Derviş Deniz

 

Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu

16 March 2015, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Geçmiş haftalardaki yazılarımda ele aldığım bağımsız denetim ile ilgili tarihi süreç ve bu süreç içerisindeki gelişmelere ilave olarak, KKTC nde bağımsız denetimin ne durumda olduğuna da değinmek isterim. Dünyanın çeşitli ülkelerinde gittikçe daha sofistike usüllerin uygulanması ile büyük gelişim gösteren bağımsız denetçilik görevi, maalesef ülke şartları dolayısı ile birçok yönden gereken gelişmeyi gösterememiştir.
Daha önceki yazılarımda belirttiğim bir konuyu tekrar bilgilerinize getirmek isterim. Dünyanın birçok ülkesinde devlet ağırlıklı ekonomik yapılar nedeni ile daha 30 yıl öncesine kadar bağımsız denetçilik kavramı bilinmez iken, Kıbrıs adasında 1951 yılında yasalaşan Şirketler Yasası ile Kıbrıs’ta kurulan ve faaliyet gösteren tüm şirketlerin bağımsız denetimden geçmesi şartı getirilmişti.
Bu yasa ile birlikte dünyanın en prestijli mali müşavirlik kurumu olan Institute of Charterted Accountants in England and Wales’in üyeliğine kabul edilen ve denetim yetkisi alan kişilerin şirketleri denetlemesi sağlanmıştı.    O yıllarda ülkemizde Kıbrıslı Türkler arasında Chrtered Accountant ünvanı olan kimse olmamasına rağmen çok kısa bir süre içerisinde 1955 yılında Rüstem Tatar beyin Chartered Accountant olması ile bu meslek Kıbrıslı Türkler tarafından da Kıbrıs adasında yürütülmeye başlamıştır.
Kıbrıs’ta 1950’li yıllarda ve 1963’te ve sonrasında yer alan toplumsal kavgalar, Kıbrıs Türk işadamının çok güçlü bir sermaye yapısına ulaşmasına izin vermemiştir. Bu dönem içerisinde Kıbrıs çapında büyük Kıbrıslı Türk işadamları olsa bile bu sayının çok da büyük olmadığı bilinmektedir. Bu nedenle 1974 yılına kadar şirketlerin büyüyüp gelişmesi ve bağımsız denetçi ihtiyacının artması söz konuu değildi. 1974 yılı sonrasında Kıbrıslı Türklerin kendi yönetimlerini kurması ve oluşan yeni iş alanları şirketlerin bağımsız denetçi ihtiyacını artırmış ve 1974 sonrası ülkemizde daha fazla Chartered Accountant ve buna muadil bilgi ve deneyimde meslek insanlarını ortaya çıkmıştı.
1974 sonrası gelişmeler bağımsız denetçilik mesleğini geliştirmiş olmasına ve 1970 ve 1980 li yıllarda dünya standardına göre çok geride olmamasına rağmen, 1990 yılı ve sonrasında dünyada gelişen liberal ekonomik akımların gerektirdiği yüksek bilgi ve beceri isteyen meslekteki gelişmelere ayak uduramaması, mesleği bu gelişmelerin gerisinde bırakmıştır. Her ne kadar uluslararası kurumlara üyelikleri nedeni ile gelişen standartlara ayak uyduran bir kısım meslek insanı olsa da, mesleği icra edenlerin geneline bakıldığında ülkemizde bağımsız denetçilik mesleğini icra ettikleri söylenen büyük bir bölümün sadece vergi danışmanlığı yaptığı ortaya çıkmaktadır.
KKTC’de bağımsız denetçilik mesleğinin istenilen düzeye gelmemesinde rol alan etkenlere de bir bakmak gerekmektedir. Ülkemiz gerek nüfus ve gerek işyerlerinin mevcut yapıları nedeni ile klasik anlamda bağımsız denetçilik mesleğinin yeterince gelişmesini sağlayacak kapasitede değildir. Ada ülkesi olması nüfus yapısının gelişmesine engel olurken, bir de bağımsız denetim için çok büyük kaynak olan yabancı sermayenin ülkeye girişinde de siyasi çözümsüzlük nedeni ile de büyük engeller mevcuttur. Bugün ülkedeki siyasi çözümsüzlük nedeni ile birçok uluslararası denetim firması bağımsız denetim hizmeti ve raporu vermekten kaçınmaktadır. Uluslararası sermayenin yatırım yapacağı topraklar üzerindeki mülkiyetin hala daha tartışılır olduğu bir ülkeye yatırım yapması ve bunu bağımsız denetim raporu ile onaylatıp uluslararası kredi veya yatırım kurumlarına sunması hemen hemen imkansız gibidir.
KKTC’nin küçük ölçeği ve buna bağlı olarak işletmelerin de küçük olması bağımsız denetime gerçekten ihtiyaç olup olmadığı sorgusunu ortaya koymaktadır. Bunun dışında küçük bir ada ülkesi olması ve yaşayanların birbirlerine akrabalık iişkileri ile çok yakın olmaları “bağımsız” hareket etme şansını azaltmaktadır. Böyle olunca da yapılan denetimlerin bağımsız olup olmadığı da düşünülmektedir.
Dünyanın birçok ülkesi şirketlerin satış miktarları ve aktif büyüklüklerine bağlı olarak bağımsız denetime kısıtlama ve muafiyet getirmiştir. Henüz Güney Kıbrısta belirli işletmeler için bağımsız denetim muafiyeti getirilmemişken KKTC ölçeğine yakın Estonya’da satışları 639 Euro’nun altında veya aktif büyüklüğü 319 bin 558 Euro’nun altında olan ve 10 kişiden az çalıştıran şirketlerde, Latvia’da da 288 bin Euro’nun satış veya  144 Euro’nun aktif büyüklüğü altında ve 25 kişiden az kişi çalıştırılan şirketlerde bağımsız denetim zorunluluğu kaldırılmıştır. Bu durumda ülkelerin Şirketler Yasaları da değiştirilmekte ve bağımsız denetime tabi olmayan işletmelere farklı yükümlülükler getirilmektedir.
KKTC’de küçük işletmelerde bağımsız denetim mecburiyetinin kaldırılması zaten büyük oranda mevcut olan kayıt dışılığı artırabilme özelliği de göstermektedir. Bu nedenle farklı ülkelerde bağımsız denetimin küçük işletme veya şirketler için kaldırılmış olması mevcut şartlarda kayıt dışı ekonomi ile mücadele eden bir ülkede çok da iyi bir fikir olmayabilir. Ancak, ülkede icra edilen bağımsız denetimin daha etkinleştirilmesi, daha güncel şartlarda yapılması, çok küçük işletmelerin de sınırlı bağımsız denetime tabi olması sağlanabilir. Çok küçük işletmelere dahi bağımsız denetim raporu verilirken bu raporların ve bu raporları destekleyen denetim usüllerininin de uluslararası standartların belirlediği asgari düzeyde tutulması da mümkündür.
Gelişen liberal ekonomik modellerde bağımsız denetimin önemi gittikçe artmaktadır. Ülkemizde devlet ağırlıklı ekonomik yapı hala etkili olduğundan, bağımsız denetim, Şirketler Yasası’nda belirtilen sermaye sahiplerinin güvencesi için değil de Gelir ve Vergi Dairesi’nin güvencesi için yapılmaktadır. Gelir ve Vergi Dairesi’nin bağımsız denetçi yani “muhasip” yetkisi vermesi de devlet ağırlıklı ekonomik yapının en büyük göstergesidir. Bağımsız denetçilik mesleğinin ülkemizde gelişimi, sadece şartların iyileşmesi değil populist ve devletci yönetim anlayışının da daha liberal piyasa anlayışına dönüşmesine bağlıdır.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi