Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

20 Nisan ve Sonrası!?

04 March 2015, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Bugünden itibaren seçimden sonraki ilk pazartesini okumaya ve yazmaya başlıyoruz. Adayların Cumhurbaşkanlığı projelerine dönük ha bugün ha yarın bir şeyler söylemelerini bekledik. Olmadı… Bu noktadan sonra gerçekten kim seçilirse seçilsin hiçbir önemi yoktur… Yok birbirimizden farkımız; biz Osmanlı bankasıyız… Özellikle Kıbrıs uyuşmazlığına dokunmayan Cumhurbaşkanı adaylarının ve/veya onu destekleyenlerin “öteki” gündemlerinin bir anlamı yoktur. Halk, uyuşmazlığa adayların yaklaşımını bilmeden baş müzakereci seçiyor!

İçi boşalmış siyasi partiler
   Ülkenin çözülmesi gereken kritik sorunları var. Bunların başında da Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde siyasal partilerin hem aday belirlemede yaşadıkları sorunlar hem de partilerin içinin “boşalması” konusunda yaşanan zafiyetler geliyor. Sol diye bakılan yerde inanılmaz “sağcılar” ve türlü dolaplar, sağ diye baktığımız yerde “muhafazakârlığa” ve “milli” çizgiye sığmayacak boyutlarda “ikiyüzlülükler”… Bunların hemen hepsi maalesef bağımsız ve “yeni” olduğu iddia edilen adayların ekiplerinde de gırla yaşanıyor.
Bağımsız aday diye çıkıp siyasi parti kurmayacağını söyleyenlere şunu hatırlatmak lazım: Halk size teveccüh gösterip oy verdiğinde ve kazanamayacağınız belli olduğunda hâlâ parti kurmayacağınızı söylemek; halka doğru bilgi vermemek seçmeni yanıltmaktır ve seçmen de bunu hemen fark eder… Aslında siyasal parti kurmak için cumhurbaşkanı adayı olduğunuzu sağır sultan bile duyduğu halde sizler dürüstçe bunu ortaya koyamıyorsanız… Bu halk boşa gidecek oyu size neden versin?
Bugünden itibaren yeni siyasi parti konusunu okuyuculardan gelen öneriler doğrultusunda işleyerek, yeni bir sürecin oluşumuna naçizane katkı yapmak arzusundayız…

Siyasi partilerde gençler neden yok?
   Bazıları için bu tezler haklı çıktı… Lakin siyasal partiler bu anlamda gençleri kadrolarında hep arka planda tutmak istiyor gibi bir algı geçerli. Hatta CTP içinde KÖGEF ve ÜTK yarılması yaşandığı iddiaları bile öne sürülüyor. Yani kuşak kavgası CTP’de miras kavgası gibi sunuluyor... Bunun hakikati ne kadar yansıttığını anlamak zordur. Kendilerine bu sıfatları yakıştıranların üstü kapalı veya açık biçimde başka bir mücadelenin deli gömleği olarak bu kimliği öne sürdüklerini söyleyenler bile vardır…
UBP’de de başka bir tartışma ve miras kavgasını da seçimlerden sonra yaşayacağız. Her iki büyük parti aslında yazı “çöl sıcağında” karşılayacağını iddia edenler bile var! Belki de ilkbahara 2, yaza 4 parti olacaklar. Bir senaryoya göre Özersay’ın UBP’den bir parça kopararak kendi kuracağı siyasi partiye çekeceği ve UBP’yi karpuz gibi böleceği… Bu iddianın da Özersay’ın performansından ötürü imkansız olduğu görülebilir. Öte yandan CTP’de de bazı vekiller ve etkili aktörler üzerinden yürüyecek bir bölünme sürecinin ilk kurultay sonrası gerçekleşeceği iddiaları ortalıkta dolaşıyor… Bunların doğruluğunu kimse bilmiyor… Doğrusu bunların ciddiye alınacak tarafı da yok gibi. Lâkin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gerek CTP gerekse UBP fire verdikleri takdirde 2 yerine 4 parti olacakları ve bunun için de hazırlıkların yapıldığı çokça konuşuluyor… Bunlar “senaryo” veya “hayal” ürünü konuşmalar olsa bile iki partinin son 10 yılda geçirdiği “siyasi ameliyatların” doğal bir ürünü olarak da kabul edilebilir…

Aslolan seçim değil; sonrası…
   Bundan dolayı bu köşe için Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bir önemi kalmamıştır… Bundan sonraki süreçte CTP ve UBP hakkında önemli bulunan saptamalar açıkça yazılacaktır. Bu iki siyasal partinin yeni bir kumpasa doğru sürüklendikleri veya körüklendikleri algısı güçlenmektedir. Mesela CTP’den Mehmet Ali Talat’ın ve Özdil Nami’nin Cumhurbaşkanlığı adaylıklarının önü nasıl alındı ve bu durum neden basına hiç yansımadı? Özersay’ın ise UBP’nin bölünmesini isteyen çevrelerden herhangi bir destek alıp almadığına ilişkin kuşkuları henüz tatmin etmediğini de söylemek lâzım… Şunu da ekleyelim: Bölünecek olan ve misyonunu tamamlayan siyasal partilerin arkasından da kimse ağlamaz… Cumhurbaşkanlığı seçimleri matruşka bebekleri gibi çektikçe içinden yeni ve bir birine benzemeyen bebekler çıktığını yazmak lazım…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!