Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Çatlak mozaikte tango!..

18 March 2015, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Bugün 18 Mart 2015…Çanakkale Zaferi’nin 100.yılı… Çanakkale Zaferi Anadolu için çok özel bir tarihtir… Anadolu’da bağımsız bir devletin ateşini Çanakkale savaşlarında toprağa düşüp şehit olanlar ile gazi olanlar yakmıştı… Bu önemli günün yüzüncü yılını Çanakkale’den gelen dokunaklı ve genç bir arkadaşımız Aslı Topsoy’un mektubuyla anmak istedik… Aslı Topsoy genç ama ne yaptığını bilen idealist araştırmacılardandır ve güzel çalışmalar yapıyor.
Dün Nazım Topcan ile öğle yemeğinde buluştuk. Güzel bir sohbet yaptık, konuşurken Topcan’ın beğendiğim sözünü başlığa aldım… Sohbeti ilerlettiğimizde mutlaka yazacaklarımız olacaktır. Şimdi Çanakkale Zaferi’nin 100. yılı anısına özel değiştirmeden köşemize aldığımız Aslı Topsoy’un mektubu aynen paylaşıyoruz:
“Kentlerin insanların hayat serüvenine yaptığı katkıları anlattığınız yazınızı okurken, Çanakkale’yi düşünüyorum ben de. Bizlerin hayat serüveninde de Çanakkale’nin mührü var. Çanakkale, tıpkı tanıtım filminde söylendiği gibi: Gündüzleri cıvıl cıvıl, geceleri ışıl ışıl bir kent... Ve 18 Mart’ın 100. yılı kutlarken, bir bakıyorum konuşulanlara, Çanakkaleliler 18 Mart’ı iki yanından tutmuş çekiştiriyor. Bir taraftakiler dünya tarihine yön veren savaşın yapıldığı topraklardayız, büyük zaferimiz diyor. Diğer taraf ise savaşla anılmak istemiyoruz, burası barışla anılmalı diyor... Çanakkale, haklı olarak kendisine “Barışın Kenti” diyor. Peki, benim gibi doğma büyüme Çanakkaleli; cıvıl cıvıl, ışıl ışıl yaşamış birine ne ifade eder barış?

“Barış” deyince…
Bu savaş-barış çekişmesi ortasında hep şunu düşünüyorum: Kimsenin aklına gelmiyor mu “Bizler, 100 yıl önce kentinin ismi vaktiyle bir cephe ismi olan Çanakkaleliler, şimdi bu topraklarda barışı yaşamanın mutluluğu içerisindeyiz” demek? Barış, “Sen de haklısın arkadaş” diyebilmek değil mi? İtişmeleri bırakıp karşındakini dinleme, empati kurmak değil mi barış? Komşuluk değil mi barış esasen?
Çanakkaleliyi belki de en iyi Kıbrıslı anlar... Çünkü ikisi de bilir denize karşı kahve yudumlamanın hafifliğini… Kıbrıs da Çanakkale de 1914’te patlayan savaşın işgalci güçlerinden nasibini almış ve aradan geçen 100 yılın ardından birer eğitim-bilim üssü olmayı hedeflemiş yerler. Kıbrıs halen bağımsızlığının mücadelesinde olsa da, hayatları kağıt üzerinde çizilen sınırlardan çok yüreklere çizilen sınırlar belirler. Bu kadar barış derken, bağımsızlık derken, denize bakarak yaşayan insanların zihinlerine, kalplerine sınırlar çizmesini ben anlayamıyorum… Yazınızda bahsettiğiniz kentlerin insan hayatının kurgulanmasındaki yerini düşününce de, merak ediyorum; Çanakkale gibi ışıl ışıl bir kentte yaşayan, özgürlüğün tadına gerçekten varan bizler de içselleştirememiş miyiz barışı? Bunun cevabını herhalde en iyi bir “Adalı” verir… Selamlarımla…”
Kıbrıs ve Çanakkale özel olarak ikisinin de üzerinde Birleşik Krallığın bölgeye hakim olma mücadelesinde yaşanmış ve halen yaşanmakta olan dış müdahalenin yarattığı acılar benzemektedir. Çanakkale’de yaşanan “açık savaş” ile Kıbrıs’ta halen süren “sinsi savaşın” yarattığı etkileri doğru biçimde(özellikle tarihsel eğilimleri yakalamada) tahlil ettiğimiz konusunda kuşkularım vardır. Bundan sonra inşallah bu günlere uzun vadeli bir pencereden bakma fırsatı yakalarız. Yoksa “Çatlak mozaikte tango” yapmaya daha çok uğraşırız…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!