Derviş Deniz

 

Bir ülkenin ekonomisindeki büyüme kişilerin refah seviyesine yansımazsa

15 June 2015, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Ekonomik alanda başarılı olan ülkeler düzenli bir ekonomik büyümeyi sürdürülebilir kılan ülkelerdir. 2008 yılında global bir şekilde dünyanın hemen her ülkesini etkilemiş olan ekonomik krizin ardından Avrupa gibi ekonomisi gelişmiş bir topluluğun bile toparlanması çok da kolay olmamıştır. Dünyanın ekonomide bir numarası Amerika Birleşik Devletleri bile hala iç piyasanın canlanıp işsizliğin azaltılması yönünde büyük uğraşlar vermektedir.

Ekonomide makro seviyede ülke ekonomisinin büyümesi dışında, bir de kişilerin bu büyüme ile birlikte refah seviyelerinin artırıp artmadığı da kişisel bir sorun olarak her zaman ortaya konmaktadır. Kişiler ülkenin ekonomideki büyümesinin ancak kişisel refahı artırması ile bir mana ifade ettiğini düşünmektedir. Ekonomik büyümesi dünya standardının üzerinde olan ülkeler bu büyümedeki payı halkın farklı kesimlerine adil olarak dağılmasını sağlayamazlar ise, ekonomik büyüme sosyal sorunlar yaratmaya devam edecektir. Bu nedenle ekonomideki büyümenin adil dağılımı istikrarlı büyümenin şartıdır.

Son zamanlarda bu köşede yazdığım yazılarda dünyada üst gelir grupları ile dar gelirliler arasındaki gelir ve servet farkının gittikçe arttığını belirtmekteyim. Aslında gelir dağılımındaki adaletsizlik ve üst gelir grubundakiler ile alt gelir grubu arasındaki aranın gittikçe artması birçok ekonomi uzmanı ve akademisyenin üzerinde durduğu ve ilerleyen yıllarda dünya barışını etkileyebilecek en önemli sorunlardan birisidir. Bu adaletsizlik sadece ülkeler arası barış ortamına tehdit teşkil etmemekte, daha büyük bir olasılıkla iç huzuru ve iç barışı bozma tehlikesi taşımaktadır. Gelir dağılımında gittikçe artan bu farklılığın giderilmesi için çeşitli öneriler ortaya konmakta, bu öneriler de ülkelerin nüfus yapısı ve coğrafik durumuna göre değişmektedir.

Ekonomideki büyümenin kişisel refahı artırması ve adil olmasını sağlamak hükümeti yönetenlerin görevidir.  Söz konusu adaletin sağlanması sadece uygulanan ekonomik politikalara bağlı değil, ayrıca ülkeyi yönetenlerin dürüst, şeffaf ve hesap verilebilir yönetimine de bağlıdır.  Ekonomideki büyüme sonrası ortaya çıkan ilave servetin yönetenlere yakın çevrelerle paylaşılması ve halkın gerisinin bundan pay alamaması dünyamızda karşılaşılmayan bir durum değildir. Bu gibi nedenler dolayısı ile birçok ülkede kanlı devrimlerin veya ayaklanmaların olduğuna tarih süresince şahit olmuşsunuzdur. Bütün bu devrim ve ayaklanmaların sonucunda demokrasi geleneği gelişmemiş ülkelerin hemen hepsinde, refah paylaşımı bir gruptan öbürüne devrolmuş ve adaletsiz uygulamalar devam etmiştir. Dünyadaki ekonomistleri endişelendiren bu farklılaşmanın bir kısmını da bu gibi gelişmeler oluşturmaktadır.

Üst gelir grupları ile alt gelir gruplarının gelir düzeyleri arasındaki farkın aşılmasını önlemek için bir yığın önlemler önerilmektedir. Bunlar içerisinde en etkili olanı vergide adaletin sağlanmasıdır. Bu da çok kazanandan çok az kazanandan az vergi almak felsefesi üzerine kurulmaktadır. Ancak bu felsefe ile hareket etmek sorunu tek başına çözmemekte, vergi kaçağı soruna farklı bir adaletsizlik getirmektedir. KKTC gibi vergi kaçağının yüksek olduğu bir ülkede vergi adaletinden bahsetmek tam anlamı ile doğru olmaz. Ülkede toplanması gereken verginin bugün itibarı ile yüzde kırkı toplanamıyorsa, adaletsizlikten en çok etkilenen vergi veren kesim olmaktadır. Vergi kaçakları dolayısı ile kayıt altında olan kişi veya kurumlara kaçak farkının kapatılması için daha fazla yüklenilmesi de ekonomik hayattaki adaletsizliğin en önemli örneğidir.

Gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi ve üst gelir grupları ile alt gelir grupları arasındaki farkın açılmasının önlenmesi için demokrasinin tam anlamı ile uygulanabilir olması gerekir. Demokrasinin tam olarak yürümesi için de yasama, yürütme ve yargının tam bir fonksiyon içerisinde olması şarttır. Daha önce de belirttiğim gibi şeffaf ve adil olmayan bir yönetim, onu denetleyemeyen bir yasama ve adaleti yeterince sağlayamayan bir yargı ülkedeki ekonomik dengesizliklerin baş faktörüdür. İşte bu nedene dayanarak demokrasisi gelişmiş ülkelerin tüm olumsuzluklara karşı halkın genelinin faydasına icraatlar yapması ve refahın dağılmasında adalete önem vermesi sonucu krizlerden çıkması daha kolaydır. Avrupa Birliğinin bütün hantal yapısı ve bürokrasisine rağmen üzerine inşa edildiği felsefe budur. Bu nedenle böyle bir felsefe üzerine oturtulmuş bir kuruluşun parçası olmak Kıbrıslı Türklerin genelinin de faydasınadır. Bunun dışında bir oluşumu savunanların getirmek istediği düzeni de bir sorgulayın.

Yazarın Tüm Yazıları
G20 toplantısında hedefler 
Güncel 
Önümüzdeki aylarda vatandaşın ekonomik şartlarında kötüleşme olur mu? 
Toplumdaki özgüven eksikliği ekonomik atılımları da etkilemektedir 
Önümüzdeki aylarda ekonomide neler bekleniyor? 
Yabancı yatırım ama nasıl? 
Brexit sonrası Avrupa Birliği 
Brexit büyük hata 
Türkiye ekonomisinin durumu KKTC için çok önemli 
KKTC pahalılık yaratmada gelir düzeyine göre dünyada bir numara 
Ekonomik protokol maddeleri ve su anlaşması geciken icraatların sonucu 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (5) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (4) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (3) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması (2) 
İnsanlığın refahı ve fakirliğin sonlandırılması 
Yatırım ortamının iyileştirilmesi 
KKTC ile TC arasındaki ekonomik protokoller 
Terörizmin hedeflerinden biri ekonomik yıkım 
Önümüzdeki 15 yıl içerisinde en önemli sorun sürdürülebilir insan yaşamı 
Ekonomiye bir de yurt dışından bakmak 
Tüketim toplumu ve sosyal bozulma 
KKTC’de su krizi dünyada ekonomik durgunluk tehlikesi 
Devlet adamlığı, klasik anlamda işadamlığı ve fırsatçılık 
Göç dalgası, fakirlik ve yardım 
Gelir dağılımındaki aşırı farklılıklar sosyal krizler doğurabilir 
Planlama 
Rum Maliye Bakanı’nın Kıbrıs Türk ekonomisi ile ilgili sözleri 
2016’da neler bekleniyor? 
Siyah kuğuların uçuşu 
Siyasette ekonominin bütününü görmek 
Bugünlerde ekonomik hayatımız nasıl görünüyor 
Vergide zarar gösteren kişi veya kurumlar neden zarar gösteriyor 
Kıbrıs’ta toplumların uzlaşacağı ortak bir ekonomik yapı mı, etnik bir ekonomik yapı mı? 
Terör, ekonomik hayatın en büyük risklerinden biridir 
Hükümetler şeffaf muhasebe sistemine geçmeye başladılar 
Ortadoğu’da yaşananların ne olduğunu Avrupa şimdi anlamaya başladı. Ya biz? 
Dünya sınırları olmayan pazara dönüşüyor 
Mülkler konusu ve güncel sorun döviz kurları 
Söz su yönetiminden açılınca 
Görüşmeler iç siyaset ve döviz kurları 
Ayakları üzerinde duran bir ülke 
Vergi yasa ve uygulamaları vergi kaçaklarını teşvik etmemeli 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Ticaret Odası genel kurulunda konuşulanlar 
Kuzey Kıbrıs’ta bağımsız denetçiliğin durumu 
Bağımsız denetim 
Ortadoğu değişimler bölgesi 
Bağımsız Denetci – Mali Müşavir – Muhasebeci 
DÜNYA ENERJİ KAVGALARI 
Kıbrıslıların kendilerine ait varlıkları yönetmesi 
G 20 ve uluslararası ticaret hizmet ve finansmanda vergi kaçağı 
Avrupa bankaları stres testi 
Avrupa bankaları stres testi 
Ortadoğu’da yaşamak 
Ekonomide daralma var mı? 
Ekonomik çıkarlar ülkeler ve insanlar 
Yeni dünya düzeni 
Şirketler yasasında artık değişim zamanı 
Siyasi gelişmeler ve ekonomi 
Siyasi çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 
Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının önemi 
Ortadoğu ve bitmeyen çıkar kavgası 
İçinde bulunduğumuz bölgede ekonomik istikrar için büyük sorumluluk gerekir 
Avrupa Parlamentosu seçimleri bize ne mesaj veriyor? 
Hedefi olmayanların gelecek kaygısı büyük olur 
2014’ün ilk çeyreğinde dünya ve KKTC ekonomisi nerede? 
Kıbrıs sorunun çözümünde ekonomi 
Yatırımlar açısından Kıbrıs’’ta çözüm neden önemli 
Para akışındaki durgunluk mali tedbirlerle aşılabilir mi? 
Kayıt Dışı Ekonomi 
Uluslararası Kriz Grubu’nun Kıbrıs raporunun ekonomik yönü 
Kara Para ile Mücadele ve KKTC 
Tanınma veya Tanınmama ile dünya gerçekleri 
Günlük olaylarla uğraşırken 2014 Yılında olabileceklerin hesabını iyi yapmalıyız 
Kıbrıs sorunu ile ilgili hareketlenme ve ekonomi