Dr. İsmail Kemal

 

Yeni soğuk savaş mı?

30 November 2014, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Batı ile Rusya arasındaki ilişkilerin özellikle Ukrayna bağlamında bayağı gerginleştiğini biliyoruz. Kısa süre önce Avustralya’da yapılan G-20 zirvesi bu gerginliği açık bir şekilde ortaya koydu. Kanada Başbakanı Stephen Harper’in Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e söylediği “E, galiba elini sıkacağım ama sana söyleyeceğim tek bir şey var. Ukrayna’yı terketmelisin” sözleri durumu özetliyor. Batılı liderlerin takındığı sert tavır karşısında Putin zirveden erken ayrılmak zorunda kaldı. Bunun ötesinde hemen hemen her gün basında Batı-Rusya gerginliği ile ilgili haberler var. Rusya Batı’ya yönelik askeri faaliyetlerini artırdı. Yakın geçmişte İsveç, kıyılarında Rus denizlatısı arıyordu. Rus savaş uçaklarının hava sahasını ihlal ettiği gerekçesi ile Finlandiya kendi savaş uçaklarını havalandırdı. Baltık ülkeleri Rusya ordusunun faaliyetleri konusunda diken üstünde. Rus nükleer savaş uçakları ABD’ye daha yakın uçuyor. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. İşte bu çerçevede sık sık “yeni Soğuk Savaş” söylemleriyle karşılaşıyoruz.

20. yüzyıldaki Soğuk Savaş’ın ne zaman başladığı konusunda farklı değerlendirmeler yapılır ama 1947’de başladığı görüşü ağırlıktadır. 1947’den Sovyetler Birliği’nin dağıldığı 1991 yılına kadar olan dönem Soğuk Savaş dönemidir. Bir yanda ABD’nin, diğer yanda Sovyetler Birliği’nin başını çektiği bu Soğuk Savaş’ta nükleer savaş tehlikesi insanlığın başında Demokles’in Kılıcı gibi sallanıyordu. 1962 Küba krizi sırasında nükleer savaşa ramak kalmıştı. İki süper güç birbirleriyle doğrudan savaşmasa da dünyanın çeşitli yerlerindeki savaşlarda taraflardan birini destekleyerek veya bir süper gücün bulaştığı savaşta (örneğin Vietnam’da ABD, Afganistan’da Sovyetler Birliği) diğer süper güç onun rakiplerini destekleyerek bir birlerini zayıflatmaya çalışıyordu. O dönemdeki Soğuk Savaş’ın arenası tüm dünyaydı. İdeolojik bir kavgaydı. “Komünist sistem mi, kapitalist sistem mi daha iyi” kavgasında insanların desteğini, kalbini kazanma savaşıydı. Bir yanda NATO, diğer yanda Varşova Paktı vardı. İki askeri ittifak arasındaki hat (özellikle Avrupa’da) çok netti. Bölünmüş Berlin ve Charlie geçiş noktası, Batı ve Doğu şeklide bölünmüş Avrupa bunun sembolüydü. Soğuk Savaş başlar başlamaz Batı’nın geliştirdiği somut bir strateji (containment) vardı. Amerikalı diplomat George Kennan tarafından geliştirilen bu strateji Soğuk Savaş boyunca uygulandı ve istenen sonucu verdi. Kennan, ABD Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği analizde ve daha sonra Foreign Affairs dergisinde X imzası ile yayınlanan makalesinde, kuşatılan Sovyetler Birliği’nin kendi iç sorunları nedeniyle çökeceğini öngörmüştü. 1991’de bu öngörü gerçekleşti ve Soğuk Savaş bitti.
Şimdi yaşananlar, yukarıda çok özet şekilde aktarılan Soğuk Savaş döneminden oldukça farklıdır. Evet, Rusya ve Batı yine karşı karşıya ama arada çok önemli farklılıklar var. Öncelikle ideolojik bir kavga yok. “Hangi sistem daha iyi?” sorusuna cevap aranmıyor. Rusya’nın derdi insanlığı kendi sisteminin üstünlüğü konusunda ikna etmek değildir. Rusya da kapitalist bir ülkedir. Ama, devlet kapitalizmi ön planda. Putin’in hareket noktası Marksizm gibi evrensel bir ideoloji değil Rus milliyetçiliğidir. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasını “en büyük felaket” olarak nitelemesinin nedeni Rusya’nın emperyal gücünün azalmış olması, toprak kaybetmiş olmasıdır. Putin’in amacı Rusya’nın gücünü ve etkisini eski Sovyet coğrafyasına yaymak, mümkünse bazı toprakları geri almaktır. Kırım’ın ilhakı bu yönde atılmış bir adımdı. Rusya ve Batı arasında fikirsel planda, değerler düzeyinde görüş ayrılıkları elbette var. Ama, bu Marksizm- kapitalizm tartışmasından faklı. Sonuçta Rusya, ne ideolojik, ne coğrayfa, ne de ekonomik güç olarak Sovyetler Birliği değil. Sovyetler Birliği, Amerikan ekonomisinden daha güçlü bir ekonomi oluşturma iddiasındaydı. Rusya ise gelirinin büyük kısmını doğal kaynaklarını satıştan elde
eden bir ülke. John McCain, onu “benzin istasyonu” diye nitelerken çok da haksız değildi. Ekonomik olarak yükselen ve ABD’ye rakip olan güç Çin’dir. Rusya, Çin’e enerji ihraç ediyor ama sonuçta rakiptirler. Rusya, nükleer bir güç ama Sovyetler Birliği’nin askeri gücüne sahip değil. Varşova Paktı tarihte kaldı. NATO’nun genişlemesini engellemeye çalıştı, başarılı olamadı. Batı’nın şimdi Rusya konusunda bütünsel bir strateji geliştirdiğini söylemek ise mümkün değil. Bu konuda tartışmalar devam ediyor.
Özetleyecek olursak Rusya’nın yayılmacı bir politika izlediği, Sovyet coğrafyasına doğrudan veya dolaylı olarak yeniden hakim olmak istediği, gerilimi tırmandırdığı, Suriye’de ABD’nin çabalarına çomak soktuğu doğrudur. Ama 20. yüzyıldakine benzer bir “Soğuk Savaş”tan söz etmek abartılı olur. Putin’in güçlü olduğu için değil, zayıf olduğu için şimdiki politikaları uyguladığı görüşü daha mantıklı gibi.
Fransız uluslararası ilişkiler uzmanı Dominique Moisi, “Getting to yes with Putin” başlıklı makalesinde çok önemli tespitler yapıyor. Putin’in başarılarının AB içindeki bölünmeler ve kararsızlıklardan kaynaklandığını belirterek üç şey öneriyor. Kararlılık, politikada netlik ve karşılıklı kabul edilebilir bir uzlaşıyı bulma isteği. Moisi’nin önerisi Batı’nın bütünsel bir Rusya stratejisi oluşturmasında yararlı olabilir.

Yazarın Tüm Yazıları
Burkini ve özgürlükler 
Joe Biden ziyareti    
Halep savaşları 
Türk Akımı gerçekleşecek mi?    
Yine mülteci konusu 
Türkiye ve Rusya 
Din ve siyaset 
Rakamlarla mülteci sorunu 
Sıcaklar, kuraklık 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dünya nereye gidiyor? 
Darbe girişimi ve dış politika 
Çözüm daha çok demokrasi 
Sol nerede? 
Sırada İtalya mı var? 
NATO’nun Varşova sınavı 
Avrupa’nın asileri 
Dış politikada doğru adımlar 
İngiltere’nin işi zor 
Büyük Britanya mı, küçük İngiltere mi? 
Avrupalılar ve dünya 
Brexit: Kötü fikir 
Brexit ötesinde AB şüpheciliği 
Demografi ve Avrupa 
1916 Orta Asya ayaklanması 
Ortadoğu’da gençler ne düşünüyor? 
Avrupa ve aşırı sağ   
Doğu Akdeniz’de su sorunu 
Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da 
Ortadoğu’da sınırlar 
Sykes-Picot 100 yaşında 
Vize muafiyeti olacak mı? 
Rusya, Türkiye: Yapısal sorunlar 
22 Mayıs seçimleri yaklaşırken 
Vizesiz Avrupa  
Dine dayalı devlet 
100 yıl sonra Kut’ül Amare 
Irkçılık 
İslam dünyasının durumu  
Kaliteli Rusya analizi 
Panama belgeleri depremi 
BM Genel Sekreteri kim olacak? 
Terörizm ve nükleer güvenlik 
IŞİD’le mücadelede ilahiyat 
Teröre lanet 
Brüksel’den ne çıktı? 
Büyük pazarlık 
Türkiye-AB anlaşması 
Basın özgürlüğü 
Oscarlar ve Spotlight 
Türkiye-AB zirvesine doğru 
İran nereye? 
Suriye: Obama’nın iflası 
Zor günler 
Suriye açmazları 
Suriye’de ateşkes mi? Chamberlain’in hayaleti 
Su ve elektrik 
Suriye: Köyün minareleri 
AB ve gelecek 
Dördüncü endüstri devrimi 
Temelleri sarsılan AB 
Avrupa’nın kaybolan rüyası 
Ortadoğu’da bir Çinli 
İslam dünyasının durumu 
Avrupa’nın popülizm sorunu 
Suudi Arabistan-İran krizi 
ABD’de kadın başkan 
2016’ya “Merhaba” derken 
Ne olacak bu AB’nin hali? 
Dış politikada gerçekçilik 
Türkiye-İsrail ilişkileri 
Ortadoğu’da mezhep kavgaları 
Tarihi Paris anlaşması 
İslam, Müslümanlar, Batı 
Türkiye ve AB üyeliği 
Stratejik rekabet 
AB-Türkiye zirvesi 
Gerilimi düşürme zamanı 
20 yıl sonra Bosna 
Gözler Paris’te 
İklim değişikliği ve global endişe 
Yaklaşan G20 zirvesi 
Su ve İsrail 
Diğer seçimler: Azerbaycan 
Türkiye: Umut ve kaygı 
Coğrafya ve politika (jeo-politik) 
Rusya’nın artan askeri gücü 
Terörizm başaramaz 
Seçimlere doğru Türkiye 
Putin Suriye’de neyin peşinde? 
Enerji, AB, İran 
Hac faciasının düşündürdükleri 
BM başarılı oldu mu? 
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri 
Yunanistan’a istikrar gelecek mi? 
Corbyn başarabilir mi? 
Suriye satrancında Rusya 
İnsan kaçakçıları 
Savaşların kurbanı çocuklar 
Mısır’ın enerji piyangosu 
Yine suyun önemi 
AB’nin mülteci krizi 
AB’nin mülteci krizi 
Tsipras’ın sınavı 
Türkiye’de karar halkın 
Türkiye’ye üzülmek 
Stratejik bir kaynak: Su 
Başka bir “çılgın proje” 
Çocuklar öldürülmesin! 
Enerjide Türkiye-AB işbirliği 
Türkiye ve uyanan dev 
IŞİD’le savaş 
Yunanistan: Sönen umutlar 
AB’nin geleceği 
İran’la tarihi anlaşma 
Rusya’nın ayıbı 
Evet mi, hayır mı? 
Suriye’ye dikkat 
İran’la anlaşma olacak mı? 
ABD’ye bakış 
Rakamlarla mülteci krizi 
Magna Carta 800 yaşında 
Dünyada silahlı çatışmalar 
Yunanistan’ın geleceği 
Türkiye’de yeni dönem 
Güç paylaşımı, Lübnan 
Güç paylaşımı, Kuzey İrlanda 
Güç paylaşımı, Bosna 
Geçmiş ve gelecek 
ABD’nin Irak fiyaskosu 
Arakan Müslümanlarının trajedisi 
Siyasette deprem 
Zafer günü 
İngiltere nereye? 
Akdeniz’de stratejik dengeler 
ABD’nin Türkiye’ye bakışı 
Vietnam Savaşı’nı hatırlamak 
Akdeniz trajedileri ve AB 
Yunanistan: Karar zamanı 
Seçimler ve sonrası 
Esas konu geleceğimiz 
Milletin makûs talihi 
Siyasette yeni soluk 
Siyasette yeni soluk 
Çoklukta ölüm bile tatlıymış… İnanmayın! 
İran’la satranç 
Toprakları kanlı Yemen 
Bir yıl sonra Kırım 
İnternete bakış 
Çanakkale geçilmez 
Netanyahu sınavda 
Kadın liderler zorda 
Rumlar ne düşünüyor? 
Savaş çığırtkanı Netanyahu 
Rusya ve Putin 
Demokrasi, demokratlık 
Avrupa’nın kaderi Almanya ve Rusya’nın elinde 
Türkiye’nin kadınla sınavı 
Ukrayna anlaşması kalıcı mı? 
Yunanistan’ın kader günleri 
Avrupa’nın Ukrayna sınavı 
Yakarak öldürmek 
Sina’da ne oluyor? 
Ekonomi ve siyaset 
Yunanistan kavşakta 
Dünyada demokrasi geriliyor mu? 
Euro bölgesinin sorunları 
Avrupa ne yapmalı? 
Müslümanlar ne yapmalı? 
Terörizm hepimizin düşmanı 
Risk toplumu 
Robotlar ve işçiler 
2015: Seçimler yılı 
Güzel Türkçemiz 
Enerji jeo-politiğinde LNG 
2015’te Ortadoğu 
Putin zorda 
Yunanistan’a dikkat 
Gelir uçurumu 
Enerji oyununda kritik gelişme 
Nükleer enerji 
Dünya Bankası’nın iklim raporu 
Yine iklim değişikliği 
İran’la anlaşma mümkün olacak mı? 
ABD ve Çin sürprizi 
Küreselleşmenin neresindeyiz? 
Mescid-i Aksa 
İngiltere AB’den çıkacak mı? 
ABD Kongresi için yarış 
Ukrayna ve Tunus’ta kritik seçimler 
Türkiye’nin G20 dönem başkanlığı 
Petrol fiyatları düşerken 
Eşitsizlik sorunu 
Küreselleşme ve dünya düzeni 
Ebola tehdidi  
Kurbanlar 
Türkiye’nin Ortadoğu sınavı 
Dünya düzensizliği ve BM 
IŞİD hedefte 
Barbarlar kapıdayken 
İskoçya: Kader günü 
İskoçya’dan Katalonya’ya 
İskoçya referandumu 
Kissinger’in “Dünya Düzeni” 
Kritik NATO zirvesi 
Arap dünyasında siyasal İslam 
Türkiye’de yeni dönem (mi?) 
AB ve Akdeniz 
Deneme sırası Norveçlide 
Putin, Aliyev, Sargsyan 
2014’te insani kalkınma 
Kavşaktaki Türkiye 
Türkiye ne düşünüyor? 
Uluslararası guguk 
10 Ağustos ve Kıbrıs 
İsrail kazanabilir mi? 
Yazacak ne kaldı? 
Hepimiz Gazzeliyiz 
Gazze senaryoları 
Filistin trajedisi 
Su sorunu ve uluslararası su hukuku 
Müslümanlar radikalizme karşı 
Türkiye cumhurbaşkanı 
Savaş: 100 yıl önce ve şimdi 
Çin ve Ortadoğu 
Dünyanın mülteci sorunu 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dış politikada gerçekçilik 
Dış güçler 
Bravo Obama 
AB’nin yeni açmazları 
Kapitalizm ve eşitsizlik 
Mısır nereye? 
Öteki Avrupa seçimleri 
Küresel ısınma ve güvenlik 
Avrupa nasıl yolunu kaybetti? 
Washington’dan Biden geliyor 
Batı sonrası düzen 
Türkiye’nin enerji amaçları 
Doğu Akdeniz ve Çin 
Irak’ın geleceği 
Transatlantik ilişkiler, Türkiye 
Orhan Veli 100 yaşında 
Kıbrıs- Güney Afrika 
Ukrayna bıçak sırtında 
Etnik anlaşmazlıklara çözüm 
Türkiye-AB ilişkileri nereye? 
Afganistan’da kritik seçimler 
Türkiye’de “yeni dönem” 
Türkiye seçim sınavında 
Türkiye yanlış yolda 
Yasaklarla nereye kadar? 
Kırım’ın ilhakı ve biraz tarih 
Kırım: Kritik gün 
Ukrayna, Kırım, enerji 
Eşitlik: Uzun ince yol 
Ukrayna dersleri 
Rusya Kırım’a dönüyor mu? 
Venezuela’da ne oluyor? 
Kiev “Meydan muharebesi” 
Kiev alev alev 
Rusya, Mısır, Doğu Akdeniz 
Türkiye, İsrail, Doğu Akdeniz 
Müzakereler başlarken 
Soçi Olimpiyatları başlarken 
Döviz ve durum tespiti 
Fransa-Türkiye ilişkileri 
Ukrayna: Rusya-AB rekabeti 
Gözler Cenevre 2’de 
2014’te savaş çıkar mı? 
Siyasi partilerin geleceği 
Downer başarabilecek mi? 
Cesur yeni dünya 
Avrupa’da aşırı sağa bakış  
Ekonomik beklentiler zayıf 
2014 ve Kıbrıs 
2014 ve Türkiye 
Mandela: Özgürlük meşalesi 
Ortadoğu’da Türkiye algısı 
Eleştirel ve özgür düşünce 
Fikirler, özgürlük ve hukuk