Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

“Göç” ve “Kimlik”

03 January 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Kıbrıslı Türklerin olsun Rumların olsun gerçek tarihi aslında bir göç tarihidir… Bunun üzerinde sosyal bilimciler yeterince duruyorlar mı? Bir dönem halk arasında göçmenlik ruh hali çok nüks etmişti… Öyle ki “yetişip göçmen düştük” lafı 1970’li yılların ikinci yarısında çokça gündemdeydi… Çocuk yaşımla o yıllarda göçmenlik kavgasını çok işitip, bizzat da yaşamıştık… Etrafınıza bir bakın… Kimisi Baf’ın merkezinden kimisi köylerinden, Kimisi Leymosun’dan kimisi onun köylerinden, kimisi de Larnaka’dan ve köylerinden göçmen gelmişlerdir… Sadece bunlar da değildir… Kimisi Karpaz’dan ya da ülkenin farklı birimlerinden savaş, baskı ve zulümden kaçmışlar, yer değiştirmişlerdir…
Devlet o günlerde bazı iskân politikalarıyla ahaliyi yerleştirmeye çalışmış ve adil bir iskan politikası da yürütememişti… Rahmetli Özker Hoca mıydı Arif Hasan Tahsin miydi (veya Alpay Durduran) hatırlamıyorum; güzel bir laf söylemişti: “200 bin Rum’un çıktığı evlere 50 bin Kıbrıs Türkünü yerleştiremedik”. Dönemin iskân politikasının acizliğini gösteren çarpıcı bir eleştiri…
Ada’nın vatandaş trafiği…

Uzun yıllar göçmenlik üzerinden siyaset biçimlendi… Göç tabii ki bununla da sınırlı değildi… Kıbrıs içinde yer değiştirmeler yani göçmenlik 1955-1974 arasında dalga dalga yaşanmıştı… Nerdeyse Kıbrıslı Türklerin büyük çoğunluğu bir bakıma göçmen olmuştu… Bu kısa 20 yıllık dilime bir de Kıbrıslı Türklerin dış göçünü eklemek gerekir… Özellikle Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya başı çekiyordu… Bunun çok önceleri de var… 1923’te Türkiye’de Cumhuriyet ilanıyla ciddi bir Kıbrıs Türkü Anadolu’ya da göç etmişti… Elbette sonradan Türkiye’ye yerleşen çok Kıbrıslı Türk de olmuştu… Göç meselesinin de de Birleşik Krallığın Adayı sömürgeleştirmesiyle doğrudan bir irtibatı olduğu kesindir. Benzer bir süreç Kıbrıslı Rumlar açısından da yaşanmıştı… Onların da ilk adresleri Birleşik Krallık, Avustralya ve Kanada’da olmuştu… Benzer şekilde onlardan da Yunanistan’a giden belli bir nüfus olduğu söylenir… Göç tabi bunlarla da sınırlı değildir.1974’den sonra Anadolu’dan Kıbrıs’a Kuzey’e ciddi sayıda yurttaş gelmiş, yerleşmiş ve burayı vatan bellemiştir… Bunlar arasında Karadenizli, Çukurovalı, Doğu illerinden yurttaşlar vardır.
Ada’ya kıtalı kuşatması
Bu süreç birkaç evrede yaşanmıştır… İlk akım 1974-1976, ikinci akım 1980-1990 arası, üçüncü akım ise 2000’li yıllarda olmuştur… Bu üç evredeki göçmenlerin de kendi içlerinde farklı toplumsal entegrasyon ve kimlik sorunlarıyla karşılaştıklarını da söylemek lazım… İlk iki dalgada gelenlerin iskân edilmeleri ve üretime katılma koşullarıyla, üçüncü evrede gelen ve halen göçen gruplar arasında statü bakımından ciddi farkları olduğu bir gerçek… İlk iki dalgada gelenler yeni bir kimlikle sürecin içindeler… Üçüncü evredekilerin ise burayla bağları hem ekonomik hem de siyasal anlamda daha düşük seviyede… Bunun da temel sebebi bu gurubun ezici çoğunluğunun asgari ücretli olmasıdır… Bu göçmenliğe üniversiteler yoluyla gelip yerleşen bir grubu da eklemek mümkün… Üniversiteler üzerinden gelip yerleşen farklı üçüncü ülke insanları da artık önemli bir grup oluşturmaktadır… Bunlar arasında Türkmenler, Kırgızlar başı çekmektedir… Son dönemlerde Asyalıların da işçi statüsünden ülkemize göç ettiği gözlemlenmektedir...
Yani 1974 yılından sonraki süreçte bitmeyen bir göç dalgası buradaki toplumsal dinamikleri biçimlendiriyor… Kıtalılar gittikçe Adalıları kuşatıyor… Bu anlamda bu göç dalgalarının Adanın kaderi üzerinde yeni etkiler yarattığını rahatlıkla söylemek mümkündür… Bu durum Güney’de çok daha etkili bir şekilde yaşanıyor… Aslında bunun adadaki kimlik kavgalarına etkisinin orta vadede pozitif olacağını düşünüyorum… Doğal olarak dinamik ve sağlıklı bir yöne doğru gittiğimizi düşünmek için bu heterojen kimliklerin katkısını önemsiyorum… Umarım siyaset de bu çeşitliliği iyi okur ve Ada’nın zenginliği olarak şekillendirebilir…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!