Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir!

30 September 2015, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Şimdilerde herkes çözümden çok umutlu… Bir umutlu bir umutlu ki, doğrusu bu kadar pozitiflik çok fazla… Kimle konuşsak yarın çözülecekmiş gibi nutuklar duyuyoruz… Şahsen hiç de öyle bir hava görmüyorum. Öyle ki, 2003-2004 döneminden bile daha karamsar olmak için sebepler var… Doğrusu 24 Nisan 2004’ün kendisi umutsuzluk açısından bir abide misali karşımızda duruyor… Bunun tahlili konusunda da başarılı olduğumuzu sanmıyorum… Hâlâ AKEL evet deseydi iş olacakmış gibi konuşanlar var… Yani AKEL ve Papadopulos’un hayır demesinin altında kendi ulusal çıkarları mı yatıyordu? Bunu kesin olarak söylemek için elimizde tersinden veri çok ama doğrulayacak veri yok… Peki Papadopulos ve AKEL neden hayır demişti? Bir bakalım…

Müzakere değil; sorumluları gizleme yarışı!
AKEL için güvenlik kaygısı öne çıkmıştı. Bunu tatmin etmek için BM Güvenlik Konseyi’nden güvence istemişlerdi. Bu güvence verilmedi. Bunun verilmemesi, çözüm istendiği için mi yoksa istenmediği için miydi? Bunun üzerinde düşünmek lazım… Kıbrıs sorunu artık müzakereler üzerinden “Baş Mesul”ü gizleme oyununa dönüştü… 1968’den beri süren müzakerelerin sonuçlanması önünde sanki Kıbrıslı Türkler ve Rumlar var… Onu da bırakalım; bu sorunun gerçekten buradaki Türkler ile Rumlar arasındaki bir sorun olduğunu mu düşünüyorsunuz? Buna inanan var mı gerçekten? Tüm müzakere tarihini baştan sona okuduğumuzda, temel hedefin çözüm bulmak olduğuna inanıyor muyuz? Yoksa müzakereler üzerinden aslında statükonun sürekliliği mi sağlanıyor? Gerçekten müzakerelerden bir çözüme erişmek isteniyorsa, neden İngiltere eş zamanlı olarak Yunanistan ve Türkiye dışişleri bakanlarıyla ortak toplantı yapıp ortak bir karar verilmesini sağlamıyor? Niye “İki lider anlaştığı takdirde bizler de onları üç garantör olarak destekliyoruz” denmiyor?

Çözümü istemeyen kim?
Bu inisiyatifin önünde “Kıbrıslı çözüm” argümanı mı duruyor? Hiç sanmıyorum… “Kıbrıslı çözüm” zaten Hristofyas’ın önümüze getirdiği bir argümandı… Bunun da içinin boş olduğu, süslü bir laf olmasından anlaşılıyor… Kıbrıs’ta laflar süslenmeye başladı mı; orada sorunlar üzerinden felsefe yapmaya başlıyoruz demektir. Peki, çözümler üzerinden felsefe yapmak ne demek? Kıbrıs 1968’den beri müzakere ediliyor ve liderlerin bu soruna ilişkin güneşin altında konuşmadığı bir konu dahi kalmış değil… Çözüm isteyenler sorunun bir ucunda uzun yıllar sadece Türkiye’yi engel gördüler… Hâlâ bir kesim Türkiye’yi engel görüyor… Öte taraftan çözüm isteyenler arasında Birleşik Krallığı engel olarak gören hemen hemen yoktur… Esas sorun da budur zaten. Çözümün önündeki esas engelin Birleşik Krallık olduğu görülüp tartışılmadığı sürece Kıbrıs sorunu devam edecektir… Hiç kıvrılmadan, sıkılmadan bu durumun gerçekliğini ısrarla tartışmalıyız…

Sorunun kara kutusu Birleşik Krallık
Bu tezimde iddialıyım… Birleşik Krallık sahaya inip çözüm iradesini diğer iki NATO üyesiyle paylaşıp ortaya koymadığı sürece çözümsüzlük sürecektir… Bu durumdan en fazla rahatsız olan Kıbrıs Türkleri, Kıbrıs Rumlarının belli bir bölümü, orta şiddette Türkiye ve en az da Yunanistan… Hiç rahatsız olmayan ise sorunun kara kutusu olan Birleşik Krallık’tır… Bugünden itibaren bu konuya aktif biçimde kafa yormaya başlamadığımız takdirde 2020’deki KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerine hazırlık yapmaya başlayabiliriz. Bugün iki tarafta da çözüm için yüksek düzeyde güven duyulan iki lider olmasına rağmen Birleşik Krallık inisiyatif almadığı takdirde, süreç bir şekilde başarısız olacaktır… Çözüm için ikna edilmesi ve/veya rahatsız edilmesi gereken en kritik aktör Birleşik Krallık’tır… Bunu tartışmadığımız sürece çözüm hayaldir… Kıbrıs’ta barış bal gibi engellenecektir!

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!