Av. Hasan Sözmener

 

Belesbit

01 June 2015, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Şimdiki adı bisiklet olan taşıt aracına biz belesbit diyorduk. Türk Dil Kurumu, belesbite, öz Türkçe bir isim bulmuştu. Oturgaçlı götürgeç. Ama bu isim pek tutmadı. Kelimeleri öztürkçeleştirmek girişimlerinden arkaya birkaç kelime dışında hiç bir şey de kalmadı. Rahmetli Ecevit sayesinde, kalan birkaç kelimeden iki örnek, olasılık ve yatsınamaz.

Belesbit deyip de geçmeyiniz. Her çocuğun, her gencin en büyük arzularından birisi idi bir belesbit sahibi olmak.
Bizim köyde birkaç kişide vardı belesbit. Akşam üstleri belesbitleri ile gelirlerdi kahvenin önüne, belesbitten inmezlerdi, bir ayakları yerde, bir ayakları ayakçada, bir elleri dümende diğer elleri anlatımları ile ilgili çeşitli hareketler yaparak sohbet ederlerdi. Belesbiti olmayan birçok çocuğun yanı sıra ben de onları kıskanarak seyrederdim. Genellikle sohbet konuları belesbitlerinin özellikleri ve marifetleri olurdu. Ballandıra ballandıra anlatırlardı.
Sohbetlerini, belesbitleri ile birkaç marifetlerini göstererek sürdürürlerdi. En çok yaptıkları, en dar bir alanda belesbitten düşmeden tur atmaları olurdu.
Bir gün vardır hayatımda ki o günü asla unutamam. Ama tarihini hatırlamıyorum. Abim, bulduğu bir belesbit iskeletine iki tane belesbit tekerleği rimsi bularak uydurmuştu. Uydurma işleminden sonra büyük bir sevinçle, belesbiti bir yokuşun başına götürdük. Abim belesbite bindi ve ben onu arkadan ittim, iniş aşağı belesbit gitmeye başladı. Lastiksiz olan tekerleklerden büyük gürültüler geliyordu. İniş sona erene kadar, abim belesbitin üzerinde gitti. İniş bitince belesbitten atladı ve belesbiti tekrar yokuşun başına getirdi. Tekrar bindi, onu tekrar ittim. Sıranın bana gelmesini iple çekiyordum ama abim belesbitin zevkine doymadığı için, sıra bir türlü bana gelmek bilmiyordu. On-on beş kez bu şekildeki gidip gelmeler tekrarlandıktan sonra sıra bana geldi. O an benim için ne büyük bir mutluluktu, ne büyük bir heyecandı anlatamam. Belesbite bindim ve abim arkadan itti. Ama ben onun kadar başarılı olamadım. Birkaç metre gittikten sonra yere düştüm. Dirseklerim ve dizlerim yaralanmıştı ve kanıyordu ancak ben hiçbir acı ve sızı duymuyordum.
Bir önceki hafta bir arabanın bir grup bisikletliye çarpması haberi, bu anılarımı tekrardan capcanlı hatırlamama ve yaşamama vesile oldu.
Bir başka şey daha anımsadım eskilerde de, belesbitlilere pek dikkat edilmezdi. Mahkeme kararlarına bakarak hatırladım tarihini. 29 Eylül 1971 akşamı Lefkoşa-Girne anayolunun 2-3 milleri arasında bir araba, ayni istikamette önünde seyretmekte olan bisikletlilere çarpmış ve bu kazada Ortaköylü 3 kişi ölmüştü. Ölenler, Ortaköylü Ali Aziz, Fadıl Orhan ve Tanur Mustafa idi.
3 belesbitlinin öldüğü bu kazanın tarihini hatırlamaya çalışırken bakmış olduğum mahkeme kararında bir şey daha dikkatimi çekti. Kaza 29.9.1971 tarihinde oluyor yani 1971 yılının bitimine 3 ay kala, sanık aleyhine getirilmiş olan davalar 1971 yılı bitmeden sonuçlandırılıyor, bu karara karşı yapılmış olan istinaf ise, 9 Şubat 1972 tarihinde sonuçlandırılıyor. Yani kazadan itibaren 4 ay içerisinde kaza ile ilgili davalar ve yapılan istinaf neticelendirilmiş. Bu durumu, polislerin, savcıların ve yargıçların dikkatine sunarım. Zamanında ödenmeyen nafakalara ilişkin yargı sürecinin uzadığına dair şikayetler olduğunu yazmıştım. Polis Genel Müdür Vekili Pervin Hanım bu yazımdaki şikayetlerle ilgilenmişti. Adını vermiş olduğum bir kadının şikayetinin Kasım 2014 ‘de yapıldığını ve henüz üzerinden uzun bir zaman geçmediğini bana ilettirmişti. Evet Pervin Hanım, erken bulduğunuz bu şikayete ilişkin ceza davasının tayin edildiği ilk tarih 26 Mayıs 2015. Herhalde birkaç yıl sürecek. Konu ise Ekim 2014 nafakası. Hepimiz, polisler, savcılar, yargıçlar düşünelim bakalım, bir ay maaşımız ödenmezse ne durumlara düşeriz. Bakınız aradan ekim, kasım, aralık, ocak, şubat, mart, nisan ve mayıs geçmiş. Ortada Ekim 2014 nafakası yok. Devam eden ayların nafakası yok. Aslında belesbitle ilgili anlatacağım çok güzel bir hikayem vardı. Onu da gelecek hafta anlatırım. Ha, son bir şey daha, ekim nafakasına ilişkin bu dava, şikayet üzerine Pervin Hanım tarafından süratlendirilmiştir. Yani nafaka davalarının süratlendirilmiş halidir bu 26 Mayıs 2015 tarihi. Yüksek Mahkemeden ricam, gerekirse, nafaka borçlarına ilişkin ceza davaları ile ilgili bir yargıç özel olarak görevlendirilsin.

Yazarın Tüm Yazıları
Halk oylaması 
İlmi olmasın 
Anlaşılmak ve anlatmak 
Ölüm cezası ve koordinasyon ofisi 
Hap bölme (kırma) makinası 
İlk soruşturma 
Keşke bu iş yargıya bırakılmasaydı 
Yasal düzenlemedeki karışıklıklar 
Egemenlik duyarlılığı 
Kantarın topuzu kaçtı 
Cumhurbaşkanı topu Anayasa Mahkemesi’ne attı 
Girne kayasından aşağıya atsalar dahi 
Kızıyoruz ama… 
Yargıda teamül 
Beşinci kitabım 
Söylemiştim boşanmaların artacağını 
Eğri gemi, sefer de eğri 
YÖDAK Başkanı 
Suç kimdedir? 
Rüstem Sefer (21.1.1943-7.4.2016) 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Beraat kararı ne demektir? Ya vicdan? 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Denetimli serbestlik hakkında 
Bekle be annem 
Şartlı tahliye şikayetleri 
Şartlı tahliye nedir? 
Hangi canlı öldürülürse cinayet olur? 
Sınır dışı kararları 
Hisseli mal satışlarındaki tin gözlükler 
Hisseli taşınmaz mallar 
Taşınmaz mallarla ilgili bazı sorunlar 
“Cahil adam, ne zarar verebilir ki?” 
Unutulma hakkı 
Lütfen bulaştırmayalım 
Yüksek ökçeler 
Kalp sağlığı 2  
Kalp sağlığı 2 
Kalp sağlığı 
Mahkeme kararları 
Cinayet suçları 
Amerika’nın Kıbrıs’ı kaptırmaya niyeti yok 
Acamı Deli 
Kiminle iş yaptığınıza dikkat  
Kudret Özersay 
Kudret Özersay 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Yargıç atamaları 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
Tutukluluk 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Bir de sen yaz dediler 
Sabah kahvaltısı  
2015-2016 Adli Yılı başlarken  
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Yargı sallanmadan boşanma sebebi  
Yargı sallanmadan boşanma sebebi 
Nişanlanma ve evlenme 
Boşanmada koçan değişikliği 
Sabit görüntülü radarlar 
Napan be yeğen? 
CÜBBE 
YÖDAK ve İyi İdare Yasası 
1 yıl ve 2 yıl hapis cezası tartışması 
Avukat/hukukçu milletvekilleri ve siyasetçiler 
Belesbite devam 
Almak ve vermek  
Irza geçmek (Cinsel tecavüz)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı (3)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı  
Polis terfilerinde son durum 
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken 
Faks numarası  
Eleştiri 
Yüksek Mahkeme “acil” dedi 
Beytambal galsın yok ki 
Dönülmez akşamın ufkundayız 
Topluluk malı 
Fırsat yine kaçırıldı 
Avukata müdahale  
İki vahim durum ve dram 
Biline ki padişah seçilmeyecektir  
Dördüncü kitabım 
Tekrar nafaka borçlularına  
Nafaka borçlusuna ve anlayanına  
Yanlışı doğru zannetmek  
Tazminat hakkı  
Yargıdaki tehlikeli rekabet 
Emrullah Bey 
Göç Yasası’na devam 
Sayın yargıçlara duyurulur 
İmam yellenirse  
Ne istediğimizi galiba biz de bilmiyoruz 
Cezaevinden telefon var 
Olmadı müdür bey olmadı 
Hukukumuzda yargıcın konumu (2) 
Hukukumuzda yargıcın konumu (1)  
Kamulaştırmada Tazminat 
Hellada, bullada, uyusun da, büyüsün  
Resmi dil Türkçe 
İcar-satış 
Mahkemelerimizi bir daha deneyelim 
Eskiden de eskiler aranırdı 
Tıs yok gık yok, çıkart da görelim 
GK Komutanından rica ediyorum 
Cinayetle su yüzüne çıkanlar 
Tutuklama polisi zora sokabilir 
Oybirliği ile ret vacip olmuştur 
Genç yargıç adayları mülakatta 
Eğitim, denetim ve ceza 
Saat 21.53 
Polis terfilerinde top mahkemede 
Fermuarınız açık kalmış 
Anladığımı yazamıyorum 
Üçte bir 
Zorunluluk değil, mecburiyet vardır 
Kurbağanın nal hikayesi 
Bizimkiler yine coşabilir 
Bırakınız böyle kalsın  
Serhat Bey çok güzeldi 
Yargı, yargıç ve bina istiyor, bildiriyor ve talep ediyorum 
Sade sen mi Ersin Bey hepimiz da 
Polis terfileri konusunda iktidarı göreve çağırıyorum 
Lo lo lo 
Ah bir de rezillerden korkmasam 
Okul seçeceklere ihbar 
Kadın Eli 
İdam cezası ve hukuk reformu hakkında 
Felaketname olmasın 
İşte, işte söylemeye çalıştığım bu idi 
Allah aşkına çağrıda bulunuyorum 
Bizimkisi anglo 
Bazı trafik suçlarında niçin apar topar mahkemeye 
Ölüm getirmişti