Av. Hasan Sözmener

 

Yargıdaki tehlikeli rekabet

17 November 2014, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi salonunda, savcının, polisle birlikte, delil olarak sunulması tasarlanan bir CD’yi değiştirdiklerine ilişkin iddiaların tam olarak anlaşılmadığına ve bu iddiaların hangi anlama geldiğine dair birçok sorular aldım. Bu soruları tam olarak cevaplandırabilmem için, konunun geçmişinin özetlenmesi gerekmektedir.

Kezban Yönlüer, (bundan sonra yalnızca Kezban olarak zikredilecektir) bir trafik kazasına methaldar olmuş. İddialara göre, Kezban, bir gece kullanmakta olduğu arabası ile seyrederken, asfalt yol içerisinde yatmakta olan bir kişiyi fark etmemiş ve arabasının tekerleği, bu kişinin başı üzerinden geçmiş. Neticede, asfalt içerisinde yatmakta olan kişi ölmüş.
Bu ölümle ilgili olarak, önce bir başkası cinayet suçu ile yargılandı ve o kişi mahkeme tarafından cinayet suçundan dolayı suçlu bulunarak mahkum edildi. Bilahare Yargıtay, bu kişinin cinayet suçu ile ilgili mahkumiyet kararını iptal etti. Asfalt içerisinde yatmakta olan kişinin başı üzerinden Kezban’ın kullanmakta olduğu arabanın tekerleği geçtiğine göre, niçin bir başkası, bu kişiyi öldürmekle suçlandı ve yargılandı? Çünkü bu kişiyi asfalt yol içerisine kavga etmekte olan o başka kişi itmiş ve düşürmüştü.
Yargıtay’ın söz konusu beraat kararına ilişkin görüşlerimi daha önce bu köşemde yazmıştım.
Yargıtay, cinayetten mahkum edilmiş olan o başka kişinin mahkumiyet kararını iptal edince, Kezban aleyhine, tedbirsizlikle ve dikkatsizlikle, asfalt yol içerisinde yatmakta olan kişiyi öldürmek ithamı ile bir ceza davası getirildi.
Şu anda Kezban aleyhine getirilmiş olan ceza davası, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesinde dinlenmektedir. Mahkeme, dinlediği şahadeti, bağımsız ve tarafsız olarak değerlendirecek ve Kezban’ı ya suçlu bulup mahkum edecek ya da suçsuz bulup beraat ettirecektir. Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesinin huzurundaki şahadeti değerlendirirken, Yargıtay’ın, vermiş olduğu beraat kararında belirtmiş olduklarının etkisinde kalmayacağından eminim.
Konunun geçmişini özetledikten sonra, ben sizlere hukuki durumu anlatmaya çalışacağım ve bu anlattıklarım ışığında iddiaları daha iyi anlayabileceğinize inanmaktayım. Ceza davaları, ağır cezalık davalar ve ağır cezalık olmayan davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. 5 yıla kadar hapis cezası veya 20 bin TL’ye kadar para cezası veya belirtilen her iki cezayı birden gerektiren suçlara ilişkin ceza davaları, ağır cezalık olmayan davalardır. Bu cezaların üzerinde hapis veya para cezası gerektiren suçlara ilişkin ceza davaları ise, ağır cezalık davalardır. Kezban’ın işlediği iddia edilen suçun hapis cezası 7 yıla kadar olduğundan, Kezban aleyhine getirilmiş olan ceza davası, ağır cezalık bir davadır.
Ağır cezalık davalar, ağır ceza mahkemesinde direkt olarak açılmamaktadır. Ağır cezalık davalar, bir yargıç tarafından, ağır ceza mahkemesine havale edilmektedir. Havaleler ise, iki yöntemden birisi ile yapılmaktadır. Kezban’ın davasının havalesinde uygulanan yönteme göre, savcı, ağır ceza mahkemesinde dinlettirmeyi düşündüğü şahitlerin polise vermiş olduğu ifadeleri ve sunmayı düşündüğü belgelerin suretlerini, havaleyi yapacak olan yargıca ve Kezban’ın avukatına vermek zorunda idi. Sunulması düşünülen CD’ler, belge kapsamındadır. Bir Yargıtay kararına göre, havale işlemleri sırasında sanığa verilmeyen belgeler, ağır ceza mahkemesindeki duruşmada sunulamaz. İddialara göre, savcı, ağır cezada sunmayı düşündüğü birkaç CD’nin suretini sanık avukatına verdi ancak, sunmayı düşündüğü bir CD’nin suretini vermedi veya vermeyi ihmal etti. Bu durumda sureti Kezban’ın avukatına verilmeyen CD’nin ağır cezada delil olarak sunulması mümkün değildi. Savcı bu engeli ortadan kaldırmak için, sunmayı düşündüğü bu CD’nin suretini, Kezban’ın avukatına önceden verdiğini kanıtlaması gerekirdi, halbuki bu CD’nin sureti Kezban’ın avukatına verilmemişti. Savcının, Kezban’ın avukatına vermiş olduğu diğer CD’ler, mahkeme salonunda avukata ayrılmış masanın üzerinde durmakta idi ancak, Kezban’ın avukatı, o anda salonun dışında idi. Savcı, sunmayı düşündüğü ancak Kezban’ın avukatına önceden vermediği CD’nin suretini, avukatın masasında durmakta olan CD’lerden birisi ile değiştirdi. Bu değişim sırasında, bir polis mensubu da savcıya yardımcı oldu. Bunların hepsi şu anda birer iddiadır. Ancak, çok ciddi iddialardır ve hukukçu olarak benim yüzümü kızartan iddialardır.
Hukukumuza göre, bir savcı, suçlanmakta olan bir kişi hakkında elinde bulundurduğu suçlanan kişinin hem aleyhindeki hem de lehindeki şahadeti mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Bir Savcı, her ne pahasına olursa olsun itham edilen kişilerin mahkumiyetini sağlamak peşinde olamaz. Maalesef KKTC’de, ceza savcılarının başarılarında, sağladıkları mahkumiyet kararı sayısının esas alındığına dair ciddi duyumlar alınmaktadır.  Bu son derece tehlikeli bir kıstas ve esastır. Bu kıstas ve esasla ceza savcıları arasında adalet açısından son derece kaygı verici bir rekabetin doğduğu söylenmektedir. Diğer tarafta ise,  ağır ceza mahkemeleri arasında da adalet adına doğru olmayan bir rekabetin gözlemlenmekte olduğu ifade edilmektedir.  Yargı adına yapılmakta olan açıklamalara dikkat edildiğinde görülecektir ki, açıklananlar sadece rakamlardır. Şu kadar hukuk davası açıldı, bu kadar ceza davası açıldı, şu kadarı bitirildi. Sanki da yargının başarısı bitirdiği dava sayısına göredir.  Açıklamalar bu yönde olunca da yargıçlar arasında da, bu yönde bir rekabet doğmuştur. Rekabet, yargıçlar arasında, ardına önüne bakmadan jet hızı ile, dava bitirme yarışması şekline dönüşmüştür.
Bir an önce yargıdaki bu tehlikeli rekabetin önüne geçilmelidir. İddia ediyorum yargının sorunu yargıç sayısı değildir. Hatta yargıç sayısı arttıkça göreceksiniz ki, yargının sorunları daha çok artacaktır. Çok basit düzenlemelerle yargının yükü yüzde 60-70 oranında azaltılabilir. Gerekli tedbirler alınmadan yüz tane daha yargıç alınsa dahi, yargıdaki sorunlar azalmayacak tam tersine artacaktır.

Yazarın Tüm Yazıları
Halk oylaması 
İlmi olmasın 
Anlaşılmak ve anlatmak 
Ölüm cezası ve koordinasyon ofisi 
Hap bölme (kırma) makinası 
İlk soruşturma 
Keşke bu iş yargıya bırakılmasaydı 
Yasal düzenlemedeki karışıklıklar 
Egemenlik duyarlılığı 
Kantarın topuzu kaçtı 
Cumhurbaşkanı topu Anayasa Mahkemesi’ne attı 
Girne kayasından aşağıya atsalar dahi 
Kızıyoruz ama… 
Yargıda teamül 
Beşinci kitabım 
Söylemiştim boşanmaların artacağını 
Eğri gemi, sefer de eğri 
YÖDAK Başkanı 
Suç kimdedir? 
Rüstem Sefer (21.1.1943-7.4.2016) 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Beraat kararı ne demektir? Ya vicdan? 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Denetimli serbestlik hakkında 
Bekle be annem 
Şartlı tahliye şikayetleri 
Şartlı tahliye nedir? 
Hangi canlı öldürülürse cinayet olur? 
Sınır dışı kararları 
Hisseli mal satışlarındaki tin gözlükler 
Hisseli taşınmaz mallar 
Taşınmaz mallarla ilgili bazı sorunlar 
“Cahil adam, ne zarar verebilir ki?” 
Unutulma hakkı 
Lütfen bulaştırmayalım 
Yüksek ökçeler 
Kalp sağlığı 2  
Kalp sağlığı 2 
Kalp sağlığı 
Mahkeme kararları 
Cinayet suçları 
Amerika’nın Kıbrıs’ı kaptırmaya niyeti yok 
Acamı Deli 
Kiminle iş yaptığınıza dikkat  
Kudret Özersay 
Kudret Özersay 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Yargıç atamaları 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
Tutukluluk 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Bir de sen yaz dediler 
Sabah kahvaltısı  
2015-2016 Adli Yılı başlarken  
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Yargı sallanmadan boşanma sebebi  
Yargı sallanmadan boşanma sebebi 
Nişanlanma ve evlenme 
Boşanmada koçan değişikliği 
Sabit görüntülü radarlar 
Napan be yeğen? 
CÜBBE 
YÖDAK ve İyi İdare Yasası 
1 yıl ve 2 yıl hapis cezası tartışması 
Avukat/hukukçu milletvekilleri ve siyasetçiler 
Belesbite devam 
Belesbit 
Almak ve vermek  
Irza geçmek (Cinsel tecavüz)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı (3)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı  
Polis terfilerinde son durum 
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken 
Faks numarası  
Eleştiri 
Yüksek Mahkeme “acil” dedi 
Beytambal galsın yok ki 
Dönülmez akşamın ufkundayız 
Topluluk malı 
Fırsat yine kaçırıldı 
Avukata müdahale  
İki vahim durum ve dram 
Biline ki padişah seçilmeyecektir  
Dördüncü kitabım 
Tekrar nafaka borçlularına  
Nafaka borçlusuna ve anlayanına  
Yanlışı doğru zannetmek  
Tazminat hakkı  
Emrullah Bey 
Göç Yasası’na devam 
Sayın yargıçlara duyurulur 
İmam yellenirse  
Ne istediğimizi galiba biz de bilmiyoruz 
Cezaevinden telefon var 
Olmadı müdür bey olmadı 
Hukukumuzda yargıcın konumu (2) 
Hukukumuzda yargıcın konumu (1)  
Kamulaştırmada Tazminat 
Hellada, bullada, uyusun da, büyüsün  
Resmi dil Türkçe 
İcar-satış 
Mahkemelerimizi bir daha deneyelim 
Eskiden de eskiler aranırdı 
Tıs yok gık yok, çıkart da görelim 
GK Komutanından rica ediyorum 
Cinayetle su yüzüne çıkanlar 
Tutuklama polisi zora sokabilir 
Oybirliği ile ret vacip olmuştur 
Genç yargıç adayları mülakatta 
Eğitim, denetim ve ceza 
Saat 21.53 
Polis terfilerinde top mahkemede 
Fermuarınız açık kalmış 
Anladığımı yazamıyorum 
Üçte bir 
Zorunluluk değil, mecburiyet vardır 
Kurbağanın nal hikayesi 
Bizimkiler yine coşabilir 
Bırakınız böyle kalsın  
Serhat Bey çok güzeldi 
Yargı, yargıç ve bina istiyor, bildiriyor ve talep ediyorum 
Sade sen mi Ersin Bey hepimiz da 
Polis terfileri konusunda iktidarı göreve çağırıyorum 
Lo lo lo 
Ah bir de rezillerden korkmasam 
Okul seçeceklere ihbar 
Kadın Eli 
İdam cezası ve hukuk reformu hakkında 
Felaketname olmasın 
İşte, işte söylemeye çalıştığım bu idi 
Allah aşkına çağrıda bulunuyorum 
Bizimkisi anglo 
Bazı trafik suçlarında niçin apar topar mahkemeye 
Ölüm getirmişti