Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko”

25 April 2015, Saturday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

24 Nisan 2004’ten günümüze, Annan Planı’nın referanduma iki tarafta götürülmesinin üzerinden 11 yıl geçti. Dile kolay 4000 küsur gün...

O günden sonra Kıbrıs Türk siyaseti yeniden şekillendi. Paradigmalar değişti, hatta altüst oldu. CTP-BG halkın umudu oldu. Yer gök yeşillendi. Bir yıl sonra Talat ikinci cumhurbaşkanı seçildi. Ardından Kıbrıslı Türklerin umudu ve beklentileri özellikle dış dünyada sürekli ötelendi. AB ve ABD tarafından verilen sözlerin hiç biri yerine getirilmedi.

Çözüm ve AB vizyonu halkın destek verdiği önemli bir hedefti. Halk, sabır içerisinde izolasyonlardan ve ambargolardan kurtulmayı dört gözle bekledi. Bunlarla ilgili CTP-BG’nin karar vericileri ve sivil toplum halktan bu konuda hiçbir özür dilemedi...

Ardından 2009’da halk önce CTP-BG’yi sonra 2010’da Talat’ı alaşağı etti... Göreve getirilen UBP yetkilileri CTP-BG’den de berbat bir anlayışla parti içi harp yaşadı. Onları da halk sandıkta cezalandırdı... UBP’liler arasında da kimse halktan yaratılan rezaletten ötürü özür dileyen çıkmadı... Yerlerine CTP-BG ve DP-UG’yi hükümete getirdi. Onlar için de aslında işaretler pek parlak değil... Kısa bir süre sonra onları da kötü bir akıbet bekliyor... Hatta işaretleri geçen hafta sonu yapılan seçimde verildi...

Bonkör Türk halkı, isteksiz Rumlar...

Kıbrıs sorunu konusunda halk belirsizlikten kurtulmak istiyor. Kıbrıs Rum siyasi elitlerinin çözüm konusundaki isteksizliği ve korkaklığı her geçen gün artıyor. Büyük umutlarla göreve gelen Anastasiadis ilk açıklaması Annan planından cayması oldu. Sonrasında da seleflerini aratmayan tutum ve yaklaşımlarını devam ettirdi. Bugünlerde KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılıyor ve yarım kalan müzakereler yeniden Mayıs ortasında seçilecek liderle devam edecek...

Lakin ilk üzerinde durulması gereken konu uluslararası toplumun Rum siyasi elitlerine çözüm konusunda cesaret kazandırmasıdır. Öyle ki Kıbrıs Türk halkı her daim çözüm konusunda açık gönüllü ve bonkör tavrını sürdürmeye devam ediyor... Belki bu durum bir gün aleyhine bile olacaktır. Türkiye ve KKTC çözüm konusunda özellikle 2003’den beridir kopuksuz biçimde pozitif ve yapıcı rol oynuyor. Burada anlaşılması gereken en önemli konu müzakerelerin müddeti belli bir sınırlamaya sahip olması ve tarafların buna uymasının sağlanmasıdır...

Çözümsüzlük Rumlar için tehdit mi?

Kıbrıs’ta çözüm konusunda zamana oynayan Kıbrıs Rum elitlerinin BM çözüm planına hayır demsinin üzerinden 11 yıl geçti... Hala bir planın yeniden halkların referandumuna sunulması konusunda büyük bir enerji sarf ediliyor. Kıbrıs çözümsüzlüğü Rum siyasi elitleri açısından ciddi bir tehdit değildir. Uluslararası toplumunbunun üzerine düşünmesinde büyük fayda vardır. Parça çözüm konusuna dönük olarak Kıbrıslı Türkler arasında bazı ödünler verilmesi tartışılıyor. Bunun ana çözüme bir faydası olmayacağı gibi, Rum siyasi elitlerinin tezlerine meşruiyet sağlama dışında bir faydası olacağını sanmıyorum. Duygu yüklü “barış” ve “çözüm” kavramlarının Kıbrıs’takireel durumu yansıtmadığını söylemek yanlış olmaz... Dolayısıyla Kıbrıs Türklerinin çözüm konusunda ispatlayacakları bir rollerinin daha olduğunu düşünmüyorum... Bunu 11 yıl önce gösterdiler ve hala bunun arkasındadırlar... İradelerinin çözüme açık olduğunu ispatlaması gereken Güney’deki siyasi elitlerdir...

Kıbrıs Türk siyaseti çözümsüzlükten yana değil

Bu aşamadan sonra, BM Özel Temsilcisinin de ziyareti sırasında dediği gibi, somut konuşmalar çözüme ciddi katkı koyabilir… Müzakere yorgunu olmak sanırım kimseye bir şey kazandırmaz. Kıbrıs çözümü uzamaktaysa bunun sebeplerine sağlıklı bakmak gerekiyor. Kıbrıs çözümsüzlüğünün önünde artık Kıbrıs Türk siyaseti durmuyor. Bu durumun içerdeki tartışmalarda da kabul edilmesi gerekiyor. Yoksa daha çok siyasi aktörümüz Rum siyasi egemenlerinin önünde “oyuncak” olmaya devam eder. Kibrin çözüme değil statükoya su taşıdığını anlamak lazım. Çözüm, siyasi irade ve yüce gönüllülük isteyen bir konudur… Statüko da maalesef sadece Kıbrıslı Türklerin siyasi kurumlardan ibaret değildir. Bilakis elmanın diğer yarısı ve belirleyici olan kısmı Güney’deki “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin Rum siyasi elitleri tarafından işgal edilmiş kurumlarıdır. Lakin her iki “Yarı”nın bütünleştiği, üzerine oturduğu ve sürdürülebilir kılındığı ana zemin de eski sömürgecinin bir asırlık ideolojik ve siyasi iktidarıdır… Bunun sorgulanmaması olmadığı veya yok olduğu anlamına gelmez… Bunu anlamak için kançılaryasının 2 tarafa açılan kapılarına bakmak bile yeterlidir… Bunu henüz siyasete dönüştüren bir tek siyasal parti ve aktör yoktur… Bu da durumun vehameti bakımından önemli bir trajedidir… Siyasete düzey kazandırmaktan anlaşılması gereken şey ideolojiye görünürlük kazandırmaktır, süslü ve tumturaklı laflar etmek değildir…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!