Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

“Cemaati çalan” kılıfını uydurur!

17 January 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Cemaat olduğumuzu ilan ettiklerinden beridir lider arıyor ve onun arkasına takılıyoruz… Önce merhum Dr. Küçük, ardından merhum Denktaş ve onun ardından Dr. Eroğlu… Bu üç tarihi aktör dışında toplumun lider olarak kabul ettiği Talat ve Akıncı da bir yere kadar bu gruba konabilir… Bu durum aslında son derece kısır bir siyasi hayat… Elbette sol düşüncenin iki figürü için demokratik merkeziyetçilik ve katılımcılık, bu iki kavramın şekillendirdiği örgüt önemli bir yere sahiptir… Bakıldığında 21’inci yüzyıla girdik ve toplum hala lider arıyor… Bunun nedenlerini düşündüğümüzde Cemaatleşmenin yarattığı kısırlık ve onun da teslim olduğu Kıbrıs meselesini sorumlu tutmak kolaycılıktır… Öyle ki lider aslında topluma yol gösteren ve öncü olan kişidir… Elbette ideal ilkeler ve hedefler çerçevesinde… Bunun da muasır medeniyet çerçevesinde olması önemlidir…

Pasif öğrencilikten itaat kültürüne…
Bugünlerde reel siyaset bu açıdan fevkalade önemli bir süreçte… Dolayısıyla bu lider arayışı ve kolektif aklın hala işin içine girememesi üzerine kafa yormak gerekiyor… Öyle ki lider belli bir örgüt, belli evrensel değerler ve o değerlere sahip çıkan kadroların içinde sözcülük yapan ve yerini her zaman bir başkasının doldurabileceği bir pozisyondur… Bu lider sıkıntısının aslında temelinde eğitim sisteminin pasif öğrenme odaklı anlayışı yattığını görmek mucitlik yapmak değildir… Bugün ilkokuldan üniversiteye kadar çocuklarımız öğretmenin bilgeliğini pasif şekilde kabul eden bir biçimde okullara gidip geliyorlar... Yani eğitim sistemimiz pasif öğrenici konumunda itaat üzerinden şekilleniyor. Bunun için de öğretmenlerimizin düşündüğünü düşünmesi için öğrenciler yetiştiren bir sistem ortaya çıkıyor. Sorgulamayan, eleştirmeyen ve en mühimi düşünmeyi beceremeyen insan grupları ortaya çıkıyor… Buradan yola çıkarak din ve tarih konusunda hep ne kadar haklı ve doğru işler yaptığımızı öğrencilerimize belletiyoruz… Onlar da bunu pasif konumda hiçbir düşünce sistematiğinden geçirmeden kabul ediyorlar... Bunun adına da öğrenme diyoruz… Bu eğitim sisteminin gençlerimizi körelttiğini görüyor ve üzülüyoruz…

Yeni liderler, yeni itaat grupları, “yeni” görünümlü eskiler…
Bugünlerde bir kişi önce kurduğu sivil toplum hareketiyle bir seçime giriyor ve ardından 6 ay sonra bir parti kuruyor… Hangi ilkeler etrafında birleştikleri henüz belli bile değil… Öyle ya, bunların belli bir bölümü de “yeni lider”in öğrencileri… Yani eğitimin yarattığı bu ikilem burada devam ediyor… Eleştirmeyen, sorgulamayan ve itaat eden bir grup insan… İkinci bir isim bulabilene aşk olsun… Kısacası tek kişi odaklı ve onu sevenlerin oluşturduğu bir parti görüntüsü veya algısı… Bunun bütün toplum için geçerli olup olmadığını zaman gösterecek… İddiam odur ki 1930’lardan beridir cemaate lider arayan bir toplumun buna kendisini kaptırması sürpriz olmaz… Öyle ki yarım asırlık partiler iç dinamiklerinde yeni fikirlere ve kendisini geliştirmiş figürlere çeşitli “bireysel” çıkarlar için yollarına takoz konması, zaten toplumun mayasında olan “kurtarıcı arama” saikıyla birleşince durum kıvama erer…
Özersay lider mi değil mi? Bilemem… Bu arada yukarıdaki tarihi isimlerle de kendisini kıyasladığım sanılmasın… Her bir isim topluma doğru yanlış ciddi hizmetler üzerinden, belli fikirler ve onların örgütsel güçleriyle birlikte yükseldiler… Fakat toplumsal kurtuluş konusunda halkın bildiği bir başarı öyküsü oluşmuş değildir. Öte yandan partinin kuruluş fotoğrafına tek başına bakıldığında bir gençlik örgütü algısı dışında bir enerji vermediği de aşikar… Ama cemaatin deneyip de gördüklerinin icraatı ve fiiliyatı da pek parlak değil… Önlerindeki seçeneklerin hiç biri yeni şeyler söylemediğinde ortaya çıkana(o dahi yeni şeyler söylememesine rağmen) ilgi göstermesi kadar doğal bir durum olamaz… Bu durumu denize düşen yılana sarılır diye de özetlemek mümkündür… Elbette cemaat denize düşmüş falan değildir… Bir yere kadar algılar göreceli koşulların eğilimleriyle şekillenir… Bu eğilimleri doğru okuyup analiz eden olursa Cemaatin arzularını zamanında yakalayabilir…
Yine de başında söylediğimiz eğitim meselesinin açmazı ciddiye alınmadığında algı yanılması siyaseti esir alabilir. Zaten eğitim sistemimizin“pasif” yurttaş olma üzerine kurgulandığını düşündüğümüzde buna da mutlak surette bir kulp bulunur… Yani “Minareyi Çalan Kılıfını Uydurur” misali…

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!… 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!