna 
Geçmiş ve gelecek 
ABD’nin Irak fiyaskosu 
Arakan Müslümanlarının trajedisi 
Siyasette deprem 
Zafer günü 
İngiltere nereye? 
Akdeniz’de stratejik dengeler 
ABD’nin Türkiye’ye bakışı 
Vietnam Savaşı’nı hatırlamak 
Akdeniz trajedileri ve AB 
Yunanistan: Karar zamanı 
Seçimler ve sonrası 
Esas konu geleceğimiz 
Milletin makûs talihi 
Siyasette yeni soluk 
Siyasette yeni soluk 
Çoklukta ölüm bile tatlıymış… İnanmayın! 
İran’la satranç 
Toprakları kanlı Yemen 
Bir yıl sonra Kırım 
İnternete bakış 
Çanakkale geçilmez 
Netanyahu sınavda 
Kadın liderler zorda 
Rumlar ne düşünüyor? 
Savaş çığırtkanı Netanyahu 
Rusya ve Putin 
Demokrasi, demokratlık 
Avrupa’nın kaderi Almanya ve Rusya’nın elinde 
Türkiye’nin kadınla sınavı 
Ukrayna anlaşması kalıcı mı? 
Yunanistan’ın kader günleri 
Avrupa’nın Ukrayna sınavı 
Yakarak öldürmek 
Sina’da ne oluyor? 
Ekonomi ve siyaset 
Yunanistan kavşakta 
Dünyada demokrasi geriliyor mu? 
Euro bölgesinin sorunları 
Avrupa ne yapmalı? 
Müslümanlar ne yapmalı? 
Terörizm hepimizin düşmanı 
Risk toplumu 
Robotlar ve işçiler 
2015: Seçimler yılı 
Güzel Türkçemiz 
Enerji jeo-politiğinde LNG 
2015’te Ortadoğu 
Putin zorda 
Yunanistan’a dikkat 
Gelir uçurumu 
Enerji oyununda kritik gelişme 
Nükleer enerji 
Yeni soğuk savaş mı? 
Dünya Bankası’nın iklim raporu 
Yine iklim değişikliği 
İran’la anlaşma mümkün olacak mı? 
Küreselleşmenin neresindeyiz? 
Mescid-i Aksa 
İngiltere AB’den çıkacak mı? 
ABD Kongresi için yarış 
Ukrayna ve Tunus’ta kritik seçimler 
Türkiye’nin G20 dönem başkanlığı 
Petrol fiyatları düşerken 
Eşitsizlik sorunu 
Küreselleşme ve dünya düzeni 
Ebola tehdidi  
Kurbanlar 
Türkiye’nin Ortadoğu sınavı 
Dünya düzensizliği ve BM 
IŞİD hedefte 
Barbarlar kapıdayken 
İskoçya: Kader günü 
İskoçya’dan Katalonya’ya 
İskoçya referandumu 
Kissinger’in “Dünya Düzeni” 
Kritik NATO zirvesi 
Arap dünyasında siyasal İslam 
Türkiye’de yeni dönem (mi?) 
AB ve Akdeniz 
Deneme sırası Norveçlide 
Putin, Aliyev, Sargsyan 
2014’te insani kalkınma 
Kavşaktaki Türkiye 
Türkiye ne düşünüyor? 
Uluslararası guguk 
10 Ağustos ve Kıbrıs 
İsrail kazanabilir mi? 
Yazacak ne kaldı? 
Hepimiz Gazzeliyiz 
Gazze senaryoları 
Filistin trajedisi 
Su sorunu ve uluslararası su hukuku 
Müslümanlar radikalizme karşı 
Türkiye cumhurbaşkanı 
Savaş: 100 yıl önce ve şimdi 
Çin ve Ortadoğu 
Dünyanın mülteci sorunu 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dış politikada gerçekçilik 
Dış güçler 
Bravo Obama 
AB’nin yeni açmazları 
Kapitalizm ve eşitsizlik 
Mısır nereye? 
Öteki Avrupa seçimleri 
Küresel ısınma ve güvenlik 
Avrupa nasıl yolunu kaybetti? 
Washington’dan Biden geliyor 
Batı sonrası düzen 
Türkiye’nin enerji amaçları 
Doğu Akdeniz ve Çin 
Irak’ın geleceği 
Transatlantik ilişkiler, Türkiye 
Orhan Veli 100 yaşında 
Kıbrıs- Güney Afrika 
Ukrayna bıçak sırtında 
Etnik anlaşmazlıklara çözüm 
Türkiye-AB ilişkileri nereye? 
Afganistan’da kritik seçimler 
Türkiye’de “yeni dönem” 
Türkiye seçim sınavında 
Türkiye yanlış yolda 
Yasaklarla nereye kadar? 
Kırım’ın ilhakı ve biraz tarih 
Kırım: Kritik gün 
Ukrayna, Kırım, enerji 
Eşitlik: Uzun ince yol 
Ukrayna dersleri 
Rusya Kırım’a dönüyor mu? 
Venezuela’da ne oluyor? 
Kiev “Meydan muharebesi” 
Kiev alev alev 
Rusya, Mısır, Doğu Akdeniz 
Türkiye, İsrail, Doğu Akdeniz 
Müzakereler başlarken 
Soçi Olimpiyatları başlarken 
Döviz ve durum tespiti 
Fransa-Türkiye ilişkileri 
Ukrayna: Rusya-AB rekabeti 
Gözler Cenevre 2’de 
2014’te savaş çıkar mı? 
Siyasi partilerin geleceği 
Downer başarabilecek mi? 
Cesur yeni dünya 
Avrupa’da aşırı sağa bakış  
Ekonomik beklentiler zayıf 
2014 ve Kıbrıs 
2014 ve Türkiye 
Mandela: Özgürlük meşalesi 
Ortadoğu’da Türkiye algısı 
Eleştirel ve özgür düşünce 
Fikirler, özgürlük ve hukuk