Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Hakikatlerle yüzleşelim!

24 December 2014, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Doğuş Derya Mecliste irticalen konuştu, hem destek hem tepki gördü. Tepkilerin bir kısmı ağırdı. Kendisine yapılan “yakışıksız” ve “rencide” edici sözlerin hiç birini de hak etmedi. Çoğu fikre değil kişiliğe yönelikti… Hakikatlerle yüzleşmeyi istemek insani bir taleptir ve destekliyorum. Lakin 1974 deyip yanına da “tecavüz, kürtaj ve kilise” saç ayağını koyduğunuzda bu bir yere gider algıda. Dünya dil tarafından damgalanır… Belki konu Derya’nın kendisinin de hiç istemediği bir noktaya gelmesine yol açtı. Sonuçta Kilisenin ve Rum lobilerinin 40 yıldır uluslararası alandaki “tek yanlı” ve suçlayıcı propagandaya “paralel” ve “yakın” bir algıyı doğurdu. Güney’den gelen heyecanlı destek mesajları da biraz bunu güçlendirdi.
Derya, “Hakikatlerle Yüzleşmekten” söz etti ve hatta konuşmasında Anastasiadis’in çabalarına da atıf yaptı. Yüzleşme savaş yaşamış birçok ülkede “rejimler” “normalleştikten” sonra gerçekleşen bir “ruhsal arınma” yoludur… Yani “eski” rejimler bu hakikatleri doğurdular, bir de dönüp kendilerini mi yargılayacaklar?! Sivil toplum “vicdani bir arınmayı” isteyebilir. Bu yolların “yeni yurttaş/yeni insan” ve “yeni rejim” oluşturma konusunda yararı olduğu gibi, “sakıncalı” tarafları da çoktur…

Şahsi görüş mü; parti politikası mı?
Derya’nın önerisindeki bir sıkıntı da, “ateşkes” koşullarlında ve uyuşmazlığın halen müzakere edildiği bir evrede ifade edilmesiydi… Elbette parlamentoda kürsü dokunulmazlığı var, mebuslar fikirlerini açıklamakta hürdürler… O sandalyelerin bütünü halkın egemenliğinin bir yansımasıdır ve orada halkı ilgilendiren mevzular, sorunlar konuşulmalıdır… Lakin Derya’nın partisinde bile bu konunun hangi düzeyde ele alındığı muamma. CTP-BG, gerçekten Mecliste böylesi bir konuşmaya ihtiyaç duymuş ve vekile görev vermişse bu anlamlı olabilirdi. Lakin hükümetin büyük ortağı CTP-BG yetkililerinin bu konuyu dile getirdiğini hiç duymadım. Zaten olayın ardından CTP henüz resmi bir açıklama da yapmış değildir…

“Kavram aşınması” tehlikesi
Mebuslar böylesi kritik konuşmalar yaparken belli verilerle içini doldurmalı ve tüm boyutlarına dikkat etmelidir. Öbür türlü altı doldurulmamış konuşmalar olarak kayıtlara geçer. Ayrıca bu tür konuşmaların partilerin itibarlarını yıpratır, zor duruma sokar. Kaldı ki sözlü tarih çalışmalarıyla konunun yeterince tüketilmediği de açıktır.
Sol gelenekte tarz haline gelen “kavram aşınması” yine burada da hasıl oldu… Özellikle son on yılda “barış” ve “çözüm” gibi kavramlar dillere pelesenk edilmiş ve içleri boşaltılmıştır. Bu tür motivasyonlar toplumun ruh sağlığını da olumsuz etkilemekte, sonrasında ciddi moral çöküntüye yol açmaktadır. Annan Planı sonrasında yaşanan “toplumsal sendrom” buna örnektir. Sol, çözüm ve barış kavramlarını “alaguduru” kullanma huyundan vazgeçmelidir.

Konu 1974’le sınırlı değil…
“Hakikatlerle Yüzleşme” kanaatimce yurdumuzda zor ve netameli bir konudur. Hele her iki yandaki siyasi elitlerin “iki yüzlülüğü” bu kadar yaygın iken yüzleşme ve hakikat mucize olur… Eğer gerçekleştirilecekse bile sadece 1974 yazıyla sınırlı kalmamalıdır. Kıbrıslı Türklerin yaygın mağduriyet yaşadığı 1963-1967 arası dönem, hatta İngiliz koloni idaresindeki 1955-1959 yılları da bu kapsama alınmalıdır… Görüldüğü gibi normalde ulusal bir karar olarak hayata geçirilen konu, burada “uluslararasılaşmaktadır”. Kaldı ki 1963-1967 arası dönem “Kıbrıs Cumhuriyeti” otoritelerini çok zor durumda bırakacak uygulamalarla doludur. Herhalde “Eski EOKA orjinli” hareket içerisinde siyaset yapan Anastasidis, sadece 1974 yazıyla sınırlı bir komisyon tasarlıyor… Halbuki 1963-1967 arasındaki kayıplardan Rum siyasi karar vericileri direk sorumludur. Derya, Anastasiadis yerine “Talat-Hristofyas” yakınlaşmalarına vurgu yapsaydı “sol” işbirliği açısından daha isabetli olurdu. Kaldı ki söylemlerine destek de Hristofyas’tan geldi…
Böylesi komisyonların ciddi ruhsal “arınma” arayışı ve “yeni rejimin” (Federal Kıbrıs’ın) meşrutiyetini güçlendirmek açısından faydası olabilir.Aksi takdirde dönemin ruhuna denk düşmeyen “provakatif” bir çağrı, en hafif deyimiyle Anastasiadis’e yarayan bir konuşma olarak okunabilir…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!