Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür!

28 December 2014, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Ahmet Arif şiirinin bir dizesinde “Akşam erken iner hapishaneye” diyordu. Çağlayan Parkı’na akşam bazı gençler için “çok erken” iniyor. Niyetim Çağlayan Parkı hakkında nostalji yazısı yazmak değil maalesef. Daha dramatik ve iç karartıcı bir konuyu değinmek ve çağrı yapmak istiyorum…

Gençlerimiz zehirleniyor!
Çağlayan Parkı artık balicilerin ve uyuşturucu kullanan gençlerin mekanı oldu. Park, akşam karanlığa gömülünce gençlerimizin zehirlendiği bir yer haline geliyor… Gençler ilk geldiklerinde gayet düzgün konuşurken sonrasında karşılıklı küfürlere geçiyorlar. Öyle ki bali vücuda girdikten kısa bir süre sonra onlar başka bir kimliğe bürünüyorlar… Parkın içinde yerlerdeki baliler, işin ciddiyeti gösterir nitelikte…

Çağlayan’a sığmaz; Dereboyu’na taşar!
Çağlayan Parkı, gündelik siyasetin bir parçası olsa herkes basın bildirisiyle destek verirdi. Lakin konu gençler ve insanlar olduğunda kimsenin umurunda olmuyor… Belki de bu gençlerin aileleri bile durumdan haberdar değildir. Hele ki konu yoksul ve sahipsiz gençler ise, bir o kadar daha ilgisiz kalınıyor. Polis oralara uğramıyor bile. Polis daha çok Dereboyu’nda…
Dereboyu, başkentin aynası, kalbi ve vitrini… Hali vakti yerinde ve Çağlayan parkındakilere göre gelecek kaygısı göreceli olarak az olan gençlerin uğrak yeri. Cadde üzerinde neredeyse her ay yeni bir mekan açılıyor… Temizlik ve hijyen bu tür yerlerde son derece hayatidir… Münferit olarak bazı işyerleri temizliğe ve hijyene uymayacak şekilde faaliyet gösterse bile Lefkoşa Belediye Başkanı Mehmet Harmancı’nın da Dereboyu’na önem verdiğini, çevre düzeniyle ilgilendiğini ve temizliğine dikkat ettiğini biliyorum…  Peki ya Çağlayan parkındaki gençler? Şimdiden öngörmek hiç zor değil: Yakında bu gençler Çağlayan Parkı’na sığmayacak ve Dereboyu’na taşacaklar! Hatta başkentin sokaklarında yakında bu gençlerin akınına uğrarsa şaşırmam…Belki de başka akşamları ıssız yerler de bu tür gençlerin mekanıdır…Bunun önü alınmazsa önemli bir insani sorunla çok daha derinleşmiş şekliyle didişmek gerekecek… Bu arada ülkeden uçucu madde ve bonzai kullanımı 14 yaşına indiğini duymak da ayrı bir felaket…

Bir “sosyal” drama doğru…
Dereboyu ile Çağlayan Parkı arasında sınıfsal olarak ciddi bir farklılaşma var. Orta/üst sınıf gençleri, son derece iyi hizmet sunan Dereboyu’nda eğlenirken; Çağlayan Parkı’ndaki gençler ise kendilerini sonu trajik bitecek bir “sosyal” drama doğru bırakıyorlar. Bu gençler neden bali kullanıyor? Gençlerin aileleri hangi sosyal statüde? Hangi hayal kırıklığı onları bu noktaya getirdi? Kıbrıs gibi küçük ve sevimli bir yerde bu gençleri hangi çelişkiler böylesi bir hayatın içine itti? Acaba bu durum sınıfsal konum yanında başka ne tür bir ilişkiyle izah edilebilir?
İnsanlar hayata ilişkin umutlarını kaybettiklerinde eğlence için bali ve tiner kullanmaya başlarlar… Gençler hayatta tutunacakları bir dalları kalmadığını düşündüklerinde bu yola giriyorlar… Çağlayan Parkı gençlerin bali ile eğlendikleri bir mekan haline geldiyse durumun ciddiyeti ortada. Bu gençleri kaybediyoruz. Onları buradan çekip alacak ciddi bir denetim ve önlem lazım. Önlem alınmazsa bu gençlerin sayısı daha da artacak…

Seyirci kalamayız!
Kimsenin bu gençlere seyirci kalmaya hakkı yok. Bu sosyal bir sorundur ve konu üzerine behemehal gidilmesi gerekir. Harmancı, gençleri önemseyen bir yerel yönetim tarzına sahiptir. Bu konu elbette sadece onun başa çıkabileceği bir şey de değildir. Lakin öncülüğü de bu kentin yöneticisi olarak ondan bekliyoruz. Bu sorun daha kangrenleşmemişken Çağlayan Parkındaki gençleri buralardan kurtarmamız gerekiyor. Yoksa sonra hepimiz çok üzüleceğiz. Ve bununla da kalmayıp gençlerimize geleceğe umutla bakabilmelerini sağlamamız lazım. Yapılan her siyasi kavganın, girilen kısır çekişmelerin hiçbir faydası olmadığı gibi, gençlerimizin geleceğinden çaldığının da farkında olmak ve sorumlu davranmak hepimizin öncelikli görevi.

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!