Prof. Dr. Vedat Yorucu

 

Çin Devalüasyona gitti: Dolar ve Euro’nun durumu

18 August 2015, Tuesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Dünya’da 2008’den beri yaşanan ekonomik kriz, yavaş yavaş yükselen ekonomilere de sıçramıştır. Çin, Hindistan, Tükiye, Arjantin ve Brezilya, yükselen ekonomiler olarak ekonomik krizi yavaş yavaş yaşamaya başlamıştır. Dünyanın en çok Dolar rezervine sahip ülkesi Çin’dir. 3 trilyon Dolar’ın üzerinde nakit ve Dolar bazlı hazine bonosunu rezerv olarak elinde tutmaktadır. Dolar kurundaki gelişmeler, dünya ticaretinin şekillenmesine de ister istemez neden olmaktadır. Dünyada üretilen birçok ekonomik kaynağın ve emtianın ABD Doları cinsinden fiyatlanması, ABD ekonomisine ekstra bir güç katarken, Dolar kuruna bağlı ihracat ve ithalat yapan ülkeler, kur savaşları yüzünden dış ticaret açığı yaşamakta, ya da cari açıklarıyla perişan olmaktadır. Kur savaşlarını özellikle yakınen takip etmekteyim. Düşük kur yüksek faiz, ya da yüksek faiz düşük kur dönemlerini iyi analiz etmeye çalışırım. Türkiye ekonomisini yakın dönemde neler beklemektedir diye merak edenlere yönelik olarak geçtiğimiz Ocak ayında, Kıbrıs Türk Ekonomi Kurumu ve Kıbrıs Mülkiyeliler Birliği ile bir oturum düzenleyerek,  Türk İktisadının en ileri gelenleri arasında gösterilen iktisatçısı, Türkiye ekonomi Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ercan Uygur’u Kıbrıs’a davet ederek dinlemiştik. Prof Uygur, kurlarda oynaklığın artarak devam edeceğini, 2015 yılının kurlarda belirsizliğin hakim olacağı bir yıl olacağını söylemişti. Hatta, yükselen ekonomilerde ekonomik büyümenin yavaşlayacağını, bu yavaşlamanın kur savaşları üzerinde belirgin etkileri olacağını söylemişti. Esas kur artışlarının, Haziran ayından sonra olacağının altını da çizmişti. Tüm söyledikleri doğru çıktı. Prof Uygur söylediklerinde haklıydı, çünkü kafadan boş konuşmuyordu. Değerli hocamız, kur artışlarına vesile olan birçok göstergeyi, farklı farklı analizler yaparak, herkesin de anlayacağı dilde basite indirgeyerek, grafikler yardımıyle ve rakamlar vererek anlatmıştı. Ercan Hoca’yı Kıbrıs’a davet ederek ne kadar doğru bir karar verdiğimizi, şimdi çok daha iyi anlıyorum.

***
Dün serbest piyasada Dolar’ın efektik alış fiyatı 2.85 TL idi. Euro ise, serbest piyasada 3.16 TL’den işlem görmekteydi. Euro’nun TL karşısında son bir ay içerisinde aşırı yönde değerlenmeye başladığını görmekteyiz. Euro-Dolar kuru 1.1 seviyelerinde seyretmekte, Avrupa’dan ihracat yapan ülkelerin, Dolar kurundaki artıştan memnun olduklarını izlemekteyiz. Nedeni de, artan Dolar kurundan dolayı, Avrupa ihraç mallarının, kur değişimlerinden dolayı ithalatçı ülkelere daha ucuza girmiş olmasıdır. Bırakın daha ucuza mal oluşunu, Euro’daki değer kayıplarından dolayı, vitrinlerdeki satışlar artmaktadır. Yunansitan krizi Euro’nun değer kaybetmesine neden olmuştu. Bu da aslında ihracat yapan başta Almanya’nın işine gelmekteydi. ABD dolarına endeksli ürünler alıcı bulamazken, Euro endeksli mallara rağbet artmaktadır. Bu gelişme, tam da Almanya’nın istediği bir gelişmedir. Anlayacağınız, Almanlar bu gelişmeden mest olmaktadır.
***
Peki, TL’nin Dolar kuru karşısında aşırı değer yitirmesi, Türkiye’nin işine geliyor mudur? Cari açığını düşürmesi açısından, elbette geliyordur. Son üç ayda, Dolar kurunun TL karşısında yaklaşık yüzde 30 oranında değer kazandığı hesap edilmektedir. Elbette böylesi bir kur artışı, Türkiye’de yüksek olan cari açığın düşmesine hayli yardımcı olacaktır. Ancak, Dolar’ın TL karşısında değerlenmesi demek, Türkiye’de hayatın daha da pahalılaşması anlamını taşımaktadır. Dövizle taksit ödeyenler, çocuğunu özel okulda döviz ödeyerek okutanlar, ya da dövizle kira ödeyenler yandı demektir.
***
Çin’in elinde, 3 trilyon Amerikan Doları’ndan fazla rezervi bulunmaktadır. Bugünkü Çin, dünyanın ikinci en büyük mal üreticisi ve satıcısı durumundadır. Amerikan Doları’nın Euro karşısında değer kazanması ve Euro-Dolar kurunun 1.33 seviyelerinden 1.10 seviyelerine kadar gerilemesi, bir anlamda Çin Yuan’ının da değer kazanmasına ve Çin’in ürettiği malların, dolar bazında dünya piyasalarında daha pahalı olmasına imkan yaratmıştır. Çin, giderek Dünya ticaretinin hakimi olmaya adayken, artan dolar kuru nedeniyle rekabet etme gücünü kaybetmiştir. Bunun nedeni, Çinliler’inYuan’ı Dolar kuruna endekslemiş olmalarıdır. Bu durumdan sanırım Amerikalar pek hoşnut değildir. Dolar kuru değerlendikçe, Çin’in elindeki Dolar bazlı Hazine Bonoları’da değerlenmekte, Amerikan’nın Çin’e karşı taahhütleri de otomatik olarak artmaktadır.
***
Çin Yuanı’nın Dolara bağlı sabit kur ile yönetilmesi ve pahalılaşan Dolar’ın toplam Çin ihracatını düşürmesi, Çin ekonomisinin hızla küçülmesine neden olmaktadır. Yuan’ın kur değeri serbest piyasada arz ve talep koşulları ile belirlenmemektedir. Yuan’ın Dolar’a endeksli sabit kur politikası ile yönetilmiş olmasının getirdiği dezavantajlar dikkate alındığında, Yuan’ın aşırı değerlenmesinin önüne, ancak devalüasyon yapılarak geçilebilmiştir. Böylelikle Yuan, bir nevi hızlı değerlenmiş para olmaktan şimdilik kurtulmuştur. Çin, devalüasyon sonrası Yuan’ını düşük kur fırsatına dönüştürerek, ihracatta rekabet avantajı yaratmıştır. İhracat fiyatları şimdi göreceli olarak daha düşüktür. Esas hedefi, ekonomik büyümeyi yeniden yükseltmek, işsizlik oranını düşürmektir. Devalüasyon sonrası Çin’in enflasyonu bir miktar artmıştır. Fiyatların artması, elbette Çin’li tüketicileri pek memnun etmeyecektir. Ancak enflasyon hedefini tekrardan tutturabilmek, daha kolay bir hedef olarak görünmektedir. Oysa düşük oranlarda seyreden ekonomik büyümeyi, yeniden yükseltebilmek ve işsizlikle mücadele edebilmek, daha büyük bir özveriyi gerektirmektedir.
***
Çin’in elinde 3 trilyondan fazla ABD dolarının nakit para veya para değerinde dolar bazlı bonolar veya değerli başka varlıklar bulunmaktadır. Çin, ihtiyaç duydukça bu bonoları elden çıkararak başka devletlerin Çin Yuan’ının değeriyle oynamasına müdahale etmekteydi. Dolar, dünya piyasalarında değer kazanırken, Çin’in para otoriteleri hala Yuan’ın dolar kurunu sabit tutup ısrarla serbest piyasada dalgalanmasına izin vermemekteydi. Böylece yaşanan bugünkü krizin daha da derinleşmesine neden olmaktaydı. Bu gelişmelerden ötürü, Amerikalılar da bu durumdan pek memnun değildi. Şimdi devalüasyon sonrası Amerika nasıl bir tavır alacaktır? Benzer bir uygulamayı, 1976 yılında Japonya da yapmıştı. Ard arda gelen devalüasyonlar sonrası Japonya’nın ihracatı artarken, Amerikalılar dünya ticaretinden soyutlanmış, Amerika’nın cari açığı sürekli artmıştı. Amerika bu durumdan kurtulabilmek için, Japonya’dan gelen tüm ürünlere, o tarihte büyük gümrük duvarları koymuştu. 1976’da en yüksek olan “yüzde 30 surcharge”, ya da  yüzde 30 ek vergi mükellefiyeti, Japonya ihracatına vurulan en büyük darbeydi. Bence Çinliler, 1976’da Amerikalılar’ın Japonya’ya yaptığını asla göz ardı etmemelidir.

Yazarın Tüm Yazıları
Dış ticaret gelişmeleri (2016 Ocak-Mayıs) 
KKTC Merkez Bankası 2016 yılı ikinci çeyreği bülteni: Bütçe gelişmeleri 
Türk akımı doğalgaz boru hattı hayat buluyor 
Amerikan Merkez Bankası ışığı yaktı: Eylül’de faizleri arttıracak gibi 
Devlet Planlama örgütü bilgilendirdi: Poly Peck PLC’yi hatırlattı       
Kıbrıs’ta genel sağlık sigortası tamam 
Sterlin neden düştü? 
Esnaf ile alay mı ediliyor? 
Türk Hava Limanları’nda iç hatlara yönlendirilmemizin ekonomik zararları 
Türkiye’deki yabancılar 420 milyon dolarlık bonoyu sattı 
Olağanüstü Hal ilanı Türkiye Ekonomisine nasıl etki eder? 
Askeri darbe girişiminin ekonomik sonuçları 
Güney Kıbrıs Ekonomisi’nde sevinç           
Borsalarda ve kambiyo piyasalarında son durum 
Düşünce Taslağı: Sosyo-ekonomik – politik(2/2) 
Sosyo - ekonomik - politik  (1/2) 
Bayram yerleri    
İsrail ve Rusya ile normalleşen ilişkilerin ekonomik faydaları 
İngiltere’nin AB üyeliğinden çıkmasının doğuracağı sonuçlar 
Genel Gıda ve Yem Yasası neden yürürlüğe sokulmuyor? 
Küçük esnaf ve zanaatkârlar dertli: Mali desteğe ihtiyaç var 
Brexit Gerçekleşirse Sterlin’in dümeni kopmaz 
23 Nisan İlkokulu neden başarılı? Kolej sınavlarında önemli başarı 
2016-2018 Yapısal Dönüşüm Programı’nda yüksek öğretimin yeri 
Alo Alo!......Telefon 
Ekonomik protokol neden sessiz sedasız imzalandı? Telefon ve elektrik satılacak mı? 
İşadamı, KKTC’ye neden yatırım yapmaz? 
Seyrüsefer harçları konulu yazıma gelen okuyucu yorumları 
Bakan Serdar Denktaş’a: 
Avrasya Araştırmaları Enstitüsü ve Kazakistan Kongresi’nden çıkardığım sonuçlar 
Kazakistan’da uluslararası ekonomi, finans ve enerji kongresi 
Dünya Borsaları’ndaki düşüşlere dikkat 
ODTÜ Enerji Konferansı’ndan anekdotlar 
Doğu Akdeniz Enerji Güvenliği ve Jeopolitiği Konferansı 
UBP-DP hükümet programı – (3): Ekonomi ve özelleştirmeler olumsuz, enerji ve hidrokarbonlar olumlu 
UBP-DP hükümet programı -2 
UBP-DP hükümet programı (1) 
Amerika çözümü finanse edecek-miş !!! 
KKTC Merkez Bankası’nın 2015 yılı raporu 
Arif Feridun – “Yazgı” 
Kıbrıs ekonomi zirvesi yazılarıma gelen okuyucu mektubu 
CTP-UBP hükümeti, gerçekleri bal gibi biliyordu 
Sanat ile ekonominin arakesitinde bir yıldız: İlde Atik 
DPÖ’ye dikkat ediniz 
Kıbrıs Ekonomi Zirvesi (3/3) 
Kıbrıs Ekonomi Zirvesi (2/3) 
Kıbrıs ekonomi zirvesi (1/3) 
Hani turizm örgütü nerede? 
Dış ticaret bilançosu ne durumda? 
DAÜ’de, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz hidrokarbon konulu konferans 
KKTC’deki bütçe gelişmeleri 
Parasal ve finansal gelişmeler (2015 IV. Çeyrek Bülteni) 
KKTC’de kara para aklanıyor mu? Maliye Bakanı Özgür’e düşen yükümlülükler 
Ercan Havalimanı’na neden 11 milyon dolar? 
Kat sınırı emirnamesi işe yarar mı? 
Brüt krediler’de ki düşüşe dikkat ediniz 
Türkiye angajman kurallarını uyguluyor 
Görüşme süreci ve Federal Kıbrıs’ta Kıbrıs Türk ekonomisi raporu hakkında 
Yerel sanatçılara da yer verilsin 
Hükümet düğümünü atacak olan da, bozacak olan da Kıb-Tek olacaktır 
Kürt Amerikan Enerji Koridoru: Hatay’a dikkat ediniz 
Radar Reşat’ın KKTC ekonomisine bakışı 
Yükselen ekonomilerin hepsi zorda 
KIB-TEK, vatandaşı tiftikliyor 
Güney Kıbrıs ekonomisi ne durumda? 
Halkın Partisi’nin özelleştirme politikası (2/2) 
Halkın Partisi’nin özelleştirme politikası (1/2) 
Halkın Partisi’nin ekonomik vizyonu 
2016’da bizleri nasıl bir ekonomi bekliyor? 
Sosyal güvenlik sistemi battı  
Sosyal Güvenlik ağı güçlendirilip genişletilmelidir 
Emeklilik sistemini düzeltmenin tek yolu iradedir 
İsrail-Türkiye yakınlaşmasının temeli doğalgaz 
Kumarhanelerin ekonomik faydası artık tartışılır oldu 
Amerika Merkez Bankası ve faiz artışı beklentisi  
Doğalgaz ittifakı, görüşmelere zarar verir 
Akdeniz enerji halkası 
Kıbrıs Türk Turizm Örgütü ne zaman? 
Türk Rus gerginliği ve olası ekonomik sonuçları 
2016 yılı bütçesi değerlendirmelerim (3 - son) 
2016 yılı bütçesi değerlendirmelerim-(2) 
Böyle bütçe mi olur?  
Program olumlu ve desteklenmeli 
2016-2018 Orta Vadeli Program Taslağı -3 
2016-2018 orta vadeli program taslağı -2 
2016-2018 orta vadeli program taslağı -1 
Orta vadeli program 
Euro’ya geçmek mümkün mü? 
Derinya kapısı geçişlerinden ekonomik kazanç beklemiyorum 
Derinya kapısı geçişlerinden ekonomik kazanç beklemiyorum 
Şeytanca alınan karar: KIBTEK’in görev zararları halka ödettirilecek 
Yeni bir faiz yasasına ihtiyaç vardır 
Olası çözümün maliyetini kim karşılayacak? 
Olası çözümün maliyetini kim karşılayacak? 
Olası bir çözüm sonrası, muhtemel ekonomik endişelerim 
Direk ticaret tüzüğü olmadı Çözüm bize ne kazandırır? 
ASGARİ ÜCRETLE İLGİLİ BİR OKUYUCU MEKTUBU 
CTP hizaya geldi!!! 
Eğitimdeki sorunların temeli irade ve ekonomik çıkmazdır 
GENEL SAĞLIK SİGORTASI YARARLI BİR UYGULAMADIR 
GENEL SAĞLIK SİGORTASI YARARLI BİR UYGULAMADIR 
Kıbrıs’ın havası da, ekonomisi de toz duman içinde 
B20 Zirvesi ve Ankara 
Dış ticaretimiz ne durumda 
Bütçe gelişmeleri 
Eylül’de fedfaiz’i artırır mı? 
FED Eylül’de faiz’i artırır mı? 
Dümeni kopan Türkiye ekonomisi 
Güney Kıbrıs’ın ekonomik durumu 
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Doğalgaz Ticareti’ndeki önemi 
Doğalgaz piyasasına Avrupa’dan bakınca 
Döviz dalga dalga 
Güney Enerji Koridoru’nda enerji denklemi değişti 
CTP-UBP koalisyonu hükümet programı  
Yeni kabine 
Avrupa, Türkmenistan ve Azerbaycan gazına göz dikti 
KKTC Merkez Bankası’nın 2015 Yılı Birinci Çeyreği Bülteni  
Yunanistan’daki radikal sol, çok erken çark etti 
“Su Yönetimi Projesi” başlıklı yazıma, eski Ekonomi ve Turizm Bakanı Derviş Kemal Deniz cevap verdi 
Amerika faizi artırmadı...Dolar şimdi ne olacak? 
Amerika Merkez Bankası Faiz’i artırır mı? 
Su yönetimi projesi 
Döviz şimdi ne olacak? 
İstatistik Dairesi’nde nihayet iyi işler yapılmaya başlandı 
24’üncü Dünya İşletmecilik Kongresi 
Kıbrıs Ekonomi Zirvesi’nde ekonomik entegrasyon irdelendi 
Transit Ticaret Merkezi – Kıbrıs (Cyprus As A Transit Trade Centre) 
TRT modeli özerklik 
Suriye gaz havzası 
Millî Direnme Ekonomisi  
CTP 
BRT’de doğru işler yapılmaya başlandı: Mete Tümerkan’la uğraşmayı bırakınız 
Kıbrıslı Rumların ekonomisi battı 
Dragon çayı, KKTC’nin stratejik konumunu güçlendirecektir 
Barcelona kıyı ötesi (offshore) protokolü 
Kıbrıs patatesi 
İstanbul’dan ekonomi gözlemi 
Amaranta Vadisi’ndeki yabancılara müjde 
Ne kadar ayakları üzerinde duran ekonomi yarattınız ki? 
Kıbrıs doğalgazı açmazda: Sıkıştırılmış doğalgaz revaçta 
Çamlıbel birinci Ekogünü Yerli üretim ve kültürel miras’ın korunması 
Genel Sağlık Sigortası’na geçilecek: GSS Koordinatörü Dr. Aykut Üretici’nin anlattıkları 
Taksiciler çok dertli 
Belediyeler Bütçesi ve Birlik Başkanı’nın feveranı 
Türkiye’de konut satışları 
Lübnan gaz havzası 
Yerli üretim desteklenmeli 
Dolar’ın ateşi düşmüyor 
Nobelli Ekonomist Stiglitz’in yeni önerileri: “İç talebe bağlı büyüme modeline geçilmeli” 
Yunan halkını acaba neler bekliyor? 
Kolej sınavları hakkında okuyucu yorumları 
Bir acayip kolej sınavı 
Yunanistan’daki radikal sol’un zaferi ve ekonomik beklentiler 
Kur ve faiz hareketlerinin 2015 beklentileri 
İstatistiğin önemi 
Turizm örgütü  
Dünya ham petrol fiyatlarını doğru okuyabilmek 
Sağlık Bakanlığı 2014 yılı icraatları 
Gelir eşitsizliğinin bedeli 
Siber Hanım’ın işi zor! 
KKTC’de Euro’ya geçiş mümkün müdür? 
Dünya petrol fiyatları 
Ada ekonomileri için denk bütçe uygun değildir 
Mevduat neden bu kadar hızlı artıyor? 
2015 yılı bütçesi ile reform olmaz 
Emtia, metal ve enerji piyasaları’nda son durum