Av. Hasan Sözmener

 

CÜBBE

20 July 2015, Monday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Nasreddin Hoca’nın bu hikâyesini daha önce anlatmış mıydım, hatırlamıyorum.

Anlatmış olsaydım bile bir şey fark etmeyecekti yine anlatacaktım.

Nasreddin Hoca, alış veriş için bir mağazaya gitmiş. Mağazada gezerken bir cübbe beğenmiş. Beğendiği cübbenin fiyatını sormuş, 100 para olduğunu öğrenmiş ve almaya karar vermiş. Hoca, almaya karar verdiği cübbe elinde mağazada dolaşmaya devam etmiş ve bir de palto beğenmiş. Paltonun fiyatının da 100 para olduğunu öğrenince, “cübbe kalsın ben paltoyu alıyorum” demiş ve cübbeyi bırakmış, paltoyu almış ve herhangi bir ödeme yapmadan, mağazadan çıkmaya çalışırken, kasadan Hoca’ya seslenmişler. “Hoca efendi, paltonun parasını ödemeyi unuttunuz.” Hoca, “Unutmadım paltonun yerine cübbeyi bırakmıştım ya” demiş. Bunun üzerine kasadaki Hoca’ya, “Hoca efendi, paltonun yerine cübbeyi bıraktınız ama, cübbenin parasını da ödememiştiniz ki” demiş. Hoca hemen cevabı yapıştırmış, “Ben cübbeyi almadım ki, parasını ödeyim.”

Bu hikâyeyi okuyan ve hikâyeyi bilen birileri çıkıp diyebilir ki, “olay anlatıldığı gibi değildir, Hoca, önce paltoyu beğenmişti, sonra cübbeyi beğendi ve paltoyu, cübbenin yerine bırakmıştı.” Bir başkası diyebilir ki, “fiyat olarak 100 para denmektedir ama, aslında fiyat, akçe idi.” Bir ötekisi de diyebilir ki, “Efendim, Hoca’nın yaşadığı dönemde, mağaza, kelimesi ve kasa, kelimesi kullanılmıyordu. Bu nedenle bu hikâyede zikredilen kişinin Hoca olması mümkün değildir.” Dikkat etmişseniz, kasadan seslenenin cinsiyetini belirtmedim. Çünkü cinsiyet ayırımcılığı yapmak istemiyorum. Bunu söylüyorum ki, bir başkası da çıkıp, “hikâye eksik anlatıldı, kasadan seslenen kasiyer ….dı” demesin diye.

Ne fark eder, ha cübbe, ha palto, ha 100 para, ha 100 akçe, ha mağaza, ha dükkan, ha kasa…., ha kasiyer…….

Nasreddin Hoca’nın bu hikâyesi nereden mi aklıma geldi? Kurulan CTP-UBP koalisyon hükümeti, bu hikâyeyi aklıma getirdi. Peki, bu hikâye bu hükümete uyar mı? Vallahi, uysa da uymasa da aklıma geldi ve anlattım işte.

Hakikaten, bu hükümetin nesi sebep oldu da ben bu hikâyeyi hatırladım. Bir düşüneyim bakayım. Acaba diyorum, ben cübbeyi, DP’ye, paltoyu da UBP’ye mi benzettim? Yoksa, diyorum, cübbenin fiyatı ile paltonun fiyatının ayni olması mı bana bu hikâyeyi hatırlattı? Yoksa diyorum, hükümetin kurulmasına sebep olanlardan birisi Nasreddin Hoca’ya mı benziyor? Nasreddin Hoca’ya benzese ne olacak? Çok çok bana Nasreddin Hoca’yı hatırlatacak. Hoca’nın o kadar hikâyesi arasından bu hikâyeyi hatırlamama neden olamaz ki. Bu nedenle son soruya cevap aramaktan vazgeçiyorum.

Düşünürken başka başka şeyler de hatırlıyorum. “Ben…” devam edemiyorum “ben mi demişti biz mi demişti? Ne fark eder? “Ben veya biz, UBP zihniyetini yıkmak için…” sonu de idi? Her ne idiyse odur.

Birileri de şöyle diyordu, tırnak içinde yazacağım ama, anlam itibarı ile yazıyorum. “Biz reform hükümeti kurmak istiyorduk. DP ile kuramazdık çünkü, DP’nin milletvekillerine güvenilmeyeceğini gördük. DP ile hükümet kurduktan sonra birçok DP milletvekili, partilerini terk edip, başka partiye katıldılar. Biz yine DP ile hükümet oluşturursak bir risk almış olacaktık. Her gün, bunların milletvekilleri yine kaçar mı diye düşünüp duracaktık. Bu endişeler bizim, reform yapmamıza engel olacaktı. Doğrudur, UBP zihniyetini yıkacağız dedik. Orada bir zihniyet var. Yıkılması gereken bir zihniyet. O zihniyetin sahiplerine dedik ki, biz, UBP zihniyetini yıkacağız. Ne dersiniz? Onlar da dediler ki, yıkalım. Gelelim sizinle hükümet kuralım ve yıkalım. Bunlar böyle dediler ki biz de onlarla hükümet kurmayı kabul ettik. UBP zihniyeti derken, UBP’yi aşağılamak için söylemiyorum bunu.”

DP milletvekillerine güven olmazmış, onlar parti değiştirirlermiş. Kimidi bunlar? UBP’den, DP’ye gelenler değiller miydiler? DP’den kaçıp da UBP’ye gitmemiş miydiler? Bu kadarı yetmez mi bu hikâyeyi hatırlamama? CTP diyor ki, “Biz UBP’yi aldık ama yerine DP’yi bıraktık.” “Bıraktın da, bunların fiyat farkları yok mu idi?”

Yazarın Tüm Yazıları
Halk oylaması 
İlmi olmasın 
Anlaşılmak ve anlatmak 
Ölüm cezası ve koordinasyon ofisi 
Hap bölme (kırma) makinası 
İlk soruşturma 
Keşke bu iş yargıya bırakılmasaydı 
Yasal düzenlemedeki karışıklıklar 
Egemenlik duyarlılığı 
Kantarın topuzu kaçtı 
Cumhurbaşkanı topu Anayasa Mahkemesi’ne attı 
Girne kayasından aşağıya atsalar dahi 
Kızıyoruz ama… 
Yargıda teamül 
Beşinci kitabım 
Söylemiştim boşanmaların artacağını 
Eğri gemi, sefer de eğri 
YÖDAK Başkanı 
Suç kimdedir? 
Rüstem Sefer (21.1.1943-7.4.2016) 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Beraat kararı ne demektir? Ya vicdan? 
Türkiye yargıda reform istiyor 
Denetimli serbestlik hakkında 
Bekle be annem 
Şartlı tahliye şikayetleri 
Şartlı tahliye nedir? 
Hangi canlı öldürülürse cinayet olur? 
Sınır dışı kararları 
Hisseli mal satışlarındaki tin gözlükler 
Hisseli taşınmaz mallar 
Taşınmaz mallarla ilgili bazı sorunlar 
“Cahil adam, ne zarar verebilir ki?” 
Unutulma hakkı 
Lütfen bulaştırmayalım 
Yüksek ökçeler 
Kalp sağlığı 2  
Kalp sağlığı 2 
Kalp sağlığı 
Mahkeme kararları 
Cinayet suçları 
Amerika’nın Kıbrıs’ı kaptırmaya niyeti yok 
Acamı Deli 
Kiminle iş yaptığınıza dikkat  
Kudret Özersay 
Kudret Özersay 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Koruma emri (Aile Yasası altında) 
Yargıç atamaları 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
İletişim böyle mi olmalıdır? 
Tutukluluk 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Kıbrıs sorunu çözülünce 
Bir de sen yaz dediler 
Sabah kahvaltısı  
2015-2016 Adli Yılı başlarken  
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Boşanmada paylaşılmayacak mallar 
Yargı sallanmadan boşanma sebebi  
Yargı sallanmadan boşanma sebebi 
Nişanlanma ve evlenme 
Boşanmada koçan değişikliği 
Sabit görüntülü radarlar 
Napan be yeğen? 
YÖDAK ve İyi İdare Yasası 
1 yıl ve 2 yıl hapis cezası tartışması 
Avukat/hukukçu milletvekilleri ve siyasetçiler 
Belesbite devam 
Belesbit 
Almak ve vermek  
Irza geçmek (Cinsel tecavüz)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı (3)  
Aile Değişiklik Yasa Tasarısı  
Polis terfilerinde son durum 
Cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken 
Faks numarası  
Eleştiri 
Yüksek Mahkeme “acil” dedi 
Beytambal galsın yok ki 
Dönülmez akşamın ufkundayız 
Topluluk malı 
Fırsat yine kaçırıldı 
Avukata müdahale  
İki vahim durum ve dram 
Biline ki padişah seçilmeyecektir  
Dördüncü kitabım 
Tekrar nafaka borçlularına  
Nafaka borçlusuna ve anlayanına  
Yanlışı doğru zannetmek  
Tazminat hakkı  
Yargıdaki tehlikeli rekabet 
Emrullah Bey 
Göç Yasası’na devam 
Sayın yargıçlara duyurulur 
İmam yellenirse  
Ne istediğimizi galiba biz de bilmiyoruz 
Cezaevinden telefon var 
Olmadı müdür bey olmadı 
Hukukumuzda yargıcın konumu (2) 
Hukukumuzda yargıcın konumu (1)  
Kamulaştırmada Tazminat 
Hellada, bullada, uyusun da, büyüsün  
Resmi dil Türkçe 
İcar-satış 
Mahkemelerimizi bir daha deneyelim 
Eskiden de eskiler aranırdı 
Tıs yok gık yok, çıkart da görelim 
GK Komutanından rica ediyorum 
Cinayetle su yüzüne çıkanlar 
Tutuklama polisi zora sokabilir 
Oybirliği ile ret vacip olmuştur 
Genç yargıç adayları mülakatta 
Eğitim, denetim ve ceza 
Saat 21.53 
Polis terfilerinde top mahkemede 
Fermuarınız açık kalmış 
Anladığımı yazamıyorum 
Üçte bir 
Zorunluluk değil, mecburiyet vardır 
Kurbağanın nal hikayesi 
Bizimkiler yine coşabilir 
Bırakınız böyle kalsın  
Serhat Bey çok güzeldi 
Yargı, yargıç ve bina istiyor, bildiriyor ve talep ediyorum 
Sade sen mi Ersin Bey hepimiz da 
Polis terfileri konusunda iktidarı göreve çağırıyorum 
Lo lo lo 
Ah bir de rezillerden korkmasam 
Okul seçeceklere ihbar 
Kadın Eli 
İdam cezası ve hukuk reformu hakkında 
Felaketname olmasın 
İşte, işte söylemeye çalıştığım bu idi 
Allah aşkına çağrıda bulunuyorum 
Bizimkisi anglo 
Bazı trafik suçlarında niçin apar topar mahkemeye 
Ölüm getirmişti