Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Anastasiadis’in dili çözüldü!

21 January 2015, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Anastasiadis, 24 Nisan 2004’deki Annan referandumundaki“evet performansı” sayesinde Şubat 2013’de büyük umutlarla seçilmişti. Uluslararası toplum nezdinde 10 yıl önceki bu tutumu doğal olarak olumlu bir beklentiyi tetiklemişti. Ne yazık ki bu10 yıllık Anglosakson kredisini iki yılda tüketti. “Müzakerelere ciddi zemin olursa katılırım”dan başladı, ardından şartlar öne sürdü ve nihayet 11 Şubat 2014’de ortak açıklamaya imza koydu. Sonrasında müzakereler özlü safhaya geçmek üzereyken de masayı “doğal gaz ve egemenlik” nidalarıyla terk etti. Şimdilerde çok daha sıkışmış bir durumda. Ne garantör Türkiye’yi ne de ABD büyükelçisini umursuyor! Bunun altında yatan sebeplere bakıldığında içeride ekonomik baskı, dışarıda Kıbrıs konusunda “çetin ceviz” Eroğlu’na karşı dikiş tutturamaması görünüyor. Kısacası sapır sapır dökülüyor…

Doğal gaz hayalleriyle siyaset
Anastasiadis doğal gazın varlığı üzerinden çok büyük beklentilere girdi. Lakin tespit edilen doğal gaz rezervlerinin AB’nin sadece 45 günlük ihtiyacını karşılayacağı anlaşıldıktan sonra Anastasidis’in tansiyonu tavan yaptı. Bu konuları değerli dostum Prof. Dr. Turgut Turhan son 7 yıldır yaptığı araştırmalarla ayrıntılı ve bilimsel verilerle izah ediyor. Doğal gaz rezervleri hayal ettikleri veya propaganda konusu yaptıkları gibi olsaydı, masada Kıbrıs Türklerine ve Türkiye’ye akıllarınca diz çöktüreceklerdi. Dahası bulacakları rezervleri İsrail doğal gazıyla ortaklaştırıp AB’nin enerji borsasının merkezine oturacaklardı. Bunun ham bir hayal olduğunu sondaj şirketlerinin kayıtlı oldukları ülkelerin borsalarına bildirdikten sonra Anastasidis masadan kaçmanın yollarını aradı. Doğal gaz mahreci fos çıkınca, ekonomik krizin de baskısıyla eli çok zayıfladığından ve müzakerelerde pazarlık gücünü aşağıya çektiğinden ötürü Anastasiadis masayı terk etti.
Anastasidis hem ekonomik alanda hem de Kıbrıs meselesinde halkına hiçbir yapıcı katkı ve kazanım sunamadı. Son zamanlarda egemenlik konusunda yaptığı açıklamalar hakikaten bizlere 1990’lı yıllardaki Türkiye ve KKTC açıklamalarını hatırlattı ve güldürdü. Bu durum aslında Anastasidis gibi Anglosaksonların göz bebeği bir siyasetçinin 10 yılda nereden nereye geleceğine ilişkin ilginç bir örnektir. Anastasidis, Cumhurbaşkanı Eroğlu ile pragmatizm ve Kıbrıs gerçekleri konusunda siyasi benzerlikleri olduğu halde bunu değerlendiremedi. Dahası masadan çekilirken hem Türkiye’ye zarar vermek hem de Eroğlu’na seçim kaybettirmek hedefini dış politikasının merkezine koyduğu söylenebilir. Bu hedeflerini ne kadar başaracağı tartışmalı.

Egemenliğin meşruiyeti
Anastasiadis müzakerelere devam etseydi; al ver sürecinden daha önemli bir noktaya gelineceği gibi konu referandum aşamasına bile gelebilirdi. Bunu 11 Şubat 2014’deki ortak açıklamaya uluslararası toplumun verdiği destekten anlamak mümkündür. Öyle ki Anastasidis’in aslında “iki devletli” çizgiye daha yakın bir profile sahip olduğunu düşündüğümüzde de çözüme onunla ulaşmak daha kolay olabilirdi. Son günlerde çokça kullandığı egemenlik mevzusunun içinde Kıbrıs Türkleri olmadığında meşruiyetinin kendiliğinden tartışmalı olduğunu unutması da anlaşılır gibi değil. Son 51 yılda egemenliğin sadece Kıbrıslı Rum elitlerine aitmiş gibi davranmak; böylesi bir yanlış anlamaya sebep olmuş olabilir. Kaldı ki; AB üyeliğiyle başlayan ve Troyka’nın yaptırımlarına bakıldığında pratik anlamda egemenliğin ne halde olduğu da ayrı bir tartışma konusudur. Bundan sonraki süreçte Anastasidis’in işinin çok zor olacağını söylemek için kahin olmaya gerek yoktur. Bu noktada Anastasidis bu hataları yaparken Cumhurbaşkanı Eroğlu ve ekibinin kararlı tutumunu da akılda tutmak gerekiyor. Eş zamanlı olarak Dışişleri Bakanı Özdil Nami’nin de bu süreçte uluslararası alandaki yapıcı tutum ve açıklamalarını da ortak havuza koymak gerekiyor. Bu süreçte KKTC barışçı ve çözüm yanlısı tutumlarını sürdürürken; Kıbrıs Türklerine uygulanan haksız izolasyon ve ambargolara dönük ciddi bir politika oluşturma zamanı çoktan gelmiştir. Bu konuda meclisteki tüm partilerin ve seçimlerde aday olanların yeni fikir ve önerilerle süreci güçlendirmelerinde fayda vardır. Kıbrıs Türklerine uygulanan izolasyonların yeniden BM Genel Sekreteri’nin raporunda yer bulması içerde tüm adayların ortak vurgusu haline gelmesi açısından önemli bir fırsattır.

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!