Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya…

30 August 2015, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Temiz toplum-temiz siyaset söylemleri insana pozitif enerji veriyor… Bunun için bile bu söylemleri ifade edenleri kutlamak lazım… Toplumun duymak istediği pozitif ifadeleri birileri söyleyebiliyor; bu yeni bir durum…Yani eskiden “UBP Tumba” denirdi…Ya da kapişari, statüko gibi laflar söylenirdi. Şimdilerde temiz toplum, temiz siyaset denildi mi hem bembeyaz bir sayfa, hem de çok daha önemli şeylerin hepsi bir arada söylenmiş oluyor…
Kentli-orta sınıfların büyük çoğunluğu ya devlette memur ya da üniversitede çalışıyor. Bir de üniversitelerde hatırı sayılır bir kesim “kısmi zamanlı” statüde çalışıyor… Okumuş, kendisini yetiştirmiş bu grubun hayatla bağı üniversitede verdiği “kısmi zamanlı” dersler oluyor… Bu insanlar aslında yeni güvencesiz sınıfı oluşturuyor… Bunlara Batı’da “prekarya” diyorlar… Bu sınıftakiler toplumun iyi eğitim almış ama ciddi gelecek endişesi taşıyan, sisteme güveni dibe vurmuş kişilerdir. Elindekini sıkı sıkı tutarken, bir taraftan da güvencesizlik onları kuşatıyor… Bu grubun tek umudu söylemde temiz toplumcu bir siyaset üzerinden yeni bir iktidar alanında adam yerine konmak veya rol oynamak… Bunların büyük çoğunluğu mevcut siyasal partilerin hiçbirine güvenmiyor; partileri köylü buluyor veya mevcut parti örgütlerinde onların kendilerini kanıtlamaları için çok zaman gerekiyor. Kısaca mevcut partilerle aynı dili konuşmuyorlar…

Yeni nesil ve Prekarya: Eğreti Yurttaşlar
Master yapmış, doktora yapan veya bekleyen ortalama 500-1000 kişilik bu grup, “yeni jenerasyon”(kendilerine yeni nesil de derler). Bu toplumsal grubun sorunlarını kendilerini anlayacak modern ve alandan bir siyasetçiye güvenleri daha yüksek. Siyasette yer bulması halinde Kudret Özersay’dan büyük umutları var. Ne yazık ki bu grubun kapalı devre “temiz toplum”-“temiz memleket” dilek ve temennileri, bu işin olmayacağına ilişkin ciddi bir emare… Üniversitelerin kapılarını zorlayan bu toplumsal grup, dertlerine mevcut siyasal partilerin ilaç olacağına inanmıyor. Belki de haklılar… Onlar, “istikbal feneri” olarak Özersay’ı görüyorlar… Ayrıca istediğini ne UBP, ne CTP, ne DP, ne de  TDP’de bulamayan, bir başka deyişle “tutunamayanlar” da bu grupla birlikte okunmalıdır… Öte yandan değişim isteyen belli bir iş adamı grubu da kendisini artık hiçbir siyasal partiye yakın hissetmiyor; dahası partileri ülke sorunlarına çare bulamayacak olarak görüyorlar… Bunlara ek olarak yurttaşlar arasında kendilerini 3. Jenerasyon diye görebileceğimiz ve “Çözüm” tartışmalarında konumlarının eğreti olduğunu düşünen “kısmi” yurttaşlar da bir prekarya türüdür… Bunların çoğunluğunu da uzun yıllar önce Anadolu’dan göçmen gelip burayı yurt edinen ailelerin çocukları… Prekarya‘nın temel tanımı, çalışma koşulları bakımından güvencesizlik içindeki toplumsal grup (sınıf). Bu “iki-üç” toplumsal grubun üzerinden siyasal parti ve partiler hayatımıza girmesi sürpriz olmayacaktır…

Partiler yeni “sınıf”ların farkında mı?
Özersay’ın Nisan 2015 seçimlerinde böylesi bir toplumsal grubun desteğini de almıştı… Elbette cumhurbaşkanlığı seçimleri son derece özel koşullar altında yapıldı ve ölçü alınması aldatıcı olabilirdi. Fakat Özersay, siyasal parti kurduğunda arkasındaki en önemli desteğin üniversitelerde “prekarya” konumundaki sözünü ettiğimiz ve henüz şekillenmekte olan yeni sınıfın olacağını kestirmek zor olmayacaktır. Bu toplumsal grubun siyasal algı ve davranışları incelenmelidir. Tüm siyasal partiler, bu çevrelerin içinden insanlara ulaşmalıdırlar… Aldıkları eğitim ve edindikleri statü, bu grubu mutlu etmemektedir… Statü endişesi veya gailesi bu toplumsal grubun büyük çoğunluğunun üniversitede kısmi zamanlı ve düşük ücretlerle çalıştırılıyor olmalarındandır… Üniversitelerin sayısal anlamda artışı ülkenin sosyolojik görünümünde de ciddi kırılmalar yaratmaktadır… Dolayısıyla siyaset yapıcıları bu sosyolojik gruba dönük ciddi tasarımlar yapmalı ve bu çevrelerin kaygıları üzerinde düşünmelidirler… Siyaset açısından eskiden büyük memur sendikalarının siyasete marjinal katkısı ile bu yeni oluşan sınıfın yaratacağı etki birlikte düşünüldüğünde, durumun ciddiyeti belki idrak edilebilir.

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!