Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var!

08 February 2015, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

KKTC’de sayısını bilmediğimiz kadar çok ailenin elektriksiz olduğunu biliyor muyuz? Henüz karanlıktan kurtulamayan ailelerin varlığı gerçekten çok üzücü… Acaba hükümet üyelerinin, karar vericilerin tümü elektriksiz bu ailelerimizin durumuna ne zaman el atmayı düşünüyorlar? Sosyal devlet, sosyal adalet bu yurttaşlarımıza çok mu görülüyor?
Yıl 2015 ve içimizde elektriksizlikten kıvranan yoksul aileler var. Sanırım bu çağda bundan daha ciddi bir sorun olmasa gerek. Bunların önemlice bir bölümü yoksulluktan faturalarını ödeyemedikleri için elektriksiz, bir kısmı ise zaten evine hiç elektrik bağlayamamış. Düşünebiliyor musunuz? Bu insanlar bir biçimde KKTC yurttaşı, bulundukları köylerde seçilen muhtarlar veya yerel yöneticiler bu hemşerilerine karşı inanılmaz bir merhametsizlik ve duyarsızlık içindeler. Karpaz’dan Lefke’ye elektriksiz aileler yoksulluğun dibini görmüşler. İyi ki az da olsa sivil toplum örgütlerinden bu konuya ilgi gösterenler var ki bu dramatik durumdan haberdar oluyoruz. Sahaya çıkıp bu gözlemleri yapan ve bizleri uyaran arkadaşım Ömür Yılmaz’ı tebrik ederim.
Bu sessizliği kim duyacak?
   KKTC’de her konuda gösteri yapan ve hakkını arayanların ya bir derneği ya odası ya da sendikası var. Lakin her köye yayılmış ve örgütsüz bu insanların dramatik durumuna kimse ilgi göstermiyor. Bu yoksulları düşünecek siyasal parti kalmadı. Böylesi dramlar insanın, ailenin, çoluk çocuğun onurunu kıran yönü de vardır. Yine de duyarsız kalmaya hiçbirimiz hakkı yoktur. Sendikalarımız zaten kendi zümrelerinden başka kimseyi görmeyecek kadar halktan kopmuşlar. KKTC’de tepki gösteren tüm kesimlerin sorunlarına medya bir biçimde ilgi gösteriyor! Sessiz ve örgütsüz yoksulların durumunu ise kimse umursamıyor!
“Gerçekçi gözle bakmak”
   Önümüzde seçimler var. Bu toplumda siyasal partiler kriz içinde olabilir. İşlevlerinde kırılma yaşanmış olabilir. Lakin yoksulluktan ailelerin yüzlercesi evde elektriksiz oturuyorsa sizin İskandinavya seçmenine sesleniyormuşçasına söylemler ileri sürmenizin tutar hiçbir tarafı yoktur. Yenilikten söz edenler kitabın orta yerinden konuşmalar yaparken yoksulluktan dem vuran, asgari ücretlilerin sıkıntılarından bahseden tek bir aday görmüş değilim. Bu konuda farklı olduğunu bildiğim halde henüz KSP adayı Mustafa Onurer de “sınıf” temelli bir söylemi yükseltmiş değil…“Sol-sağ ayrımı kalmadı, sorunlara gerçekçi gözle bakmalıyız!” söyleminin sahiplerine sormak isterim; böylesi bir yoksulluktan daha gerçek ne olabilir? Niye “gerçekçi gözler” bu durumu görmüyor? Ortada bu yoksullara dokunabilecek sol veya sağ kalmadıysa, sandıkta halk da size değmeyecek!
Ülkeyi aydınlatmak için…
   Bu çerçeveden bakıldığında KKTC’de vicdanın ve merhamet duygusunun da test edilmesi gereken bir seçim atmosferinden geçiyoruz. Adayların içine düştüğü popülizm kentlerdeki “asabi” lümpenlerden üç beş oy getirebilir. Ama asgari ücretli ve yoksul geniş kesimlerden oy getirmez.
Aslında adaylardan kim kazanır sorusundan çok, temiz toplum söylemlerinin halk sınavından kaç alacağını merak ediyorum. Yoksullarını tanımayan, örgütsüz ve hobi olsun diye seçime katılanların, halk sınavının sonuçlarını iyi okuyabilirlerse bu demokrasimize bir kazanım olabilir. Ülkenin aydınlığa kavuşması da ancak bu yolla olabilir. Öte yandan siyasal parti kurmayı düşündükleri halde söylemekten çekinen bir hareketin bunu halkla dürüstçe paylaşmaması yadırganabilir. Yoksa parti kuracağını açıklamaktan imtina eden bir imaj yaratırken, “yeni yol” tasarımlarını “zulada” tutmak siyaseten garip bir anomalidir. Gizlenerek, saklanarak siyaset yapmak güven kaybına yol açar ve bu güvensizlik içinde mesajlarda güme gider. Açık siyaset herkese lazımdır. Gizlenmeyi örtünmeyi gerektirecek bir söylem zaten ortada yok. Keşke egemenleri titretecek bir söylem duysak da kulaklarımızın pası gitse… Siyasetin“kısmi” zamanlı ve halktan(örgütlerden) hijyen edilmiş biçimde yapıldığı ve başarılı olunduğuna dair bir emsali pek görülmemiştir. En önemlisi de aydınlık günler görmek için halkı merkeze alan ve anlayan bir siyasete ihtiyaç vardır. Kıssadan hisse karanlıkta kalan köyl(lü)erimize aydın(lık) ve dürüst siyasetçi lazım, gizlenen örtünen değil.

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!