Derviş Deniz

 

Bağımsız denetim

03 March 2015, Tuesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Geçen haftaki yazımda, bağımsız denetim zorunluluğunun vergi verme sorumluluğu dolayısı ile oluştuğunu ve ülke yasalarının kurumları vergi beyanı yaparken bağımsız denetimden geçirilmiş finansal tablolarını sunmakla sorumlu tuttuğunu belirtmiştim. Yasal zorunluluk olmasına rağmen ülkenin ölçeği dikkate alındığında mevcut kurumların kaçının bağımsız denetimden geçmesi gerektiği konusunda tartışmak gereklidir. Zaten ülkemizde icra edilen denetçilik mesleğinin gerçek denetçilik mi, muhasiplik mi veya mali müşavirlik mi olduğu çok da açık değildir. Bu adlar altında yapılan meslek icrası çeşitlilik göstermektedir.

Konumuz tek başına bağımsız denetçilik olduğundan, bağımsız denetimi gerektiren yasal zorunluluk dışında,oluşan ekonomik koşulların getirdiği şartları da gözden geçirmek gerekir. Bağımsız denetim ihtiyacı devletin kurumları kontrol etmesi için değil işletmelere sermaye yatıranların sermayelerini kontrol etmeleri içindir. Bu nedenle denetçilik mesleğinin gelişmesine neden olan tarihi süreci bir gözden geçirelim.

Bugünkü tanımı bağımsız denetçilik olan meslek Avrupa’da 19. yüzyılın sonunda iyice ivme alan sanayi devrimi ile gündeme gelmeye başlamıştır. Avrupa’da sanayi devrimi ile birlikte birden fazla kişinin sermayelerini birleştirerek kurdukları kurumlar da ortaya çıkmaya başlamıştı. İşletmelerin tek bir kişi veya aile bireyleri tarafından sahip olunup yine bu aile bireylerince yönetildikleri formasyon, işletmeler büyüdükçe yerini iki veya daha fazla ortaklı işletmelere bırakmıştır. Hele de ortak sayısı onlara, yirmilere, yüzlere çıktığı zaman bu gibi işletmelerin kimin tarafından yönetileceği konusu da gündeme gelmiştir.

Çok ortaklı işletmeler, ortakların koyduğu sermaye ile daha büyük hacimde iş yapma kapasitesine sahip olurken, ortakların koyduğu sermaye de  oluşturulan kurumun yöneticileri tarafından yönetilmeye başlamıştır. Kurum yöneticileri ilk önceleri ortaklar arasından daha sonra da  profesyonel yöneticilerden oluşmuş, her iki durumda da yönetimde olanlar sermaye sahiplerine yapılan faaliyetlerle ilgili bilgi vermek zorunluluğu ile karşılaşmışlardır.

Kurumlara sermaye koyan kişiler yani hissedarlar, şirketi yöneten yöneticiler yani direktörlerden yılda en az bir defa kurumun faaliyet sonuçları yani kar veya zarar ettiği ve mali durumunu gösteren bilgiler alma yönünde taleplerde bulunmayı artırmaya başlamışlardı. Bunun neticesinde devletler geçirdikleri yasalar ile direktörlerin yılda en az bir kere yapılacak hissedarlar toplantısında, kurumların denetçiler tarafından denetlenmiş finansal tablolarını hissedarlara sunmasını sağlamışlardır. Bu yasal düzenlemeler sonucu ortaya çıkan denetleme mevhumu ile borsalar gelişmeye başlamış  ve çok hissedarlı çok büyük şirketler oluşmuştur.

Dünyanın gelişmiş ülkelerinin hepsinde bağımsız denetim kavramı aynı anda gelişmemiştir. Sanayi devriminin öncüsü olan ve bu öncülük ile ilk yasal düzenlemeyi yapan Birleşik Krallık olmuştur. Bunu Amerika Birleşik Devletleri ve bazı ülkeler izlemiş, Fransa başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi bağımsız denetim kavramı yerine devletin etkin kontrolünün yapıldığı bir denetim felsefesi ve buna bağlı yasalar geliştirmiştir. Türkiye de Avrupa’nın bu devlet denetimi üzerine kurulmuş düzeni devam ettirmiş, Birleşik Krallık veya ABD tipi bağımsız denetim anlayışına ancak 2010’lu yıllarda geçmiştir. Kıbrıs adası 1951 yılında İngiliz sömürgesi olduğundan, Birleşik Krallıkta hazırlanan şirketler yasasının aynısı Kıbrıs’ta da yasa olarak çıkarılmış ve Kıbrıs’ta 1951 den itibaren bağımsız denetim uygulaması yürürlüğe girmiştir. Ancak Kıbrıs, 1951 de bağımsız denetçilik ile ilgili yasaya sahip olmasına rağmen 2010’larda bu konuda yasa geçiren Türkiye’nin çok gerisinde kalmıştır. Serbest piyasa ekonomisinin geliştiği çağımızda bağımsız denetçilik ile ilgili çok önemli gelişmeler olurken KKTC’nin bu konuda geride kalması meslek açısından çok üzücüdür.
Bugünkü yazının denetçilik mesleğinin tarihsel gelişmesi üzerine yoğunlaşması nedeni ile bağımsız denetçiliğin ülkemizdeki durumunu gelecek haftaki yazıda ele alacağım.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi