Dr. İsmail Kemal

 

Dış politikada gerçekçilik

24 December 2015, Thursday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Dış politikayı ideolojik yaklaşımlardan uzak tutmanın önemine “Türkiye-İsrail ilişkileri” başlıklı geçen yazımda değinmiştim. Türkiye bağlamında konuyu biraz daha açmak istiyorum. Türkiye dış politikasında sadece Ortadoğu’da değil, ülkeyi çevreleyen tüm bölgelerle ilişkilerde ciddi tıkanma yaşanıyor. Kendini dış politikada “en büyük otorite” olarak gören bir ekibin bu alanda karşı karşıya kaldığı açmaz herkes için dersler içerir. “İdeolojik dış politika” sadece İslamcılara özgü bir şey değildir. Sol kesimler de aynı hataları yapmıştır ve yapabilir. AKP’nin dış politika yaklaşımlarına baktığımda aklıma hep gençlik yıllarımızda “hızlı komünistken” yaptığımız dış politika analizleri gelir. İdeolojiler farklı ama yaklaşım benzer. Taha Akyol, dün Hürriyet gazetesindeki “İslamcı siyaset” başlıklı yazısında Türkiye’deki İslamcı kesim ve AKP iktidarı açısından durumu güzel özetledi: “İslamcı kesimde “ümmet coğrafyası, yüz yıllık parantezin kapatılması, Şam’da Ulu Cami’de bayram namazı” gibi romantik sloganlarla ifade edilen siyasetten şimdi Türkiye Cumhuriyeti’nin klasik dış politikasına dönülüyor.”
Hatırlanacağı gibi uzun süre Türkiye dış politikasına getirilen “yenilik” büyük başarı olarak sunuluyor, övülüyor, fazla sorgulanmıyordu. Ahmet Davutoğlu’nun kitap ve makalelerinde çizilen strateji, dış politikada “devrim” addediliyordu. Daha önce izlenen dış politika yerden yere vuruluyordu. Türkiye’ye “yeni ufuklar” vaat ediliyordu. Ortadoğu’ya ve dünyaya ideolojik gözlüklerle bakılan bu politikaların Türkiye’yi getirdiği nokta ortada. Taha Akyol “Ortadoğu siyaseti ideolojik dille ve miting coşkusuyla yürütülmeseydi” durum farklı olurdu diyor ve dolaylı olarak bu siyasetin mimarlarını eleştiriyor. Kendisine tamamen katılıyorum. Şimdi AB ve NATO ile İsrail’le ilişkileri tamir etme çabalarında kendini ifade eden bir “düzeltme” çalışması var. Bu çabaları desteklemek gerek. Zararın neresinden dönülürse kardır. Keşke “düzeltme” çabaları daha önce başlasaydı. Tabii “yalnız” konumda Batı’ya dönüşün ciddi riskleri de var.
Ülkelerin kendine güvenmesi, gücünü optimal olarak kullanması dış politikada başarı için şarttır. İdeolojik yaklaşımlar kendine güvenin gereğinden fazla artmasına, eldeki gücün abartılmasına yol açar. Güç ve olanaklarının üstünde iş yapmaya çalışmak dış politikada yarardan çok zarar getirir. Girişken, yenilikçi olmak, hesaplı riskler almak, bu çerçevede “büyük düşünmek”, “vizyon ortaya koymak” başka şeydir, ideolojik yaklaşımlarla ayakları yerden kesmek başka şeydir. İkincisini yaptığınızda evdeki hesap çarşıya uymaz. Dış politikada rasyonel, pragmatik olmak, ideoloji değil çıkarlar temelinde hesap kitap yapmak gerekir. “Türkiye Cumhuriyeti’nin klasik dış politikası” buna dayanıyordu. Eleştirilecek, yenilenecek yönleri yok muydu? Vardı. Rahmetli İsmail Cem, Dışişleri Bakanı olarak bunu başlatmıştı. Yavaş yavaş ve dikkatli bazı düzeltmeler yapmak yerine “parantez kapatma” sevdasına kapılmak şimdiki tabloyu doğurdu.
Türkiye’nin esas itibarıyla Batı ittifakı içinde yer alması, ABD ve AB ile yakın işbirliği içinde olması gereklidir. Temel toplumsal vizyon olan “muasır medeniyetler seviyesine yükselmek” ve jeo-politik gerçekler, çıkarlar bunu gerektirir. Siyasal İslamcı yaklaşımlarla “Batı düşmanlığı” yapmak Türkiye’ye yarar getirmez. Bu temel tespit “körü körüne Batı dostluğu” anlamına gelmez. Osmanlı, can düşmanı Rusya’ya karşı Batı ile ittifak yapıyordu ama Batı içindeki anlaşmazlıklar ve kavgalardan yararlanmayı beceriyordu. İşte bu noktada İsmail Cem’in temellerini attığı ve AKP iktidarının da devam ettirdiği “bağımsız dış politika potansiyelini geliştirme” konusu gündeme gelir. Şimdi Türkiye’nin Batı’yı ve NATO’yu “yeniden keşfetmesinin” taşıdığı risk bağımsız dış politika potansiyelinin zayıflaması ve Batı’ya gereğinden fazla mecbur olma ihtiyacıdır. Batı ittifakı içinde yer alırken ulusal çıkarların gerektirdiği konularda Batı’nın baskılarına karşı koyabilmek için hem ekonomik, hem siyasi açıdan güçlü konumda olmak, uluslararası siyasetin diğer aktörleri ile Batı’yı dengeleyebilme potansiyeline sahip olmak gerekir. İslamcı dış politikanın ülkeyi getirdiği noktada en büyük risklerden biri Batı’ya gereğinden fazla bağımlı hale gelmektir. Bu riski azaltmanın yolu içte kutuplaşmayı yumuşatmak, iç barışı, sosyo-ekonomik gelişmeyi sağlamak, bölgede ve dünyada başka aktörlerle ilişkileri güçlendirmek, hayal alemine dalmadan doğru çıkar hesabı yapmaktır. Taha Akyol’un “Sıkışan Türkiye’nin dış politikada geniş dostluklar ağına ihtiyacı vardır” tespiti bu çerçevede önemlidir.
Hangi dünya görüşünden olursa olsun siyasal aktörler, iktidarlar, dış politikaya ideoloji bulaştırmamalıdır. Kıbrıs Türk solunun da böyle bir problemi var. Dış politika soğukkanlı çıkar hesapları, rasyonalizm, pragmatizm temelinde yürütülmelidir. Palmerston'ın ünlü "İngiltere'nin ebedi dostları ve ebedi düşmanları yoktur, çıkarları vardır" sözlerini rehber almakta yarar var.

Yazarın Tüm Yazıları
Burkini ve özgürlükler 
Joe Biden ziyareti    
Halep savaşları 
Türk Akımı gerçekleşecek mi?    
Yine mülteci konusu 
Türkiye ve Rusya 
Din ve siyaset 
Rakamlarla mülteci sorunu 
Sıcaklar, kuraklık 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dünya nereye gidiyor? 
Darbe girişimi ve dış politika 
Çözüm daha çok demokrasi 
Sol nerede? 
Sırada İtalya mı var? 
NATO’nun Varşova sınavı 
Avrupa’nın asileri 
Dış politikada doğru adımlar 
İngiltere’nin işi zor 
Büyük Britanya mı, küçük İngiltere mi? 
Avrupalılar ve dünya 
Brexit: Kötü fikir 
Brexit ötesinde AB şüpheciliği 
Demografi ve Avrupa 
1916 Orta Asya ayaklanması 
Ortadoğu’da gençler ne düşünüyor? 
Avrupa ve aşırı sağ   
Doğu Akdeniz’de su sorunu 
Dünya İnsani Zirvesi İstanbul’da 
Ortadoğu’da sınırlar 
Sykes-Picot 100 yaşında 
Vize muafiyeti olacak mı? 
Rusya, Türkiye: Yapısal sorunlar 
22 Mayıs seçimleri yaklaşırken 
Vizesiz Avrupa  
Dine dayalı devlet 
100 yıl sonra Kut’ül Amare 
Irkçılık 
İslam dünyasının durumu  
Kaliteli Rusya analizi 
Panama belgeleri depremi 
BM Genel Sekreteri kim olacak? 
Terörizm ve nükleer güvenlik 
IŞİD’le mücadelede ilahiyat 
Teröre lanet 
Brüksel’den ne çıktı? 
Büyük pazarlık 
Türkiye-AB anlaşması 
Basın özgürlüğü 
Oscarlar ve Spotlight 
Türkiye-AB zirvesine doğru 
İran nereye? 
Suriye: Obama’nın iflası 
Zor günler 
Suriye açmazları 
Suriye’de ateşkes mi? Chamberlain’in hayaleti 
Su ve elektrik 
Suriye: Köyün minareleri 
AB ve gelecek 
Dördüncü endüstri devrimi 
Temelleri sarsılan AB 
Avrupa’nın kaybolan rüyası 
Ortadoğu’da bir Çinli 
İslam dünyasının durumu 
Avrupa’nın popülizm sorunu 
Suudi Arabistan-İran krizi 
ABD’de kadın başkan 
2016’ya “Merhaba” derken 
Ne olacak bu AB’nin hali? 
Türkiye-İsrail ilişkileri 
Ortadoğu’da mezhep kavgaları 
Tarihi Paris anlaşması 
İslam, Müslümanlar, Batı 
Türkiye ve AB üyeliği 
Stratejik rekabet 
AB-Türkiye zirvesi 
Gerilimi düşürme zamanı 
20 yıl sonra Bosna 
Gözler Paris’te 
İklim değişikliği ve global endişe 
Yaklaşan G20 zirvesi 
Su ve İsrail 
Diğer seçimler: Azerbaycan 
Türkiye: Umut ve kaygı 
Coğrafya ve politika (jeo-politik) 
Rusya’nın artan askeri gücü 
Terörizm başaramaz 
Seçimlere doğru Türkiye 
Putin Suriye’de neyin peşinde? 
Enerji, AB, İran 
Hac faciasının düşündürdükleri 
BM başarılı oldu mu? 
Sürdürülebilir kalkınma hedefleri 
Yunanistan’a istikrar gelecek mi? 
Corbyn başarabilir mi? 
Suriye satrancında Rusya 
İnsan kaçakçıları 
Savaşların kurbanı çocuklar 
Mısır’ın enerji piyangosu 
Yine suyun önemi 
AB’nin mülteci krizi 
AB’nin mülteci krizi 
Tsipras’ın sınavı 
Türkiye’de karar halkın 
Türkiye’ye üzülmek 
Stratejik bir kaynak: Su 
Başka bir “çılgın proje” 
Çocuklar öldürülmesin! 
Enerjide Türkiye-AB işbirliği 
Türkiye ve uyanan dev 
IŞİD’le savaş 
Yunanistan: Sönen umutlar 
AB’nin geleceği 
İran’la tarihi anlaşma 
Rusya’nın ayıbı 
Evet mi, hayır mı? 
Suriye’ye dikkat 
İran’la anlaşma olacak mı? 
ABD’ye bakış 
Rakamlarla mülteci krizi 
Magna Carta 800 yaşında 
Dünyada silahlı çatışmalar 
Yunanistan’ın geleceği 
Türkiye’de yeni dönem 
Güç paylaşımı, Lübnan 
Güç paylaşımı, Kuzey İrlanda 
Güç paylaşımı, Bosna 
Geçmiş ve gelecek 
ABD’nin Irak fiyaskosu 
Arakan Müslümanlarının trajedisi 
Siyasette deprem 
Zafer günü 
İngiltere nereye? 
Akdeniz’de stratejik dengeler 
ABD’nin Türkiye’ye bakışı 
Vietnam Savaşı’nı hatırlamak 
Akdeniz trajedileri ve AB 
Yunanistan: Karar zamanı 
Seçimler ve sonrası 
Esas konu geleceğimiz 
Milletin makûs talihi 
Siyasette yeni soluk 
Siyasette yeni soluk 
Çoklukta ölüm bile tatlıymış… İnanmayın! 
İran’la satranç 
Toprakları kanlı Yemen 
Bir yıl sonra Kırım 
İnternete bakış 
Çanakkale geçilmez 
Netanyahu sınavda 
Kadın liderler zorda 
Rumlar ne düşünüyor? 
Savaş çığırtkanı Netanyahu 
Rusya ve Putin 
Demokrasi, demokratlık 
Avrupa’nın kaderi Almanya ve Rusya’nın elinde 
Türkiye’nin kadınla sınavı 
Ukrayna anlaşması kalıcı mı? 
Yunanistan’ın kader günleri 
Avrupa’nın Ukrayna sınavı 
Yakarak öldürmek 
Sina’da ne oluyor? 
Ekonomi ve siyaset 
Yunanistan kavşakta 
Dünyada demokrasi geriliyor mu? 
Euro bölgesinin sorunları 
Avrupa ne yapmalı? 
Müslümanlar ne yapmalı? 
Terörizm hepimizin düşmanı 
Risk toplumu 
Robotlar ve işçiler 
2015: Seçimler yılı 
Güzel Türkçemiz 
Enerji jeo-politiğinde LNG 
2015’te Ortadoğu 
Putin zorda 
Yunanistan’a dikkat 
Gelir uçurumu 
Enerji oyununda kritik gelişme 
Nükleer enerji 
Yeni soğuk savaş mı? 
Dünya Bankası’nın iklim raporu 
Yine iklim değişikliği 
İran’la anlaşma mümkün olacak mı? 
ABD ve Çin sürprizi 
Küreselleşmenin neresindeyiz? 
Mescid-i Aksa 
İngiltere AB’den çıkacak mı? 
ABD Kongresi için yarış 
Ukrayna ve Tunus’ta kritik seçimler 
Türkiye’nin G20 dönem başkanlığı 
Petrol fiyatları düşerken 
Eşitsizlik sorunu 
Küreselleşme ve dünya düzeni 
Ebola tehdidi  
Kurbanlar 
Türkiye’nin Ortadoğu sınavı 
Dünya düzensizliği ve BM 
IŞİD hedefte 
Barbarlar kapıdayken 
İskoçya: Kader günü 
İskoçya’dan Katalonya’ya 
İskoçya referandumu 
Kissinger’in “Dünya Düzeni” 
Kritik NATO zirvesi 
Arap dünyasında siyasal İslam 
Türkiye’de yeni dönem (mi?) 
AB ve Akdeniz 
Deneme sırası Norveçlide 
Putin, Aliyev, Sargsyan 
2014’te insani kalkınma 
Kavşaktaki Türkiye 
Türkiye ne düşünüyor? 
Uluslararası guguk 
10 Ağustos ve Kıbrıs 
İsrail kazanabilir mi? 
Yazacak ne kaldı? 
Hepimiz Gazzeliyiz 
Gazze senaryoları 
Filistin trajedisi 
Su sorunu ve uluslararası su hukuku 
Müslümanlar radikalizme karşı 
Türkiye cumhurbaşkanı 
Savaş: 100 yıl önce ve şimdi 
Çin ve Ortadoğu 
Dünyanın mülteci sorunu 
Türkiye ve Arap dünyası 
Dış politikada gerçekçilik 
Dış güçler 
Bravo Obama 
AB’nin yeni açmazları 
Kapitalizm ve eşitsizlik 
Mısır nereye? 
Öteki Avrupa seçimleri 
Küresel ısınma ve güvenlik 
Avrupa nasıl yolunu kaybetti? 
Washington’dan Biden geliyor 
Batı sonrası düzen 
Türkiye’nin enerji amaçları 
Doğu Akdeniz ve Çin 
Irak’ın geleceği 
Transatlantik ilişkiler, Türkiye 
Orhan Veli 100 yaşında 
Kıbrıs- Güney Afrika 
Ukrayna bıçak sırtında 
Etnik anlaşmazlıklara çözüm 
Türkiye-AB ilişkileri nereye? 
Afganistan’da kritik seçimler 
Türkiye’de “yeni dönem” 
Türkiye seçim sınavında 
Türkiye yanlış yolda 
Yasaklarla nereye kadar? 
Kırım’ın ilhakı ve biraz tarih 
Kırım: Kritik gün 
Ukrayna, Kırım, enerji 
Eşitlik: Uzun ince yol 
Ukrayna dersleri 
Rusya Kırım’a dönüyor mu? 
Venezuela’da ne oluyor? 
Kiev “Meydan muharebesi” 
Kiev alev alev 
Rusya, Mısır, Doğu Akdeniz 
Türkiye, İsrail, Doğu Akdeniz 
Müzakereler başlarken 
Soçi Olimpiyatları başlarken 
Döviz ve durum tespiti 
Fransa-Türkiye ilişkileri 
Ukrayna: Rusya-AB rekabeti 
Gözler Cenevre 2’de 
2014’te savaş çıkar mı? 
Siyasi partilerin geleceği 
Downer başarabilecek mi? 
Cesur yeni dünya 
Avrupa’da aşırı sağa bakış  
Ekonomik beklentiler zayıf 
2014 ve Kıbrıs 
2014 ve Türkiye 
Mandela: Özgürlük meşalesi 
Ortadoğu’da Türkiye algısı 
Eleştirel ve özgür düşünce 
Fikirler, özgürlük ve hukuk