Prof. Dr. Mehmet Hasgüler

 

40 Adımda “Aşınan” Egemenlik!…

31 January 2016, Sunday    Yorum Yaz   Yazdır  

    

Ülkemiz topraklarında yürüdükçe anlaşılan bir yer olmuş vesselam… Yürümeden önceki Kıbrıs, yürüdükten sonraki Kıbrıs… Ne ilgisi var demeyin… Ülkemizin boş sahalarında eşofmanla sadece yürümek bile egemenliğe tehdit olarak algılanabiliyor… Rahmetli Demirel yürümekle yollar aşınmaz demişti ama egemenliğin aşındığını tarihi Taksim Stadında gördük, yaşadık… Üzerinde yürürken çiğnediğiniz sadece memleketin toprağı değil bir de egemenliğiymiş! Bu dert bizi daha çok süründürür…

Kıskanç milliyetçiliğin yarattığı trajikomedi
Taksim Stadındaki yürümelerimize birileri posta koyduğunu daha önce de yazmıştık… Meğer yürürken “Kıbrıs Cumhuriyetine” ait olan 40 adımlık yerin üzerine bastıkça Güney Polisi BM Barış Gücüne protesto çekiyormuş… BM de doğrudan Çetinkaya Spor Kulübüne… Doğrusu 10 günlük ısrarlı yürümelerin sonucunda o 40 adımlık gidiş ve geliş yönüne dikenli tel çekildiğine şahit olmak hiç hoş değildi… Bunu hiçbir federal ve üniter vicdan ve mantık kabul etmez… Egemenliğin yurttaşın 40 adımlık yürümesiyle aşınacağını düşünen Güney otoritelerinin bu tutumunu çok sığ ve kabul edilmez bir maskaralık olduğunu söylemem gerekiyor… Düşünebiliyor musunuz? Aslında düz mantıkla meseleye baktığınızda 40 adım yürümemizden korkan, ürken Güney otoritelerinin Kuzey’le ilgili tüm rezervleri de anlamsızlaşıyor… Bu dikenli tel tepkisini veya refleksini aslında üstü kapalı biçimde Kuzey’le ilgili tüm iddialarını da sona erdiren bir pozisyon alış olduğu da aşikardır… Yani 40 adımlık yürüme alanını telleyerek komik bir durum yarattıklarını söylemek lazım… Yürürken ülkenin bütününe yönelik egemenlik iddiasının 40 adıma tekabül ettiğini anlamak zor değildir… Burada “kıskanç” milliyetçilik sizi teslim alıp 40 adımlık yürüme alanını1974’den sonra ilk defa çitlediğinizde nasıl trajikomik bir konuma yerleştiğinizi de fark edemiyorsunuz… Zaten sıradan milliyetçiliğin bilinen en eski tavrı çitlemek…

Ülkeyi dikenli teller çitleyerek birleştirmek?!
Hayatımda kendi ülkemde yürürken egemenlik dersleriyle karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim. Şimdilerde masadaki Akıncı’nın Anastasiadis’e karşı elinin çok güçlendiğini söylemek mümkündür… Bunu söylerken milliyetçiliğin aşırıya kaçtığında komikleşmesine bu 40 adımlık yürüme alanı iyi bir örnek niteliğindedir… Bunun Güney otoriteleri açısından ibretlik bir ders olduğu kadar Kuzey’deki egemenlik için yanıp tutuşanlara da bir gönderme içerdiğini hatırlatmak lazım… İki lider Davos’ta ülkeyi birleştirme konusunda BM Genel Sekreteriyle resim çekilirken, Taksim Stadında 40 adıma dikenli tel milliyetçiliğine teslim olmaları son derece hazindi… Ülkeyi dikenli tellerle çitleyerek böldüğünüzü unutmamalısınız… Öyle Kıbrıs’ı böldürtmem böbürlenmesiyle değil; tam da 40 adımlık alanı ortak yürüme alanı olarak görecek hoşgörüyü gösterdiğinizde ülke yeniden birleşme konusunda bir enerjiyi yakalayabilir… Yoksa yürüyen yurttaşların 40 adımlık alanına dikenli tel çektiğinizde bunun hesabı çok ağır olabilir…
Açgözlülük normal hayatta bile çok iticidir… Yürüyerek kuracağımız ortak vatandan 40 adımlık yeri egemenlik için çitlediğinizde ülkenin çözüm ve birleşme vizyonunu“kör milliyetçiliğe” feda ettiğinizi size söylerler… Dahası ülkeyi bütünleştirmeyi değil ayırmayı hedeflediğiniz konusunda kendinizi ele vermiş olursunuz… Bunun adına Kuzey’de statükoculuk derler… Güney’de ne dediklerini bilmiyorum…
Siyasi egemenler kıskanç biçimde egemenliği 40 adımla sınırlı sanarken, Troyka’nın sultasına Güney orta sınıflarını mahkum etmiş olduklarını anlamazlar bile… Önemli mi? Elbette önemlidir… Güney’deki krizin faturasını Troyka orta sınıflara keserken bu egemenlik saplantısındaki siyasiler aynı kıskançlığı neden onlara göstermediler? Halbuki Güney’deki krizi yüklenmesi gereken başka sınıflardı… Yurttaşa 40 adımlık yürüme alanını çitleyenlerin Troyka’nın ülkenin insanını inim inim inletmesine ses çıkarmaması çok garip...

Yazarın Tüm Yazıları
“Mağusa Limanı, Limandır Liman!” 
“Çözüm” hapishanesi!    
Üniversiteler: “Bilim Rekabeti”nde neden yok?! 
Memleketin güzelliğini yaşamak… 
Darbelere karşı “Garpçı” duruş?!   
Eserler “eski,” Mağusa “aynı”: “Büyük sarnıç lağım kuyusu olmuş”! 
90’lı gençlerden mektup var! 
Son kuşağın adı: “Reddediyoruz”! 
Siyasete “cüzzam”ın16 nedeni! 
Ahalinin değişen algısı! 
Durum berraklaşır mı? 
Futbolcu destek, folklorcu köstek!.. 
“Sol”un“sivilleşme” çabası ve güvenlik güçleri 
“Seks kölesi” sicili 
Üçüncü Göz: 3 kez 
Her şerde bir hayır var! 
Darbelerin Gölgesinde Kıbrıs 
Kalkışma algısı... 
Duruma seyirci kalmamalıyız… 
Polislerimiz hâlâ reşit değil mi?! 
Kasis: Zihinsel bir Engeldir! 
“Yalakalığın milleti olmaz…” 
Ayrılma Şoku, AB ve Kıbrıs 
Britanya AB’den kopunca... 
Koordinasyon Ofisi?!    
Nerede bu gençler? 
Aile şirketleri ve kurumsallaşma 
Kapıları çözüme açmak 
Erhürman ve siyasette güven 
Anastasiadis’i bekleyen “rol” 
Türkiye Kökenli Yurttaşlar Güney’e neden geçemiyor? 
Cin şişeden çıkınca… 
Güney seçimleri ve çözüm 
Molozlarla iç içe yaşamak 
Ada Kronikleri: Demokrat Zihniyet için! 
Gündelik propaganda ve çözüm!  
Mevzu: Annan Referandumunun ertesi günü! 
Global Trendler ve YÖDAK  
CIA’nin Projeksiyonları ve Mehmet Diana… 
Üniversiteler ve “Kurumsallaşma”  
Ada’nın Gizli Kalmış Girişimcisi: Mehmet Diana 
“Güven Erozyonu” siyasetin kaderi mi? 
Yeni toplumsal dinamikleri anlamak 
Doğarken ağladı Statüko! 
Üniversite ve Etik! 
Siyaset yeniden şekillenirken!… 
Ekonomi nasıl yönetilmez? 
“Zihniyet Devrimi” ve Taksim Yürüyüşleri 
Akdeniz medeniyet projesi 
CHP halka neden gidemiyor? 
Bu yazıyı profesyonel siyasetçiler okumasın!  
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Neden 70 gün taksim sahasında yürüdüm? 
Antep’ten Kıbrıs’a ve Ortadoğu’ya bakış 
Üniversitelerin kurumsal güvenlik algısı… 
THY Kalkış Zamanlamasında 22’nci 
Dünya Kadınlar Gününe 2 Kala… 
“Bilim diplomasisi” ve küresel yüksek öğrenim 
Siyasetin “Yenisi” ve Toplumun “Temizi”! 
Anastasiadis’e açık mektup 
“Kurucu KKTC Başbakanı” Mustafa Çağatay: Protokol Krizi “Rivayet” mi? 
“Sevgililer Günü”nden üç gün sonra!... 
Federal Çözümde “İnsan” Kaynağı 
Çözüm ve “Garantörlük” tartışmaları 
Toplum olmak ya da olmamak!.. 
İki toplumlu koro ve çözüm! 
Kıbrıs ve Davos 
Oturarak değil; yürüyerek ülkemizi anlamak… 
Cemaatin Travmatik Mottosu: “Dur Bakalım N’olcak?” 
“Cemaati çalan” kılıfını uydurur! 
Halk Odaklı Partilerin 6’ncısı: “Halkın” Partisi!.. 
Reform ve Referandum!... 
Dereboyundaki Kaldırımlar ve Kentlilik 
“Göç” ve “Kimlik”  
Yeni yıla girerken 45’lik CTP… 
“Özrün” en büyüğü zihniyette!... 
“Vekâleten” hayat ve “Şükran Ekonomisi” … 
Statükonun Anası!... 
Mehmet Rıfat Aras: “Birbirinizi adada nasıl ayırt edip öldürdünüz?!” 
Gazetecilik ve promosyon 
Kemal Köse: Bisikletin ruhunu biliyor!... 
“Evkaf’ın Su Meselesine Dönmek”!... 
Cari zihniyetin “Üç hali”!.. 
Enerji, Su ve Yumuşak Güç: Kıbrıs’a olası etkileri… 
“Marjinal” mi dediniz?! 
Suyun derinliğinin farkında mıyız? 
“Cumhurbaşkanı” şapkasını parti başkanı taşırsa! 
Federal hayatı yeşertecek kültür 
“Empati Müzesi”? 
“Akil İnsan”, “Aktif” siyasetçi olursa… 
Bisikletin Filozofu ŞAFURİ: Altay Ayrancıoğlu  
UBP kurultayının arifesinde… 
Korsan Morsan! 
“Barış” suyu, Akıncı ve Çanakkale 
Partiler ve Siyasi Türbülans 
Hayat: Gri’nin Tonlarıdır… 
Ülkemizin geleceğini nasıl kuracağız? 
Sakız Adasından “Baf Sakızı”na….  
“Kıbrıs’ta Barış” bal gibi engellenecektir! 
Yarın Bayram… 
1 Kasım Seçimleri ve “Kıbrıslı Türkler” 
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
Ada Fenomeni “Nisan Yağmuru” ve sosyal medya!  
“Barış” sahici olmaktan geçer… 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
Kuzey Kıbrıs “FailedState” mi? 
“Temiz Toplumu” Nerede Aramalı? 
“Temiz Toplum”, Statü Endişesi ve Prekarya… 
Mağusa yeniden gazi mi oldu? 
UBP nereye gidiyor? 
Önceliklerimize odaklanalım, çözüm ararken kaybolmayalım 
Yaseminlerin Öyküsü Yok?!… 
İnsan Kaçakçılığı ve “ABD Paradoksu” 
Kadın “ticareti” ve insan kaçakçılığı!  
“AKP-CHP Koalisyonu” ve Kıbrıs 
Demokrat Zihniyet! 
Siyaset uzlaşma işidir 
Savaş Hilton ve “Survivor”(*) 
Federal çözüm ve oryantasyon!.. 
Yüksek Öğrenim Platformu 
Siyaset ve “Halüsinasyon” 
Futbol Federasyonu ve YÖDAK 
“Üniversite Adası” olmaya yakın mıyız?  
Sahillere“haraç” barajı kurmayın! 
Türkiye’nin koalisyon seçenekleri ve Kıbrıs  
“Büyük insanlık” ve vicdan 
Federal çözüm felsefesi “ayrımcılığı” bitirir mi? 
Yüksek öğrenime bakış 
Akdeniz Federasyonu 
Türkiye’deki seçimler 
Güven İnşası ve “Redif Ordularının Tasfiyesi” 
Dinamik müzakere süreci 
“Omonia” Büyük Camia 
Bedava yaşıyoruz bedava... 
Klişeleri şiirle yargılamak: “Rumca küstüm, Türkçe kırıldım” 
Değişim! Ama nasıl? 
Giden bir değerin ardından: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Siyasi ekollerin son örneği! 
Annan Referandumu, 11 Yaşında ve “Statüko” 
Seçimin kaderi Pazar’a kaldı! 
Şantekler Kabare ve Bağımsızlık! 
Çözüme Halkın Güveni 
Adaylarda“Demokrasi” Kültürü 
Tepebaşı Spor Kulübü’nde konferans 
“Kurtarıcı” ararken kaybolmak! 
“Varoşha”nın seçimlerde dayanılmaz hafifliği ve çözüm! 
“FederatifSiz” “Çözümcüler”! 
Adayların müzakere stratejisi 
Siyasete damdan düşen federalist: Alpay Durduran! 
Çatlak mozaikte tango!.. 
Kendimizi ADA’yacağımız bir yaşam 
Anketler değerlendirilirse faydası yüksek! 
Kadının adı hâlâ yok 
20 Nisan ve Sonrası!? 
Köpeğinin bedeli kadar konuş! 
Başkanlık sistemine geçmişiz de haberimiz yok! 
Yeni moda köpek sevgisi ve getirdikleri 
Eskisi, yenisi, aynısı ve kendisi 
Yasemin dilinde “Adalılık” ! 
Cumhurbaşkanlığı seçiminde adayların söylemi: O iş “yaş”! 
“Elektrik Yüzü” Görmeyen Köylerimiz Var! 
Çipras’ın Kıbrıs ziyareti: Radikal tavır nerede?  
Adalılık: “Hayatı Maskesiz Yaşamak” 
Siriza kelebek etkisi yaratır mı? 
Üniversitelerin öncüsü ve ilk kadın Cumhurbaşkanı adayı: Dr. Servet Sami Dedeçay 
Anastasiadis’in dili çözüldü! 
KKTC’nin kara kapılarındaki gülen yüzleri! 
Seçimler “Nisan 1955!”te yapılsaydı!... 
23 Asırlık Kent: Gazi Mağusa  
Ekonomik Kriz Önce Ahlakı Vurur! 
“Karikatürün Evliya Çelebisi”: Hüseyin Çakmak 
2014 takvimden düşerken… 
“Çağlayan” parkı Dereboyu’ndan büyüktür! 
Hakikatlerle yüzleşelim!  
“Dışardaki Tavuriler” 
“Vaat-sizlik” seçimi ve algı yönetimi 
“Kıbrıs bir Ada” mıdır? 
“Tramvay”dan önce toplu ulaşım düzeltilmeli! 
Bir “semptom” olarak “popülizm” 
Anayasa Referandumu: “Dersini Almış da Yapıyor Ezber!” 
Siyaset ve “Himaye”!