Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

“Kıbrıs bir Ada” mıdır?

14 December 2014, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Doğa hepimizi cezalandırıyor... Lefkoşa Venedik olmuş; arabalar bir tür “Ada içinde Ada” olmuş yüzüyorlar... Çoluk çocuk okullarda mahsur kalmış… Depolar sular altında kalmış… Koltuklar sel sularında yüzüyor… Hastaneler dere yatağına mobil yapılar olarak düşünülmüş! Bunu kuran zihniyete akıl sır ermez… Hastane diye aslında yanında mezarlığı da vermişler… Hastaneyi dere yatağına kuran siyasi aklın ikisi bir arada hizmetine ne akıl yeter ne izan…

Yağmur içinde kuraklık
Son yıllarda yağmur korkulu rüyamız oluyor. Halbuki kuraklık ülkemizin en popüler konularından birisidir. Devlet tarafından tazmin edilir. Ve yağmur yağdığında oluşan hasar yüzünden de tazmin yapılıyor. Yani Nasrettin Hoca misali bu işin ortası yok. Artık yağmur yağdığında eskisi gibi sevinemiyoruz. Nereyi sel alıp götürecek diye düşünüyoruz. Para hırsı aklımızı başımızdan aldı…
Buranın bir ada olduğunu unutuyoruz. Ada içinde yıllardır sanki kıtalıymış gibi yaşıyoruz. On binlerce yıldır adanın coğrafi ve topografik şekli bütünseldir. Tarlaları, dağları, dereleri bütünsellik arz ediyor. Yüzölçümü, dere sayısı, bunların bütünselliği ortada. Fakat iki tarafın da siyasi kültür algısı bu gerçeğin üzerinden atlıyor… Ada “doğal” sebeplerden ikiye ayrılmadı; insanın “ötekini” yönetme, üzerinde iktidar kurma, egemen olma “hırsı” yüzünden bölündü… Yani hegemonya kurma, “zincir” vurma arayışı ülkeyi siyasilerin elinde “tımarhaneye”  çevirdi. Ve aynı şekilde doğaya yanlış hegemonya kurduğunuzda, dereye bina yaptığınızda Adayı mezbahaya çevirirsiniz…

Doğanın itirazı
Doğa bu bölünmüşlüğe itiraz ediyor. Adanın dereleri ve dağları bölünemeyeceğinden siz onları siyasi güç yoluyla bölmeye kalktığınızda doğa hata vermeye başlıyor. Bu taşkınların temelinde, bu yapay bölünmenin payı vardır.
Elbette bizim tarafta hasarın büyümesinde dere yataklarına hâlâ imar izni verilmesi yatmaktadır. Yolunu bulup, adamını koyup dilediğiniz dere yatağına villa, sosyal konut yaptığınızda yüzlerce yıllık suyolunu tıkamış oluyorsunuz. Suyu tıkadığınızda da taşkınlar, su baskınları kaçınılmaz olarak bir rutine dönüyor. Bu ülkenin resmi makamları(Kaymakamlar, Belediye Başkanları ve Mimarlar Mühendisler ) izin vermeden dereye bina dikilemez. O yüzden alt kademede çalışan görevlilerden en yukarıya kadar zincirleme giden bu sorumluluk silsilesine de itiraz etmek bir yurttaşlık görevi. Buna cevaz veren yasal değişiklikleri ortadan kaldırmak ve ardından da dere yataklarındaki tüm yapıları, villaları hemen yıkmak gerekiyor… Doğa bunu emrediyor.
İnsanı kandırabilirsiniz ama doğayı asla… Hâlâ Lefkoşa çevresinde dere yataklarına konut yapılıyor ve insanlar da gidip avuç dolusu Sterlini buralara gömüyor… Uyanalım! Oralar konut değil; mezarlıktır!

Daha büyük felaketler kapıda!
Bundan sonra da önlem alınmazsa daha büyük felaketler kaçınılmaz… Bu yüzden siyasiler yıllardır önemsemedikleri “Ada” olma durumunu artık idrak etmeli ve siyasi nedenlerle “iki yarı” arasındaki doğa bütünlüğünün önüne kurulan engellere son vermelidir… Bu da işbirliğinden geçer… Bu Adanın insanıyla kumar oynadınız ama doğasıyla şaka yapmayınız… Doğa zengin fakir, etnik köken tanımaz; önüne çıkanı süpürür… Adalı her zaman olan biten içinde gülecek şeyler buluyor lakin iş artık çok ciddi… Espri, şaka evresi çoktan aşıldı. Doğanın şakası “eşek şakasına” benzer. Ağlamaktan gözyaşımız kurur…

Bu Müteahhitler Kim?
Ülke yağmura teslim oluyor; buna kimse aldırış etmiyor… Propaganda, algı yönetimi, seçimler almış başını gidiyor… Bu müteahhitlerin aileleri çoluk çocukları yok mu? Bunları hangi toplumsal şartlar bu hale getirdi? Öğretmenleri kimlerdi? Hangi anne/baba bu müteahhitleri yetiştirdi? Ülkesinin deresine, insanına bu denli saygısızlığı hangi ara deneyimlediler? Adanın coğrafyasına, deresine ve çevresine saygı duymayan insanına da saygı duymuyordur… Ama dere yatağına binalar dikip rant elde etmek tatlı olmalı…
Para hırsı ne doğa tanıyor ne insan… Lakin bu “Azgın kâr hırsının” önüne geçilmeli. Ülkenin değerlerini yıkmaya, ayaklar altına almaya kimsenin hakkı yok. “Kıbrıs bir ada mıdır?” şarkısı sadece muhabbetlerde hatırlanan bir şey olmamalı…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!