Derviş Deniz

 

Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi

15 December 2014, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Kıbrıs Cumhuriyeti 1960 yılında adada yaşayan iki etkin  toplumun  ortak yönetimi temelinde kurulmuştu. Her iki toplum için devlet  ve bu devlete ait varlıkları yönetmek yeni bir uğraş gerektirmekteydi. Bu uğraş, hem yıllarca sömürge idaresinde kalmış toplumları yönetici yapma, hem de daha bir yıl önce birbirlerini acımasızca katletmenin ardından ortak olarak birlikte yaşama tecrübesini kazanmaktı.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar geçen mücadele yıllarında toplumlar hep kendilerini ana vatanlarının uzantısı olarak görmüşler bu dönemde ayrı bir devlet olup kendi kendilerini yönetmek fikrini hiç mi hiç düşünmemişlerdi.  1960’tan sonra ortak olarak hareket edilen üç yılda da bu düşüncenin pek de değiştiği görülmemiştir. Nitekim Kıbrıslı Rumların 1963 Aralığında başlattığı Kıbrıs Cumhuriyeti’ni topyekün ele geçirme ve bunu yaparken Türk toplumunu tamamı ile elimine etme eyleminin arkasında, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığını bir Kıbrıs Yunan Devleti olarak devam ettirmek gayesi değil, adayı Yunanistan’a ilhak ederek Girit statüsüne getirme planı yatıyordu.

Yıllarca ana vatanlarına bağlanmak ve büyük bir gücün altında yönetilmek niyetinde olan toplumların kendilerini bir devlet yönetimine sahip oldukları konusunda ikna etmeleri çok da kolay değildir. Kendilerini Yunan milletinin bir devamı olarak gören Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Cumhuriyetinin yönetimini devam ettirirken ne kadar bağımsız hareket ettikleri de 1963 Aralığından beri hep soru işareti olarak kalmıştır. Ancak Kıbrıs’taki Türk veya Rum toplumu hangisi olursa olsun, bugün yaşadıkları yönetme zafiyetlerinin altında hep geçmişten gelen mücadelelerin etkisini yaşamaktadırlar.

Sorumlulukları hep daha büyük bir güce devretmek isteyen toplumların kendi kendilerini yönetmesi her zaman zor olmuştur. Şimdi de yıllardır ardı ardına şahit olunan ve hem Kuzeyde hem de Güneyde gerçekleşen devlete ait kurumların ekonomik kriz içerisine girmeleri konusunun temelinde de bu yatmaktadır.

Kıbrıs Kuzey ve Güneyinde toplumlara ait varlıkların yönetilmesindeki zafiyet, sonuçta bu ülkede yaşayan insanların yaşamlarını etkilemektedir. Siyasilerin devlete ait kurumları bir siyasi rant kapısı olarak görmeleri devam ettiği sürece, devlete ait kurumların uzun vadede yaşama imkanları yoktur.

Bugün dünyadaki akım, devlet kontrolündeki işletmelerin özel sektör eli ile yürümesidir. Dünyanın birçok ülkesinde bu yönde büyük bir hareketlilik yaşanmaktadır. Ancak bu da yaşanırken ülkelerdeki ekonomik alt yapı, yasa ve düzenlemelerle toplumların aleyhine olmayacak şekilde de düzenlenmektedir. Yani topluma ait bir varlığın özele devredilmesi ile “verdim kurtuldum” demek yerine “verdim ama kontrolümü kaybetmedim” denmektedir. İşte bu hareket tarzı varlıkların esas sahibinin toplum olduğu, sadece yönetiminin özel bir şirkette olduğu ve yöneten şirketin toplum tarafından denetlenip kontrol altında olduğunu ortaya koymaktadır.

Eğer bir ülkede siyaset, varlıkların ekonomik olarak yönetilmesinin önünde geliyorsa, o ülkenin varlıkları yönetmekten vazgeçip sadece yasa ve kurallarla yöneteni kontrol etmesi dışında yapabileceği bir şey yoktur. Ancak toplumun bu varlıkları yönetenleri kontrol edebilmesi de siyasetteki kişilerin ekonomik düşünce ve yasalara saygısına bağlıdır. Siyasiler varlıkların yönetimini devrettikleri kurumları kontrol edecek yapıyı hazırlamamışlarsa veya hazırladıkları halde yürürlüğe koyamıyorsa, her iki durumda da toplum kaybetmeye mahkumdur.

Kıbrıslıların önemli karaları dışarıya bırakmaları ve aşırı siyasi davranışları, onların varlıkları yönetmesinde büyük bir zafiyet oluşturmaktadır. Bunun dışında ada halklarına mahsus olan küçük düşünme de ekonomik açıdan vizyon sahibi büyük ülkelerin ekonomik açıdan etkin olmasına imkan sağlamaktadır. Kıbrıslı Türkler, büyük mücadelelerle elde ettikleri devlet olma hakkını, varlıkların yönetiminde pek de etkili kullanmamışlardır. Bunun için de varlıkların yönetiminde siyaseti öne koyan siyasetçi anlayışı kadar gelecek nesillere ne bırakacağının hesabını yapmayan toplum da suçludur. Ülkemizdeki varlıkları yönetmek istiyorsak önce her yapacağımız doğru hareketin bizlerin bugününü değil gelecek nesillerin gününü kurtaracağını da bilmemiz gerekir.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi