Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

Statükonun Anası!...

16 December 2015, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Hafta sonu Kıbrıs Barış Konseyi’nin öncülüğünde “Savaş Karşıtı Yürüyüş” düzenlendi… Yürüyüş Dikelya’daki İngiliz askeri üslerinin önünde yapıldı… Bilindiği gibi Kıbrıs’ta 1960’da Garantörlük Antlaşmasının ekinde Birleşik Krallık Ağrotur ve Dikelya’da iki egemen üs bölgesine sahip oldu. Suriye’deki savaşta bu üslerden kalkan uçaklar da bugünlerde kullanılıyor… Önceki zamanlarda kullanıldığı gibi… Bir anlamda bu üsler maharetiyle ülkemiz savaşın içine çekilmiştir… Bu sıcak gelişmeye duyarlılık gösteren ve tepki koyan herkesi tebrik etmek lazım… Son yıllarda en anlamlı eylemini gerçekleştirenlerin hakkını teslim etmek lazım…Doğrusu yurt dışında olduğumdan ve o gün döndüğümden ötürü haberim olmadı… Yoksa katılmak isterdim.

 

Çözümün mihenk taşı
Bugünlerde bu tür duyarlılıklar çok önemlidir… Ülkemizin içine çekilmek istendiği durumun anlaşılması bakımından da böylesi tepkiler hayatidir… Ama yeterli değildir… Bu eyleme Türkiye ve Yunanistan’dan savaş karşıtı grupların da ilgi göstermesi ilginçti… Çözümün mihenk taşını mevcut askeri üslerin statüsü ve konumu oluşturduğunu sanırım söylemeye gerek yok… Elbette müzakere dosyasında böyle bir başlık konuşulmuyor… Olmaması bile garip denebilir fakat bu başka bir yazının konusu olacak kadar derin bir mevzudur. İngiltere’nin Kıbrıs halklarının rızasını almadan (egemen üsler olsa bile) kendi başına bu işi yapmasına engel olmanın yolu onları rahatsız etmekten geçmektedir. Kıbrıs meselesinin çözümünün yoğun olarak tartışıldığı şu günlerde sivil toplumun askeri üslere dönük tepki göstermesi yerindedir… Bulunacak çözümde bu üslerin tartışılmadığı ve müzakere dosyası dışında tutulduğu aşikardır… Lakin bugünlerde Suriye’deki gelişmeleri düşündüğümüzde adanın önemi bir kez daha hatırlanmaktadır… Bu önemin çözümle alakası yoktur… Adanın cephe olarak kullanılmasıyla ilgisi vardır…
Kıbrıs’ta çözüm, Suriye’de savaş…
Öyle ki yıllardır süren ve sanki yarın çözüm olacakmış gibi bir havanın inandırıcılığını üslerden kalkıp Suriye’nin tepesine bırakılan bombalardan bile tahmin etmek mümkündür… Kıbrıs’ta çözüm, uzlaşma ama Suriye’de savaş… Doğrusu pek inandırıcı duruyor… Hatta arada bir parmak bal çalmak için üslerin bir bölümünü çözüm olduğu takdirde yeni devlete bırakabileceklerini açıklayan İngiliz yetkililer… Bu paradoks çözüm yanlılarının içine kurt düşürmesin de kime düşürsün?!Doğrusu aklım bir türlü almıyor… “İngiliz üslerini çözüm olduğunda bırakabiliriz” sözü aslında aydınlatılması gereken bir sözdür… Sanki hiçbir zaman çözüm olmayacakmış gibi ortaya söylenen bir açıklama gibi… Çözüm müzakere edilirken, İngiltere’nin Suriye’yi buradan, bizim topraklarımızdan bombalaması neye delalettir?
Irak’ta nükleer silah yalanıyla ABD ve İngiltere’nin ortak işgalinin yanlışlığı sonradan anlaşıldı; Blair özrünü yıllar sonra diledi… Ama Irak’ta masum yüz binler katledildi. Bu işgalin sonuçlarından birisi de Suriye’nin bugünkü durumudur… Suriye’de İŞİD/DAİŞ gökten zembille mi indi?

 

Çözümün gerçekçi zemine oturabilmesi için…
Kıbrıs’ta çözüm konuşurken inandırıcı ve yapıcı olmanın yolu, İngiliz üslerinin de sorgulanmasından geçmektedir… Çözüm demek zaten mevcut durumdan farklı bir yapıya geçmek demektir… Mevcut yapıdan hiç rahatsız olmayan İngiltere’nin üslerini konuşmak, onların varlığının tehdit olduğunu halka anlatmak İngiltere’yi ciddi olarak rahatsız edecektir… Çözümün gerçekçi zemine oturmasına böylesi yeni ve içi dolu tartışmalar katkı koyabilir… Dolayısıyla çözüm yanlılarının “Bu sefer umutluyum!” sözlerinin arasında üslerdeki gelişmelerden rahatsız olduklarını da koymaları onların tezlerini zayıflatmaz; bilakis güçlendirir… Müzakerecilerin arkasına iki yandaki halkların üs tartışmalarının rüzgarını alması, onların ellerini güçlendirebilir… Özellikle İngiltere’nin Kıbrıs çözümünde başarıyla kendisini izole etmesinin de önü alınmış olur... Dahası, İngiltere’nin çözüm olmadığı takdirde konumunun ülkede tehlikeye gireceğini hissettirmek Kıbrıslıların özlediği çözümün önünü ciddi olarak açabilir… Tersi yanlıştır… Yani liderler çözümü müzakere etsinler biz de onları referandumda destekleriz demek aslında çözümü değil statükoyu üstü örtülü olarak desteklemek manası taşır… Kıbrıs’ta statükonun anası İngiliz üsleridir… Kısaca ne 1963, ne 1974, ne de 2004’den itibaren Kıbrıs’ın  ½ Ada olarak AB’deki varlığı İngiltere’yi hiç rahatsız etmemiştir… Hala daha rahatsız ettiğini düşünmüyorum… Velev ki savaş karşıtı eylemlilikler üslerle ilişkilendirilebilirse ve müzakerelere yansıtılabilirse çözümle ilgili bir umut yeşertmek mümkün olabilir… Yoksa üzerimizden savaş uçakları kalkıp komşu ülkeler bombalanırken sesimiz çıkmazsa, çözümün gerçekleşmesi “mucizevi” bir beklentiden başka anlam taşımaz…40 kusur yıldır olduğu gibi… Bu sefer ensemizde savaş uçaklarıyla boza pişirecekler… Bu anlamda şahsen durumu çok vahim gördüğümü de söylemek zorundayım…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!