Dr. İsmail Kemal

 

Türkiye ve AB üyeliği

06 December 2015, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

AB-Türkiye zirvesi ile ilişkilerde bir canlanma başladığı açık. Ne var ki, bunu fazla abartıp Türkiye’nin AB üyelik sürecinde ciddi değişiklikler olacağını sanmak saflık olur. Her zaman olduğu gibi bazı kesimlerde aşırı iyimser beklentiler oluştuğunu görüyoruz. Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin güçlenmesini, müzakere sürecinin ilerlemesini istemek başka şey, Türkiye’nin AB üyeliği önündeki engellerin kolayca kalkacağını düşünmek başka şeydir. AB, mülteci krizi konusunda Türkiye’ye muhtaç olduğu için bazı adımlar atıyor. Türkiye’ye kur yapıyor. Bunu evlilik teklifi sanmak naif bir yaklaşım olur. AB ile ilişkilerin gelişmesi iyi olur. Mümkün olduğunca daha fazla müzakere başlığının açılması da iyi olur. Fakat bu iş üyeliğe varmaz. Çeşitli nedenlerle AB Türkiye’yi üye yapmayı düşünmüyor. Fransa eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy “Türkiye AB üyesi olmayacak, Türkleri kandırmayalım” diyerek durumu özetledi. Tabii, AB Türkiye’yi hep kandırmaya çalışmıştır. Şimdi de istediklerini elde etmek için bunu yapacaktır. Bu gayet normal. Türkiye’de bazılarının kanmasını anlamak zor.
AB uzun süreden beri ciddi sorunlar yaşıyor. Euro krizi üye ülkeler arasındaki güveni eper sarstı. “Gemisini kurtaran kaptan” anlayışı ön plana çıktı. Dayanışma unutuldu. Entegrasyon vizyonu epey darbe aldı. AB eski çekiciliğini yitirdi. Ortak para birimi Euro’nun kuruluşunda ciddi hatalar yapıldığını şimdi herkes kabul ediyor. Ortak para birimi daha fazla siyasi entegrasyonu gerektirir. Buna hazır değiller. AB Anayasası projesi Fransa ve Hollanda’ya takılınca entegrasyon işi yara aldı. Lizbon Anlaşması ile yetinildi. Mali kriz entegrasyondaki zayıflıkları ortaya döktü. Sonu gelmez zirve toplantıları ile sorunlara çözüm arandı ama cam çatladı. Entegrasyondaki zorlukların en son örneği geçen gün Danimarka’da yapılan referandumdu. Avrupa Birliği’nin yargı ve içişleri mevzuatına uyum konusunda referandumdan “Hayır” oyu çıktı. Referandumda “Hayır” kampanyası yürütenlerin sloganı "Daha fazla AB? Hayır, teşekkürler" idi.
AB’nin genişlemesi Hırvatistan’ın üyeliğinden sonra durduruldu. Hırvatistan, Almanya ile özel ilişkileri nedeniyle üye yapıldı. Üye olmayan diğer Balkan ülkeleri beklemede. Ne kadar bekleyecekleri belli değil. Diğer yandan AB içindeki üç büyükten biri olan İngiltere AB üyeliğini sorguluyor. Üyelikte kalıp kalmama konusunda referanduma gidecek. Bu durum AB açısından iyi bir imaj oluşturmuyor. AB’nin kendi içinde yaşadığı sorunlara ek olarak dünya ekonomisi içindeki yeri de eskisi gibi değil. AB’nin ekonomik büyüme oran sıfıra yakın. Hızla yükselen diğer güçler karşısında bir çok alanda zayıf kalıyor. Rekabet gücünü yitiriyor. Tüm bu sorunlara mülteci krizi eklenince AB Türkiye’yi hatırladı.
Peki, bu ortamda AB’nin Türkiye gibi kendine komşu ülkelere bakışı, vizyonu ne? Komiser Johannes Hahn, AB-Türkiye zirvesi öncesinde bunu “AB sınırlarında dostlar zinciri yaratmak” (a ring of friends) şeklinde özetledi. Türkiye ile yapılacak zirvenin böylesi bir “dostlar zinciri” yaratma çabalarının parçası olduğunu söyledi. AB, kendisi ile yangın yerine dönüşen Ortadoğu arasında yer alan Türkiye gibi büyük ve güçlü bir ülke ile ilişkilerini geliştirmeyi amaçlıyor. Komiser Hahn, ilişkilerde “yeni bir momentumdan” söz etti. Yeni müzakere başlıklarının açılabileceğini ima etti. Ancak tüm bunlar Türkiye’yi AB içine almak için yapılmayacak. Sınırlarda “dostlar zinciri” oluşturmak için yapılacak. Kısacası AB sınırlarına bekçi istiyor. Bunun için bazı tavizler ve para vermeye hazır. Üyelik vermeye hazır değil. İşin püf noktası burada. Ayrıca AB, Kıbrıs gibi kendisi için önemli bazı konularda Türkiye’yi etkilemenin yolunun üyelik havucunu göstermekten geçtiğini iyi biliyor.
AB-Türkiye ilişkilerinin 56 yıllık bir geçmişi var. Üyelik müzakereleri 10 yıldır devam ediyor. Bu süreçte AB hiç bir zaman “Türkiye’yi üye yapmayacağız” demedi ve demeyecek. Böyle bir şey söylediği anda Türkiye üzerindeki etkisini tamamen yitirir. Türkiye de üye yapılmayacağını anladığı halde “Biz üyelikten vazgeçtik” demez. Zor da olsa, yavaş da olsa, müzakereleri ilerletmeye çalışmanın, üyelikten vazgeçmekten iyi olduğunu düşünür. Aradan 10 yıl değil 20 yıl geçse de müzakereleri sürdürmeye çalışır. “Belki bir gün” umudunu korur. Türkiye’nin AB ile ilişkilerini koparmaması, müzakereleri sürdürmesi, fırsat oldukça yeni fasılların açılmasını zorlaması doğru bir yaklaşımdır. AB ile uyum yönünde adımlar atılması, AB standartlarına ulaşmak için reformlar yapılması doğrudur. AB-Türkiye zirvesinin bu açıdan oluşturduğu fırsatları değerlendirmek yerindedir. Aynı zamanda AB üyeliğinin görülebilir gelecekte mümkün olmayacağını, AB’nin amacının sınırlarında “dostlar zinciri” yaratmak olduğunu akıldan çıkarmamak ve pazarlıkları bu temelde yürütmek önemlidir. Gerçekleşmeyecek AB üyeliği için can attığınız mesajını verirseniz sizden istenecek ödünler artar.

Yazarın Tüm Yazıları
Burkini ve özgürlükler 
Joe Biden ziyareti    
Halep savaşları 
Türk Akımı gerçekleşecek mi?    
Yine mülteci konusu 
Türkiye ve Rusya 
Din ve siyaset 
Rakamlarla mülteci sorunu 
Sıcaklar, kuraklık 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dünya nereye gidiyor? 
Darbe girişimi ve dış politika 
Çözüm daha çok demokrasi 
Sol nerede? 
Sırada İtalya mı var? 
NATO’nun Varşova sınavı 
Avrupa’nın asileri 
Dış politikada doğru adımlar 
İngiltere’nin işi zor 
Büyük Britanya mı, küçük İngiltere mi? 
Avrupalılar ve dünya 
Brexit: Kötü fikir 
Brexit ötesinde AB şüpheciliği 
Demografi ve Avrupa 
1916 Orta Asya ayaklanması 
Ortadoğu’da gençler ne düşünüyor? 
Avrupa ve aşırı sağ   
Doğu Akdeniz’de su sorunu 
Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da 
Ortadoğu’da sınırlar 
Sykes-Picot 100 yaşında 
Vize muafiyeti olacak mı? 
Rusya, Türkiye: Yapısal sorunlar 
22 Mayıs seçimleri yaklaşırken 
Vizesiz Avrupa  
Dine dayalı devlet 
100 yıl sonra Kut’ül Amare 
Irkçılık 
İslam dünyasının durumu  
Kaliteli Rusya analizi 
Panama belgeleri depremi 
BM Genel Sekreteri kim olacak? 
Terörizm ve nükleer güvenlik 
IŞİD’le mücadelede ilahiyat 
Teröre lanet 
Brüksel’den ne çıktı? 
Büyük pazarlık 
Türkiye-AB anlaşması 
Basın özgürlüğü 
Oscarlar ve Spotlight 
Türkiye-AB zirvesine doğru 
İran nereye? 
Suriye: Obama’nın iflası 
Zor günler 
Suriye açmazları 
Suriye’de ateşkes mi? Chamberlain’in hayaleti 
Su ve elektrik 
Suriye: Köyün minareleri 
AB ve gelecek 
Dördüncü endüstri devrimi 
Temelleri sarsılan AB 
Avrupa’nın kaybolan rüyası 
Ortadoğu’da bir Çinli 
İslam dünyasının durumu 
Avrupa’nın popülizm sorunu 
Suudi Arabistan-İran krizi 
ABD’de kadın başkan 
2016’ya “Merhaba” derken 
Ne olacak bu AB’nin hali? 
Dış politikada gerçekçilik 
Türkiye-İsrail ilişkileri 
Ortadoğu’da mezhep kavgaları 
Tarihi Paris anlaşması 
İslam, Müslümanlar, Batı 
Stratejik rekabet 
AB-Türkiye zirvesi 
Gerilimi düşürme zamanı 
20 yıl sonra Bosna 
Gözler Paris’te 
İklim değişikliği ve global endişe 
Yaklaşan G20 zirvesi 
Su ve İsrail 
Diğer seçimler: Azerbaycan 
Türkiye: Umut ve kaygı 
Coğrafya ve politika (jeo-politik) 
Rusya’nın artan askeri gücü 
Terörizm başaramaz 
Seçimlere doğru Türkiye 
Putin Suriye’de neyin peşinde? 
Enerji, AB, İran 
Hac faciasının düşündürdükleri 
BM başarılı oldu mu? 
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri 
Yunanistan’a istikrar gelecek mi? 
Corbyn başarabilir mi? 
Suriye satrancında Rusya 
İnsan kaçakçıları 
Savaşların kurbanı çocuklar 
Mısır’ın enerji piyangosu 
Yine suyun önemi 
AB’nin mülteci krizi 
AB’nin mülteci krizi 
Tsipras’ın sınavı 
Türkiye’de karar halkın 
Türkiye’ye üzülmek 
Stratejik bir kaynak: Su 
Başka bir “çılgın proje” 
Çocuklar öldürülmesin! 
Enerjide Türkiye-AB işbirliği 
Türkiye ve uyanan dev 
IŞİD’le savaş 
Yunanistan: Sönen umutlar 
AB’nin geleceği 
İran’la tarihi anlaşma 
Rusya’nın ayıbı 
Evet mi, hayır mı? 
Suriye’ye dikkat 
İran’la anlaşma olacak mı? 
ABD’ye bakış 
Rakamlarla mülteci krizi 
Magna Carta 800 yaşında 
Dünyada silahlı çatışmalar 
Yunanistan’ın geleceği 
Türkiye’de yeni dönem 
Güç paylaşımı, Lübnan 
Güç paylaşımı, Kuzey İrlanda 
Güç paylaşımı, Bosna 
Geçmiş ve gelecek 
ABD’nin Irak fiyaskosu 
Arakan Müslümanlarının trajedisi 
Siyasette deprem 
Zafer günü 
İngiltere nereye? 
Akdeniz’de stratejik dengeler 
ABD’nin Türkiye’ye bakışı 
Vietnam Savaşı’nı hatırlamak 
Akdeniz trajedileri ve AB 
Yunanistan: Karar zamanı 
Seçimler ve sonrası 
Esas konu geleceğimiz 
Milletin makûs talihi 
Siyasette yeni soluk 
Siyasette yeni soluk 
Çoklukta ölüm bile tatlıymış… İnanmayın! 
İran’la satranç 
Toprakları kanlı Yemen 
Bir yıl sonra Kırım 
İnternete bakış 
Çanakkale geçilmez 
Netanyahu sınavda 
Kadın liderler zorda 
Rumlar ne düşünüyor? 
Savaş çığırtkanı Netanyahu 
Rusya ve Putin 
Demokrasi, demokratlık 
Avrupa’nın kaderi Almanya ve Rusya’nın elinde 
Türkiye’nin kadınla sınavı 
Ukrayna anlaşması kalıcı mı? 
Yunanistan’ın kader günleri 
Avrupa’nın Ukrayna sınavı 
Yakarak öldürmek 
Sina’da ne oluyor? 
Ekonomi ve siyaset 
Yunanistan kavşakta 
Dünyada demokrasi geriliyor mu? 
Euro bölgesinin sorunları 
Avrupa ne yapmalı? 
Müslümanlar ne yapmalı? 
Terörizm hepimizin düşmanı 
Risk toplumu 
Robotlar ve işçiler 
2015: Seçimler yılı 
Güzel Türkçemiz 
Enerji jeo-politiğinde LNG 
2015’te Ortadoğu 
Putin zorda 
Yunanistan’a dikkat 
Gelir uçurumu 
Enerji oyununda kritik gelişme 
Nükleer enerji 
Yeni soğuk savaş mı? 
Dünya Bankası’nın iklim raporu 
Yine iklim değişikliği 
İran’la anlaşma mümkün olacak mı? 
ABD ve Çin sürprizi 
Küreselleşmenin neresindeyiz? 
Mescid-i Aksa 
İngiltere AB’den çıkacak mı? 
ABD Kongresi için yarış 
Ukrayna ve Tunus’ta kritik seçimler 
Türkiye’nin G20 dönem başkanlığı 
Petrol fiyatları düşerken 
Eşitsizlik sorunu 
Küreselleşme ve dünya düzeni 
Ebola tehdidi  
Kurbanlar 
Türkiye’nin Ortadoğu sınavı 
Dünya düzensizliği ve BM 
IŞİD hedefte 
Barbarlar kapıdayken 
İskoçya: Kader günü 
İskoçya’dan Katalonya’ya 
İskoçya referandumu 
Kissinger’in “Dünya Düzeni” 
Kritik NATO zirvesi 
Arap dünyasında siyasal İslam 
Türkiye’de yeni dönem (mi?) 
AB ve Akdeniz 
Deneme sırası Norveçlide 
Putin, Aliyev, Sargsyan 
2014’te insani kalkınma 
Kavşaktaki Türkiye 
Türkiye ne düşünüyor? 
Uluslararası guguk 
10 Ağustos ve Kıbrıs 
İsrail kazanabilir mi? 
Yazacak ne kaldı? 
Hepimiz Gazzeliyiz 
Gazze senaryoları 
Filistin trajedisi 
Su sorunu ve uluslararası su hukuku 
Müslümanlar radikalizme karşı 
Türkiye cumhurbaşkanı 
Savaş: 100 yıl önce ve şimdi 
Çin ve Ortadoğu 
Dünyanın mülteci sorunu 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dış politikada gerçekçilik 
Dış güçler 
Bravo Obama 
AB’nin yeni açmazları 
Kapitalizm ve eşitsizlik 
Mısır nereye? 
Öteki Avrupa seçimleri 
Küresel ısınma ve güvenlik 
Avrupa nasıl yolunu kaybetti? 
Washington’dan Biden geliyor 
Batı sonrası düzen 
Türkiye’nin enerji amaçları 
Doğu Akdeniz ve Çin 
Irak’ın geleceği 
Transatlantik ilişkiler, Türkiye 
Orhan Veli 100 yaşında 
Kıbrıs- Güney Afrika 
Ukrayna bıçak sırtında 
Etnik anlaşmazlıklara çözüm 
Türkiye-AB ilişkileri nereye? 
Afganistan’da kritik seçimler 
Türkiye’de “yeni dönem” 
Türkiye seçim sınavında 
Türkiye yanlış yolda 
Yasaklarla nereye kadar? 
Kırım’ın ilhakı ve biraz tarih 
Kırım: Kritik gün 
Ukrayna, Kırım, enerji 
Eşitlik: Uzun ince yol 
Ukrayna dersleri 
Rusya Kırım’a dönüyor mu? 
Venezuela’da ne oluyor? 
Kiev “Meydan muharebesi” 
Kiev alev alev 
Rusya, Mısır, Doğu Akdeniz 
Türkiye, İsrail, Doğu Akdeniz 
Müzakereler başlarken 
Soçi Olimpiyatları başlarken 
Döviz ve durum tespiti 
Fransa-Türkiye ilişkileri 
Ukrayna: Rusya-AB rekabeti 
Gözler Cenevre 2’de 
2014’te savaş çıkar mı? 
Siyasi partilerin geleceği 
Downer başarabilecek mi? 
Cesur yeni dünya 
Avrupa’da aşırı sağa bakış  
Ekonomik beklentiler zayıf 
2014 ve Kıbrıs 
2014 ve Türkiye 
Mandela: Özgürlük meşalesi 
Ortadoğu’da Türkiye algısı 
Eleştirel ve özgür düşünce 
Fikirler, özgürlük ve hukuk