Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur!

07 January 2015, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Ekonomik kriz Adanın iki yarısında da insanları suç işlemeye itiyor. Krizlerin ilk vurduğu insanın cebi gibi görünüyor. Fakat esas göçük ahlakta yaşanıyor. Onu ölçmek kolay değil. Varlığı kaybedildikçe fark ediliyor… Şu anda Güney de Kuzey’in yaşadığı “ahlaki çürüme” sürecini iş dünyası başta olmak üzere her alanda hissetmeye başlıyor. Bu sevinilecek bir durum değil. Ortada yaşanmış deneyimlerden çıkarılan bir ders var: Krizler ekonomik başlar ama ahlaki ve sosyal açıdan çok daha büyük hasarlar doğurur. Ekonomi düzeltilebilir ama ahlak gittiğinde yerine konacak şey de kalmıyor…
Ülkelerde ekonomik kriz derinleşmesi, insanların illegal yollara ve araçlara başvurmalarını tetikliyor. Bu konuları hem Güney’de esnaf dostlarla hem de kuzeydeki dostlarla konuşuyoruz. Kuzeyde ekonomik sorunlar esnafı kepenk indirmeye zorluyor. Güneydeki durum da pek farklı değil. Orada da esnaf işyerlerini ya kapatıyor ya da yeni iş açma arayışına giriyor.

Kaçak yayın, “kaçak” devlet!
Bugünlerde yeni bir konu popüler… Duyduklarıma inanamadım… Güney’de de oranın DiGİ-TURK’ü sayılabilecek yerel şifreli yayın şirketleri var. Lakin kriz dolayısıyla yurttaşlar şifreli yayın için ceplerinden çıkacak parayı fazla buluyor. Bunu bazı “uyanıklar” görmüş ve şifreli yayınları halka illegal yollardan çok daha ucuza götürmeye başlamışlar. Yani Güney’de yerel şifreli kanallar halka pahalı geldiğinden kaçak yayın yoluna başvuruluyor. İnsanlar yasal yayın kuruluşuna verecekleri bedelin nerdeyse beşte birini kaçak cihaza vererek işi bitiriyor.
Bir süre sonra Rum polisi bu 5-6 kişilik kaçak yayın işini yapan insanları yakalıyor. Buraya kadar işler normal… Lakin sonra bu işi bakanlar kurulunda görev yapan bir siyasinin oğluyla yüksek rütbeli bir polisin oğlu yapmaya başlıyor. Yani kaçak yayın düpedüz devlette etkili kişilerin yakınları tarafından yapılıyor. Güney’de esnaf şimdilerde bu yozlaşma örneğini konuşuyor ve doğal olarak tepki gösteriyor. Peki bu yozlaşmanın kaynağı ne?

“Yasal” olmak yetiyor mu?
Bu tür vakalar Kuzey Kıbrıs’ta zaten yıllardır nerdeyse resmiyet kazanmış durumda. Bu olaylar patlak verdiğinde “KKTC yasal devlet olmadığı için” oluyor diyenler çok. Ya yasal(!) ve AB üyesi “Kıbrıs Cumhuriyeti”nde bu tür illegal faaliyetlerin olmasının izahını nasıl yapacağız?
Burada yasal Devlet olup olmamakla değil; insanların kamu konusundaki zihniyetleriyle alakalı bir durum var. İki tarafın da bağımsızlık sürecinde yaşadığı şeyler aynı. Bir gecede İngiliz müstemlekesi kendi isteğiyle burada yeni ve bağımsız bir devlet kurmak istedi. Yanına Türkiye ve Yunanistan’ı da aldı. Ortaklık devleti garantörlerin “vesayetinde” pat diye kuruldu. Kuruluşunda da Türklere ve Rumlara bu devleti siz yönetin denildi. Her iki halkın da kendinde olmayan yetkiler onlara verildiğinde klasik sorunlar tek tek yaşanmaya başladı. Ekonomi de bu sorunlardan biri.

Demokrasi mücadele ister!
Oysa ki yönetmek ve demokrasi içinde yaşamak ciddi bir mücadele ile elde edilir. Devlet olma bilinci ile ulus olma bilinci seviyesi birbirinden bağımsız bir durum değildir. İçinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntılar da bu siyasi geçmişimizden bağımsız değildir.  Siyaset bu denli yozlaşmış iken, siyasilerin yakınları illegal ekonomik faaliyetlerde bulunabiliyor iken, sokaktaki vatandaşın refah içerisinde yaşayabilmesi mümkün mü? Ya da garantörlerle ayakta tutulmaya çalışılan bir siyasi yapı, topluma refah sağlayacak güçlü bir ekonomi oluşturabilir mi? Günümüzde güçlü bir ekonomi için gerekli koşulların başında gelen siyasi istikrar olmadan krizlerden yakamızı kurtarabilir miyiz? Krizlerle boğuşurken ahlaki çöküntüler yaşamamak mümkün mü?
Tüm bu sorular esasen Kuzey’in de Güney’in de gündelik siyaset içerisinde yer bulamayan, toplumların gerçek sorunlarını işaret ediyor. İki toplumun da gelecekteki refahı, bu sorulara ne kadar kafa yoracağımıza bağlı…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!