Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Adaylarda“Demokrasi” Kültürü

12 April 2015, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

On aydır devam eden Cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyası halka hiçbir şey söylemeden haftaya tamamlanıyor. Bu seçim uzunluğuyla ve seçmene hiçbir şey söylememesi ile “içi boş bir kampanya dönemi” olarak tarihteki yerini şimdiden alıyor…

Adayların seçim kampanyası karnesi

Öncelikle Sibel Siber, KKTC Meclisinde en geniş gruba sahip olan ve hükümetin büyük ortağı CTP-BG tarafından desteklenen ve yürüttüğü güçlü kampanya ile ikinciliğin önemli favorisidir. Siber, partisinin hükümet ortağı olmasından ilk başlarda esen olumsuzluk rüzgarını epeyi durdurmuş ve kendi lehine çevirmiş durumda. Akıncı ise Siber’in peşinden ikinciliği ciddi olarak kovalayan ve özellikle Lefkoşa’da belli bir rüzgar yakalayan bir adaydır. Her iki adayın aynı tabana seslenmesi itibarıyla belli bir sıkıntı olsa bile kanaatimce CTP-BG’nin sahadaki kitleyi mobilize etme konusundaki gücünü gösterdiği takdirde ikincilik yarışında ipi Siber göğüsleyebilir. Mevcut Cumhurbaşkanı Eroğlu ise başlarda UBP ve DPUG’deki sıkıntıları büyük ölçüde aşmış ve sosyolojik olarak en geniş kesime seslenen aday olarak tüm anketlerde zaten birinci çıkmaktadır. Öyle ki seçim sonuçları her zaman sosyolojik gerçeklerin sandığa sayısal anlamda yansımasıdır. Bununla birlikte CTP-BG’deki kitleleri mobilize etme becerisini, merkez tabanda da Eroğlu ismi sağlamaktadır. Burada Eroğlu’nun CTP-BG’ye göre küçük ama önemli bir avantajı da merkezde ve ülkede geride kalmış tek doğal lider vasfını taşımasıdır. Bu tabanda Denktaş’a gösterilen geleneksel bağlılık şimdilerde Eroğlu’na aittir. Eroğlu’nun bu yönü yabana atıldığında sandık hesabı şaşabilir. Her 3 adayın da parlamenter sistem ve demokrasi konusundaki yaklaşımları olgunluk düzeyindedir. Akıncı, zaten sosyal demokrasi konusunda düşünsel anlamda ilkler arasında yer almış ama uygulamaya bunu yansıtmayı “başaramamış” bir isimdir.
Seçilmişlerle atanmışların demokrasi sınavı
   Tüm bunların yanı sıra adaylardan akademik unvanını seçim yasaklarını hülle yoluyla delerek istismar etmek için kullanmaya kalkanı da bu seçim kampanyası sürecinde gördük. Halbuki akademisyen, etik konusunda yeterince hassas olmadığı an, arkası çorap söküğü gibi gelir. Bunun farkına vardığında ise çok zor bir sınavdan çoktan kalmış olabilir. Etik ilkeler, güven, tutarlılık seçmenle iletişimde her daim dile getirilmese de bir kere kaybedildi mi sonrasında yapılan hiçbir vaat seçmende bir karşılık bulmaz. Adayların katıldığı televizyonlarda tartışma programlarını herkes gibi ben de dinledim. Televizyonda bir yandan akademiden geliyor olmalarına dikkat çekip; diğer yandan siyasi partilere, seçimlere, demokrasiye, siyasal katılıma dönük bildiğimiz“arızi” söylemleri dillendiren adaylar; kendi çelişkilerini daha en başından kendileri ortaya koymuş oluyorlar. Akademik kökenden gelen adayın, yerel yönetim tecrübesine sahip ve çok da sevilen bir diğer adaya yukarıdan bakmasını ve adayı küçümseyici bir tutum içerisine girmesini hiç anlamış değilim. Bir kere seçilmiş ile atanmış arasındaki fark son derece önemlidir. Bir atanmışın seçilmişe karşı kim olursa olsun azıcık saygılı olması demokrasinin bir gereğidir. İlk anda fark edememiştim. Sonrasında ayıldım… Meğer akademik kökenli aday hayatında hiç seçim yüzü görmemiş… Doğrusu okul kaptanlığına bile aday olmamış… Demokrasi kültürü geçer not alamayacak kadar zayıf… Dahası müzakerelerde son 12 yılını uzun ara “teknokrat” olarak geçirmiş ve belki de 3 liderin ayrı ayrı sorumluluğunu da yüklenmiş oluyor. Bürokrasinin donuk yüzüne ve gücüne kendisini fazlasıyla kaptırmış. Dernekçilik, sendikacılık, örgütçülük bilmediğinden “yukarıdan” atanarak gelmeye alışmış… Akademik hayatın kazandırdığı onaylanmamış titri bile seçim yasaklarında kullanmayı dener hale gelmiş. Bir seçim gelip geçer asıl ve daim olan mesleklerdir! Siyaset bir meslek değildir…
Siyasi partiler demokrasi için gerekli
   2013 seçimlerini hatırlıyoruz. KKTC’de 2 yılda seçimler konusunda pek bir şey değişmedi… Adaylar, seçmenler hemen her şey yerli yerinde… Siyasal partilerle ilgili ileri geri konuşmalar demokrasi kültüründeki zafiyete işarettir. Türkiye’de siyasal partiler bu tür değersizleştirme ve itibarsızlaştırma kampanyasına ara rejim veya darbe dönemlerinde sivil ve askeri bürokrasi tarafından tutulmuştu… Adayların bağımsız olduğunu anlatmak için “parti düşmanlığı” yapılmasına gerek yoktur. Bir aday bir partiye mensup olmasa da siyasi partilerin demokrasilerdeki gerekliliğini bilmesi ve buna göre hareket etmesi gerekir. Cumhurbaşkanı adaylarının siyasal hayat, parlamenter demokrasi, siyasal partilere ve seçilmişlere karşı farklı ve demokratik bir dil yakalaması daha münasip olurdu. Bakalım bu dil daha ne kadar sürecek?

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!