Dr. İsmail Kemal

 

ABD’nin Irak fiyaskosu

21 May 2015, Thursday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Irak halkının trajedisi derinleşerek devam ediyor. Sünnilerin yaşadığı Anbar bölgesinin merkezi Ramadi’nin IŞİD’in eline geçmesi bunun en yeni kanıtı. “IŞİD yenildi, yeniliyor” derken Ramadi’nin düşmesi gerçekleri hatırlattı. Konunun askeri yönü, insani yönü vs. ayrı tartışma konuları. Bu yazıda ABD’nin Irak’ı birleştirmek için kurduğu sistemin iflas etmesi ve bundan çıkarılabilecek dersler üzerinde durmak istiyorum.

ABD, 2003’te Irak’ı işgal etti. Saddam rejimini devirdi. Irak üç kimlik, üç parçadan (Şiiler, Sünniler ve Kürtler) oluşur. Osmanlı’nın bu bölgeyi üç vilayete ayırması (Bağdat, Basra, Musul) rastlantı değildi. İngilizler üç vilayetten Irak’ı yarattılar ve başına Sünni bir kral getirdiler. Zaman zaman birkaç Şii’ye üst düzey görevler verilmiş olsa da ülkeyi azınlıktaki Sünniler yönetiyordu ve Şiiler bunu içlerine sindiremiyordu. Kürtler ise daha fazla otonomi ve mümkünse bağımsızlık hedefi için mücadele veriyordu. 1958’de kralı deviren Baas rejimi ve özellikle Saddam bu üç grubu diktatörlükle bir arada tutuyordu. Şiiler ve Kürtlerin nefes almasına izin verilmiyordu. Amerikalılar Saddam rejimini yıkınca üç grubu bir arada tutacak yeni bir sistem oluşturmak zorundaydı. “Derinden bölünmüş toplum” (deeply divided society) kavramı Irak için geçerlidir. Bu tür durumlarda iki model uygulanır. Ya birbiri ile anlaşmazlık yaşayan gruplar boşanır, ya da bu gruplar “güç paylaşımı” (powersharing) diye isimlendirilen modelle, genellikle federal bir çatı altında bir araya getirilir. Başka bir devletten ayrılmış devletler dahil var olan devletler boşanma seçeneğine karşıdırlar. Çok nadir olarak, büyük güçlerin çıkarları gerektirdiği için (Kosova) veya taraflar anlaştığı için (Sudan) boşanma mümkün olur. Bunun dışında hep güç paylaşımı ve federalizmle farklı gruplar aynı devlet çatısı altında tutulmaya çalışılır. 1960’ta Kıbrıs’ta kurulan ve üç yıl yaşayabilen model buydu. Lübnan’da, Bosna’da aynı model var. Şimdi Kıbrıs’ta müzakere edilen model de budur.

Peki, ABD’nin Irak’taki üç grubu güç paylaşımı temelinde, federal bir çatı altında birleştirme, “Birleşik Irak” yaratma modeli başarılı oldu mu? Irak’a bakın, cevabı görürsünüz. Tam bir fiyasko. Irak şimdi çok daha derin bir şekilde üçe bölünmüş durumda. Irak’taki model, Irak anayasası, tamamen “Made in USA”dir. Anayasa, Ekim 2005’te kabul edilmişti. Iraklı anayasa uzmanı Zaid Al-Ali “Many countries that have written constitutions in the last several decades have had out side helpandin fluence... In Iraq however, the U.S. had an over whel mingin fluence by setting the time table, influencing the make-up of the drafting committee, and the final document” diyor. Yani anayasa hazırlamada birçok ülke dıştan yardım almıştır. Ama Irak’ta her şey Amerikalıların kontrolünde ve istekleri doğrultusunda yapılmıştı. Demek ki, şimdiki durumun esas sorumlusu bu sistemi yaratanlardır. Elbette Şiilerin, Sünnilerin, Kürtlerin de sorumluluğu var. Ama onlar oyunu Amerikalıların koyduğu kurallar çerçevesinde oynadılar. Bunları niçin yazıyorum? Farklı kimlikleri bir arada tutma konusunda en fazla bilgiye sahip olduğunu sanan, bu konuda herkese akıl hocalığı yapan, “conflictresolution “ dersleri veren, “yardımcı olmaya hazırım” diyen ABD’nin tek başına dizayn ettiği model iflas etmişse durup düşünmek gerekir.

Irak’ta ne oldu? Saddam döneminde ezilen çoğunluktaki Şiiler, yeni rejimde Sünnileri ezmeye başladılar. Azınlığın diktatörlüğünün yerini çoğunluğun diktatörlüğü aldı. Bu diktatörlüğün simgesi Başbakan Maliki oldu. Tüm yetkileri elinde topladı ve Sünnilerle güç paylaşmaya yanaşmadı. Amerikalıların kurduğu sistem (özellikle Amerikalılar çekilince) Şiilerin lehine işlemeye başladı. Hatırlayalım Sünni Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El-Haşimi ülkeden kaçmak zorunda kalmış ve idama mahkum edilmişti. IŞİD olgusu, Sünnilerin Maliki rejimine karşı ayaklanması olarak ortaya çıktı. IŞİD esas itibarıyla bir Sünni ayaklanmasıdır. Şimdi Musul, R amadi ve büyük bir bölge IŞİD’in elinde. Sonuçta IŞİD askeri olarak yenilse bile Sünnilerle Şiiler arasındaki husumeti yönetmek, gerçek bir güç paylaşımı modeli oluşturmak kolay olmayacak. Kürtler ise adım adım bağımsızlığa ilerliyorlar. ABD yeşil ışık yaktığında bu gerçekleşecek. Demek ki Irak birleşmedi tam bölündü. Tüm bunlara ek olarak Irak bugün İran yörüngesinde bir ülke görünümünde. ABD, Irak’ı büyük oranda İran’a kaptırmış durumda. Bu durum Amerikalıların Irak’taki fiyaskosunu katmerli hale getiriyor.

Amerikalıların Irak projesinin fiyasko ile sonuçlanmasının faturasını Irak halkı, özellikle de azınlıktaki Sünniler ödüyor. Bu trajedinin sonu görünmüyor. Amerikalılar “güç paylaşımı, federalizm” konusunun uzmanı olsalardı Irak bu hale gelmezdi. Suriye’de de benzeri şeyler yaşanabilir. Kıbrıs’ta sorunlarımıza “güç paylaşımı ve federalizm” temelinde çözüm ararken kendi gerçeklerimize uygun, adada yaşayan insanlar olarak kendimizin üreteceği formüllere ağırlık verelim. Kuyuya ineceksek kendi ipimizle inelim. Churchill’e atfedilen bir söz var: “You can alwayscount on the Americansto do theright thing—after they’vetriede very thing else.” Bizim böyle bir lüksümüz yok. Amerikalıların da rol oynadığı ve “başarılı” olarak nitelenen Kuzey İrlanda ve Bosna “güç paylaşımı” örneklerini başka bir yazıda ele alacağım.

 

Yazarın Tüm Yazıları
Burkini ve özgürlükler 
Joe Biden ziyareti    
Halep savaşları 
Türk Akımı gerçekleşecek mi?    
Yine mülteci konusu 
Türkiye ve Rusya 
Din ve siyaset 
Rakamlarla mülteci sorunu 
Sıcaklar, kuraklık 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dünya nereye gidiyor? 
Darbe girişimi ve dış politika 
Çözüm daha çok demokrasi 
Sol nerede? 
Sırada İtalya mı var? 
NATO’nun Varşova sınavı 
Avrupa’nın asileri 
Dış politikada doğru adımlar 
İngiltere’nin işi zor 
Büyük Britanya mı, küçük İngiltere mi? 
Avrupalılar ve dünya 
Brexit: Kötü fikir 
Brexit ötesinde AB şüpheciliği 
Demografi ve Avrupa 
1916 Orta Asya ayaklanması 
Ortadoğu’da gençler ne düşünüyor? 
Avrupa ve aşırı sağ   
Doğu Akdeniz’de su sorunu 
Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da 
Ortadoğu’da sınırlar 
Sykes-Picot 100 yaşında 
Vize muafiyeti olacak mı? 
Rusya, Türkiye: Yapısal sorunlar 
22 Mayıs seçimleri yaklaşırken 
Vizesiz Avrupa  
Dine dayalı devlet 
100 yıl sonra Kut’ül Amare 
Irkçılık 
İslam dünyasının durumu  
Kaliteli Rusya analizi 
Panama belgeleri depremi 
BM Genel Sekreteri kim olacak? 
Terörizm ve nükleer güvenlik 
IŞİD’le mücadelede ilahiyat 
Teröre lanet 
Brüksel’den ne çıktı? 
Büyük pazarlık 
Türkiye-AB anlaşması 
Basın özgürlüğü 
Oscarlar ve Spotlight 
Türkiye-AB zirvesine doğru 
İran nereye? 
Suriye: Obama’nın iflası 
Zor günler 
Suriye açmazları 
Suriye’de ateşkes mi? Chamberlain’in hayaleti 
Su ve elektrik 
Suriye: Köyün minareleri 
AB ve gelecek 
Dördüncü endüstri devrimi 
Temelleri sarsılan AB 
Avrupa’nın kaybolan rüyası 
Ortadoğu’da bir Çinli 
İslam dünyasının durumu 
Avrupa’nın popülizm sorunu 
Suudi Arabistan-İran krizi 
ABD’de kadın başkan 
2016’ya “Merhaba” derken 
Ne olacak bu AB’nin hali? 
Dış politikada gerçekçilik 
Türkiye-İsrail ilişkileri 
Ortadoğu’da mezhep kavgaları 
Tarihi Paris anlaşması 
İslam, Müslümanlar, Batı 
Türkiye ve AB üyeliği 
Stratejik rekabet 
AB-Türkiye zirvesi 
Gerilimi düşürme zamanı 
20 yıl sonra Bosna 
Gözler Paris’te 
İklim değişikliği ve global endişe 
Yaklaşan G20 zirvesi 
Su ve İsrail 
Diğer seçimler: Azerbaycan 
Türkiye: Umut ve kaygı 
Coğrafya ve politika (jeo-politik) 
Rusya’nın artan askeri gücü 
Terörizm başaramaz 
Seçimlere doğru Türkiye 
Putin Suriye’de neyin peşinde? 
Enerji, AB, İran 
Hac faciasının düşündürdükleri 
BM başarılı oldu mu? 
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri 
Yunanistan’a istikrar gelecek mi? 
Corbyn başarabilir mi? 
Suriye satrancında Rusya 
İnsan kaçakçıları 
Savaşların kurbanı çocuklar 
Mısır’ın enerji piyangosu 
Yine suyun önemi 
AB’nin mülteci krizi 
AB’nin mülteci krizi 
Tsipras’ın sınavı 
Türkiye’de karar halkın 
Türkiye’ye üzülmek 
Stratejik bir kaynak: Su 
Başka bir “çılgın proje” 
Çocuklar öldürülmesin! 
Enerjide Türkiye-AB işbirliği 
Türkiye ve uyanan dev 
IŞİD’le savaş 
Yunanistan: Sönen umutlar 
AB’nin geleceği 
İran’la tarihi anlaşma 
Rusya’nın ayıbı 
Evet mi, hayır mı? 
Suriye’ye dikkat 
İran’la anlaşma olacak mı? 
ABD’ye bakış 
Rakamlarla mülteci krizi 
Magna Carta 800 yaşında 
Dünyada silahlı çatışmalar 
Yunanistan’ın geleceği 
Türkiye’de yeni dönem 
Güç paylaşımı, Lübnan 
Güç paylaşımı, Kuzey İrlanda 
Güç paylaşımı, Bosna 
Geçmiş ve gelecek 
Arakan Müslümanlarının trajedisi 
Siyasette deprem 
Zafer günü 
İngiltere nereye? 
Akdeniz’de stratejik dengeler 
ABD’nin Türkiye’ye bakışı 
Vietnam Savaşı’nı hatırlamak 
Akdeniz trajedileri ve AB 
Yunanistan: Karar zamanı 
Seçimler ve sonrası 
Esas konu geleceğimiz 
Milletin makûs talihi 
Siyasette yeni soluk 
Siyasette yeni soluk 
Çoklukta ölüm bile tatlıymış… İnanmayın! 
İran’la satranç 
Toprakları kanlı Yemen 
Bir yıl sonra Kırım 
İnternete bakış 
Çanakkale geçilmez 
Netanyahu sınavda 
Kadın liderler zorda 
Rumlar ne düşünüyor? 
Savaş çığırtkanı Netanyahu 
Rusya ve Putin 
Demokrasi, demokratlık 
Avrupa’nın kaderi Almanya ve Rusya’nın elinde 
Türkiye’nin kadınla sınavı 
Ukrayna anlaşması kalıcı mı? 
Yunanistan’ın kader günleri 
Avrupa’nın Ukrayna sınavı 
Yakarak öldürmek 
Sina’da ne oluyor? 
Ekonomi ve siyaset 
Yunanistan kavşakta 
Dünyada demokrasi geriliyor mu? 
Euro bölgesinin sorunları 
Avrupa ne yapmalı? 
Müslümanlar ne yapmalı? 
Terörizm hepimizin düşmanı 
Risk toplumu 
Robotlar ve işçiler 
2015: Seçimler yılı 
Güzel Türkçemiz 
Enerji jeo-politiğinde LNG 
2015’te Ortadoğu 
Putin zorda 
Yunanistan’a dikkat 
Gelir uçurumu 
Enerji oyununda kritik gelişme 
Nükleer enerji 
Yeni soğuk savaş mı? 
Dünya Bankası’nın iklim raporu 
Yine iklim değişikliği 
İran’la anlaşma mümkün olacak mı? 
ABD ve Çin sürprizi 
Küreselleşmenin neresindeyiz? 
Mescid-i Aksa 
İngiltere AB’den çıkacak mı? 
ABD Kongresi için yarış 
Ukrayna ve Tunus’ta kritik seçimler 
Türkiye’nin G20 dönem başkanlığı 
Petrol fiyatları düşerken 
Eşitsizlik sorunu 
Küreselleşme ve dünya düzeni 
Ebola tehdidi  
Kurbanlar 
Türkiye’nin Ortadoğu sınavı 
Dünya düzensizliği ve BM 
IŞİD hedefte 
Barbarlar kapıdayken 
İskoçya: Kader günü 
İskoçya’dan Katalonya’ya 
İskoçya referandumu 
Kissinger’in “Dünya Düzeni” 
Kritik NATO zirvesi 
Arap dünyasında siyasal İslam 
Türkiye’de yeni dönem (mi?) 
AB ve Akdeniz 
Deneme sırası Norveçlide 
Putin, Aliyev, Sargsyan 
2014’te insani kalkınma 
Kavşaktaki Türkiye 
Türkiye ne düşünüyor? 
Uluslararası guguk 
10 Ağustos ve Kıbrıs 
İsrail kazanabilir mi? 
Yazacak ne kaldı? 
Hepimiz Gazzeliyiz 
Gazze senaryoları 
Filistin trajedisi 
Su sorunu ve uluslararası su hukuku 
Müslümanlar radikalizme karşı 
Türkiye cumhurbaşkanı 
Savaş: 100 yıl önce ve şimdi 
Çin ve Ortadoğu 
Dünyanın mülteci sorunu 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dış politikada gerçekçilik 
Dış güçler 
Bravo Obama 
AB’nin yeni açmazları 
Kapitalizm ve eşitsizlik 
Mısır nereye? 
Öteki Avrupa seçimleri 
Küresel ısınma ve güvenlik 
Avrupa nasıl yolunu kaybetti? 
Washington’dan Biden geliyor 
Batı sonrası düzen 
Türkiye’nin enerji amaçları 
Doğu Akdeniz ve Çin 
Irak’ın geleceği 
Transatlantik ilişkiler, Türkiye 
Orhan Veli 100 yaşında 
Kıbrıs- Güney Afrika 
Ukrayna bıçak sırtında 
Etnik anlaşmazlıklara çözüm 
Türkiye-AB ilişkileri nereye? 
Afganistan’da kritik seçimler 
Türkiye’de “yeni dönem” 
Türkiye seçim sınavında 
Türkiye yanlış yolda 
Yasaklarla nereye kadar? 
Kırım’ın ilhakı ve biraz tarih 
Kırım: Kritik gün 
Ukrayna, Kırım, enerji 
Eşitlik: Uzun ince yol 
Ukrayna dersleri 
Rusya Kırım’a dönüyor mu? 
Venezuela’da ne oluyor? 
Kiev “Meydan muharebesi” 
Kiev alev alev 
Rusya, Mısır, Doğu Akdeniz 
Türkiye, İsrail, Doğu Akdeniz 
Müzakereler başlarken 
Soçi Olimpiyatları başlarken 
Döviz ve durum tespiti 
Fransa-Türkiye ilişkileri 
Ukrayna: Rusya-AB rekabeti 
Gözler Cenevre 2’de 
2014’te savaş çıkar mı? 
Siyasi partilerin geleceği 
Downer başarabilecek mi? 
Cesur yeni dünya 
Avrupa’da aşırı sağa bakış  
Ekonomik beklentiler zayıf 
2014 ve Kıbrıs 
2014 ve Türkiye 
Mandela: Özgürlük meşalesi 
Ortadoğu’da Türkiye algısı 
Eleştirel ve özgür düşünce 
Fikirler, özgürlük ve hukuk