Ali Baturay

 

Müthiş bir tekrar duygusu

26 September 2015, Saturday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Birçok kişi neden köşe yazısı yazmadığımı soruyor.
Aslında aklıma bir şeyler geldiğinde, öfkelendiğimde, duygulandığımda bir şeyler yazıyorum ama bunları okurlarla paylaşmıyorum.
Bu yazıların çoğu, ikinci kez okunmaya muhtaç, yarım bırakılmış, kimisinin sonu getirilmemiştir.
Evet yoğunluğum ve yorgunluğumun da payı var ama isteyerek bitirmiyorum, sırf gazetede yayınlamayayım diye.
Neden mi?
Müthiş bir tekrar duygusu içimde...
Sanki aynı olayları tekrar tekrar yaşıyormuşum gibi geliyor bana.
Bazı arkadaşlarım “yaşlılık belirtisi” diyor.
Aslında 47 yaşındayım, çok yaşlı sayılmam, o nedenle “tekrar” duygusu yaşlılıktan değil, ülkedeki kısır döngüdendir diye düşünüyorum.
Mesleğimizden dolayıdır herhalde, sürekli olaylar, haberlerin peşinde koştuğumuz için tekrar duygusu bizde daha ağır basıyor.
İnanın bazı sürekli tekrarlanan haber konularında gazeteye başlık bulmakta zorlanıyoruz.
Meslektaşlarımın ve diğer mesleklerden gelip gazetelerde köşe yazsısı bulunanları elimden geldiğince takip ediyorum, inanılmaz bir tekrar var.
Arada farklı bir şey bulunca seviniyorum.
Sorunlar aynı, sıkıntılar aynı, hüzünler aynı, konuşmalar aynı, çelişkiler aynı, azacık sevinçler de aynı...
Televizyonları kanal kanal geziyorum, konuklar hep aynı, konuları da aynı, bakıyorum, e vallahi giydikleri kıyafetler de aynı.
Adam aynı gölek ve kravatla bilmem kaç tane kanala çıkıyor.
Konuşmaları ezberledik zaten, kim ne söyleyecek, hangi espriyi yapacak, nerede dudak bükecek, hepsi aynı.
“Peki ne var bunda? Tarih zaten tekerrürden ibaret değil midir?” diye sorabilirsiniz.
Tarih tekerrürden ibaret olabilir de bizim günlük yaşantımız tekerrüre dönüştü, sorun orada...
Tekrar sorabilirsiniz, “Ne var bunda?” diye.
Bir şeylerin (ki o şeyler sorunlarımızsa yüzde 90) tekrarlanması, yani aynı kalması, bir ülkede sıkıntı olduğunu gösterir.
Sorunlarımızı çözemiyoruz demektir.
Ki çözemiyoruz...
Sorunlarımız, sıkıntılarımız 7’mizde neyse gelip 77’mizde de bizi buluyorsa, “aynılık” ya da “tekrarlar” umutsuzluğa dönüşüyor.
Umutsuzluk da çok kötü bir şeydir.
İnsan ülkesinden umudunu yitirmişse çok şey yitirmiş demektir.
Göçe açıktır, üretmeye kapalıdır, birliktelik duygusunu yitirmiştir, bireysel çareler peşine düşmüş demektir.
Ülkenin hali budur, elbette toplumun kendi kusurları vardır ama politikacılar bu umutsuzlukta büyük pay sahibidir.
Politikacılar, yaptıkları ile insanlara umut aşılayacaklarına tam tersine umutsuzluk ekip büyütmektedirler.
Popülizm ülkeyi kemirmektedir, verilen sözlerin tersi yapılmaktadır, kişisel çıkarlar peşinde koşulmaktadır, herkes bir yerlere baş olmaya, iktidar kurmaya çalışmaktadır...
Siyasi partiler çözüm üretmek yerine bir birini yemeye çalışan insanlar topluluğuna dönüştü.
Parti içlerinde insanlar gözünü kırpmadan mücadele arkadaşını harcayabiliyor...
Toplumun büyük çoğunluğu ise siyasilere hesap sormaktansa, “onlardan ne koparabilirim” derdinde.
İnsanların çoğunluğunda bir umursuzluk, bir duyarsızlık, bir “ne isterse olsun” anlayışı...
Çevreyi kirleten, yeşili katleden, trafikte terör yaratan, toplu alanlarda birbirine tahammülsüz, yönetene hesap
sormak yerine, hesap soran bazı azınlıkta kalmış gruplara “deli” muamelesi yapan, sürekli söylenen ama harekete geçip hakkını aramaktan aciz, başarıya ulaşmak yerine başarılı olanları aşağıya çekmeye çalışan, “tebrik ederim”, “teşekkür ederim” ve “özür dilerim” demeyi bile beceremeyen bambaşka bir toplum olduk.
Böyle bir ortamda insanın yazı yazmaya şevki mi kalır?
Ya da yazdığınızda ne olacak, kim anlayacak, kim takdir edecek?
Biraz umutsuzum ama her şeye rağmen yazdıklarımı paylaşmaya karar verdim.
Belki her gün olmayabilir ama mümkün oldukça yazacağım, umutsuzluğum daha fazla artmasın diye...

Yazarın Tüm Yazıları
Devletseniz Koordinasyon Ofisi’ne ihtiyacınız olamaz 
Hükümetin en büyük derdi Kıbrıs sorunu 
Toplumu hazırcılığa alıştırmayın 
Bir insanın “sahibi” olabilir mi? 
Eğitim sendikalarının can yakıcı sözleri 
Çözüm istemenin yeni adı ‘saplantı’ mı oldu? 
Hataların bedelini niye halk ödesin? 
İnsan odaklı düşünememek 
İlla ki kara gözlükleri takmaya gerek yok 
Bir de böyle bakın dünyaya 
Akıntıya kapıldık gidiyoruz 
Markulli’nin özrü 
Her şeyi erken unuttukça daha başımıza çok iş gelecek 
Günah keçileri 
Kavuşmakla kaybetmek aynı kefeye sığar mı? 
“Af”, eşitsizlik demektir 
Kıbrıs’ta FETÖ’cü ve darbe yanlısı gazeteci yoktur 
Masada kavga, demeç savaşı ne kazandırdı ki bize bugüne kadar? 
İki belediye: Hangisi eleştirilmeli? 
Yatırımcılar bu ülkeyi araştırmadan gelmiş olamaz 
Merdiveni arızalı itfaiye aracı 
Belediyelerde batmış sistemin üzerine bina kurulamaz 
Hayatımızın her döneminde ispiyoncular olmuştur 
Bir ihale süreci ve ilkesizlik   
Mitingin zaman ve mekanının kaydığı an 
Demokrasinin “düşünce ve ifade hürriyeti” bölümcüğünü kullanabilir miyim? 
Çevre Koruma Dairesi ne işe yarar? 
Polis 
Her şeyi kabullenirsek, ne değişir ki? 
 “Biz ve diğerleri” değil “hepimiz” olsun 
Sanki ortaya bir şey çıktı da tuttu UBP’yi gaile 
Sözünüzü tutun, yasayı boş verin 
Yasaya uyacaklarına, illa ki yasa onlara uyacak 
Amerikalıların raporundan mı öğrendik bunları? 
Yine Sayıştay 
 “Nefret” ve “intikam” mutluluk getirmez 
Bilgi akışı sağlayan bir makam olmalı   
Dönelim bakalım bizim mahalleye... 
İlla ki Kıbrıs’ı da darbe girişimiyle ilişkilendirecekler 
Bakalım OHAL neler getirecek? 
İnsanlığın sakıncalı halleri 
İdam tehlikeli bir oyuncaktır 
Demokrasinin gerçek anlamda kazanması için 
Ne kısık demokrasi olsun ne de askeri rejim 
“Yok olmak istemiyorum” demek ırkçılık değil 
Türkiye’deki Suriyelilere tepki size neyi hatırlatıyor? 
Ölenler ve yaşayan ölüler 
Kamu zor ıslah edilir 
Her şey okurlarımız için 
8 Mart... Kadın Sığınma Evi... Samimiyetsizlik 
Mehmet Ali Akpınar’ın verdiği dersler 
 “Vermem” diyenler, Güzelyurt için ne yaptı? 
50 bin Sterlinlik otomobilin penceresinden çöp fırlatmak 
Geçmişe özlem 
Başkalarının dertleri bizi niye mutlu etsin ki? 
Üniversite enflasyonu fayda getirir mi? 
Koşan adam ile motosiklet kullanan adamın farkı 
Sayıştay 
Lanet olsun o bavulların yerine gitmesini engelleyenlere 
Eğitimde hazırcılığa alıştırma çok tehlikeli 
Korktuğumuz başımıza geldi 
Bir avantaj kazandırıyorsa, benim de Erdoğan’la fotoğrafım var 
Irkçılığa tedbir alınmalı, misillemeye fırsat verilmemeli 
Çözüm olacakmış! 
Yardım etmek iyidir ama... 
Politikacılar sizi şaşırtıyor mu? 
“TAK’ta sansür” meselesi 
Ayinlerden niye rahatsız olalım ki? 
Beynimize kazılanları hafife almayın 
“İşe gelmeyenle”, “gelip de iş yapmayan” ya da “iş beceremeyen” arasında ne fark var? 
Saklı gerçekler 
Milletvekilinin bedeli 
Çıldırtan dağınıklık 
Aman eleştirme yıpratırsın! 
Yasalar karşısında herkes eşitse 
Anahtarı çoktan kaptırdık 
İstifa ve özür çok kıymetlidir 
Referandumdan neden “hayır” çıktı 
Hiçbiri başarılı değil 
Hep birlikte batmak için uğraşıyorlar 
Gazeteci: Söküğünü dikmekten aciz terzi gibi 
İğrençliğin cazibesi! 
Hak ederek bir yere gelebilmek 
Yasa yapmak, uygulamak ya da uygulamamak 
Ceza baskısıyla gazetecilik yapılamaz 
Ölümden korkar mısınız? 
denemem 
Ölümden korkar mısınız?