Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak”

01 February 2015, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Kıbrıs herkesin herkes hakkında atıp tuttuğu bir yerdir. Dileyen adını ilk defa duyduğu insanlar hakkında dilediği şekilde konuşur… Bunun mutlak surette siyasi, kültürel, tarihsel, psikolojik, iklimsel ve coğrafi kökenleri vardır. Bu arızanın saptanması için bu nedenlerin tümünü dikkate alarak açıklama yapmak lazımdır. İnsanlar burada kendilerine karşı yanlış yapana doğrudan tavır almayı bilmiyorlar. Yanlış bir insanın düzelmesini kimse istemiyor. Yani yanlış bir davranışta bulunan insanın yüzüne gülmek arkasından onu kesmek adet olmuş… Herkes sanki yanlışı kendisi de yapmak istiyor gibi bu alanda “kredi” hakkını kullanmayı istiyor. Dahası yanlış bir insanı karşısına alıp tutumlarına ilişkin gördüğü hataları açıkça yüzüne söylemek medeniliği yerine, arkasından konuşmayı tarz haline getirmişler. Yapmacıklık hayatın kendisi olmuş…

Kendi olanlar, kendini yaşayanlar…
Lafı uzatmadan söylemek lazım… Bütün bu arızalı çoğunluğa rağmen bazı insanlar bunun tam tersini hayatlarının önemli bir doğrusu olarak yaşıyorlar. Hayatını doğrudan ve düz yaşayanları yakından tanıma fırsatım oluyor ve onların bu tavırlarını da kendilerini de seviyorum. Onları nerede görsem dinlemek ve sohbet etmek isterim. Hayatın dört bir yanını kuşatmış yapmacıklığa karşı, sahici şeyler duymak insanı güçlü kılıyor. Bu insanların yanında güven duygusunu hissediyorum. Güven dolu bu insanlar Kıbrıs’ta çeşitli meslek gruplarındandır. Kimisi yayıncı, kimisi doktor, kimisi öğretmen, kimisi kamuda memur, kimisi siyasetçi, kimisi yazar, bankacı, taksici, seyyar satıcı, markette kasiyer, manav, garson, çaycı… Hepsinin de birbirinden güzel yürekleri ve yaşama sevinçleri var… Kimisi bu topraklarda doğdu kimisi Anadolu’nun çeşitli yerlerinde. Onlar kendileridir ve kendilerini yaşıyorlar. Büyük çoğunluğu hayata dair yarattıkları artı değerlerle ayakta duruyorlar… Öykünmeler, roller, maskeler, yalanlar hayatlarına ters geliyor… Sayıları belki azdır ama artı değerleri çoktur. Onlarla her şeyden konuşmak mümkündür.

Maskeli hayatlar
Öte taraftan hayatın hiçbir yerinde olmayan ve sürekli en yakınındakilere bile roller kesen, maskeler takanlar aslında sahici hiçbir özelliğe sahip değiller. Onlar Kıbrıs dışında sanki tutunamayacak kadar da zavallılar… Kıbrıs sahici olmayan ve maskeler takınanların geçindiği bir coğrafya olmuş aynı zamanda… Bunların arasında basında, sahnede, sendikada, partilerde ve buna benzer yerlerde çokça görmek mümkündür. Bunlar hayata dair büyük laflar ederler, meselelere yukardan bakarlar ama hiçbir zaman da taş üstüne taş koymazlar. İnsan sıcaklığı ve vicdanı onların hayatlarında pek yoktur. Kısacası hal’den anlamazlar… Oysa ki adalı olma kültürü böyle bir şey değildir. Adalılığın ilk niteliklerinden biri “hal”den anlamak, anlayışlı olmaktır. Bunun altında da “izole edilmiş” hayatların zoraki olarak kazandırdığı geleneksel dayanışma duygusu yatıyor. Ada kültürü tecrit edilmiş dünün ayak izlerinin toplamıdır aynı zamanda…

Hayatı ve insanı kucaklamak…
Samimiyet bazen insanın kendisini hiç istemediği bir noktada yakalayıverir. Onların bildiği bazı anahtarlar var ve onları hemen ele verir. Kestirmeciler, genelde beleşçidirler ve ganimet kültüründen beslenmektedirler. Bunların öğretmenliği, avukatlığı, gazeteciliği veya sair işlerinde kabuk bir görüntü vardır. Bunları el üstünde tutanlar kabuk hafifliğinde olmalarından ve değişim değerlerinin düşük olmasından kaynaklanmaktadır. Yani “kimin arabasına binerlerse onun türküsünü söylerler”. Onlarda nizam, ilke ve duruş pek aramamak lazım… Etrafta dudak büküp burun kıvırdıkları insanların tümü aslında onların “hafifliğinin” farkında. Sadece itiraf etmiyorlardır.
Önünden asla soramayacağı ve sormayacağı bir yığın iddia ve yalanı arkasından ya da kimliğini gizleyerek yapıyorlar. Bunun özellikle siyasi çevrelerde daha çok olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz. Bu durumun adalılıkla alakası olduğunu sanmıyorum. Adalı denildiğinde hayatı ve insanı kucaklamasını bilenler akla geliyor. Hayatı ada ritminde/tadında yaşamak varken kendi ritminizi adaya dayatmak haksızlık oluyor. En başta da kendinize…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!