Derviş Deniz

 

Ayakları üzerinde duran bir ülke

05 May 2015, Tuesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

KKTC’nin yeni Cumhurbaşkanı Sayın Mustafa Akıncı’nın geçen hafta içinde söyledikleri ve bu söylenenlere Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanından gelen tepki gerek KKTC basınında, gerekse Türkiye basınında önemli bir yer bulmuştur.
Kıbrıslı Türklerin önemli bir çoğunluğu ile seçilen Mustafa Akıncı’nın söyledikleri toplumun uzun zamandır olması gerektiği ile ilgili hislerinin bir yansımasıdır. Toplum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde yaşananları bugüne kadar yürütülen siyasetin başarısızlığı olarak görmekte ve bu düzenin değişimi için bir mesaj vermektedir.
Söylenenlerin toplumun faydasına gelişebilmesi de, bu toplumun sahip olduğu devletin doğru dürüst yönetilmesinden geçmektedir.
Dünya tarihine ve bugüne kadar gelen sürece baktığımızda, bazı ülkelerin vatandaşlarına refah ve mutlu bir yaşam ortamı, bazı ülkelerin de sefalet ve acı sağladığını görebiliriz.  21’nci yüzyılda sefalet, yıkım ve korkudan refahı sağlamış ülkelere göç etmek isteyen ve bu göç sırasında denizde boğularak can veren binlerce insanın varlığını gördüğümüzde, halklarına açlık, acı ve sefaletten başka bir şey sağlayamayan ülkelerin devlet olmaya hakları olmadığı inancındayım.
Her ne kadar tarihte gelişmiş ülke devletlerinin gelişmemiş ülkeleri emperyalizmin bir parçası olarak sömürdüğü anlatılsa da, yıllarca sömürülen ülkelerin Yirminci yüzyıl içerisinde bağımsızlıklarına sahip olduklarına, ancak bu bağımsızlıklarını doğru dürüst yönetimlerle halkın yararına kullanamadıklarına bu tarih sürecinde şahit olmuşuzdur.
Herhangi bir ülkenin gelişmiş ülkeler tarafından sömürüldüğü ile ilgili görüşlerde, bu sömürünün tek taraflı mı yoksa her iki taraftan da mı olduğu incelenmelidir.
Daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, devlet olmanın gereklerinden biri de her yönden devleti ekonomik açıdan kendi ayakları üzerinde duran bir devlete dönüştürmektir. Yukarıda sözünü ettiğimiz gelişmemiş devletlerin birçoğu, sahip oldukları ekonomik varlıklar ve doğal kaynaklar nedeni ile gelişmiş ülkelerin ilgisini çekebilir ve bu gelişmiş ülkeler tarafından istismar edilebilir. Ancak, bir ülkenin doğru dürüst yönetim ile yönetilmesi halinde bu dıştan gelen istismar tehdidi ortadan kaldırılabilir.
Görüyoruz ki kaynakları halkın refahı için değil de şahsi çıkarları için kullanan yöneticiler sonunda sadece halklarını sefalete sürüklememekte sonunda ülkenin ekonomik bağımsızlığını da tehlikeye düşürmektedir.
Ekonomik olarak ayakları üzerinde duramamak sadece gelişmemiş ülkelere has bir durum değildir. Doğru dürüst yönetilmeyen birçok gelişmiş ülke de zaman zaman ekonomik açıdan ayakları üzerinde duramaz duruma gelmektedir.
Son yıllarda Yunanistan’ın yaşadığı sıkıntılar buna bir örnektir. Kendi ayakları üzerinde duracak bir ekonomi yönetiminde popülizm dolayısı ile fire veren bir ülke, kendi içinde bu sıkıntıları aşmak için kemerleri sıkma politikası yürüteceğine, Avrupa’da kapı kapı dolaşıp günü kurtarmak için para dilenmektedir. Bu duruma gelmiş Yunanistan’ın kendi kendine karar alıp yürütmek açısından çok da büyük bir olanağı kalmadığı inancındayım.
Kıbrıs’ın Kuzeyine gelecek olursak, bu ülkede yaşayan insanlarımız bir devlet olarak var olmanın itibarını yaşamak istemektedirler. KKTC uluslararası alanda tanınmamış bir ülke olmasına rağmen, Kıbrıslı Türklerin adanın ortak sahibi olmasından ve bu adayı Kıbrıslı Rumlarla ortak olarak yönetme hakkına sahip olmalarından dolayı siyasi çözümsüzlüğün bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır ve devlet olarak varlığını sürdürmektedir. KKTC’nin varlığı, Kıbrıslı Türklerin adanın sahibi olduğunun tescilidir.
KKTC’nin ekonomik açıdan ayakları üzerinde duran bir ekonomik yapıya ulaşması kendi bütçesini dışa ihtiyaç duymadan yerel gelirleri ile karşılamasına bağlıdır. Bütçenin yerel gelirlerle karşılanması sadece cari bütçenin karşılanması değil yatırımların da karşılanması demektir. Bir devlet yatırım, savunma ve cari bütçesini tek başına yerel gelirlerden karşılayamıyorsa mutlaka başka bir ülke ve kuruma muhtaç demektir.
Uluslararası tanınmışlığı olan ülkeler ekonomik yönden kriz yaşadıklarında ve bütçe sıkıntıları ile karşılaştıklarında Uluslararası Para Fonu’na müracaat etmekte ve kredi almaktadır.  Kredi alınırken de bu ülkelere yapısal reformlar yapmaları konusunda krediyi sağlayan Uluslararası Para Fonu tarafından bir program çerçevesinde takip etmeleri gereken yol ve kurallar empoze edilmektedir. Zora düşen ülkeler bu ekonomik yaptırımları pek de gönüllü yapmamakta, ancak muhtaç duruma düşmekteki durumu atlatmak için kuralları yerine getirmektedir.
KKTC  ile Türkiye Cumhuriyeti arasında yapılan ekonomik protokollerdeki temel de uluslararası para fonunun ülkelere tatbik ettiği yöntemdir. Üzülerek görmekteyim ki yapılan protokollere uymakta KKTC hükümeti zaman zaman sıkıntı çekmektedir. Bu sıkıntılar kısmen protokollerin uygulanamazlığı kısmen de KKTC’yi yönetenlerin popülist davranışlarıdır. Devlet olarak  ayakları üzerinde duran bir ekonomik yapı yaratmak istersek, bu protokollere ihtiyaç duymadan ekonomimizi yönetmemiz gerekmektedir. Böyle olunca da büyüdüğümüzü ispat edebiliriz.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi