Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” …

23 December 2015, Wednesday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Demokrasi ile vekâlet arasında derin, dar ve ters yönlü bir ilişki var… Vekâletler arttıkça demokrasiden uzaklaşılıyor… Vekâlete görev tabiriyle bakıldığında aslında iş yapmamak üzerine kurgulanmış dar bir kapsama sahiptir… Öte yandan derindir çünkü geçmişe dair dikey boyuta sahiptir… Ve ülkemiz de hızla vekâleten idare edilen bir kimliğe bürünüyor… KKTC anormallikler ülkesi olmaya tereddütsüz yol alıyor… Bir bakıyorsunuz etrafımızda vekâletler zincirleme gidiyor… Kim kime vekâlet vermiş? Nasıl vermiş? Neden vermiş? Belli bile değil… Diyeceksiniz ki; asil olan zaten işin ehli değil, belki vekâleten yürüten bir şeyler yapar… Nerde o günler?! Hayatımızı vekâleten yaşıyoruz… Hatta olaya yakından bakarsanız hakikaten topyekûn vekâleten yaşadığımıza bile hükmedebilirsiniz… Yürütmenin başından, kamu kurumlarımıza, üniversite üst yönetimlerine, dahi diplomatik temsilciliklere kadar bir “vekâlet baharı” yaşıyoruz… Buradan yola çıkarak buna biraz daha gerilerden bakmakta fayda vardır…
Vekâlet, vesayettir…
Bu durum elbette ülkenin siyasi geçmişinden bağımsız ele alınamaz… Ülke bağımlı olmuş, sömürgeleştirilmiş, eski deyimle müstemleke düzeni yaşamış ve bunun kültürel bir erozyonu sinsice içimize sinmiştir. Yani “müstemleke kültürü” inşa edilmiş bir hakikattir… Öyle ki sömürgelikten çıkma mücadelesi de pek vermiş değiliz. Öyle olmuş olsa göreceli bir aydınlanma olacaktı… Yani İngiliz elini, kolunu sallayarak idare etmesini becermiş buralardaki ahaliyi… Bugünkü politik kültürümüzdeki taşralılığımızın kökeninde bu kadim kodların da etkisi vardır… Hasılı, bugün “vekâlet” altında yaşamakla “vesayet” altında yaşamak arasında da bir ilişki olduğunu söylemeye bile gerek yoktur…

Neden KKTC’de küresel yazılım firması yok?
Bugün siyasetçilere “Ankara’da başka Lefkoşa’da başka konuşuyorsunuz” denildiğinde çok ağırlarına gidiyor… Buna en çok da “soldan” siyaset yapanlar alınıyor… Halbuki bu doğru bir tespittir… Önce bunu kabul etseler çözüm o kadar kolay olacak ki… Lakin bunun böyle olmadığını anlatmak için kırk dereden su getiriyorlar… Bu da ikinci bir hakikattir… Bu ikinci hakikatin hayatın içindeki etkisini kırmanın yolu siyasilerin, ekonomi politikalarını belirlerken dar siyaset zihniyetiyle düşünmemesidir… Küçük ve mikro projelerle ülkenin dışarıdan gelecek yabancı yatırım imkanlarına cazip hale getirilmesidir… Öyle ki bu yatırım imkanları ne yeni otel ve gazino inşa edilmesi ne de yeni üniversite kurulmasına izin verilmesidir… Bunun yolu küresel teknolojik iletişim fırsatlarının açtığı potansiyel yatırımları ülkeye teşvik etmektir… Bunun “tanınmayla manınmayla” da alakası yoktur… Ufuk ve vizyonun varlığıyla alakalıdır. Örneğin KKTC hiç küresel iş yapan yazılım firması yoktur… Bir an 10 bin yazılım firmasını ülkeye çekmeye karar verildiğini düşünelim… Ukrayna bunların en iyileri arasındadır… On bin yazılım firması demek onların aileleri ve çalışanlarıyla ülkeye gelmesi demektir… Böyle bir yatırımla gelecek vergi gelirleri ülkenin dış kaynak ihtiyacının sıfırlanması demektir… Bu yeni küresel düzenin verdiği fırsatlardan sadece biridir…
“Şükran (Dilenci) Ekonomisi”
Ülke yıllarca sağ iktidarların Ankara’ya avuç açması mantığıyla yönetildi… Sol siyaset ise bunu cepheden eleştirdiği halde alternatif yollara değil; sağ iktidarların bilinen yolarına yöneldi… Böylece ne oldu? Sistem yardıma dayalı “şükran(dilenci) ekonomisi” haline dönüştü… Bir zamanlar “Şükran Ekonomisi” şeklinde bu sisteme eleştiri yapanlar benzer normları hayata geçirmekten geri kalmadılar… Dahası “Tam Bağımsız Kıbrıs” sloganları atıp önde yürüyenler şimdi torun torba sahibi oldular… Saçlarının tümüne kırlar düşmüş siyasetçiler bugünlerde yeni bir süreçle karşı karşıya olduklarının farkında bile değiller… Dahası, siyasi sistem onların bildikleri kültürel kodları geride bırakmak üzere… Onların attıkları sloganlar aslında boşuna atılmış… Dolayısıyla hem “vekâletten” hem de “şükran ekonomisi”nden kurtulmanın yolu artı değer yaratacak yatırımların önünü açmaktır… Yoksa bu aktörler ve iş insanlarının ekonomiyi büyütmeye güçleri yetmeyeceği aşikârdır. Artık şimdilerde herkes küreselleşmenin emrine amade… Sistemler, ülkeler ve bölgeler birbirine bağımlı hale gelmiş… Dolayısıyla birbirimize kırılmadan küsmeden bu ekonomik yapının kendine yeteceği bir stratejik büyüme ve bölüşmeyi somut olarak hayata geçirmenin yolunu bulmalıyız… Yoksa daha çok ağlarız…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!