Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok!

25 February 2015, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Her seçimin kendine has özellikleri ve atmosferi vardır. Yerel seçimlerde adayların kentlere dönük somut projeleri üzerinden, genel seçimlerde ulusal düzeyde ülkenin iç meselelerine dönük çözüm önerileri üzerinden, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de Kıbrıs uyuşmazlığına ilişkin adayların yaklaşımlarından ve çözüme ilişkin projelerinden rekabet edilir. Nisan 2015 seçimleri ise kuş gribinden tutun da temiz topluma kadar adayların bir dizi alakasız söylemleri üzerinden yürüyor. Adaylar daldan dala atlıyor. Doğal olarak seçmen de bu kadar kafası karışık adaylar arasında tercih yapmakta güçlük çekiyor. Dahası, kime niçin oy vermesi gerektiğini bir türlü anlamıyor, anlayamıyor… Bunun nedenleri arasında siyasal partilerin ülkenin yakıcı sorunlarına çözüm üretemediği ve oyuyla halkın sisteme etki etme gücünün zayıfladığı algısı yükseliyor. Lakin ne olursa olsun bu seçimler Cumhurbaşkanlığı için yapılıyor. Adaylardan beklenen roller de çok net: Devleti temsil etme, Kıbrıs uyuşmazlığı konusunda liderlik yapma…

Adaylar hükümet mi kuracak?
Mevcut adayların seçim kampanyalarına bakınca, sanki başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! Adaylar sanki hükümet kuracaklarmış gibi bir siyasal söylem ileri sürüyorlar. Bu da seçimlerin renksiz ve temel dinamiklerinden kopuk bir bağlamda yürümesine yol açıyor. Seçilecek cumhurbaşkanının görevleri anayasal olarak bellidir. Adayların vaatlerinde saydıkları görevler ise zamanında karizmatik gücüne rağmen merhum Cumhurbaşkanı Denktaş tarafından bile yapılamamıştı. Şimdilerde bazı adaylar Cumhurbaşkanlığının yetkisi olmayan konularda bile konuşmalar yapabiliyor. Elbette Cumhurbaşkanı adayları dilediği konularda söylem geliştirip ifade edebilir. Lakin seçimlerin ana konusu olan Kıbrıs meselesinde öngörü ve projeleri konuşmak daha doğru iken bunun dışında her konunun konuşulması son derece tuhaf bir görüntü arz ediyor…

“Erdoğanvari” söylemler
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın zamanda yaşadığı seçimlere bakarak bazı adayların rol çalmak gibi bir arayışı ya da özenmek gibi bir durumu olduğunu da anlayışla karşılıyorum. Kıyas kabul etmez biçimde şartlar, aktörler ve karizma farkı ortada iken buna öykünmek hayal kırıklığı yaratabilir. Erdoğan iktidara taşıdığı partisinin lideri ve genel başkanı iken bu seçimlere katıldı ve kıyaslanamaz bir karizmatik gücü varken, onun rolüne yakın bir söylemi arkasında hiçbir parti desteği olmadan ileri sürmek çeşitli sakıncalar içermektedir. Bu seçimlerde adayların tecrübe profili temel ölçeklerden biri olduğu vakıadır. Bunun yanı sıra karizmatik rol ve buna bağlı bir başarı öyküsü adayların hangisi için halk algısında yeri yüksekse onun şansı daha fazladır. Ayrıca parlamenter sistemin ve ona bağlı olarak siyasal partilerin bu kadar etkili olduğu bir sistemde Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iç politika konuşmak bu sakıncaları da bağrında taşıyor.

Altın anahtar keşfedilmeyi bekliyor!
Galiba en büyük sorun şu: Adaylardan birinin adıyla 21. yüzyıl boyunca referans edilecek “11 Şubat 2014 Belgesi” aslında seçimlerin “altın anahtarı”dır. Bu seçimlerde hala bunun üzerinden bir tahkim yapılmamış olması siyasal iletişim danışmanlarının amatörlüğüyle açıklanabilecek bir durumdur. Bu aynı zamanda adayların hemen hepsinin bir biçimde iç politikaya yönelmesini de açıklayan bir olgudur. Bakalım 21. yüzyıl boyunca Kıbrıs çözümünde referans noktası ve yol haritası  olan bu belge ne zaman keşfedilecek?!

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!