Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım”

10 May 2015, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

İtirazların, yergilerin klişeler üzerinden biçimlendiği bir coğrafyada Faize Özdemirciler “stereotip” olmayı reddediyor.  Bize bulunduğu yerden önemli bir çağrı yapıyor.  Önce tabularımıza dokunuyor, sonra klişelerimize.  “İki” dilde klişelerimize başkaldırıyor.  Bilenler bilir.  Yaşadığı gibi yazan, yazdığı gibi yaşayan ender şairlerdendir.  Dili yaşadığı renktedir.  Dilde insan her şeye itiraz edebilir. Tabular yıkabilir. Mühim olan

yıkılanların üzerine düştüğü zeminde kendisinin klişe olmaması.  Birisi yürekteki isyanı yazar ama klişe onu orada esir alır.
Kurtulmak zordur esaretten. İster dağa yazın isyanı; ister savaşa, isterse şiire... Dile klişe bulaştığında aslında çok daha derin bir hasara açık hale geliyor. Yürümek onca yolu davetsiz binlercesiyle... Her gün onunla uyanmak ve kalkmak güne. Bir şey değişiyor değil aslında sadece klişeler yer değiştiriyor.
Klişeler labirentine sıkışmak…
İnsanın yürümekten değil, konuşmaktan veya nutuk atmaktan değil, klişelerden yorulduğu bir zamandayız. Klişeler kol geziyor. Haberlerde, gazete sayfalarında, köşelerde, mitinglerde ve daha nice yerde… Esaretimiz olana karşı çıkarken; onun yerine hemen yenisini içeride motorize birlikler gibi inşa ediyoruz. Bu hayatın kuralına yanıt vermek gibidir. Onu konuşmak ve anlatmak zorumuza gidiyor.
Sahicilik dediğimiz de aslında bir tür klişe yenilemesi. Esrar çözüldüğü anda tekrar düğüm oluverir karşımızda yepyenisi.  Önümüze katıp düşünürken yeniyi; aslında istediğimiz tek şey düzene koymaktır klişelerimizi. Kıbrıs sorunu dediğimizde veya çözüm isteğimizi haykırdığımızda aslında yeni bir şey demediğimizi afişe ediyoruz... Yüzümüz biraz kızardığında anlarız az buçuk neye benzediğimizi. Olmaz dediğimiz ve istemediğimiz şeye hemencecik benzemek idealidir tasavvurlarımız. Tasarımlarımız önde yürür; klişelerimiz geride. Onlar rüyada bile bizi alıkoyar hakikatten. Düşündüğümüz ve sevda diye kopardığımız tüm endişeler aslında ordadır. Düz yaşamak, sade olmak, sahici gülmek de değil. Bunlar insanın önünde duran stereotip gelgitler…
Olguların, algıların üzerinde dans!
Stereotip gelgitlerin esiri olduğumuzu fark ettiğimizde okumalıyız Faize’yi. O yürüyüş bandında okunacak rahatlıkta yazmıyor. Kafamızdaki “bandajları” bilerek döküyor dizelerini.

Diziyor sözcükleri. Onların isyanı güne doğan güneşe. Karanlığa aydınlık getirme iddiası yok.
Güne açılmış kollarla değil; kapalı duruyor filize. Oyun olduğunu anlatıyor savaşın da barışın da. İtirazları da bilindik tarzda itirazlar değil. Onların anlamadığı bir terminolojiyle diziyor sıraya. Savaşa isyan edip barışa tutunmak değil onunkisi. İçinden geçtiğimiz binlerce metaforun kaynağına isyan ediyor. Bundan ötürü klişeler üstü kılıyor onu dizeleri. Yaşadığı gibi yazıyor, yazdıklarını asla bir daha tekrar etmeyecek bir ritme bırakıyor onları… Koşarak çıkıyor üzerine olguların. Olgular onu değil o olguları yeniden ve farklı bir biçimde sunuyor.
Onlara kızmadan gülümseyerek küsüyor ve kırılıyor. Onu zaten klişe üstü kılan da bulduğu sözcükleri daha önce kimselerin böyle güçlü hissetmemiş olması. Okunduğunda Rumca küstüğü, Türkçe kırıldığı zaten anlaşılabiliyor. Bize iki dilde hem kırılmayı hem de küsmeyi düşündürüyor. Şiirle ilhak edilen toprağı ve onun ideolojisini absürd kılıyor. Aslında bize bir tür tarihsel-politik klişelerin şiir mahkemesine çıkışını anlatıyor. Şairin adaleti hiç bu kadar “basmakalıp” yargılara kılıç vurmamıştı. Sözcüklerden kurduğu köprülerle klişeleri “yıkıyor-yargılıyor” Faize Özdemirciler. Bu Faize’nin esirliğine kapıldığımız klişelere şiirle “hürriyet daveti” olarak da okunabilir…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!